UBS beklentileri karşılayamadı, Credit Suisse 69 milyar dolar çıkış verdi

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
UBS’te mevduat girişleri güçlü bir tablo çizerken, bankanın ilk çeyrek kârı, finansal kriz öncesi ipotek teminatlı menkul kıymet satışları ile ilgili dava için 665 milyon doları kenara ayırması nedeniyle tahminleri karşılayamadı.
🗣️ Ne dediler? Devir işlemini yönetmek üzere yeniden göreve gelen CEO Sergio Ermotti, zorlu ekonomik koşulların banka müşterilerinin ruh halini bozduğunu söyledi ve dört yıl sürebilecek bir entegrasyon sürecine girerken yaşanacak zorluklar konusunda uyarıda bulundu.
🚦 Önemli detay: UBS’in satın alma öncesinde varlıklı müşterilerinden 28 milyar dolar mevduat girişi sağladığı, bu tutarın 7 milyar dolarlık kısmın satın almayı takip eden 10 günde geldiği ortaya çıktı.
📌 Öte yandan: Credit Suisse, ilk çeyrekte bankadan 68,6 milyar dolarlık çıkış yaşandığını ve çıkışların devam ettiğini belirtti.
- Varlık yönetimi bölümündeki müşterilerin yalnızca ilk çeyrekte varlıklarının %9'unu geri çekti. Bu durum, müşterilerin aylardır süren para çekme işlemlerini hızlandırdı ve bölüm tarafından yönetilen varlıklar, geçen yılın aynı döneminde bildirilen 707 milyar franka kıyasla Mart ayı sonunda 502,5 milyar franka düştü.
🔍 Detaylar: Banka bu çıkış seviyesini ılımlı olarak nitelendirirken, yılın ilk çeyreğindeki net varlık çıkışının özellikle geçen ayın ikinci yarısında arttığını bildirdi.
- Banka ayrıca müşteri mevduatlarının bu çeyrekte 67 milyar frank azaldığını ve vadesi gelen vadeli mevduatların yenilenmediğini açıkladı.
- Varlık Yönetimi biriminde 1,3 milyar İsviçre frangı tutarında bir şerefiye değer kaybı kaydeden Credit Suisse, UBS ile birleşmesi sonuçlanana kadar iş ve operasyonlarına yönelik risklerin "daha da şiddetlendiğini" söyledi.
⏱️ Bir adım geriden: UBS'nin bu ay yapılan yıllık genel kurul toplantısında bankanın Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Lukas Gaehwiler, Credit Suisse'in öngörülebilir gelecekte İsviçre'de kendi adı altında faaliyet göstermeye devam edeceğini söylemişti.
📌 Öte yandan: UBS, kaç Credit Suisse çalışanının işten çıkarılacağı konusunda hâlâ bir açıklama yapmadı.
- UBS yöneticileri, devralmanın ardından anlaşmanın 2027 yılına dek maliyeti 8 milyar dolar seviyesinde azaltmasını beklediklerini, bunun 6 milyar dolarının firmaların operasyonları genelinde bazı tam zamanlı çalışanların çıkarılmasıyla gerçekleşeceğini belirtmişti.
📌 Ek olarak: UBS, daha önce ayrılacağı belirtilen Christian Bluhm'un Credit Suisse'in devralınması üzerinde çalışmak üzere "öngörülebilir gelecekte" Baş Risk Sorumlusu olarak görevine devam edeceğini söyledi.
- UBS, Kasım ayında yaptığı açıklamada 2016 yılından bu yana risk şefi olan Bluhm'un görevinden ayrılacağını, şu anda varlık yönetimi biriminde denizaşırı risklerden sorumlu olan Damian Vogel'in Mayıs ayında Bluhm'un yerini alacağını duyurmuştu.
- Damian Vogel de, Credit Suisse anlaşmasıyla ilgili risk işlevlerini denetleyeceği Grup Risk Kontrol Entegrasyon Başkanı pozisyonuna atandı.
📌 Ek bilgi: Morgan Stanley CEO'su James Gorman, ABD'de Silicon Valley Bank'ın iflasının neden olduğu şok dalgasına rağmen dünyanın bankacılık kriziyle karşı karşıya olmadığını, yaşananların 2008 krizinden oldukça uzak olduğunu söyledi.
🖋️ Ek bilgi: Pazartesi günü kapanışından sonra First Republic Bank hisseleri, mevduatların ilk çeyrekte 100 milyar dolardan fazla düştüğünü ve bilançosunu yeniden yapılandırma gibi seçenekleri araştırdığını açıklamasıyla %20'den fazla değer kaybetti.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.

Yapay zeka, artık yazılımı ucuzlatmanın ötesinde, hizmet sektörünün ekonomisini de değiştiriyor. Yeni nesil “AI-native” ajanslar, müşteriye bir araç verip işi ona bırakmak yerine operasyonun tamamını üstleniyor ve ajans hizmetini platform fiyatına sunuyor.

Yıllarca raporlar, hedefler ve uyum kriterleri üzerinden ele alınan sürdürülebilirlik, 2026’nın çoklu kriz ortamında kabuk değiştiriyor. Çevresel ve sosyal riskler büyürken, şirketlerin sürdürülebilirliği ana iş kollarından ayrı, ikincil bir alan olarak görmesi giderek daha işlevsiz hâle geliyor. Yeni dönemin sorusu artık ne kadar sürdürülebilir göründüğümüz değil, sürdürülebilirliği finansal performansa, büyümeye ve organizasyonel dayanıklılığa ne kadar entegre edebildiğimiz.

Güvenin ve itibarın göstergelerini, güven ve itibarın kendisiyle karıştırdığımızda her şeyi “parasını bastırarak” çözebileceğimizi düşünüyoruz. Oysa göstergeleri satın almak kolay, güvenin kendisini satın almak ise mümkün değil. Çünkü sahici güven; strateji, sabır, emek ve zamana yayılan bir tutarlılık gerektiriyor. Kestirmeler ise yalnızca sahnedeki kağıttan kaplanı parlatıyor; işler ters gittiğinde o kaplan kimseyi korumuyor.

Yeni bir hobiye başlamak zaman, emek ve istikrar gerektiriyor; o hobiyi yapan kişiye benzemekse birkaç sipariş kadar yakın. Bir zamanlar müzisyenlerin “ekipman edinme sendromu” adını verdiği dürtü, bugün koşudan fotoğrafçılığa, kahveden kampçılığa uzanan bir iş modeline dönüştü. Markalar, tüketicinin olmak istediği kişiyi ve ait olmak istediği hayatı ürünlerle paketlerken gelecekteki hâlimize dair hayallerimizi de giderek büyüyen bir pazara çeviriyor.



