I’m Still Here ve Dargeçit: Coğrafyalar ayrı, acılar aynı

1971 yılının ilk günleri. Takvim yaprakları 21 Ocak’ı gösteriyor. Brezilya’da 1964 askerî darbesi sonrası milletvekilliği görevinden el çektirilen Rubens Paiva, inşaat mühendisi olarak hayatına devam ederken ailesiyle birlikte yaşadığı Rio de Janeiro’daki evinin kapısını askerî polis çalıyor. Niyetleri Paiva’yı tutuklamak ama tutuklama kararları yok. Merkeze götürüp ifadesini almak istiyorlar. Paiva zorluk çıkarmıyor, yatak odasına gidiyor, takım elbisesini giyiyor, kravatını takıyor ve yüzünde kocaman bir gülümsemeyle çocuklarına geleceğini söylüyor. Fakat o an, çocukların babalarını son görüşü oluyor. 41 yaşındaki Paiva işkencede öldürülüyor. Brezilya’daki cunta yönetimi ise Paiva’nın değil öldürüldüğünü, gözaltına alındığını bile kabul etmiyor.
Gerçekler, o günlerde kocası gibi gözaltına alınıp işkence gören karısı Eunice’in 43 yıl süren mücadelesi sonucu ortaya çıktı. 2014’ün Şubat ayında, dikta döneminde ülkedeki insan hakları ihlallerini araştıran Ulusal Gerçek Komisyonu, Rubens Paiva'nın işkencede öldürüldüğünü açıkladı. Bedenine hiçbir zaman ulaşılamadı. Birkaç kere farklı yerlere gömülüp çıkarıldıktan sonra Paiva'nın okyanusa atıldığı da yıllar sonra öğrenildi. Rubens Paiva, Brezilya’da zorla kaybedilenlerin simgelerinden biri oldu.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
YAZARLAR

Olkan Özyurt
Kültür-sanat yazarı, sinema eleştirmeni. 2000 yılında Radikal gazetesi kültür-sanat servisinde gazeteciliğe başladı. 2008’de Sabah gazetesine geçerek kültür-sanat sayfasının yönetimini üstlendi. 2012'de hafta sonu eklerine geçti. 10Haber.net’te kültür sanat editörü olarak çalıştı. Sinema ile ilgili yazıları ve film eleştirileri Arka Pencere, Empire Türkiye, Sinema dergilerinde yayımlandı.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
OKUMAYA DEVAM EDİN
Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.




