GİYSİLERİN YOLCULUĞU (II)

Üretim fazlası eşittir soru işareti.
GİYSİLERİN YOLCULUĞU (II)

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Tüketimdeki artış, üretimdeki artış ve buna bağlı yaratılan ekonomi, moda döngüsünün bir parçası. Peki ihtiyaçtan fazla üretimler, ikinci kalite kıyafetler ve bunların yönetimi bu döngünün neresinde? Bu uygulamanın etik olup olmaması gündem sorularından bir tanesi. İkinci el kıyafet ithalatı ve ihracatı ciddi bir gelir ancak bu sosyal olarak haklı bir uygulama mı? Bu sorular modada çevre ve sürdürülebilirlik kaygıları üzerinden ortaya çıkan birçok sorudan birkaçı sadece. Hızlı moda dünyasında ömrü tükenmiş giysilerin yeniden kullanılmak üzere gelişmekte olan ülkelere ihracatı, sistemin kurduğu geri dönüşüm endüstrisinin önemli alanlarından biri.  

En baştan: Başa dönelim; hızlı moda sisteminde uygun fiyatlı ürünler genel olarak “Üçüncü Dünya" ülkelerinde üretiliyor, mağazalarda yerini alıyor fakat satılmadıkları takdirde bir sezon sonra tekrar yola çıkıyor ve başka ülkelerde şanslarını denemek ve satılmak üzere pazarlarda yerini alıyor. 

Belirsiz akıbet: BM rakamlarına göre Birleşik Krallık, ABD'den sonra en büyük ikinci kullanılmış giysi ihracatçısı. 2013 yılında denizaşırı ülkelere gönderilen giysilerin 351 bin tondan fazla olduğu açıklandı. En çok tercih edilen yerler Afrika, Polonya, Pakistan ve Ukrayna. Kullanılmış giysi ticaretinin getirisi yılda 4 milyar doları aşıyor ancak bu sosyal olarak haklı bir uygulama mı tartışmaları ve farklı görüşler ortada. Kullanılan toplam tekstil miktarıyla atılan ve ihraç edilenler arasında boşluklar var. Kısaca ikinci elciler tarafından toplanan tekstil ürünlerinin yarısından fazlası ihraç ediliyor ancak ihraç edilen ikinci el tekstil ürünlerinin akışı iyi bilinmiyor. 

Oxfam organizasyonun araştırmasına göre ABD ve Birleşik Krallık başta olmak üzere kullanılmış giysiler hayır kurumlarına bağışlandıklarında, dış pazarlara gireceğini fark etmeyebiliyorlar. ABD'den sonra en yüksek ikinci el giysi bağışı yapan Birleşik Krallık, ülkede satılan ikinci el kıyafetlerin yalnızca %10-%30'unu görüyor. Charity Retail UK, mağazalardan satılmayan giysilerin çoğu zaman tekstil tüccarlarına satıldığını söylüyor.

Destek mi köstek mi? Andrew Brooks, Clothing Poverty adlı kitabında Batı'dan eski kıyafet akışının ve Doğu Asya'dan ucuz, yeni giysilerin bulunmasının birçok ülkede yerel tekstil endüstrileri üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olduğunu savunuyor. Bunun özellikle küresel olarak bağışlanan giysilerin üçte birinin satıldığı Afrika'da geçerli olduğunu söylüyor. 1980'lerden ve 1990' lardan bu yana kullanılmış giysiler Kenya, Mozambik, Nijerya, Ruanda, Senegal, Svaziland, Tanzanya, Zambiya ve Zimbabve'de önemli bir pazar payı kazanmış. Araştırmasına göre Uganda'da ikinci el giysiler artık tüm giyim satın alımlarının %81'ini oluşturuyor. Aslında bu döngü, ülkelerin kendi ekonomilerini geliştirmeleri üzerinde negatif etkiler yaratabiliyor. Şöyle ki “gelişmiş ülkelerden” ucuz kullanılmış giysi ithalatı nedeniyle yerel hazır giyim endüstrilerinin zarar görüp görmediğine ilişkin soru işaretleri var

Her ne kadar bu giysilerin seyahat hâlinde olması yolculukları sırasında çevreye salınan karbon ayak izini arttırmaya devam etse de ikinci el giysi ticareti giysilerin çöp depolama alanlarına gitmesini engellemek amacıyla yapılan girişimlerden bir tanesi. Kıyafetleri çöp kutusundan uzak tutmak için fırsatlar aramak önemli bir adım. Günün sonunda durum aşırı üretim ve tüketimden kaynaklandığı için tüm bu işlemlere gerek kalmadan alınacak önlemler daha az tüketmek ve ihtiyacımız olmayanı almamaktan geçiyor. Çünkü diğer türlü “kaş yaparken göz çıkarmaya” benzer bir durumla ve ikilemle karşı karşıya kalınıyor. İşin özünü, tüketici ve üretici olarak büyük resmi görmek: Az üretmek ve at tüketmek; işte zincirin en önemli ve kırılgan noktaları. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

ANGST 13: İHTİYACIN VAR MI?

