Hem dijital hem fiziksel: Mamut Art Project 2020

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Türkiye’de genç sanatçıları destekleyip eserlerini sergileyen etkinliklerin öncülerinden Mamut Art Project'in sekizinci edisyonu, bu yıl fiziksel ve çevrim içi formatta 27 Ekim-8 Kasım tarihleri arasında düzenleniyor. Ulaşılabilir ve sürdürülebilir sanatın önemli temsilcilerinden Mamut Art Project, sanat kariyerinin başında olan bağımsız yeteneklerin çalışmalarını koleksiyoner, küratör, galeri, kültür sanat kurumu ve sanat takipçileriyle buluşturuyor.

Fotoğraf: Emir Uzun
“Conversations, Studio Visits ve MAP Sessions”: Yaklaşık sekiz aydır çevrim içi sergi, fuar deneyimi hayatımızın önemli bir parçası olmuş durumda. Sanat izleyicisinin dijital platformda sergi gezmekle ilgili negatif ve pozitif birçok yorumu var. Henüz hâlâ alışmakta olduğumuz dijital sergi gezme deneyimini zenginleştiren Mamut, sanatçıların işlerinin görselleri ve bilgilerinin yanı sıra alt metinler ve sanatçıları tanıyabilmek adına farklı formatlarda özel içerikler üretmeyi tercih etti.
Mamut’ta normal şartlarda hissedilen sıcak ortamı ve sanatçılarla kurulan ilişkiyi yaratabilmek için “Conversations, Studio Visits ve MAP Sessions” olmak üzere üç farklı başlığa ayrılan video çekimleri gerçekleştiren ekip; sanatçıların kendilerini tanıtabilmeleri ve işlerini anlatabilmeleri için atölye ziyaretleri, bir araya gelinen stüdyo çekimleri ve bir araya gelemedikleri sanatçılarla da görüntülü konuşma uygulamaları üzerinden çekimler yaptı. Tüm bu süreç, izleyicilerin sanatçıları biraz daha yakından tanıyabilmeleri, onlara bir adım daha yaklaşabilmeleri için farklı bir alan yaratmayı amaçladı.
Yeni mekân Yapı Kredi bomontiada: Tabii Mamut’u sadece dijital platformda hayal etmek mümkün değil. Sekiz yıldır yılın belli dönemlerinde yaşadığımız Mamut kapsamında yeni sanatçılarla tanışma, daha önce hiç görmediğimiz eserlerle karşılaşma heyecanını bu yıl da fiziksel ortamda yaşayabiliyoruz. Hem de Mamut’un yeni mekânı Yapı Kredi bomontiada’da.
İzleyicileri yeni mekânda “Sıcak, daha ham ama temiz ve düzenli” bir sergi deneyiminin beklediğini söyleyen Kohen ekliyor: “Mimarlarımız Ceren Özşahin ve Zeynep Tümertekin, mekânın kendi yapısıyla birleşecek bir tasarım yarattılar. İşlerin biraz daha yan yana olduğu, duvara asılmak yerine bazı yerlerde yaslandığı, biraz sanatçı atölyeleri biraz Mamut karışımı diyebiliriz.” Bazı sanat izleyicileri için işleri birebir deneyimlemenin önemini bilerek sadece çevrim içi formatta kalmak istemediklerini söyleyen Kohen, Mamut'un bu yıl daha çok sergi formatında ve süre olarak da normalin iki katına çıktılarak, randevulu sistemle, pek tabii tüm hijyen önlemlerine dikkat edilerek planlandığını aktarıyor.
Kohen’e pandeminin sanatçıların üretimlerine ve disiplin seçimlerine etkilerini sorduğumuzda: “Başvuru sürecimiz ve jüri görüşmelerimiz pandemi öncesinde tamamlanmıştı. Mamut kurulumuna girmeden 10 gün evvel erteleme kararı aldık. Aslında tüm etkinliğimiz neredeyse hazırdı. Bazı sanatçılarımız pandemi süresinde üretimlerine devam etmiş. Yeni sistemimizde mekânımız daha küçük olduğundan sergileme için bir seçki yapmak durumunda kaldık. Ancak çevrim içi olarak tüm işleri gösterebiliyoruz. Bunun da pozitif tarafı olduğunu düşünüyoruz sanatçılarımız açısından. Bu sayede Mamut da dijital ortama adımını atmış oldu. Pandeminin etkilerini ise gelecek yıl başvurularda göreceğimizi düşünüyorum.” cevabını alıyoruz.
Mamut, bağımsız yeteneklere sergi alanı sunmanın yanı sıra, portfolyo günleri, sağladığı süresiz danışmanlık ve iletişim desteğiyle de kıymetli bir platform. Sanatçıların sanat profesyonelleriyle buluşacağı bu yılki edisyonda 1.500 başvuru arasından seçilen 49 sanatçı yer alıyor. Değişen dünya koşulları, ekoloji, yeni form ve yapı arayışının ışığında; ses algısı, küresel sorunlar odağında insan gibi güncel konuların özgün yorumlarının deneyimlenebileceği 400’e yakın eserden oluşan seçkiyi, 8 Kasım’a kadar Yapı Kredi bomontiada ve mamutartproject.com üzerinden ziyaret edebilirsiniz. Bu günlerde genç ve sektöre yeni adım atan sanatçılara destek olmanın sanat izleyicisinin de en büyük görevlerinden biri olduğunu hatırlatmakta fayda var.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Endüstriyel bir çölde para kazanamayan ama tarih yazan bir plak şirketi, kederli yaşamından ilham alan bir müzisyen, Osmanlı'da aktivist bir kadın yazar ve her koşulda yaratanlar.
30 Eki 2020

