

“Köprüde Buluşmalar: Diziler” seçkisi OGM Pictures tarafından ödüllendirildi Nisan ayının heyecanlı günleri, 41. İstanbul Festivali sona erdi. Festival, bizleri yine sayısız filmle buluştururken sinemaya dair nice güzel etkinliğe de ev sahipliği yaptı. Türkiye’den ve komşu ülkelerden yapımcı, yönetmen ve senaristleri, uluslararası sinema profesyonelleriyle buluşturmaya gönül veren Köprüde Buluşmalar da onlardan biriydi. OGM Pictures sponsorluğunda düzenlenen “Köprüde Buluşmalar: Diziler” atölyesinde bu yıl altı dizi projesi yer aldı. Nedir? Türkiye’den geliştirme aşamasındaki dizilerin üretim ve uluslararası ortak yapım potansiyellerini geliştirmek amacıyla düzenlenen “Köprüde Buluşmalar: Diziler” atölyesine seçilen projelerin yazar, yönetmen ve yapımcıları uluslararası dizi ve televizyon profesyonelleriyle bire bir toplantılar gerçekleştirme şansına sahip olurken atölye kapsamında gerçekleşen eğitimlerle seçkide yer alan projeleri geliştirmek adına çalışmalar yapıldı. Neler oldu? Eğitimlerin ardından atölyeye katılan projeler arasından Kıyı , yaratıcı hikâyesi, yenilikçi yaklaşımı ve güçlü karakterlerinden dolayı OGM Pictures Özel Ödülü ’ne layık görülürken iklim krizine pedagojik ve insani bir yaklaşım sunan Zaman Yolcusu Kreta da OGM Pictures Mansiyon Ödülü ’nün sahibi oldu. Martina Bleis, Murat Uyurkulak ve Zeynep Güney Tan’dan oluşan jüri tarafından belirlenen ödülleri, kazananlara OGM Pictures CEO’su Erdem Seçkin takdim etti.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Hjartasteinn / Heartstone
Yönetmen: Guðmundur Arnar Guðmundsson
Süre: 129 dakika
Jenerik: Nordik sinemanın son yıllardaki yükselen isimlerinden olan yönetmen, senarist ve yapımcı Guðmundur Arnar Guðmundsson’un 2016 tarihli ilk uzun metrajlı filmi, Venedik Film Festivali’nde Kuir Aslan kazanmış, Selanik Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’ne layık görülmüştü.
Yönetmenin yeni filmi Berdreymi / Beautiful Beings’i de Berlin’deki prömiyerinin ardından geçtiğimiz hafta şehre uğrayan 41. İstanbul Film Festivali’nin Dünya Festivallerinden bölümünde izleme fırsatı bulduk. İzlanda’daki küçük bir balıkçı kasabasında geçen büyüme hikâyesi Heartstone, o küçük yerde yaşamanın zorluklarıyla boğuşurken aşkı keşfeden ve üstelik biri diğerine karşı beslediği romantik duygularla başa çıkmaya çalışan iki yakın arkadaşın yaz günlerine odaklanıyor.
Neden izleyelim?: Büyüme sancılarını ve benlik çatışmalarını iliklerinizde hissetmek için. Heartstone, herkesin belli kalıplara göre yaşadığı bir yerde farklı olmanın yarattığı korkuları ve buhranı etkileyici bir şekilde anlatırken bir yandan da ergenliğin yerinde duramayan enerjisini ve bu dönemde kurulan dostluk bağlarının gücünü yansıtıyor.
Yönetmen, kendi çocukluğundan, büyüme hikâyesinden ve büyüdüğü Borgarfjörður Eystri kasabasından izler taşıdığını söylediği bu filmdeki gibi bir yerde büyümek hakkında şöyle diyor:
O kasabada yetişkinlerin biraz içine kapanık olduklarını, mutlu olmadıklarını hissederdim. Ve gençlerin de büyümeye başladıkça böyle hissettiğini… Orası onlar için küçük gelmeye başlar, oradan gitmek isterlerdi. Tüm arkadaşları er ya da geç oradan gideceği için yalnız hissederlerdi.
Heartstone, bir yandan bu hissi üzerinde bir yük gibi taşırken bir yandan da kendilerini bulmaya ve dostluklarını korumaya çalışan iki çocuğun hikâyesini anlatıyor. Tabii ki fonuna İzlanda’nın muhteşem doğasını alarak.
Nerede izleyebilirsin? Heartstone, 21 Nisan’dan beri MUBI Türkiye kataloğunda yer alıyor. MUBI'nin Duende okurları için hazırladığı bu bağlantı üzerinden 30 günlük ücretsiz deneme süreci başlatarak önerdiğimiz filmleri izleyebilirsin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Loft Caz Kültür Gazetesi'ni keşfediyoruz; Heartstone'u izlemek için nedenler öğreniyoruz; Wet Leg'in ilk albümünü dinliyoruz.
22 Nis 2022

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.




