TEKSTİL TEKNOLOJİLERİ CEVAP OLABİLİR Mİ?

AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Her bir kumaş,
her bir iplik,
kumaşın her bir metrekaresi,
kullanılan her bir kimyasal
geride kendi çevresel ayak izini bırakır.
Bugüne kadar üreticiden tüketiciye birçok hata yapıldı ve bu hataların bedeli çok ağır oldu. Olmaya da devam ediyor. Gelişen tekstil teknolojileri de tam bu noktada, hatalardan ders aldıktan sonra yeni üretim yolları ararken ihtiyacımıza karşılık veriyor.
Geleneksel iplik üretim teknolojileri ve işleme makine hatları, endüstriyel devrimden bu yana prensipte değiştirilmedi. Ancak makine bilimi ve bilgi teknolojileri iş birliğiyle makinelerin üretim hızı ve üretim verimliliği sürekli gelişiyor. Geleneksel iplik üretiminde yüksek hızlı üretimin yanı sıra, daha az makine gereksinimi ve yüksek üretim hızına sahip yeni iplik üretim teknolojileri de sürdürülebilirlik yaklaşımını iyileştirme vaatleri veriyor.
Dokuma, örme ve nonwoven (dokunmamış / örülmemiş), temel tekstil üretim yöntemleri olarak karşımıza çıkıyor. Bu yöntemler arasında dokuma süreci çevre için en tehditkâr olanı. Ardından örme süreci takip ediyor ve son olarak nonwoven, en az ayak izi bırakan üretim yöntemi olarak gösteriliyor. Üretici ve tüketiciler olarak süreçlerin dönüşümüne ve bu dönüşümün bizlere şeffaf bir şekilde aktarılmasına ihtiyacımız var. Gelişen teknolojiler sayesinde sürdürülebilir alternatifler sunan kurumlar, geleceğe bir adım daha yakın.
KAHVE + PLASTİK: ?
KAHVE TELVESİNDEN KUMAŞ
Singtex, 2008 yılında plastik şişelerden ve kahve telvesinden yapılan çevre dostu “S. Café” teknolojisini icat etti. S. Café, ağırlıklı olarak kahve telvesinden üretilen teknik kompozit elyaf. Bu nasıl oluyor dersen, kahve telvesinden kumaş yapma işlemi, bambunun viskon alternatifi malzemeye dönüştürülmesine benzetilebilir. Öğütülmüş kahvenin bu özelliklere sahip olmasının arkasında da kavurma işlemi var. Kavrulduğunda kahve çekirdeği şişer, bu da çekirdek içindeki boşluğun genişlemesi anlamına gelir. Demleme sırasında sıcak su, boşlukları tıkayan malzemeleri çıkarır ve son olarak patentli S. Café işlemi, öğütülmüş kahvenin işlevsel performans kapasitesini en üst düzeye çıkarır. Ortaya çıkan kumaş yumuşak, hafif, esnek ve nefes alabilir özelliklere sahiptir. Ham madde, kahve ve geri dönüştürülmüş plastiğin kombinasyonudur; bitmiş ürün kalitesi ve görünümü, yeni malzemeler kullanılarak elde edilenler kadar kaliteli ve uzun ömürlüdür.
HER ELYAF BİR HİKÂYE ANLATIR:
İZLENEBİLİR ELYAF TEKNOLOJİSİ
FIBRETRACE, 2018 yılında geliştirdikleri teknolojiyle küresel tekstil endüstrisinde benzer fikirlere sahip bir grup lider tarafından kurulan; yeni bir şeffaflık, dürüstlük ve hesap verebilirlik çağının önünü açmaya odaklanmış bir kurum. Kurucusu Danielle Statham, bir moda öğrencisiyken kendi markasını yaratmanın hayalini kuruyordu. Ardından evlendiği kişi bir pamuk çiftçisi olunca düşüncesi,“kendi pamuğunu kullanarak marka yaratmanın hayalini kurmaya” evrildi. Basit görünüyordu ancak bu rüyayı gerçekleştirmek kolay olmadı.
Adım adım: Danielle Statham ve eşi David, Avustralya’da Sundown Pastoral Company adı altında kendi pamuklarını ektikleri ve hasat ettikleri bir çiftliğe sahipti. Ancak ürettikleri elyafı bir iplik fabrikasına gönderdikten sonra, elyaflarının başka birinin elyafıyla karıştırılmayacağını garanti etmenin bir yolu yoktu ve Avustralya elyafı kalitesiyle tanındığından, elyafları genellikle daha düşük kaliteli elyafla karıştırılıyordu. Bunun sebebi üreticilerin fabrika maliyetlerini düşürmeyi hedeflemeleriydi. Danielle Statham umutsuzluğa kapılmadı ve çare aramaya devam etti. Uluslararası Pamuk Birliği’ne “gerçek izlenebilirliğe yardımcı olabilecek herhangi bir teknoloji veya süreç geliştirip geliştirmediklerini” soran bir e-posta gönderdi. Bu e-posta sayesinde Paul Stenning ile tanıştı (Paul Stenning, daha önce kâğıt parada kullanılan, sahtecilikle mücadele teknolojisini geliştirmiş bir bilim insanı). Yıllarca süren denemelerin ve çalışmaların sonucunda Paul Stenning, FIBRETRACE teknolojisini geliştirdi ve teknoloji Danielle Statham tarafından satın alındı.
Nasıl? FIBRETRACE, “ışıldayan pigmentleri” doğrudan ham kaynakta veya iplik fabrikasında elyafın üzerine yerleştiriyor. Pigment, tüm tekstil işleme döngüsü boyunca elyafa bağlanıyor ve yok edilemiyor. Işıldayan pigment toksik olmadığı gibi yapılan güvenlik testlerinin sonucuna göre, ürün üzerinde hiçbir zararlı etkisi yok. Elyafa yerleştirilen pigmentler sayesinde FIBRETRACE donanım cihazı kullanılarak tedarik zincirinin her aşamasında okunabiliyor ve izlenebiliyor. Sonuç olarak veriler, çiftlikten rafa her ürünün hikâyesini anlatan ve bu hikâyeyi tüketiciyle paylaşan bir kimlik oluşturuyor.
Bu iki örnekte de görüldüğü üzere gelişen teknolojiler moda endüstrisinin alışılagelmiş alışkanlıklarını değiştirmek ve sürdürülebilir çözümler bulma yolunda üretici ve tüketicilere ilham veriyor. Endüstrinin inovasyon gücünü, çevresel etkileri göz önünde bulundurarak kullanmaya ihtiyacı var. Daha çok satmak için değil, doğayı daha çok korumak için.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Hangisi ak hangisi kara? Bir tarafta Myanmar'da hayatı pahasına çalışmak için çabalayan tekstil işçileri, bir tarafta ömrünü çözüm bulmaya adayanlar, bir tarafta kısa yoldan kazanç için çabalayanlar
18 Nis 2021