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Saraybosna Film Festivali’nin 32. yılında yarışmanın öne çıkanlarına, Balkan sinemasının yakın geçmişle ilişkisine ve festivalin en iyi filmlerine yakından bakıyoruz.

Olivia Wilde’ın "The Invite"ı, boşanmanın eşiğindeki bir çiftin evlerine misafir olan başka bir çift üzerinden arzuyu, evliliği, kadınlık deneyimlerini ve birlikte yaşamanın performatif hâllerini didikliyor. Tek mekana sıkışan film, seksin bir ilişkinin nedeni değil semptomu olduğunu söylerken asıl soruyu sonu bırakıyor: Bir ilişkiyi ayakta tutan şey arzu mu, alışkanlık mı, yoksa ilişkinin içinde kendin olabilmek midir?

Datça’nın doğası ve Akdeniz ruhunu cazla buluşturan DatJazz’ın ilk yılında festivaldeydik. Yunan ve Fransız kültürü arasında büyüyen genç sanatçı Melina ile buluştuk ve geleneksel ile moderni buluşturan Doğu Akdeniz müziği üzerine konuştuk.

Otobiyografik kurgu, memoir ve “dolaysızlık” estetiği çağdaş edebiyatın merkezine yerleşirken kurgu, hayal gücü ve başka dünyalar kurma iddiası giderek geri çekiliyor. Édouard Louis’den Karl Ove Knausgård’a uzanan bu yeni gerçekçilik, edebiyatı bir “otantiklik piyasası”na dönüştürürken okuru başka dünyaları tahayyül etmeye değil ona yalnızca empatiyle yaklaşmaya çağırıyor. Politik ve kültürel olarak alternatifsiz bırakılmış dünyanın edebiyattaki semptomları.

Kazdağları’nın ekolojik kırılganlığı ile Mehmetalan Köyü’nün Tahtacı kültürü, sözlü hafızası, mitoloji ve tarih anlatılarıyla ilişki kuran Doğaya Sanat programı ekoloji, yerel kültür ve sanat arasındaki bağı; araştırma, karşılaşma, birlikte düşünme ve üretme pratiği üzerinden ele alıyor. Programın kurucuları Barış Atağ, Oğuzhan Taflı ve program direktörü Derya Yücel ile bu uzun soluklu ilişkinin nasıl kurulduğunu konuştuk.



