"İLK DEFA REGL OLDUĞUMDA—"

Üç deneyim: Kaç damlalı ped kullanıyorsun? Hiç regl olan birine psikolojik şiddet uyguladın mı? Regl olduğunda tokat mı yedin hediye mi aldın?
"İLK DEFA REGL OLDUĞUMDA—"

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

50 damlalı ped

Burçin Tetik

İlkokulda reglin ne olduğunu tam olarak bilmiyordum ama sezgisel olarak anladığım şeyler vardı. Ne de olsa bakkala yollanıp o gizli saklı gazete kağıtlarına sarılan pedlerden ben de alıyordum annem için. Bir yaz çocuklarla annelerimizin ped boyutlarını konuşmuştuk — pedlerin üzerinde ne kadar emici olduğunu tasvir eden damla sembolleriydi konu.

Birilerinin annesi iki, birilerinin annesi üç damlalı kullanıyordu, “Ya seninki kaç? diye sordular bana da. Benim annem en güçlü, en olağanüstü, en hayran olunası, en yenilmez olduğu için gururla sallamıştım, “50 damlalı,” diye. Çocuklar şaşkın şaşkın baktılarsa da hiçbirimiz bu konuda çok da bilgili olmadığımızdan beni yalanlayabilen çıkmadı ve ben 50 damlalık ped kullanan annemle övünerek o günü bitirdim. 

Çok geçmeden ben de reglle tanıştığımda belki de o gün söylediğim yalan tüm ömrümü etkileyen bir lanete dönüştü. 11 yaşımdan şu anki 36 yaşıma, en büyük tamponlara ilaveten takılan gece pedlerinin bile bastıramadığı kanamalarla yaşadım. Ama ben henüz çocuklukta çözmüştüm işi. Çok kanayan belki de hakikaten çok muktedirdi. Belki de ne kadar çok kanarsak o kadar yenilmezdik.

Bir rahim hastalığı

Elif Bayram

Kendimi bildim bileli reglimin ilk günlerini hasta gibi geçirdim. Hasta gibi ne demek? Baş ağrısı, baş dönmesi, mide bulantısı, karın ağrısı, bacak ağrısı, sırt ağrısı, katlanılamaz bir kasık ağrısı — evet, endometriosis. Bir rahim hastalığı. Genelde rahimdeki endometrium dokusunun rahim dışında özellikle de karın bölgesine ve yumurtalıklara yerleşmesi üzerine içi kan dolu kistlerin oluşması durumu. Tatlı adıyla çikolata kisti. Bildin mi? 

Henüz tedavisi bulunamayan ve sebebi tam olarak bilinemeyen bu hastalık, her regl öncesi ve regl döneminde ciddi ağrılara ve şikayetlere sebep oluyor. Sırf benim çevremde yakinen tanıdığım 5 kadında var. Doktorların söylediğine göre her 10 kadından birinde var, yaygın. Gel gör ki ne endometriosis'ten ve diğer rahatsızlıklardan kaynaklanan sancılara ne de sağlıklı bir bireyin regl günlerinde çektiği kramplara tahammül var. 

İş yerinde ve okulda kaç kez reglyken hastanelik oldum ve rapor aldım diye "Abartma"lar, "Hepimiz oluyoruz bir şey olmuyor böyle"ler, "Her ay aynı şey"ler ve daha neler neler duydum. En çok da regl olanlardan duydum bunu. Kadın patronlarımdan, arkadaşlarımdan, öğretmenlerimden.

Bugün, tekrar etmek istiyorum. Endometriosisler, polikistikoverler ve daha nice semptomuyla beliren hastalıklar ve bu hastalıkların semptomları vardır. Tanısı konmuş hiçbir rahatsızlığın olmasa da regl krampları olabilir. Her beden başkadır. Her deneyim biriciktir. İşte tam bu sebeple anlayamadığın için ya da sen öyle yaşamadığın için tüm bunlar yok sayılamaz. 

Şimdi söyle, sen hiç regl olan birine psikolojik şiddet uyguladın mı? "Boşver geçer, haydi dışarı çıkalım," dedin mi? "Abartma!" dedin mi? "Hepimize oluyor," dedin mi? "Aman bir şey olmaz" dedin mi?

Gelenek tokadı

Eylül Aytan

Kardeşim ilk defa regl olduğunda evdeki bakıcının ona tokat attığını söylemişti. “Gelenek” adı altında atılan tokat, toplum tarafından “kadınlığın başlangıcı”na atfedilen bir durum üzerine gelince insan “Gelecekte başına gelebilecek bütün baskılanmaları normalleştirmen gerekiyor,” dendiğini düşünmeden edemiyor — kısacası deneyim üzerine gelen şiddet eylemi, bu mantığı küçük bir yaşta öğretecek şekilde kullanılıyor.

