GÜZEL, İYİ MİDİR?

Seçilmiş birkaç kişinin olduğu bir gruba dâhil olma arzusu… Kulağa tehlikeli gelmiyor mu?
GÜZEL, İYİ MİDİR?

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

“Güzellik”, Antik Yunan’dan bugüne kavramsallaştırılarak üzerine düşünülmüş, tartışılmış, ince ince örülmüş zengin bir literatüre sahip. Biçim mi ve içerik mi güzeli güzel kılar tartışması şöyle dursun. Güzellik haz mıdır, uyum mudur; güzellik şeylerin kendinde midir bakanın bakışında mı tartışmaları da… Nitekim boyum yetmez. Fakat Platon’dan esinlenerek ve onu biraz da bağlamından sıyırarak “güzel, iyidir”i aklınızda tartışmaya açmak isterim.

Platon Devlet'te, şiirden -sanattan- bahsederken güzel olanın aynı zamanda iyi olan olduğunu söyler. Güzelin iyiyle olan ilişkisi, bugün pek çok yönüyle süregeldiğine inandığım bakışımızın milattan önce 500’lere kadar dayandığını Platon’la fark etmiş ve bunca eskiye gidişinden neredeyse endişe etmiştim.

Platon
ANGST 12 

Disney prenseslerinin güzelliğini bilirsiniz: İyiler sıklıkla masalsı ve saf güzelliktedir, çirkinlerse “cadı” gibi, “canavarca”, kusurlu (yüzde yaralar, çeşitli sakatlıklar…) temsil edilir. Masalsı güzellik derken; elbette çoğunlukla Batı’nın (Avrupa ve ABD) estetik anlayışını temel alan masallar bu görerek büyüdüklerimiz. Her ne kadar Batı’nın “güzel”i (kadında: feminen, ince, uzun bir figür, kılsız beden, simetrik bir yüz, dolgun dudaklar, ufak ve düzgün bir burun… / Erkekte: maskülen, kaslı, uzun bir figür, kuvvetli hatlara sahip bir çene yapısı…) bugünkü baskın konumuna gerek fiziki işgaller ve uyguladığı politikalarla; gerek dünyanın dört bir yanında dil, medya ve çeşitli kurumlar aracılığıyla kurduğu hegemonyayla gelmiş olsa da güzellik algısının yine de zaman içinde kültürden kültüre değiştiğini biliyoruz.

Örneğin, bugün gittiğinizde, Avrupa ve ABD'den daha çok Avrupalı ve ABD'lileri bir arada görebileceğiniz, Batı için “egzotik” ve güzel kadınlarıyla ünlenmiş Tayland bir zamanlar, eski ismi Siyam’ken; ilk kayıtlara göre Avrupalı birtakım yetkililerin Siyam kadınları hakkındaki notları “korkunç derecede çirkin” oldukları, “kadın ve erkeklerin birbirine çok benzediği için neredeyse ayırt edilemedikleri”, “kıllı ve dişleri dökük” olduğu yönünde.

Siyam’ın modernizasyon sürecine girmesiyle Batı’nın kılık kıyafet politikalarına ve güzellik anlayışından etkilenmeleri de uzun sürmemiş ve bugün Dior’larla bezeli, kaşları alınmış, dişleri düzgün, beyaz erkek bakışına hazır “egzotik” kadın stereoptipinin dönüşümü başlamış oldu. 

Güzellik; toplumsal olarak şekillenmiş, dinamik bir olgu olarak görülmek yerine tamamen doğuştan gelen, biyolojik bir gerçeklikmiş gibi bakıldığında problematik bir hâl alıyor. Örneğin moda dergilerindeki, medyadaki “güzel” bireylerin arkasındaki styling, saç, makyaj, ışık, kamera ekiplerini ya da kişinin geçirdiği işlemleri tamamen görünmez kılarak bir güzellik illüzyonu yaratılıyor ve izleyicinin yahut okuyucununsa bunu arzulaması ve satın alması bekleniyor.

Bir diğer ciddi sorun bu “şansa” sahip kişilerin otomatik olarak diğerlerinden üstün bir pozisyonda konumlandırılıyor oluşu. Doğuştan gelen özellikleri dolayısıyla diğerlerinden üstün olduğu iddia edilen (veya öyle davranılan), seçilmiş birkaç kişinin olduğu bir gruba dâhil olma arzusu… Kulağa tehlikeli gelmiyor mu?

Tesadüf olmasa gerek ki sanatla da epey haşır neşir olmuş Naziler’in, ideolojilerinin bir parçası olarak faşist estetik anlayışları da saf ve güzeli üstün tutuyordu. Çingeneleri, sakatları, Yahudileri, eşcinselleri ve kendi normlarına uymayan tüm var oluşları yok ederken güzelliği ve saflığı üstün tutmak… Bugüne bakarken de kulağa tehlikeli gelmiyor mu?

