İlkay Demirdağ ile Davos 2026 üzerine: "Niyet ile davranış arasındaki fark artık gizlenmiyor"

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) 2026 veya diğer adıyla Davos Forum 2026, gergin küresel siyasi ortam ve sert yapısal değişim emareleri nedeniyle bu yıl pek çok alışılagelmedik olaya sahne oldu. Yılın belirli bir dönemi haricinde genellikle sakin bir yer olan İsviçre’nin Davos kasabası, bu yıl finans dünyasının rahat buluşma noktası olmaktan çok, kriz başlıklarının peş peşe masaya yatırıldığı, liderlerin ve yatırımcıların küresel belirsizlikleri hiç olmadığı kadar açıkça kabul ettiği bir müzakere alanına dönüştü.
Peki forumda öne çıkan ana tartışma başlıkları nelerdi, gergin siyasi ortam yatırımcıların dünyaya bakışını ne yönde etkiledi, küresel sermayenin zihniyetinde bir değişim oldu mu ve bu değişimden Türkiye’nin çıkarması gereken dersler neler? Bunlar Türkiye’den bakan biri için en çok merak edilen sorulardı diyen biri yalan söylemiş olmaz.
WEF 2026’ya Türkiye’den katılan ve Davos 2026 kapsamında düzenlediği etkinliklerde kurumsal enerji yatırımcıları ile operatörleri bir araya getiren Energy Shift Capital Kurucu Ortağı İlkay Demirdağ, “Diyalog Ruhu” temasıyla düzenlenen Davos Forum 2026’da genel havanın nasıl olduğunu, gerek toplantılarda gerekse koridorlarda nelerin konuşulduğunu, enerji alanında yatırımcıların en çok hangi konularla ilgilendiklerini ve Türkiye denilince yatırımcıların ne tür karşılıklar verdiklerini Aposto okurları için anlattı.
“Niyet ile sermaye davranışı arasındaki fark artık gizlenmiyor”
Öncelikle Davos 2026’da ana temanın geleceği tartışmaktan ziyade yapısal kırılmaların içinde nasıl karar alınacağı konusuna kaydığını ifade ederek başlayan Demirdağ, “Davos 2026’yı ayırt edici kılan nokta, niyet ile sermaye davranışı arasındaki uyumsuzluğun artık gizlenmemesi, açıkça kabul edilmesi ve tartışmanın merkezine alınması oldu” dedi ve “Resmi çerçeve diyalog ve işbirliği etrafında şekillense de, forumun gerçek gündemi çok daha netti. Ana gündem jeopolitik kırılma, enerji güvenliği, sermayenin yeniden konumlanması ve yapay zekanın sistem ölçeğinde yarattığı baskıydı” diye ekledi.
“Bu yıl Davos’u önceki yıllardan ayıran en önemli unsursa Mark Carney’nin konuşmasının forumun genel tonunu belirlemesi oldu. Carney yaşadığımız şeyin geçici bir dalgalanma değil, mevcut küresel düzenin sona erdiği yapısal bir kırılma olduğunun mesajını verdi. Eski sisteme dönmeye çalışmak çözüm değil, çünkü bugünkü riskleri zaten o sistem üretti. Enerji, sermaye ve teknoloji artık dayanıklılık, güvenlik ve rekabet gücü ekseninde yeniden kurgulanıyor.”
Toplantılarda ve sahnedeki ana tartışmaların çok kutuplu dünya düzeninin artık fiili bir gerçekliğe dönüşmesi, enerjinin artık bir iklim başlığı olmaktan çıkıp ulusal güvenlik meselesi haline gelmesi, yapay zekanın altyapı yatırımlarıyla birlikte ele alınması ve sermayenin yanlış yerde ve yanlış hızda hareket etmesi gibi konuların etrafında döndüğünü söyleyen Demirdağ, koridorlarda ise bu konuların daha farklı yönlerden konuşulduğuna dikkat çekerek şöyle dedi:
“Sahne ile koridor arasında konu farkı değil, derinlik farkı vardı. Koridorlarda konuşulan sorular, ‘Hangi varlıklar 2026-2030 arasında gerçekten ayakta kalabilir?’, ‘Enerji ve altyapı yatırımları hangi politik ve jeopolitik risklere karşı dayanıklı?’, ‘AI yatırımlarında capex ne zaman gerçek nakit akışına döner?’ gibi sorulardı.”