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Pandemi günlerinde bir adım geri atıp, yaşadığımız keşmekeşi çıplak gözlerle görünce, en çok da bizden nelerin esirgendiğini fark ettik. Ertelenen kitaplar okundu, filmler, diziler izlendi. Kimimiz sahiden de mutfakta becerikli olduğunu keşfetti, hemen herkes evde kendi ekmeğini pişirmeye başladı, bir kısmımız hızını alamayıp karnabaharı bile deterjanla yıkamaya soyundu. Ama ortak duygu şuydu: Çalışırken de kendimize vakit ayırabilirmişiz. Peki böyle bir hayat için illa küresel bir felaket mi yaşamamız gerekiyordu?

Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenleneceği için bu yıl özel bir önem atfedilen COP31’in ana gündem maddelerini, işleyiş ve iklim finansmanına ilişkin kritik konuları uluslararası iklim politikası, çevre hareketi ve iklim diplomasisi alanlarında 30 yılı aşkın deneyime sahip bir isim olan Jennifer Morgan ile birlikte değerlendirdik.

İnsanın toplulukla birlikte özneleşmesi, topluluğun içinde erimesini gerektirmez. Tersine, kendi sesini koruyabildiği, başkalarının sesini duyabildiği, ortak hayatı dönüştürmeye katılabildiği ölçüde, ben ile biz arasındaki ilişki yeni olanaklarla zenginleşerek güçlenir. Öyleyse birlikte yaşamanın sorusu, birarada kalırken birbirimizin özgürlüğünü nasıl koruyacağımızı yönelik olabilir. "Birlikte yaşamanın arkeolojisi" serisinin ikinci yazısında "kovuk, çember, eşik" kavramlarından hareketle birlikte yaşamanın sınırlarının nasıl çizildiğine odaklanıyoruz.

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.



