“Hız e-ticarette önem kazanmaya devam edecek”


GRİ anlatıyor: Yatırım fonu nedir, nasıl yönetilir? Yatırım fonu, paranın para yönetiminin en temel ilkelerine göre yönetilmesini sağlayan bir yatırım ürünüdür. Yatırım için yurt dışı hisse senedi fonları, yerli hisse senedi fonları, kıymetli madenler, tahvil ve bono gibi borçlanma araçları, likit fonlar ve çoklu varlık fonları gibi birçok farklı seçenek bulunuyor. Parayı kullanıcının risk iştahına uygun bir varlık sınıfına ya da sınıflarına yatıran ve isteğe bağlı olarak yatırımları çeşitlendiren profesyonel fon yöneticileri, bir havuz oluşturup o havuzu tek elden belirli başarı kriterlerine bağlı kalarak en iyi şekilde yönetmeye çalışırlar. Tüm yatırımları miktardan bağımsız olarak çeşitlendirerek bir portföy olarak yöneten GRİ , profesyonel ekiplerce yönetilen 300’den fazla yatırım fonu sunuyor. Kullanıcılarının her zaman doğru yatırım kararları almasını amaçlayan ve tüm finans kuruluşlarına eşit mesafede duran GRİ , kullanıcılarına uzun vadeli ve güvenli bir yatırım aracı sağlıyor. Sağlıklı yatırımın temelinin çeşitliliğe dayandığına inanan GRİ ’yi buradan ziyaret edebilir, size en uygun yatırımları keşfedebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Günümüzde e-ticaret sektöründe öne çıkan alanların başında “fintech” çözümleri geliyor. Finansal çözümlerde ve e-ticaretin enregrasyonunda hızlanılacağını düşünüyorum. Halihazırda, e-ticaret şirketleri uygulama içi ödeme kolaylığının yanı sıra finansal avantajlara da erişilebilirlik sağlıyor. Özellikle tüm dünyada yaşanan ekonomik konjonktürü de düşündüğümüz zaman birçok tüketici için önemli olan kafasının rahat ettiği, ihtiyaçlarını o an karşılayıp ödemesini daha sonra yapabildiği bir alışveriş süreci yaşamak. Bu anlamda tüketiciler için online alışveriş deneyiminde, bizim de HepsiPay ile sunduğumuz hemen al, sonra öde, ek taksit seçenekleri gibi uygulamalarla hızlı ve pratik ödeme çözümleri önemli hâle geliyor.
Sektörün önündeki darboğazlar
E-ticaret 2020 yılının başlangıcından bu yana normal koşullarda yıllar sürebilecek büyüme hızını iki yıl gibi kısa bir sürede yakaladı. Ticaret Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’de e-ticaret kullanan satıcı sayısının 2021’de %600 büyüyerek 484 bin 347’ye ulaştığı görüldü. E-ticaret sektöründeki hızlı büyüme, markalar arasındaki rekabeti de artırdı ve bu rekabet etkisi KOBİ’ler için dijitalleşmeyi bir zorunluluk haline getirdi. Mevcut ekonomik koşullar ve enflasyon etkisi hem tüketiciler hem de KOBİ’ler kolay olmayan bir süreci yönetmeye çalışıyor. Biz de Türkiye ekonomisinin belkemiği olan KOBİ’ler ve tüm paydaşlarımız için bu şartların yarattığı etkiyi en aza indirmek için çalışıyoruz. Bu noktada teknolojinin önemli bir rol oynadığına inanıyor, çabalarımızı bu bakışla şekillendiriyoruz. Sektörün gelişmesi ve güçlenmesi için bizim gibi pazaryerlerinin ekonomide kaldıraç görevi üstlenmesinin ve paydaşlarımıza her alanda destek vermesinin gereklilik olduğunu düşünüyoruz.
Sektörün geleceğine dair öngörüler
Genel anlamda, tüm dünyayı etkileyen pandemi sonrası tüketici alışkanlık ve beklentilerinde önemli değişimlerin yaşandı ve bunun sonucu olarak teknolojik gelişmeler ve dijital dönüşüm ciddi oranda ivme kazandı. Online alışverişlerde tüketicilerin ana beklentileri hızlı ve esnek teslimat, online sorun çözebilme ve uygun fiyat olarak şekillendi. Önümüzdeki süreçte de bu beklentilerin artarak devam edeceğini öngörebiliriz.
Tüm bunların yanı sıra, müşterilerimizin e-ticarette ‘deneyimin edilgen bir parçası olmaktan’ ziyade, giderek ‘daha etken olmayı’ talep ettiklerini gözlemliyoruz. Başka bir deyişle artık müşterilerimiz ‘Benim istediğim ürün için kampanya yapılsın’, ‘Teslimatı anlık yönetebileyim’ benzeri, alışveriş deneyiminde daha hakim pozisyonda olmayı istiyor. Biz de müşterinin kendi listesini oluşturup paylaşarak kazanç elde edebildiği “Link Gelir” gibi, bu listelerde bulunan satıcılardan özel indirimler istediğimiz kurgular üzerinde çalışıyoruz. Yine sipariş ürünlerin teslimat yolculuğu konusunda da kontrolü büyük ölçüde müşteriye vereceğimiz teknolojik ve operasyonel inisiyatiflere yatırım yapıyoruz.
Son olarak da “hız” e-ticaret sektöründe her geçen gün daha da önem kazanmaya devam edecektir. Tedarik sistemlerine ve teknolojiye yapılacak yatırımların artması e-ticaret şirketlerinin coğrafi olarak genişleme hedeflerini beraberinde getirecek. Burada yurt içinde belli deneyime ve olgunluğa ulaşmış e-ticaret firmalarında yakın coğrafyadan başlamak üzere yurt dışına açılmaları yaşanacaktır diyebiliriz.
Veriler
Hepsiburada'nın toplam satış hacmi yılın üçüncü çeyreğinde 2021'in aynı dönemine göre %66 artarak 10,7 milyar liraya, platform üzerinden verilen toplam sipariş adediyse %26 artarak 17,4 milyona yükseldi. 2021’in 3. çeyreğinde 10,7 milyon olarak açıklanan aktif müşteri sayısı 2022'nin üçüncü çeyreğinde %11 artışla 11,8 milyona yükselirken 4,4 olan sipariş sıklığı bu dönemde %21 artarak 5,4’e çıktı. Hepsiburada platformundaki aktif satıcı sayısı geçen yılın aynı çeyreğine göre %42 oranında artış gösterdi ve 94,3 bine yükseldi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
2022'de küresel e-ticaret pazarının 5,7 trilyon dolar olacağı tahmin ediliyor. Perakende e-ticaret satışlarının önümüzdeki yıllarda artarak 2025 itibarıyla 7,1 trilyon dolara, 2026'ya kadar yaklaşık 8,1 trilyon dolara ulaşacağı öngörülüyor.
13 Oca 2023

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Almanya merkezli yemek teslimatı platformu Delivery Hero, yakın zamanda Uber'in satın alma teklifini kabul ettiğini duyurdu. Masaya konulan 14,8 milyar dolarlık teklif, ilk bakışta şirketin son yıllarda büyük bir atılım yaptığı teslimat pazarındaki yeni bir satın alım gibi görünse de aslında Uber’in yıllardır adım adım ördüğü çok daha büyük bir dönüşümün son halkasıydı.

Avrupa Birliği’nde yürürlüğe giren yeni kurallara göre, tekstil sektöründeki devasa israfı önlemek amacıyla büyük moda markaları bundan böyle satılamayan giysi ve ayakkabıları imha edemeyecek. Her yıl Avrupa’da satılamayan tekstil ürünlerinin yüzde 9’u çeşitli yöntemlerle imha ediliyordu. Satılmayan ürünleri için önce indirimli satışlar, alternatif satış kanalları ve farklı pazarlar kullanılacak, şirketler ürünleri hayır kurumlarına veya sosyal girişimlere bağışlayabilecek.

Gün bittiğinde o yapılacaklar listesindeki bütün tikleri atmış olmak profesyonel hayatın gereği olabilir. Müşterinizin, yöneticinizin memnuniyeti elbette önemli… Ancak bir şekilde kendi düşüncelerinizle baş başa kalma lüksünü bulabildiğiniz bir an olursa kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: "Bugün sadece önüme yığılan işleri mi erittim, yoksa ortaya gerçekten bana ait bir şeyler koyabildim mi?"

Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?