Benim ilk regl deneyimim daha farklıydı. Daha “iyi” miydi, emin değilim. Ortaokuldayken bir arkadaşıma hediye alındığını duyduğum için ilk reglime gün sayıyordum. Regl olduğumda da bütün ailemi tuvalete toplayıp kanı göstermiştim. O gün hediye almak isteyen bir çocuk olsam da bugün durumu daha farklı ele alıyorum — regl olunduğunda bir şeylerin değiştiği ve bu değişimin de ödüllendirilmesi gerektiği düşüncesi regl durumunu herhangi bir biyolojik süreç olmaktan çıkartmaz mı?

Regl olmayı kutlamak ve regl olan insana tokat atmak birbirinden farklı iki gelenek gibi gözüküyor olsa da sonuç olarak aynı sisteme servis ediyor diye düşünüyorum. Her zaman birilerini bastırmak için bahane bulabilen bu sistemde, regli bir bahane olarak kullanmayı kabul etmek istemiyorum. Bu yüzden de hem regl olan bir bedeneme sahip olmaktan dolayı atanan kalıpları kabul etmemeye hem de reglim üzerinden kontrol edilmemeye #HakkımVar diyorum.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

🩸 ANGST 21: REGL HAKKINDA KONUŞMAMIZ GEREKENLER VAR

Konuşmamız Gerek Derneği'yle soruyoruz: Menstrüel eşitlik hareketinin bir parçası mısın? Sadece kadınlar mı regl olur? Peki ilk regl deneyimin nasıl geçti?

25 Oca 2022

🩸 ANGST 21: REGL HAKKINDA KONUŞMAMIZ GEREKENLER VAR

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Kiminle, nerede, ne zaman, nasıl: Karşılaşmalarımızı kim tasarlıyor?

Bir zamanlar hayatın akışı içinde kendiliğinden gerçekleşen karşılaşmalar giderek programlanan, paketlenen ve satın alınan hizmetlere dönüşüyor. Kiminle, nerede ve nasıl karşılaşacağımızı belirleyen sosyal altyapılar artık teknoloji şirketleri, hospitality sektörü ve üyelik sistemleri tarafından şekillendiriliyor. Peki daha pürüzsüz bir sosyal yaşam uğruna farklı olanla karşılaşma ihtimalinden tümden vazgeçiyor olabilir miyiz?

Elif Bayram

·

25 Ağu 2026

Kiminle, nerede, ne zaman, nasıl: Karşılaşmalarımızı kim tasarlıyor?
AngstAngst

HİKAYE

Ara beni lütfen: İletişimin dikenli gül bahçesinden yapay çime nasıl geçtik?

Bir zamanlar birbirimizin sesini duymak için telefon açıyorduk; şimdi aramadan önce mesaj atıyor, sesli mesajlarımızı telefona dikte ettiriyor, mesajı anlamayınca yapay zekaya soruyor, cevabı da ona yazdırıyoruz. İletişim hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay hâle gelirken birbirimizi dinlemek külfete dönüşüyor; arada da makineler bizi dinliyormuş gibi yapmayı öğreniyor.

Sinem Dönmez

·

22 Ağu 2026

Ara beni lütfen: İletişimin dikenli gül bahçesinden yapay çime nasıl geçtik?
AngstAngst

HİKAYE

Kapitalizm yatağımızda: Mükemmel uyku peşinde koşarken uykusuz kalmak

Akıllı saatler ve uyku takip cihazları, dinlenmeyi puanlanması, optimize edilmesi ve başarılı olunması gereken bir projeye dönüştürdü. Oysa ki uyku, insanın kontrolü elinden bırakmadan yapamadığı az sayıdaki şeyden biri: Kovaladıkça kaçıyor, ölçtükçe bozuluyor, üzerine titredikçe nevroza dönüşüyor.

Ümit Alan

·

21 Ağu 2026

Kapitalizm yatağımızda: Mükemmel uyku peşinde koşarken uykusuz kalmak
AngstAngst

HİKAYE

Dijital çağ kolonyalizminin yeni adı: Plastik atık sömürgeciliği

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Pelin Cengiz

·

17 Ağu 2026

Dijital çağ kolonyalizminin yeni adı: Plastik atık sömürgeciliği
AngstAngst

HİKAYE

Ödünç tercihler: Çok şey seçiyoruz, peki ne kadarına biz karar veriyoruz?

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?

Metin V. Bayrak

·

16 Ağu 2026

Ödünç tercihler: Çok şey seçiyoruz, peki ne kadarına biz karar veriyoruz?