

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle hazırlanmaktadır.
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
Prof. Dr. Mine Durusu Tanrıöver
Sağlıklı bir birey olma yolundaki hikayemiz nerede ve ne zaman başlar? Dünyaya gözümüzü açtığımızda mı, anne rahmine düştüğümüzde mi? Yoksa çok daha gerilerde mi aradığımız izler? Bize aktarılan genler, bizim kalıtsal alınyazımız elbette. Peki ya çevremizde olup bitenler? Kendi seçimimiz olmayan davranışlar ve hiç maruz kalmadığımız çevresel faktörler de alınyazımızı ve sağlıklı bir birey olma yolundaki çabalarımızı etkileyebilir mi?
Son yıllarda genetik bilimi sayesinde yaşamı ve hastalıkları daha iyi anlamamızı sağlayan epigenetik kalıtım bize şunu söylüyor: çevresel etkenler genlerimizi değiştirmeden de onların nasıl çalışacağını değiştirebilir. Yani, maruz kaldığımız stres, toksinler ve kirleticiler, uç sıcaklıklar, soluduğumuz hava, yediğimiz gıdalar ya da maruz kaldığımız kıtlık, DNA olarak adlandırılan kalıtsal kodlarımızın üzerine kimyasal işaretler ekler. Ve bizler bu işaretleri çocuklarımıza ve onların çocuklarına aktarabiliriz. Sağlık ve hastalığın gelişimsel kökenlerine baktığımızda, hikâyenin ilk sayfasının en az büyükanne ve büyükbabalarımıza kadar gittiğini görüyoruz. Yani, doğrudan maruz kalmadığımız pek çok çevresel etken şu anda bizim bağışıklık sistemimizde, metabolizmamızda, stres yanıtımızda ve çocukluk dönemindeki gelişimimizde biyolojik izler bırakmış olabilir. Bu açıdan baktığımızda, giderek ısınan bir gezegende bugün bizim maruz kaldığımız sıcak hava dalgalarının, hava kirliliğinin, yetersiz ve sağlıksız besinlerin, su kıtlığının, enfeksiyonların ve kronik psikososyal stresin bizden sonraki en az iki neslin de sağlığını etkileyeceğini söylemek yanlış olmaz. Birkaç örnekle açıklayalım.
Hava kalitesi, küresel ölçekte gezegenimizin iklimi ve ekosistemleriyle yakından ilişkili. Fosil yakıtların yakılması gibi hava kirliliğine yol açan birçok etken aynı zamanda sera gazı emisyonlarının da kaynaklarıdır. Özellikle ince partiküllü madde olarak adlandırılan kirleticilerin solunum ve kalp sağlığını doğrudan etkilemenin yanında bilişsel ve davranışsal etkiler ile de ilişkili olduğu gösterildi. Hollanda’da 10-12 yaşlarındaki çocukların yaklaşık 15 yıl boyunca izlendiği bir çalışmada daha yüksek partiküllü maddeye maruziyetin daha fazla otizm spektrum bozukluğu ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu semptomu ile ilişkili olduğu gösterilmişti.
İspanya’da yapılan bir çalışmada ise gebeliği sırasında hava kirliliğine maruz kalan annelerin bebeklerinde beyin gelişiminin olumsuz etkilendiği gösterildi. Üstelik de maruz kalınan siyah karbon ve ince partiküllü madde düzeyleriyle düşük bilişsel performans arasındaki ilişkinin erkek bebeklerde kız bebeklere kıyasla daha belirgin olduğu saptandı. Solunan bu kirleticilerin plasentayı geçerek fetüste sistemik bir inflamasyona ve oksidatif strese yol açtığı ve bunun da beynin sağlıklı gelişimini engellediği düşünülmekte. Peki daha da geriye gidelim mi? Büyükannenizin soluduğu hava sizin beyin gelişiminizi etkiliyor olabilir mi? Bununla ilgili yakın zamanlı bir çalışma, büyükannenin gebeliği sırasında maruz kaldığı ince partiküllü madde düzeyinin (annenin gebeliğindeki maruziyete göre düzeltilmiş bir modelde) torununda otizm spektrum bozukluğu riskinde artışla ilişkili olduğunu gösterdi.
İklim krizinin sağlığımız üzerindeki etkilerini en çok hissettiğimiz bir başka değişim de artan sıcaklıklar. Gebeliği sırasında daha yüksek sıcaklıklara ve sıcak hava dalgalarına maruz kalan annelerin erken doğum yapma, bebeğin ise doğumsal anomaliler ve düşük doğum ağırlığıyla doğma olasılığının arttığına dair veriler bulunuyor. Çocukların ise sıcak havalara çok duyarlı olduğu ve böbrek sorunları, erken yaşta kardiyometabolik hastalıklar ve daha sık astım alevlenmeleri gibi sağlık sorunları yaşadıkları biliniyor. Sıklığı ve şiddeti artan iklim ilişkili afetler ise yaralanma ve ölüm, enfeksiyon hastalıkları, toksik maddelere maruziyetin artması, posttravmatik stres bozukluğu, beslenme bozuklukları gibi tıbbi sorunlara yol açarken ailelerin parçalanması ve çocukların bakım verenlerden ayrılması gibi sosyal sonuçlar da doğuruyor.
Görünen o ki, sağlıklı nesiller yetiştirmenin giderek zorlaştığı bir gezegende yaşıyoruz. Oysa ki çocukların en iyi düzeyde gelişimi istikrarlı aileler, kalkınmış ve refah içindeki topluluklar ve güvenli bir gezegende gerçekleşir. Bu nedenle, iklim eyleminin pek çok yapı taşı çocukların sağlıklı gelişimine de doğrudan hizmet etmektedir:
Astım, obezite, bilişsel ve nörogelişimsel bozukluklar dahil pek çok çocuk sağlığı sorunu iklim eyleminden fayda görebilir
Fosil yakıtlardan çıkış hava kirliliğini azaltarak 5 astım vakasından 1’ini önleyebilir
Okullara güvenli aktif ulaşımın sağlanması sağlığı geliştirir ve çocukların doğayla bağ kurmasına yardımcı olur
Özellikle işlenmiş etin sınırlandırıldığı bitki temelli beslenme düzeni sera gazı salımını azaltırken sağlığın korunmasına katkı yapar
Kentsel yeşil altyapı enerji tüketimini azaltır, hava kalitesini artırır ve çocukların bütüncül iyilik halini geliştirir
İklim krizi ve ekosistemdeki çöküşe karşı gezegensel sağlığı savunmak ve korumak için çok önemli bir nedenimiz daha var: bizden sonraki nesillere olumlu biyolojik izler bırakmak. Ve bunun için de hep söylediğimiz gibi kaybedecek zamanımız yok, #birgünartıkbugün.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
El Niño’nun Gölgesinde Bir Türkiye Sınavı, Gezegen Isınırken Büyüyen Nesiller, Küresel Isınma ve Kış Olimpiyatları, Atıktan Sanata, İlham Veren Sürdürülebilir Girişimler, Kehribarın Öyküsü ve çok daha fazlası...
13 Şub 2026

YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR
Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj
01 Tem 2026







