TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİ VE DOĞA KAYIPLARI

İklim krizinin gölgesinde toplumsal cinsiyet eşitsizliği.
TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİ VE DOĞA KAYIPLARI

30 Kasım - Zorlu Holding - ANGST
Zorlu Holding ile birlikte

Zorlu Holding: #EsitBiHayat için #ŞiddeteKarşıYalnızDeğilsiniz Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu'nun (UNFPA) araştırmasına göre her 10 kadından 4'ü hayatları boyunca en az 1 kez şiddetin bir türüne maruz kalıyor. Şiddetin her türünün Türkiye’de önemli bir sorun teşkil ettiğinin bilincinde olan Zorlu Holding , Eşit Bi’Hayat yaklaşımıyla her tür şiddetten arınmış, daha eşit, adil ve iyi bir gelecek için çalışıyor. Eşit Bi'Hayat adını verdiği toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımına paralel, şiddete maruz kalan kişilerin kendilerini güvenle ifade edebilecekleri, yardım isteyebilecekleri bir kurum kültürü oluşturmayı ve iş ortamını güçlendirmeyi hedefleyen Zorlu Holding; geçtiğimiz yıl, şiddet konusunda farkındalığı artırmak ve şiddetin herhangi bir türüne maruz kalan çalışma arkadaşlarına yol gösterebilmek üzere Ev İçi Şiddeti Önleme Politikası’nı yayınladı. Güvenlik, esnek çalışma, hukuki ve psikolojik destek başta olmak üzere çeşitli olanaklarla çalışanlarını destekleyen Zorlu Holding; farkındalık çalışmalarını sürdürmeye devam ederek şiddetin mevcut durumuyla ilgili istatistiklere yer verdiği ve ayrıca şiddetin türlerini örnekler üzerinden vurguladığı “ Bu Sevgi Değil ” mesajlı iletişim kampanyasıyla şiddet türleri ve bu konuda destek alınabilecek kanallar konusunda dikkat çekmeyi hedefliyor.

Daha fazlasını öğren

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

WWF-Türkiye: Ece Özkan & Duygu Naz Yaldız

Yaşadığımız orman yangınları, sel felaketleri, aşırı hava olayları tesadüf değil. İklim krizi kapımızda değil, evimizde. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından açıklanan 9 Ağustos 2021 tarihli rapora göre, küresel ısınma, radikal önlemler alınmadığı taktirde kritik 1,5°C eşiğini geçecek. Ancak söz konusu radikal önlemler, 1-13 Kasım tarihleri arasında Birleşik Krallık başkanlığında Glasgow’da gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nden de çıkmadı. 

İklim kriziyle mücadeleye tavizsiz devam etmek gerekiyor. Bununla beraber, toplumun tamamını etkileyen her sorun gibi iklim değişikliğinin sonuçları da etkilenen kişinin konumuna, milliyetine, cinsiyetine, kimliğine ve dünyanın neresinde bulunduğuna göre değişiyor. İklim değişikliğinin yıkıcı sonuçlarından en çok geçimini tarım, hayvancılık, balıkçılık gibi sürdürülebilirliği ekosistemlerin sağlığına bağlı sektörlerde çalışanlar etkileniyor. 

İklim krizinin etkilerinden bahsederken, gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeleri aynı şartlarda değerlendirmediğimiz gibi, yıkıcı etkilerle yüzleşmek zorunda kalan topluluklara da toplumsal cinsiyet perspektifinden yaklaşmak gerekiyor. WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) tarafından yayımlanan Toplumsal Cinsiyet ve Yasadışı Yaban Hayvanı Ticareti raporuna göre, toplum hafızasının en derin katmanına yerleşmiş toplumsal cinsiyet rollerini dikkate almadan çevre sorunlarına bütüncül yaklaşım gösteremeyiz. 

Daha adil, eşitlikçi ve doğayla uyumlu bir dünya için mücadele

İnsanın doğa üzerindeki egemenliği yüzyıllar önce başladı. İnsanlığın, doğa tarafından sunulan kaynaklar üzerindeki egemenlik isteğine karşı doğaya siper çevre koruma hareketiyle yüzyıllardır sesleri bastırılan, her alanda ayrımcılığa maruz kalan; eğitim, oy verme, seyahat başta olmak üzere kişilik haklarını yıllar süren mücadeleyle kazanan toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele hareketleri arasındaki koşutluğun farkına varmak hiç de zor değil. Aslında hepsi daha adil, eşitlikçi ve doğayla daha uyumlu bir dünya mücadelesi

26. Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi'nde delegeler
Fotoğraf: Justin Goff


Araştırmalara göre toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve doğa kayıpları birbiriyle bağlantılı. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği arttıkça doğa tahribatı da artıyor. İkili cinsiyet sistemi üzerinden düşünülecekse araştırmalara göre kadınlar, erkeklere göre çevreye; organik ürün kullanımı, plastik kullanımı azaltma, sürdürülebilir gıda ve giyim alışverişi konularında daha duyarlı. Dört bir yandan alarm veren doğanın sesini çoğunlukla cinsiyet eşitsizliğinin yükünü taşıyan kadınlar duyuyor.

İklim krizi neden kadınları daha fazla etkiler? 

İklim krizinden de kadınlar, erkeklere göre daha fazla etkileniyor. Genel olarak kadınların geçim kaynakları doğaya daha bağımlı. Birleşmiş Milletler verilerine göre gelişmekte olan ülkelerde gıda üretiminin %45-80’ini kadın çiftçiler gerçekleştiriyor — zaten toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin baskın olduğu toplumlarda eğitime erişemeyen kadınlar tarıma yöneliyor. 

Geçim kaynağı: Kuraklık, azalan su kaynakları, aşırı hava olayları ve kıyı bölgelerinin sular altında kalma ihtimali hem gıda güvenliğini hem de geçimi tarıma bağlı kadınları riske atıyor. İklim değişikliğine bağlı olarak toprağın verimi azaldıkça kadınlar daha uzun çalışma saatlerine rağmen daha az gelir elde ediyor.

Özel alan: Atanan toplumsal cinsiyet rolleriyle ilişkili şekilde daha çok kadınlar tarafından üstlenilen gıda, temiz içme suyu, yakacak temini ve ev işleri her geçen gün zorlaşıp uzuyor. Bu da kadınların ve kız çocuklarının eğitime daha az zaman ayırması anlamına geliyor. Oysa eğitimli kadınlar, biyolojik çeşitliliğin korunması konusunda daha fazla bilgi sahibi olabiliyor ve iklim değişikliğinin etkilerinden korunacak çözümlere daha kolay uyum sağlayabiliyor. 

Fotoğraf: Ola Jennersten


Eğitim bariyeri: Kadınlar, eğitim bariyerini aştığında tüm insanlığı doğrudan etkileyen iklim politikalarında karar verici mekanizmalara yerleşerek toplumsal cinsiyet bazlı çevre politikaları oluşturulmasında daha etkin rol de oynayabilir. Ancak toplumda açıkça görüldüğü üzere, ne yazık ki ailede erkek bireyler eğitim ve iş fırsatlarının peşinden giderken kadınlar çocuklara, kardeşlere veya ailenin yaşlı bireylerine bakma sorumluluğuyla baş başa kalıyor. 

Zorunlu göç etkisi: Benzer şekilde iklim krizine bağlı olarak deniz seviyesinin yükseldiği veya aşırı hava olaylarının görüldüğü yerlerde insanlar göçe zorlanıyor. Zorunlu göç, açlık, fakirlik gibi sorunlar da aile içi şiddet olaylarını artırıyor. 