Türkiye’den bahsedildiğinde en çok hangi ifadeler kullanıldı?
“Davos’ta Türkiye’den bahsettiğimde, farklı yatırımcı gruplarından gelen geri bildirimler belirli bir çerçevede toplanıyordu” ifadelerini kullanan Demirdağ, en çok duyduğu ifadelerin, “Stratejik ama karmaşık”, “Enerji ve sanayi açısından kritik bir ülke” veya “Potansiyeli yüksek ancak öngörülebilirlik belirleyici” gibi ifadelerden oluştuğunu söyledi.
“Bu değerlendirmeler, Türkiye’nin artık yalnızca gelişmekte olan pazar kategorisinde değil enerji güvenliği, tedarik zinciri çeşitlendirmesi ve bölgesel sanayi kapasitesi bağlamında ele alındığını da gösteriyor. Özellikle yenilenebilir enerji, batarya-depolama çözümleri, şebeke altyapısı ve savunma-enerji-sanayi kesişiminde stratejik bir ilgi olduğu görülüyor.”
“Enerji yatırımları iklim anlatısı üzerinden değil güvenlik üzerinden değerlendirildi”
Davos 2026’da, sermayede bir zihniyet kaymasının başladığını gördüklerini ancak bu kaymanın henüz tamamlanma aşamasında olmadığını ifade eden Demirdağ, “Sermaye artık yalnızca klasik getiri diliyle konuşmuyor ancak bu, davranışların tamamen değiştiği anlamına da gelmiyor. Özellikle enerji alanında önemli bir kırılma var. Enerji yatırımları bu yıl ilk kez ağırlıklı olarak iklim anlatısı üzerinden değil, enerji güvenliği, sanayi rekabeti ve sistem dayanıklılığı üzerinden değerlendirildi. Bu, söylemden ibaret bir değişim değil, risk algısının gerçekten yeniden tanımlandığını gösteriyor” ifadelerini kullandı.
“Ancak kritik ayrım şu noktada ortaya çıkıyor; sermaye yenilikçi teknolojilere değil, ölçeklenebilir ve doğru yapılandırılmış iş modellerine iştah gösteriyor” ifadelerini de kullanan Demirdağ, “Bu nedenle erken aşama, teknoloji odaklı ama sermaye mimarisi zayıf projelere sabır azalmış durumda. Buna karşılık, Seri A sonrası ticari geçerliliği olan, sanayiyle entegre olabilen ve ölçeklenme yolunu net çizen enerji yatırımlarına ciddi bir ilgi var” dedi.
"Söylemde yenilikçi görünme dönemi büyük ölçüde geride kaldı. Eylem tarafında ise sermaye hala seçici, disiplinli ve temkinli. Davos 2026’nın farkı, bu temkinin artık gizlenmemesi ve açıkça dile getirilmesi oldu. Sermaye dönüşüyor; ama hayal değil, dayanıklılık, nakit akışı ve ölçek arıyor. Enerji alanında gerçek fırsat, bu üç unsuru bir araya getirebilen yatırımlarda ortaya çıkıyor.”
“Enerji, yapay zeka ve jeopolitik tek bir problem olarak ele alındı”
“Davos 2026’da beni en çok etkileyen şey tek bir veri ya da slogan değil; farklı platformlarda aynı gerçeğin tekrar tekrar teyit edilmesi oldu. Enerji, yapay zeka ve jeopolitik artık ayrı başlıklar olarak değil, tek bir sistem problemi olarak ele alındı” ifadelerini kullanan Demirdağ, “Bu tabloyu yalnızca genel oturumlarda değil, Energy Shift Capital çatısı altında Davos’ta organize ettiğimiz yatırımcı etkinlikliklerinde de çok net gördük” dedi.
“Energy Shift Capital olarak Davos 2026 kapsamında 3 ayrı etkinlikte, enerji dönüşümüne yatırım yapan dünyanın en önemli fonlarını, kurumsal yatırımcıları ve operatörleri bir araya getirdik. Toplamda 35 konuşmacı ile gerçekleştirdiğimiz bu kapalı ve yüksek seviye oturumlar, sahnedeki makro tartışmaların yatırımcı perspektifinde nasıl somutlaştığını açık biçimde gösterdi. Bu toplantılarda öne çıkan ortak noktalar şunlardı:
Yapay zeka artık yalnızca bir yazılım veya teknoloji konusu değil, veri merkezleri, şebekeler ve sürekli güvenilir elektrik arzı üzerinden ele alınıyor. AI’ın ölçeklenmesindeki temel kısıt teknoloji değil, enerji altyapısı.
Enerji güvenliği, yatırımcılar ve politika yapıcılar tarafından açıkça ulusal güvenlik ve sanayi rekabeti ile birlikte ele alınıyor.
Sermaye var, ancak yanlış yerde ve yanlış hızda hareket ediyor. Bu da enerji dönüşümünde ölçeklenmenin önündeki en büyük engel olarak görülüyor.”
“Türkiye ile ilgili, ‘Bunu ciddiye almazsak 10 yıl sonra geç kalmış oluruz’ dediğiniz en somut riskler veya fırsatlar neler?” sorumuzu da yanıtlayan Demirdağ, şöyle devam etti:
“Somut riskler tarafında ilk olarak şebeke ve esneklik yatırımlarının gecikmesi. AI, veri merkezleri ve sanayi elektrifikasyonu için kritik altyapı zamanında güçlendirilmezse, Türkiye rekabet avantajını kaybedebilir. İkincisi enerji teknolojilerinde sadece uygulayıcı kalmak. Kurulum yapan ama teknoloji, yazılım ve sistem çözümü üretmeyen ülkeler uzun vadede düşük katma değere sıkışıyor. Üçüncüsü uzun vadeli sermaye mimarisinin kurulamaması. Hedefler doğru olabilir, ancak finansman yapıları doğru kurulmazsa ölçeklenme mümkün olmaz.
Somut fırsatlar tarafında ise Türkiye’nin coğrafi konumu, sanayi altyapısı ve yenilenebilir potansiyeli sayesinde bölgesel enerji ve sanayi merkezi olma şansı, enerji depolama, şebeke teknolojileri, sanayi elektrifikasyonu ve AI-destekli enerji yönetimi gibi alanlarda ölçeklenebilir çözümler geliştirme potansiyeli ve doğru yapılandırılmış uluslararası sermaye ile yerli teknolojilerin küresel pazarlara taşınması sıralanabilir.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Piyasalardaki iştah ve enerji, yoğun sermaye harcaması, bol sermaye ve rekabetçi büyüme arzusuyla öne çıkan Reagan dönemi 1980'ler, 1998-99 ve 2004-06 yıllarını andırıyor.

Ortaya çıkan tablo, daha az konuşan ancak şeffaflıktan ödün vermeyen, iletişimini daha sade metinlerle kuran, piyasaya daha az yönlendirme yapan fakat hedefleri konusunda daha kararlı ve kurumsal açıdan daha disiplinli bir merkez bankası modeline işaret ediyor.

Türkiye'nin en büyük dış ticaret fazlası veren sanayi kollarından tekstil ve hazır giyim sektörü, 2025 yılını 26,2 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Doğrudan 845 bin, dolaylı etkileriyle birlikte yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlayan sektör, 2022'de ulaştığı zirveden bu yana tarihinin en sert daralmalarından birini yaşıyor. Konuyla ilgili sunum yapan TGSD yönetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sunulan üç aşamalı strateji haritasının ayrıntılarını paylaştı.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda veri akışı güçlü. Yurt içinde Fitch değerlendirmesi ve cari denge, yurt dışında ise ABD TÜFE ön planda olacak.
13 Tem 2026

Küresel ekonomide bir taraftan savaşın yarattığı belirsizliği ve bunun başta petrol ve altın fiyatları olmak üzere finansal piyasalardaki yansımalarını izlerken, diğer taraftan özellikle yapay zeka alanında yaşanan olağanüstü teknolojik gelişmelerin önümüzdeki dönemde ekonomik hayata nasıl yansıyacağını anlamaya çalışan bir piyasa dinamiğiyle karşı karşıyayız.




