Hayal Edilen Dünyanın Gerçek Olduğu Yer: Biophilia


Jam Session sahnesi geri dönüyor: #RuhunuDinle
Geçtiğimiz yıl çok değil, bu zamanlardan birkaç ay önce yaz mevsimini, gidilecek tatilleri planlıyor, festivalleri takip ediyor; sezonda kaçırılmayacak konserleri takvimlerimize işliyorduk. Şu günlerde karıştırdığımız sosyal medya…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Herhangi bir şeyi dış görünüşüyle değerlendirmenin sığ olduğu, zarfa değil mazrufa bakmanın gerektiği konusunda teoride hepimiz hemfikir olsak da özellikle kaset, cd ve plak gibi fiziksel müzik ürünlerini satın alırken, sırf kapağı ilgimizi çektiği için elimizin gittiği albümler olmuştur. Hatta o kapaklar sayesinde belki tanışmayacağımız ya da tanışmamızın zaman alacağı sanatçıları bulmuşuzdur. Bazen de sevdiğimiz müzisyenler iç dünyalarına, şarkıların anlamlarına, ilham kaynaklarına giden ekmek kırıntıları yerleştirmiştir kapaklara. Björk gibi müziğini çevreleyen her detaya müziğin kendisi kadar özen gösteren sanatçılar da içinde kaybolabileceğimiz bütün bir evren yaratabilir. 2011’de yayımlanan Biophilia, bunun iyi bir örneği.

Kaynak: M/M Paris
Şarkıların geleneksel albüm formatının yanı sıra, bir multimedya projesinde sunulduğu Biophilia, ilk “app albüm” olarak biliniyor. 10 şarkı için oluşturulan 10 iPad uygulamasını birbirine bağlayan, Scott Snibble’ın tasarladığı “ana uygulama” açıldığında, David Attenborough’nun sesi, kullanıcıya uygulamayla ilgili bilgi veriyor. Her uygulamanın içinde, şarkılar hem ses dosyası hem üzerine karaoke yapmayı mümkün kılan, vokalsiz bir versiyon hem de nota olarak bulunuyor. Stephen Malinowski’nin her şarkıya özel oluşturduğu animasyonlara ve şarkı sözlerine de uygulama içinden ulaşılabiliyor. Kullanıcılar, uygulamaların içine yerleştirilmiş küçük oyunlarla bazı şarkıları modifiye edebiliyor. Uygulamaların bütününde, albüm tasarımında olduğu gibi, doğa ve müzik arasında, uzay cisimleri ve enstrümanlar arasında paralellikler kurulmuş. Björk, kırmızı ve kabarık saçlarıyla kozmik bir müzik öğretmeni olarak, yaratılan bu evrenin merkezinde duruyor. Biophilia aynı zamanda MoMa’nın koleksiyonundaki ilk uygulama.
Biophilia’nın evreni, 1999’dan beri sanatçıyla çalışan M/M Paris ajansı tarafından tasarlanmış. Mathias Augustyniak ve Michael Amzalag ikilisi, Björk’ün birisiyle iş birliği yapabileceğini hissettiğinde, onu kendisi olması için rahat bıraktığını ve içindeki cevheri ortaya çıkardığını söylüyor. Ajans için bir müşteri değil, iş birliği yapılan bir sanatçı olan Björk, yaratıcı ekiple sürekli diyalog içinde olarak, sürecin her aşamasında yer alıyor. Augustyniak, Björk’le Biophilia için yarattıkları dünyanın, kendisi için bir açıdan korkutucu olduğunu itiraf ediyor; “Baş döndürücü… Bir kara delik gibi. Başka hiçbir müzisyenle bu kadar ileri gidemezdik. Yaratıcılık açısından o kadar zorlu ki her defasında ‘Nasıl bu kadar cesur bir iş üretebilirim?’ diye soruyorsunuz. Sanat dünyasının gücü, var olmadığını düşündüğünüz yeni bir dünya hayal edebilmekten geliyor. Ama sonunda o dünya, gerçek dünyayı etkiliyor.” M/M Paris’in hayal ettiği dünya, gerçek dünyayı etkiledi ve ikili, Biophilia ile En İyi Albüm Tasarımı dalında Grammy kazandı.

Kaynak: Hypebeast
İlk iPad’in piyasaya çıkışından sadece bir yıl sonra, albümünü iPad uygulaması olarak yayımlayacak kadar cesur olan Björk, Biophilia’nın sınırlı sayıda üretilen koleksiyon setleriyle de heyecan yaratıyordu. Belirli bir süre, sipariş üzerine üretilen Biophilia Ultimate Art Edition’ın ahşap kutusunun içinde albümün kendisi, bir bonus CD, 48 sayfalık bir Biophilia kitabı ve her biri albümdeki farklı bir şarkının tonuna ayarlanmış, renkli diyapozonlar bulunuyordu.
Björk, Biophilia’yı takip eden Vulnicura ve Utopia albümlerinde, yeni sesleri olduğu kadar tasarım temelli yeni ifadeleri de benimsemeye devam etti. Teknolojinin sunduğu tüm olanaklardan, müziğinin farklı biçimlerde deneyimlenmesi için faydalandı. Konserlerinde Tesla bobinlerini enstrüman olarak kullanan bir sanatçıdan da bu beklenirdi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Amacı kendinden büyük olanlar, düşlediği dünyayı yaratanlar, çeşitliliği kucaklayanlar, hayalle gerçek arasındaki gürültüyü bastırabilenler; bir kere daha: İyi ki varsınız.
19 Mar 2021

YAZARLAR

Artemis Günebakanlı
Duende müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ramize Erer’in "Séparation" sergisi, Paris’in tarihî atmosferini günümüze taşıyan Hôtel Langlois’nın 44 numaralı odasında sanatseverlerle buluştu. Ramize Erer ve küratör Nazlı Pektaş’la resimlerdeki hüznü, geçiciliği ve mekanın sergiye kattıklarını konuştuk.

1961’den itibaren Almanya’ya giden işçiler, oy kullanmak için beklediler ama siyaset yapmak için sandığı beklemediler. Nermin Abadan-Unat, Gündüz Vassaf, Ayhan Kaya, Fatma Aydemir ve Ece Temelkuran’ın kitaplarının izinde, Ford grevinden Cem Özdemir’in eyalet başbakanlığına, vatandaşlık reformlarından AfD’nin yükselişine uzanan altmış beş yılı okuyoruz. Aynı sorular hâlâ gündemde: Kim “Alman”? Neresi “vatan”?

Zamanın sevgi ve acının mekanı olduğunu söylüyor Ursula K. Le Guin. Bilge Karasu ise o ölümün adını anmadan yazdığı değiniler, öyküler ve masallardan oluşan tuhaflıklar kitabı "Göçmüş Kediler Bahçesi"nde birkaç kez kaçınılmaz olana dair uyarıyor bizi: "Kedinizi bir insanı sever gibi sevmeye çalışmayın!" Benimse diyeceğim şu: Kaç insan kendisini bir kedi gibi sevdirmeyi başarabilmiş ki!

İlkay Şencan, yeni EP’si “Origin”de çocukluğunun müzikal hafızasını elektronik müzikle buluşturuyor. Şencan ile biraraya geldik ve kariyerinin başlangıcından uluslararası başarıya, DJ kabinindeki seyirci beklentilerinden müzik sektöründeki network ilişkilerine uzanan pek çok konuyu konuştuk.

Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.




