HAYRİYE CADDESİ

Çukurcuma'nın uğrak noktası
HAYRİYE CADDESİ

Mey Diageo - İstanbul - 3 Ekim
Mey Diageo ile birlikte

Kayra’nın Elazığ’daki bereketli bağlarında bağ bozumu heyecanı Elazığ eylül ayı boyunca heyecanlı anlara tanıklık ediyor. Bölgedeki geçmişi 6 bin yılı aşan bağcılık geçmişinin mirası, Kayra’nın Elazığ’daki bereketli bağlarında geleneksel bağ bozumu etkinlikleriyle sürüyor. Mey | Diageo; sektör profesyonellerinin bağ bozumunun yanı sıra, Elazığ’ın yöresel yemeklerini deneyimlemelerini, Hazar Gölü’nde tekne turu yaparak şehrin gastronomi turizmine tanık olmalarını da mümkün kılıyor. Öküzgözü Boğazkere: Biri ismini adeta öküz gözleri kadar iri ve lacivert tanelerinden alan Öküzgözü, diğeri "boğazı keren" zengin burukluğuyla isimlenen Boğazkere; şarapta Doğu Anadolu toprağının gücünü yansıtıyor. Mey|Diageo’nun Elazığ Kayra Şarap Üretim Tesisi, Öküzgözü ve Boğazkere’yi yerinde işleyebilen tek üretim tesisi olarak öne çıkıyor. Bölgenin en özel üzümleri, Mey | Diageo ve Kayra’yla dünya çapında şaraplara dönüşüyor. Mey | Diageo bu üzümlerin hasadının yapıldığı dönemi geleneksel bağ bozumu etkinliğiyle Elazığ’da kutluyor. Kayra Elazığ Şaraphanesi: Atatürk’ün teşvikiyle 1930’larda yapılan şaraplık bölge ve üzüm araştırmaları sonrasında kurulan şaraphanelerden bugün hâlâ üretim yapan yegâne şaraphane olan Elazığ Kayra Şaraphanesi, Mey | Diageo bünyesinde bugün yılda 6 milyon litrelik şarap üretim kapasitesiyle öne çıkıyor. Şarapların olgunlaştırılması için 685 fıçılık mahzeni bulunan tesis, 1944’ten bu yana Buzbağ Klasik’in üretimine ev sahipliği yapıyor. Bölge bağcıları ve halkıyla büyük bir iş birliği içinde olan Elazığ Şarap Üretim Tesisi, iki değerli üzümün değerini kaybetmeden, yerinde ve işini bilen eller tarafından işlenmesine olanak tanıyor. Tesiste bu iki üzümün güçlü karakterini daha iyi ortaya koyacak Ar-Ge çalışmaları da gerçekleşiyor. Bir tarım şirketi Mey|Diageo Elazığ ve Şarköy’deki toplam 50 hektar büyüklüğündeki bağlarında Anadolu’ya has üzümleri yetiştiren ve yatırımlarla tarımı destekleyerek bölge halkına iş gücü imkânı sağlayan Mey|Diageo, kendi bağlarından elde ettiği şaraplık üzümlerin yanı sıra 650 sözleşmeli çiftçiden yılda ortalama 7 bin ton ila 10 bin ton arasında alım yapıyor. Şirket, çiftçinin üzümü bağda kalmasın diye pandemi döneminde de ihtiyacının 2 katı üzüm alımı gerçekleştirdi. Mey|Diageo, kendisini bir içki üreticisi ve satıcısının ötesinde Türkiye ve dünyada hammadde üretiminden ve tarımdan restoran sunumuna dek tüm paydaşlarıyla gastronominin önemli bir bileşeni olarak görüyor. Şirket, uluslararası servis, kalite ve deneyim sunan, cinsiyet dengesini gözeten bir ekosistem kurma vizyonu çerçevesinde uluslararası geçerlilikte WSET (Wine Spirits Education Trust) programının Türkiye’deki tek temsilcisi ve Sommelier eğitimi veren MEB onaylı tek kurum olan IWSA aracılığıyla şarap-distile içkiler ve içki kültürü hakkında eğitimler düzenliyor. Öte yandan her zaman yerel olana sahip çıkmaya özen gösteren Mey | Diageo, Türkiye’nin unutulmaya yüz tutmuş değerlerinden biri olan Semillon üzümünü de dünyada pek çok ülkede uygulanan fakat Türkiye’de hiç yapılmayan bir yaklaşımla, OLD VINE konseptiyle yeniden ele alıyor. OLD VINE, 60-80 yaşındaki bağlardan alınan çok az miktardaki üzümle daha yoğun ve farklı bir aroma profili sunan şaraplar yaratma fikrine dayanıyor. Bu yaklaşımı uygulayabilmek için 1950 başlarında kurulmuş bir bağ bulan Mey|Diageo, Türkiye’ye daha önce hiç kullanılmamış bir üretim tekniğiyle hem bağcıya destek oluyor hem de Cumhuriyet döneminden gelen bir değeri canlandırıyor.

