Hüseyin Bey


Taze bir bahar seçkisi: Coffee Department
Kaliteli ve nitelikli kahvenin peşine düştüğü yolculuğu birbirinden farklı coğrafyalarda sürdüren Coffee Department , Türkiye’deki kahveseverleri dünyanın dört bir yanından tatlarla buluşturmaya devam ediyor. Neler var? Kışı geride…
Daha fazlasını öğren →
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Hayyam Pasajı’nın 2 kanadını kendine çekerek açtığın kapısının ardında, tam karşıda; Hüseyin Bey. Sirkeci’yi, Hayyam’ı konuşmak istediğimizi söylüyoruz. 2 dakika sonra çaylar geliyor, biz ahşabı soyulmuş, hasırı oturmaktan gevşemiş, gevşemiş hasır sandalyelerdeyiz. Hüseyin Bey de kendine tabure çekiyor. Başlıyoruz.
Yol nerede başladı, nasıl Sirkeci’ye vardı? Buraya gelince nelerle karşılaşıldı?
20 yaşında Elazığ’dan geldim. Hayyam’ın alt katında beyaz eşya satan dükkânlar vardı, işleri iyi gidince pasajdan ayrılıp dağıldılar. Takiben döviz dükkânları toplanmaya başladı, onlardan birinde çalışıyordum, burada dikişi tutturunca ailecek İstanbul’a taşındık. Bir süre sonra handaki birkaç dükkânla birlikte dolandırıldık. Hayyam esnafı birbirini kollar, el birliğiyle yakaladık ama sonuç değişmedi. Bu dönemin sonunda bir kısmı kapattı gitti, bir kısmı battı. Ben yerimi değiştirmek istemedim, o gün bugündür hâlâ Hayyam'dayım. Bu sefer sohbeti başlatan çayı hazırlıyorum.
Hayyam nasıl bugünkü Hayyam oldu?
Sirkeci’de hanların içinde zanaatkârlar birleşmiştir, neredeyse komün gibi yaşarlar. Gözlükçüler bir yerde fotoğrafçılar bir yerde teknoloji ürünleri satanlar bir yerdedir. Bundan 40-50 yıl kadar önce bu kadar belirgin değildi hanların ayrımı. Daha çok esnaf ve daha dağınık bir düzen vardı. Kot dokuyan zanaatkârlar vardı mesela, dükkânlarının çevresi pansiyon doldu. Zamanla pansiyon da çevresini kendine göre şekillendirdiği, kendisine gelen nüfusa uygun dükkânlar etrafında toplandığı için tutunamadı esnaf ve Sirkeci’yi terk etti. Benzer hikâyeler ayakkabı tamircileri, terziler ve kalaycılar için de geçerli. Mahallenin bu yeni gelenleriyle kiralar da değişti. İnsanlar birbirine yardım edebilsin diye yan yana yaratılmış, hayatta kalabilmek için birleştik.

Pasaj çayı
Hayyam’da bir gün, bir ömür…
Gün genellikle sakin başlayıp sakin bitiyor burada. 13.00-16.00 arası biraz daha yoğundur. Malatya’daki köyünden geleni de yan sokaktan uğrayanı da öğlencidir. Oyuncu, yönetmen, reklamcı herkesin ilgisini çekiyor fotoğraf. Bu durgunluğun bir nedeni de ekonomi tabii. Eskiden Konyalı ve Balkan’dan tepsiyle yemek gelirdi. Şimdi bir kurufasülye 60 TL, hanın içinde tost yapmak da yasak kokuyor diye. Hâl böyle olunca evden getirme usulüne döndü Hayyam. Öğle kayıntıları, ortak yenen yemekler azaldı. Pandemi öncesi hep birlikte Samatya’da futbol maçı yapardık. Giriş katıyla birlikte ilk 2 kat bir takım, diğer 3 kat bir takım olacak şekilde ayrılırdık. O da olamıyor şimdilerde. Yine de çay her şeye yetiyor. Ben çay sevmem ama ikram etmesi, alanın yüzündeki gülümsemesi aynı sofrada buluştuğumuz günlerin anımsaması.
Editörün notu: Hüseyin Bey ile sohbet ettikten sonra çay içilirse muhtemelen o çay ısmarlanır. Çok gizli ama paylaşılmasında sakınca olmayan bilgi; pasajın anahtarı Hüseyin Bey’de. Çatı katı boğazı görüyor. Bazı akşamlar günü burada batırıyor. Sohbet etmeyi sevdiği müdavimleri de ağırlamayı çok seviyor. Ayrıca üşüyenler için battaniyesi de mevcut.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
NEREDE YAYIMLANDI?
Mahalle: Sirkeci. Mahalleli: Özgür Turanlı. Mekân: Hayyam Pasajı.
06 Nis 2023