Bana öyle geliyor ki daha çok çingene, cadı ya da idealize edilmemiş güzelliklerle, kusurlarla, sıradanlıklarla dolu; yerel halkların kültürlerini de duyumsayabildiğimiz; hiyerarşileri yıkıp birlikte var olabilen masallara ihtiyacımız var.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

ANGST 12: GÜZEL İYİ MİDİR?

Seçilmiş birkaç kişinin olduğu bir gruba dâhil olma arzusu, kulağa tehlikeli gelmiyor mu?

17 Oca 2021

ANGST 12: GÜZEL İYİ MİDİR?

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Ölümcül körlük #2 | O muayen günler: Regl tabuları kadınlara neye mâl oluyor?

Dünyada her ay 2 milyardan fazla kadın regl oluyor. Bu durum kadın fizyolojisinin doğal bir parçası olsa da tıp literatüründe en az araştırılan konulardan biri. Bu görmezden gelme hâli, milyonlarca kadının güvenli hijyen koşullarına, hijyenik ürünlere ve doğru bilgiye erişemediği daha geniş bir tablonun parçası. "Ölümcül körlük" yazı dizisinin ikinci bölümünde regl tabusunun hastalıkların teşhisini geciktirmekten okulda ve işyerinde ayrımcılığa uzanan görünmez sonuçlarını kadınların tanıklıklarıyla ele alıyoruz.

Ayça Örer

·

13 Eyl 2026

Ölümcül körlük #2 | O muayen günler: Regl tabuları kadınlara neye mâl oluyor?
AngstAngst

HİKAYE

Reformdan önce perspektifi değiştirmek: Bir okul ne zaman gerçekten açılır?

Müfredatı, sınav sistemini, okul yapılarını ve öğretim araçlarını sürekli reformlardan geçiriyoruz. Fakat eğitimde karşılaştığımız hemen her güçlüğü yine okulun içinden, okulun dili ve araçlarıyla çözmeye çalışıyoruz. Oysa reformdan önce okula hangi gözle baktığımızı, öğrenmeyi neden okulla özdeşleştirdiğimizi ve çocuğu bir özne olarak görüp görmediğimizi sorgulamak gerekiyor.

Metin V. Bayrak

·

13 Eyl 2026

Reformdan önce perspektifi değiştirmek: Bir okul ne zaman gerçekten açılır?
AngstAngst

HİKAYE

Son 40 yılın en güçlü El Niño alarmı: Pasifik ısınıyor, dünya yeniden şekilleniyor

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün son raporuna göre El Niño fenomeni, gelecek aylarda yağış ve sıcaklık düzenlerinde büyük etkiler yaratacak; sel, kuraklık ve aşırı sıcaklık riskleri artarak ortaya çıkacak. “Son 40 yılın en güçlü El Niño’su” olabileceği belirtilen bu durum için dünya genelinde olağanüstü hazırlık çağrıları yapılıyor.

Pelin Cengiz

·

09 Eyl 2026

Son 40 yılın en güçlü El Niño alarmı: Pasifik ısınıyor, dünya yeniden şekilleniyor
AngstAngst

HİKAYE

Bugünün konforu, yarının ızdırabı: Beş dakikada çözülebilecek konuları konuşmayı neden erteliyoruz?

Bazen birini o an biraz tedirgin etmek ya da yüzleşmekten çekindiği bir gerçeği sakince paylaşmak, uzun vadede hem ona hem de ilişkiye sunulabilecek en içten ve yapıcı katkı oluyor. Belki de esas mesele, ne patavatsızca her şeyi ortaya dökmek ne de çekinip sessizliğe gömülmek… Nezaket görüntüsü altında kendi rahatımızı mı, yoksa karşı tarafın ve ilişkinin gerçek gelişimini mi düşündüğümüzü kendimize dürüstçe itiraf edebilmemiz gerekiyor.

Cem Arıdağ

·

06 Eyl 2026

Bugünün konforu, yarının ızdırabı: Beş dakikada çözülebilecek konuları konuşmayı neden erteliyoruz?
AngstAngst

HİKAYE

Ölümcül körlük: Kadınlar neden daha geç ve yanlış teşhis alıyor?

Tıp, uzun yıllar erkek bedenini temel alarak araştırdı, hastalıkları tanımladı ve teşhis kriterleri geliştirdi. Bunun sonucun ise kadınların özellikle bazı hastalıklarda daha geç veya yanlış teşhis alması, tedaviye erişimde eşitsizlik ve yalnızca kadınları etkileyen sağlık sorunlarının yeterince araştırılmaması oldu. "Ölümcül Körlük" dizisinin ilk yazısı, tıbbın cinsiyet körlüğünün nasıl oluştuğunu ve bunun kadın sağlığı üzerindeki sonuçlarını inceliyor.

Ayça Örer

·

06 Eyl 2026

Ölümcül körlük: Kadınlar neden daha geç ve yanlış teşhis alıyor?