Hayatın peşinden giden sesler: Joseph Shabason

Toronto merkezli saksafoncu Joseph Shabason'un geçirgen ve şeffaf müziğiyle yakınlaşma zamanı
Hayatın peşinden giden sesler: Joseph Shabason

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Uzun bir süre hafızamla ilgili şüphelerim oldu. Sevdiğim filmlerin, müziklerin, sözlerin aklımda kalması, hafızamda yer etmesiyle ilgili hep boşluklar oluştu. Zamanla anladım ki hayatıma dâhil edip hiç unutmadığım şeyler, ya duygusal bir bağlamla içselleşti ya da hikâyesel bir örgüyle bütünün parçaları oldu. Saksafoncu ve besteci Joseph Shabason’u daha yakından tanıdıkça ardı ardına karşınıza çıkan hikâyeler peşinden gidilecek cinsten. En azından benim için öyle oldu. Müziğiyle kalplere ve zihinlere girerek içe dönük deneyimler yaşatan Joseph Shabason’un Broken Hearted Kota şarkısıyla başladığım yolculuğa sizi de davet etmek istedim.

Varoluşsal sıkıntılar: Caz piyanisti bir babanın Afro-Küba müzik zevki eşliğinde büyüyen Joseph Shabason’un eline aldığı ilk enstrüman gitar oldu. Daha sonra hâlen devam eden Humber College Community Music programına katıldı ve 11 yaşında saksafon öğrenmeye başladı. Saksafon, 20’li yaşlarının başında enstrümanla varoluşsal sıkıntılar yaşayana kadar ve kendini tamamen caz müzikten uzaklaştırana kadar Shabason’un hayatında kaldı. "Asla isteyerek pratik yapmadım.” diyen Shabason, uzun bir süre faturalarını ödemek için çıktığı konserler dışında saksafonu eline dahi almadı. Ta ki 2010 yılında Destroyer grubuyla birlikte çalmaya başlayana kadar. Farklı müzik formlarını deneyimleyen Shabason, bu sayede enstrümanla olan ilişkisini de sorgulama fırsatı yakaladı.

Joseph Shabason
Joseph Shabason

Dokusal müzik: Saksafonundan ayrı kaldığı dönemde hayatına Yamaha DX7 ve Roland JX-3P synthsizer’larını ekleyen Joseph Shabason, zamanla kendini müzikle ifade etmeye başladı. Enstrüman çalma keskinliğini bir kenara bırakınca hayatındaki izlerin peşine düştü. Bu değişim ilk olarak davulcu Kieran Adams'la birlikte kurduğu DIANA isimli synth-pop projesini doğurdu. Ardından Terry Riley, Gigi Masin, Masabumi Kikuchi, Midori Takada, Jon Hassell gibi müzisyenlerin ona aşıladığı dokusal müzik sayesinde bireysel çalışmalara yöneldi.

İlk albüm: 20’li yaşlarının tamamını müzikal sorgulamalarla geçiren Joseph Shabason, ambient müzik ve minimalizm tutkusu sayesinde kendi yolunu açmayı başardı. Brian Eno’nun iyi müziğin göz ardı edilebileceği sözüyle önünü aydınlatan Shabason, bu sayede 2017 yılının en iddialı deneysel albümlerinden biri olan Aytche’yi kaydetti. Merkezine Nazi Almanyası’nın Yahudi Soykırımı’ndan kurtulmayı başaran büyükanne ve büyükbabasının yaşanmışlıklarını alan albüm, Shabason için geçirkenliğin ve dürüstlüğün sembolü oldu.

Bir hastalığın ardından: Aytche albümünün açtığı kapıdan geçtikten sonra Joseph Shabason için geri dönüş mümkün değildi. Nitekim öyle de oldu. Parkinson’a yakalanan annesiyle yaptığı dejeneratif hastalık deneyimlerine dayanan röportaj, Shabason’un bir sonraki albümüne ilham verdi. Yeni albümü Parkinson hakkında konuşmak için bir platform olarak kullanmak isteyen Shabason, annesiyle olan sohbetini müzikal olarak yorumlamayı, onu şarkıların çatlaklarına yerleştirmeyi denedi. Shabason, 2018 sonbaharında yayımlanan ve annesinin adı Anne'i taşıyan ikinci albümüyle dokusal müziğine eşsiz bir anlam daha yükledi.

