

Kayra’nın Elazığ’daki bereketli bağlarında bağ bozumu heyecanı
Elazığ eylül ayı boyunca heyecanlı anlara tanıklık ediyor. Bölgedeki geçmişi 6 bin yılı aşan bağcılık geçmişinin mirası, Kayra’nın Elazığ’daki bereketli bağlarında geleneksel bağ bozumu etkinlikleriyle sürüyor.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Cihangir'den Çukurcuma'ya kıvrılan sokağın başında, Mayko Meze Evi'nin kapısı önüne atılmış iki masadan birinde oturuyoruz. Perşembe. Sohbet buradan evlere mi dağılınsa, Gizli Bahçe'ye mi gidilinse, Minimüzikhol açılmış, kapıda 100 TL vermeyi göze alıp ona bakılsa, dans mı edilse ekseninde. Kararsızlık taburelerde ikamet, içeriden bir şeyler daha sipariş etme eylemine evriliyor. Önümüzden geçenlere kulak kesilince, Fransızca, İtalyanca ve İsveççe olduğuna kanaat getirdiğimiz bir dilde sesler duyuluyor. Bahisler açıldı. Tesadüfen uçakta tanışmış insan güruhu. Ucuz olduğu için İstanbul'u seçmiş arkadaş kavuştayı. Beş dakika sonra bir grup daha. Yine Fransızca. Faslı olabilirler veya Lübnanlı. Bilemedik. Aksana hakim değilmişiz. Çok vakit geçmeden iki kişi daha. Hesabımızı ödemiş duruyoruz şimdi kapı önünde. Üç dakika içinde bir ekip daha geçerse ya soracağız, ya da takılacağız peşlerine. İşte. Döndüler köşeden ve biz de yürüyoruz peşleri sıra, rahatsızlık vermeden.
Faikpaşa'ya doğru kıvrılıyor yolumuz, ve sonra önümüzdeki insanları kaybettiğimiz noktada sesler duyuluyor Hayriye Caddesi'nde. Noh Radio'nun aşağı katında drum & bass, ortasında kokteyl sırası, önünde insanlar var. Üç beş değil ama, sokak boyunca. İstanbul, meğer geri gelmiş. Tanımadıklara merhaba deme, gülümseme, ortasından konuya dalma adeti Noh Radio'nun, hemen yanında Markus Tavern'in önünde devam etmekteymiş. Oyalanıyoruz. Çukurcuma'da bir cadde boyunca akıyor yaşam. Merdivenlerde tiribün misali oturanlar da burada. El arabasında sütlaç, sandviç satanlar da. Çoğunluk sokakta.
Bu yazı 3 Ekim 2021'de Soli'de yayımlanmıştır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Bir ekim sabahından herkese merhaba. Bu hafta sonu dolu dolu; İstanbul'da çağdaş sanatla buluşuyor, caz notalarının renklerine kapılmak üzere 31. Akbank Caz Festivali'ne katılıyoruz.
03 Eki 2021

YAZARLAR

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ara Güler’in objektifinden kalan İstanbul’u bütünüyle geri getirmek mümkün değil. Sokaklar değişti, bazı yapılar ortadan kalktı, kıyılar başka işlevler kazandı. Ara Güler’in ölümünün 8. yılında fotoğraflarına yeniden bakmak, yalnızca eski günleri anmak için değil, yaşadığımız kenti sorgulamak için de bir fırsat.

Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.