Varsa "neye" ihtiyacın var? Neden var? Dolaptakine ne oldu? Dolaptakine ne olacak?

24 Oca 2021

ANGST 13: İHTİYACIN VAR MI?

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Barajlar yıkılıyor: Avrupa’da 25 bin kilometrelik nehir birleştirme seferberliği

Doğal yapıyı parçalayan ve bozan Avrupa nehirleri üzerindeki 1,2 milyondan fazla baraj, bent ve menfez kaldırılıyor. Bariyerlerin kaldırılmasıyla yeniden birbirine bağlanan 3 bin 740 kilometrelik Avrupa nehirleri, AB’nin “2030’a kadar 25 bin kilometrelik nehri doğal hâline döndürme” hedefine bir adım daha yaklaştırıyor. Şu ana kadar 603 bariyer kaldırılırken Tuna ve Ren gibi büyük nehirlerdeki su seviyelerinin azalması Avrupa ekonomilerini zorluyor.

Pelin Cengiz

·

01 Eyl 2026

Barajlar yıkılıyor: Avrupa’da 25 bin kilometrelik nehir birleştirme seferberliği
AngstAngst

HİKAYE

Hakikatimsilik pandemisi: Güvenmeden yaşayabilir miyiz?

Hakikat ölmedi, insan var oldukça da öl(e)mez. Sorun, hatta sorunsal, daha tekinsiz: Hakikate benzeyen şeyler hızla çoğalıp yayılıyor; hakiki olanla olmayan arasındaki sınır giderek bulanıklaşıyor. Peki kurumlara güvenin her geçen gün aşındığı bir dünyada hakikatimsilik salgınının çözümünü tek tek insanların omzuna yüklemek ne kadar gerçekçi?

Metin V. Bayrak

·

29 Ağu 2026

Hakikatimsilik pandemisi: Güvenmeden yaşayabilir miyiz?
AngstAngst

HİKAYE

Zincirleme afetler çağı: Nepal'deki felaket bize ne anlatıyor?

Nepal'de 26 Ağustos sabahı yaşanan felaket, ilk bakışta şiddetli yağış kaynaklı bir sel gibi göründü. Bilimsel bulgular ise buz, kaya, su ve iklim sistemlerinin birbirini tetiklediği zincirleme bir afete işaret ediyor. Nepal ve Tibet tarafında 600'ü aşkın kişi hayatını kaybetti, binlerce kişiden haber alınamıyor. Üstelik bu yalnızca Himalayalar'a özgü istisnai bir durum da olmayabilir.

Pelin Cengiz

·

29 Ağu 2026

Zincirleme afetler çağı: Nepal'deki felaket bize ne anlatıyor?
AngstAngst

HİKAYE

Kiminle, nerede, ne zaman, nasıl: Karşılaşmalarımızı kim tasarlıyor?

Bir zamanlar hayatın akışı içinde kendiliğinden gerçekleşen karşılaşmalar giderek programlanan, paketlenen ve satın alınan hizmetlere dönüşüyor. Kiminle, nerede ve nasıl karşılaşacağımızı belirleyen sosyal altyapılar artık teknoloji şirketleri, hospitality sektörü ve üyelik sistemleri tarafından şekillendiriliyor. Peki daha pürüzsüz bir sosyal yaşam uğruna farklı olanla karşılaşma ihtimalinden tümden vazgeçiyor olabilir miyiz?

Elif Bayram

·

25 Ağu 2026

Kiminle, nerede, ne zaman, nasıl: Karşılaşmalarımızı kim tasarlıyor?
AngstAngst

HİKAYE

Ara beni lütfen: İletişimin dikenli gül bahçesinden yapay çime nasıl geçtik?

Bir zamanlar birbirimizin sesini duymak için telefon açıyorduk; şimdi aramadan önce mesaj atıyor, sesli mesajlarımızı telefona dikte ettiriyor, mesajı anlamayınca yapay zekaya soruyor, cevabı da ona yazdırıyoruz. İletişim hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay hâle gelirken birbirimizi dinlemek külfete dönüşüyor; arada da makineler bizi dinliyormuş gibi yapmayı öğreniyor.

Sinem Dönmez

·

22 Ağu 2026

Ara beni lütfen: İletişimin dikenli gül bahçesinden yapay çime nasıl geçtik?