İklim krizi gezegenimizin üzerini kaplayan, var olan kırılganlıkları artıran karanlık bir örtü. Bu nedenle iklim kriziyle mücadeleyi ve doğa koruma politikalarını cinsiyet, dil, din, ırk, ekonomik statü gibi bireyleri daha da kırılganlaştıran etkenlerden ayrı düşünemiyoruz. 

Bu krizden çıkış, doğa üzerindeki baskımızı azaltan eşitlikçi ve adil politikalarla #BirlikteMümkün.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

🌡 ANGST 13: İKLİM KRİZİ KADINLARI NEDEN DAHA FAZLA ETKİLER?

WWF'le daha adil, eşitlikçi ve doğayla uyumlu bir dünya mücadelesine davet; Zorlu Holding'in toplumsal cinsiyet eşitliği projeleri danışmanı Ebru Nihan Celkan'la tanış.

30 Kas 2021

Zorlu Holding ile birlikte
🌡 ANGST 13: İKLİM KRİZİ KADINLARI NEDEN DAHA FAZLA ETKİLER?

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Kiminle, nerede, ne zaman, nasıl: Karşılaşmalarımızı kim tasarlıyor?

Bir zamanlar hayatın akışı içinde kendiliğinden gerçekleşen karşılaşmalar giderek programlanan, paketlenen ve satın alınan hizmetlere dönüşüyor. Kiminle, nerede ve nasıl karşılaşacağımızı belirleyen sosyal altyapılar artık teknoloji şirketleri, hospitality sektörü ve üyelik sistemleri tarafından şekillendiriliyor. Peki daha pürüzsüz bir sosyal yaşam uğruna farklı olanla karşılaşma ihtimalinden tümden vazgeçiyor olabilir miyiz?

Elif Bayram

·

25 Ağu 2026

Kiminle, nerede, ne zaman, nasıl: Karşılaşmalarımızı kim tasarlıyor?
AngstAngst

HİKAYE

Ara beni lütfen: İletişimin dikenli gül bahçesinden yapay çime nasıl geçtik?

Bir zamanlar birbirimizin sesini duymak için telefon açıyorduk; şimdi aramadan önce mesaj atıyor, sesli mesajlarımızı telefona dikte ettiriyor, mesajı anlamayınca yapay zekaya soruyor, cevabı da ona yazdırıyoruz. İletişim hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay hâle gelirken birbirimizi dinlemek külfete dönüşüyor; arada da makineler bizi dinliyormuş gibi yapmayı öğreniyor.

Sinem Dönmez

·

22 Ağu 2026

Ara beni lütfen: İletişimin dikenli gül bahçesinden yapay çime nasıl geçtik?
AngstAngst

HİKAYE

Kapitalizm yatağımızda: Mükemmel uyku peşinde koşarken uykusuz kalmak

Akıllı saatler ve uyku takip cihazları, dinlenmeyi puanlanması, optimize edilmesi ve başarılı olunması gereken bir projeye dönüştürdü. Oysa ki uyku, insanın kontrolü elinden bırakmadan yapamadığı az sayıdaki şeyden biri: Kovaladıkça kaçıyor, ölçtükçe bozuluyor, üzerine titredikçe nevroza dönüşüyor.

Ümit Alan

·

21 Ağu 2026

Kapitalizm yatağımızda: Mükemmel uyku peşinde koşarken uykusuz kalmak
AngstAngst

HİKAYE

Dijital çağ kolonyalizminin yeni adı: Plastik atık sömürgeciliği

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Pelin Cengiz

·

17 Ağu 2026

Dijital çağ kolonyalizminin yeni adı: Plastik atık sömürgeciliği
AngstAngst

HİKAYE

Ödünç tercihler: Çok şey seçiyoruz, peki ne kadarına biz karar veriyoruz?

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?

Metin V. Bayrak

·

16 Ağu 2026

Ödünç tercihler: Çok şey seçiyoruz, peki ne kadarına biz karar veriyoruz?