Geçenlerde okuduğum bir kitaptan Douwe Draaisma’ya ait “Her insan içinde, hayat hikâyesinin sürekli yeniden gözden geçirilen bir ham taslağını taşır.” sözünü notlarıma ekledim. Görünen o ki Joseph Shabason, hayat hikâyesini yorumlamanın ve anlamlandırmanın bir yolunu buldu. Onun yaşanmışlıkları arasına kurulan empati köprülerinden geçmek, ben de bambaşka duygular uyandırdı. Umarım ucu size kadar dokunur.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🎭 Tiyatroları çok özledik. Yoksa siz de mi?

Biliyoruz siz de. Bu hafta tiyatroların güncel durumlarına bakıyor, tasarım bienali teması üzerine düşünüyor, sizi yeni yönetmenler ve yeni müzisyenlerle tanıştırıyoruz.

16 Eki 2020

🎭 Tiyatroları çok özledik. Yoksa siz de mi?

YAZARLAR

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Altın Koza'nın ardından: Adana'da neler izledik?

33. Adana Altın Koza Film Festivali’ni, ulusal yarışmanın hayal kırıklıkları, Dünya Sineması’nın güçlü filmleri ve sinemanın sınırlarını sorgulatan tartışmalarıyla ele aldık.

Emre Eminoğlu

·

05 Eki 2026

Altın Koza'nın ardından: Adana'da neler izledik?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Gabriele Esposito ile bedenin görsel hafızası üzerine

Çocuk yaşta başladığı dans eğitiminin ardından İtalya’da profesyonel bir dansçı olarak tanınan Gabriele Esposito, zamanla odağını performansın ötesine taşıyarak bedenin bir görüntüyü nasıl şekillendirdiğine yöneldi. Esposito ile bedenin görsel anlatıdaki rolünü, moda ve koreografi arasındaki ilişkiyi ve hareketin yeni teknolojilerle değişen sınırlarını konuştuk.

Bartu Bıçak

·

05 Eki 2026

Gabriele Esposito ile bedenin görsel hafızası üzerine
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Arabesk yeniden: Gençlerin çalma listelerinde neden kara bulutlar geziniyor?

Spotify verileri arabesk müzik dinlenmelerinin 2020’den bu yana yüzde 435 arttığını gösteriyor. Üstelik bu yükselişin merkezinde gençler var ancak yeni kuşağın bir kısmı, dinlediği müziğin arabesk olduğunun farkında bile değil. Türler arasındaki sınırların silindiği, yalnızlık ve gelecek kaygısının arttığı bir dönemde ana akım Türkçe müzik giderek daha karamsar bir tona bürünüyor.

Eda Solmaz

·

05 Eki 2026

Arabesk yeniden: Gençlerin çalma listelerinde neden kara bulutlar geziniyor?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

'Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar': Bir aile arşivinden dünyaya bakmak

“Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar” başlıklı sergi, 212 Photography Istanbul’un 2026 edisyonunda Erbak ailesinin üç kuşağının seyahat tutkusu ve fotoğraflarını biraraya getiriyor. Nuri Z. Erbak (1914), Mehmet H. Erbak (1950) ve Ceylin Erbak Aytekin’in (1988) dünyanın farklı noktalarında çektiği kareler, 1930’ların Mısır ve Japonya’sından Tibet’e, Antarktika’ya uzanıyor. Bu arşivin nasıl oluştuğunu fotoğrafçı, yazar ve Erbak ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi Ceylin Erbak Aytekin ile konuştuk.

Elif Bayram

·

02 Eki 2026

'Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar': Bir aile arşivinden dünyaya bakmak
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Ela Lee'den 'Ceyda': Kırılınca görünür olanlar

Ela Lee, kendi hayatından izler taşıyan ilk romanı Ceyda’da, dışarıdan kusursuz görünen hayatı bir cinsel saldırının ardından parçalanan Türk-Koreli genç avukat Jade’in hikayesini anlatıyor. Rıza, adalet, göçmenlik, aile, başarı baskısı ve suçluluk duygusu etrafında ilerleyen roman, Jade’in başına gelenlerden çok, yaşadıklarının ardından kendisi ve kurduğu hayatla yeniden yüzleşmesine odaklanıyor.

Şeyma Ye

·

02 Eki 2026

Ela Lee'den 'Ceyda': Kırılınca görünür olanlar