Daha fazlasını öğren

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Cihangir'den Çukurcuma'ya kıvrılan sokağın başında, Mayko Meze Evi'nin kapısı önüne atılmış iki masadan birinde oturuyoruz. Perşembe. Sohbet buradan evlere mi dağılınsa, Gizli Bahçe'ye mi gidilinse, Minimüzikhol açılmış, kapıda 100 TL vermeyi göze alıp ona bakılsa, dans mı edilse ekseninde. Kararsızlık taburelerde ikamet, içeriden bir şeyler daha sipariş etme eylemine evriliyor. Önümüzden geçenlere kulak kesilince, Fransızca, İtalyanca ve İsveççe olduğuna kanaat getirdiğimiz bir dilde sesler duyuluyor. Bahisler açıldı. Tesadüfen uçakta tanışmış insan güruhu. Ucuz olduğu için İstanbul'u seçmiş arkadaş kavuştayı. Beş dakika sonra bir grup daha. Yine Fransızca. Faslı olabilirler veya Lübnanlı. Bilemedik. Aksana hakim değilmişiz. Çok vakit geçmeden iki kişi daha. Hesabımızı ödemiş duruyoruz şimdi kapı önünde. Üç dakika içinde bir ekip daha geçerse ya soracağız, ya da takılacağız peşlerine. İşte. Döndüler köşeden ve biz de yürüyoruz peşleri sıra, rahatsızlık vermeden.

Faikpaşa'ya doğru kıvrılıyor yolumuz, ve sonra önümüzdeki insanları kaybettiğimiz noktada sesler duyuluyor Hayriye Caddesi'nde. Noh Radio'nun aşağı katında drum & bass, ortasında kokteyl sırası, önünde insanlar var. Üç beş değil ama, sokak boyunca. İstanbul, meğer geri gelmiş. Tanımadıklara merhaba deme, gülümseme, ortasından konuya dalma adeti Noh Radio'nun, hemen yanında Markus Tavern'in önünde devam etmekteymiş. Oyalanıyoruz. Çukurcuma'da bir cadde boyunca akıyor yaşam. Merdivenlerde tiribün misali oturanlar da burada. El arabasında sütlaç, sandviç satanlar da. Çoğunluk sokakta.

Bu yazı 3 Ekim 2021'de Soli'de yayımlanmıştır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

🎃 Ekime merhaba

Bir ekim sabahından herkese merhaba. Bu hafta sonu dolu dolu; İstanbul'da çağdaş sanatla buluşuyor, caz notalarının renklerine kapılmak üzere 31. Akbank Caz Festivali'ne katılıyoruz.

03 Eki 2021

Mey Diageo ile birlikte
Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Vartan Estukyan

·

17 Tem 2026

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü
Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

Ayça Örer

·

29 May 2026

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu
Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

Gözde Keskin

·

28 Nis 2026

Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?
Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Gözde Akyüz

·

19 Nis 2026

Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni
Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Şerif Yenen

·

10 Mar 2026

Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?