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Sanatçı misafirlik programları, yaratıcıları yerel bilgiyle buluşturan araştırma ve karşılıklı öğrenme alanları. Şeflerin, tasarımcıların ve araştırmacıların katıldığı bu programlarda, gidilen yerin insanlarıyla, doğasıyla ve kültürüyle kurulan ilişki de üretimi şekillendiriyor. Kapadokya’dan Sardinya’ya uzanan örnekler, zanaat bilgisinin aktarılması ve kırsal kalkınma için yeni olanaklar sunuyor. Programların değeri ise sanatçıların, ev sahiplerinin ve yerel toplulukların birbirinden ne öğrendiğine ve birlikte ne üretebildiğine bağlı.

Verona’daki Biblioteca Capitolare, 1.500 yılı aşkın geçmişiyle dünyanın hâlâ faaliyet gösteren en eski kütüphanesi kabul ediliyor. 517 tarihli elyazmalarından silinip yeniden ortaya çıkan metinlere uzanan koleksiyon, yalnızca yazının tarihine değil, kitapların yüzyıllar boyunca nasıl korunduğuna da ışık tutuyor.

Dünyanın en kuzeydeki başkentlerinden biri olan Reykjavík, adaya adım atan gezginler için genelde yalnızca bir konaklama noktası ya da doğa turlarına geçiş güzergahı olarak görülüyor. Oysa şehir; insan ölçeği, özgün mimari yapısı ve kamusal alan kullanımıyla adadaki yaşam kültürünün en somut özetini sunuyor. Üstelik “buralı olmanın” ve adadaki gündelik hayatın izlerini sürmek isteyenlere karşı da son derece cömert. Kentin 10 yerel durağını bir güne sığdırmak isteyenler için bir rehber.

Bali’den Koh Phangan’a, Goa’dan Tulum’a uzanan görünmez hatta “Coğrafi Rezonans Hattı” demek gerek belki. Burası insanların kaybettikleri ritmi yeniden bulmaya çalıştıkları bir dolaşım ağı. Fakat bir süre sonra başka bir şey fark ediliyor: İnsanlar rezonansı bulamıyor, onu bir ülkeden diğerine taşıyor sadece. Bu yüzden Coğrafi Rezonans Hattı bir çözüm haritasından çok, bir semptom haritası.

Etkinlikler, şehrin farklı aktörlerini buluşturan, boş alanları görünür kılan, mahallelerin hikayesini değiştiren ve ekonomik hareket yaratan; üstelik bütün bunları ölçülebilir ve programlanabilir bir yapıya dönüştüren kullanışlı formatlar. Ancak bir şehrin “etkinlik sahnesi” olarak tasarlanması, her zaman doğru cevabı vermiyor. Etkinlik bittiğinde geriye ne kalıyor? Yaratılan değer, kültürel ekosistemin yanı sıra kamusal alanlara erişime, yerel işletmelere ve mahallelerin gündelik yaşamına da katkıda bulunuyor mu?



