

The Irish Spirit’le İrlanda ruhunun merkezine yolculuk: Dublin
Yemyeşil parkları ve tarihî dokusuyla kendisine hayran bırakan Kuzeybatı Avrupa’nın renkli mi renkli kenti...Evet, tabiki de en kaliteli viskilere ev sahipliği yapan, İrlanda ruhunun sonuna kadar hissedildiği Dublin’den söz ediyoruz. Bu…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Gonna be famous 5eva / S11nsuza dek şöhretli olacağız
'Cause forever's too short / Çünkü sonsuzluk çok kısa
Gonna be famous, 3gether / 2likte ünlü olacağız
'Cause that's one more than together! / Çünkü bu birlikteden bir fazla!
Modası geçmiş kelime oyunlarılarıyla dolu bu banal nakarat, gündelik kıyafetleriyle abisinin restoranında çalışan orta yaşlı Dawn'un anında dikkatini çekiyor.
Dawn, şarkıya kulak kabartmışken onun ne düşünüyor olduğunu tahmin etmeye çalışıyorsunuz belki: 90'lar nostaljisi ve geçmişe özlem? Eski şarkıların ne kadar kötü, sözlerinin ne kadar saçma olduğu? Hem evet hem hayır. Dawn'un bakışlarının tek bir anlamı var: "H****r, şarkımızı çalmışlar!" Z-kuşağının hayran olduğu popüler bir şarkıcının yepyeni şarkısının altyapısında örneklenmiş bu şarkı, aslında 90'ların "girl-group"larından Girls5eva'ya ait.
90'larda bir anda ünlenmiş fakat şöhreti kısa sürmüş Girls5eva'nın üyelerinden Dawn Solano, hızla yıldızlaşırken ansızın sıradanlaşmış hayatını hareketlendiren bu sürprize ne tepki vereceğini şaşırıyor. "Acaba..." diyor belki içinden, "Summer, Gloria, Wickie ve rahmetli Ashley bu konuda ne düşünürdü?"
Mevzu nedir?: 90'larda "Famous 5eva" adlı şarkılarıyla ünlenmiş olan girl-group, Dawn (rahat olanları), Summer (seksi olanları), Gloria (çalışkan olanları), Wickie (kızgın olanları) ve Ashley'den (eğlenceli olanları) oluşuyor. Şöhretten yaklaşık 25 yıl sonra, hayatı bambaşka yönlere evrilen tek kişinin Dawn olmadığını görüyoruz: Dönemin en ünlü boyband'inin solistiyle evlenen Summer'ın mutsuz bir evliliği, kendini kariyerine adayan Gloria'nın sınıfta kalmış bir ilişkisi, gösteriş içinde yaşadığı ve ününü koruduğu sanılan Wickie'ninse sahte bir hayatı var. Ashley, aralarından çoktan ayrılmış durumda. Şarkılarının telifini almak için yeniden bir araya gelen dört kadın, kaybettikleri üne ve dostluklarına kavuşmak için birbirlerine ikinci bir şans veriyorlar.
Girls5eva | Kaynak teknoreset.com
90'lardan 2020'lere: 90'ların popüler kültürüyle dalgasını 2020'lerin penceresinden bakarak geçen Girls5eva, iki dönemin değer yargılarını karşılaştırmaktan da geri kalmıyor. Bir yandan 20'lerinin başında yapay bir şekilde kurulmuş, dolayısıyla çabucak kopmuş çıkarcı bağların, 40'larının sonunda bu kez organik ve çok daha güçlü bir şekilde, üstelik çıkarlardan olabildiğine sıyrılarak kurulmasını anlatıyor.
Girls5eva’nın ilk bakışta sığ gözüken komedisinin ardında bir dostluk hikâyesi, kendini kanıtlama, kenetlenme ve yeniden başlama macerasının yattığını görmek, hızlıca fikir değiştirtiyor. Dizinin gittikçe derinleşen karakterleri, tatlı mizahı, 90'lardan fırlamış felaket-olduğu-için-çok-iyi şarkılarında dizinin yaratıcısının etkisi hissediliyor: Daha önce David Letterman, Stephen Colbert ve Tina Fey'in talkshow ve dizilerinde çalışmış Meredith Scardino.
Girls5eva'nın sekiz bölümlük ilk sezonu, 6 Mayıs'ta NBC'ye ait yeni dijital platform Peacock'ta yayımlandı. Nostaljisi, komedisi ve pek tabii ki birbirinden eğlenceli özgün şarkılarıyla dizi, kısa sürede kendisine küçük çaplı bir hayran kitlesi kazandı ve ikinci sezon için onayını kolayca aldı. Meredith Scardino, pilot bölüm için yazdığı senaryoyla, geçtiğimiz haftalarda açıklanan 73. Primetime Emmy Ödülleri adayları arasında yer aldı.
Ne yazık ki Girls5eva, bu tek adaylıkla yetinmek zorunda kaldı. Özellikle her biri 90'ların ruhunu yansıtırken bir yandan da kendileriyle dalga geçmeyi başaran özgün şarkıların hiçbirinin adaylar arasında yer alamamış olmasını anlamak mümkün değil. Siz de dinleyin, hak vereceksiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
İçindekiler: Televizyonda şöhretin sonu, dostluğun başlangıcı, Girls5eva; kulaklarda Rio’nun favela’larından yükselen ses, baile funk.
30 Tem 2021

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




