İkinci edisyonuyla bizimle: Sound of Europe


Kaçıranlara: Paribu ile “Arter’de Uzun Cumartesi”
Paribu ile “Arter’de Uzun Cumartesi” Arter 23 Eylül Cumartesi günü, Paribu destekleriyle gerçekleşecek Arter’de Uzun Cumartesi kapsamında, misafirlerini gece yarısına kadar ağırlama hazırlanıyor. Arter’in keyfini uzun uzun…
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
- Nedir? Müzik festivali. Avrupa Birliği Ulusal Kültür Enstitüleri’nin (EUNIC) üye ülkelerde gerçekleştirilecek kültürel projeleri desteklemek adına oluşturduğu “EUNIC Cluster Fund 2022” katkılarıyla düzenlenen bir müzik festivali. Sound of Europe Festivali, üç farklı şehirde üç günden oluşan programıyla konser, etkinlik, atölye ve ustalık sınıflarına ev sahipliği yapıyor. Festival, Türkiye dâhil Avrupa’nın pek çok ülkesinden keşif odaklı sanatçılardan oluşturduğu müzikal içeriğiyle öne çıkıyor.
- Nerede? İstanbul, Ankara ve İzmir
- Ne zaman? 22 - 24 Eylül
- Neden gitmeli? Festivalde sahne alacak isimler şöyle: Deli Teli, Effetto Carsico Trio, Kid Colling, Martin Brunner, Monika Bulanda Trio, Sunkissed Child, Candlelight Ficus, Mara Aranda, Chefket, Tuhaf, Vila Navio ve Sarp Keskiner & Jan Mittendorp Duo.
- Not almalı: Festival programıyla ilgili detayları buradan takip edebilirsin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta şehrin ajandasında bir keşif festivali, Buika konseri, 5. Kıraathane Kitap Şenliği ve daha nicesi var.
19 Eyl 2023

YAZARLAR

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ara Güler’in objektifinden kalan İstanbul’u bütünüyle geri getirmek mümkün değil. Sokaklar değişti, bazı yapılar ortadan kalktı, kıyılar başka işlevler kazandı. Ara Güler’in ölümünün 8. yılında fotoğraflarına yeniden bakmak, yalnızca eski günleri anmak için değil, yaşadığımız kenti sorgulamak için de bir fırsat.

Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.



