I’m Still Here ve Dargeçit: Coğrafyalar ayrı, acılar aynı

Brezilya ve Türkiye birbirine çok uzak iki ülke. Ama Oscar adayı “Hâlâ Buradayım” ve 2024 yapımı "Dargeçit" bu iki ülkenin ortaklaştığı acılar üzerinden aradaki mesafeyi kapatıyor. Brezilya’da 1971’de zorla kaybedilen 41 yaşındaki Rubens Paiva'nın ve ailesinin yıllar süren mücadelesi, Mardin'de kaybedilen küçük Davut ve ailesinin öyküsüyle neredeyse aynı.
I’m Still Here ve Dargeçit: Coğrafyalar ayrı, acılar aynı

1971 yılının ilk günleri. Takvim yaprakları 21 Ocak’ı gösteriyor. Brezilya’da 1964 askerî darbesi sonrası milletvekilliği görevinden el çektirilen Rubens Paiva, inşaat mühendisi olarak hayatına devam ederken ailesiyle birlikte yaşadığı Rio de Janeiro’daki evinin kapısını askerî polis çalıyor. Niyetleri Paiva’yı tutuklamak ama tutuklama kararları yok. Merkeze götürüp ifadesini almak istiyorlar. Paiva zorluk çıkarmıyor, yatak odasına gidiyor, takım elbisesini giyiyor, kravatını takıyor ve yüzünde kocaman bir gülümsemeyle çocuklarına geleceğini söylüyor. Fakat o an, çocukların babalarını son görüşü oluyor. 41 yaşındaki Paiva işkencede öldürülüyor. Brezilya’daki cunta yönetimi ise Paiva’nın değil öldürüldüğünü, gözaltına alındığını bile kabul etmiyor. 

Gerçekler, o günlerde kocası gibi gözaltına alınıp işkence gören karısı Eunice’in 43 yıl süren mücadelesi sonucu ortaya çıktı. 2014’ün Şubat ayında, dikta döneminde ülkedeki insan hakları ihlallerini araştıran Ulusal Gerçek Komisyonu, Rubens Paiva'nın işkencede öldürüldüğünü açıkladı. Bedenine hiçbir zaman ulaşılamadı. Birkaç kere farklı yerlere gömülüp çıkarıldıktan sonra Paiva'nın okyanusa atıldığı da yıllar sonra öğrenildi. Rubens Paiva, Brezilya’da zorla kaybedilenlerin simgelerinden biri oldu.

Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.

Aposto Premium
Ayda

  • Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
  • Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
  • Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
  • Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.
Aposto Premium üyesi misin? Giriş yap
demet
Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

YAZARLAR

Olkan Özyurt

Kültür-sanat yazarı, sinema eleştirmeni. 2000 yılında Radikal gazetesi kültür-sanat servisinde gazeteciliğe başladı. 2008’de Sabah gazetesine geçerek kültür-sanat sayfasının yönetimini üstlendi. 2012'de hafta sonu eklerine geçti. 10Haber.net’te kültür sanat editörü olarak çalıştı. Sinema ile ilgili yazıları ve film eleştirileri Arka Pencere, Empire Türkiye, Sinema dergilerinde yayımlandı.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

OKUMAYA DEVAM EDİN

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi

Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Aslı Perker

·

23 Eki 2026

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Mehmet Sindel

·

23 Eki 2026

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Emre Eminoğlu

·

23 Eki 2026

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Özge Şimşek

·

22 Eki 2026

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.

Yasemin Kaya

·

22 Eki 2026

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar