İnternetsiz bir uçuş: Modern insanın son sığınağı

AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Alain de Botton’ın Aşk Üzerine adlı romanı, Paris-Londra arası tarifeli bir uçuşta başlayan bir aşkın üzerine yazılmıştır. Yaşları, eğitim seviyeleri, statüleri benzer iki genç uçakta tesadüf eseri tanışır, birbirlerinden hoşlanır ve görüşmeye başlarlar. Zamanla ilişkileri derinleşir, hayat artık iki kişiliktir...
Bugünlerde, bir uçakta benzer bir ilişkinin başlama ihtimali gözüme adeta olanaksız görünüyor zira internet bağlantım olmayan anlarda dahi başımı telefondan kaldırmıyorum ve kulağımda daima Spotify var. Artık bir dakikalık sükûnet bile büyük başarı sayılıyor…
Yalnız olmadığımı biliyorum ve doğrusu bu beni rahatlatıyor. Yine de geçmişte dış dünyanın türlü hâllerine karşı korunaklı olduğumuz, çoğu zaman meditatif uçuş anlarına da yakın gelecekte tamamen veda edecek olmamız korkutucu.
Wi-Fi’sız bir uçuş: Modern insanın son sığınağı
Simon Osbourne, 2018’de Financial Times’da yayımlanan yazısında 18 saatlik Auckland-Doha uçuşuyla ilgili şunları kaleme almış:
“Uçağım yedi yaşındaydı ve Wi-Fi yoktu. Bu, son on yılda internetsiz geçirdiğim en uzun süre oldu. Seyahat artık eskisi kadar gösterişli olmasa da, internetten uzak olmak bu uçuşun saf keyiflerinden biriydi.”
Bugün bu cümleyi kurmak güç, zira artık uçaklarda Business Class’tan Ekonomi kabinine, ücretsiz veya ücreti mukabilinde internet erişimi sağlanıyor. Türk Hava Yolları’ndan Qantas’a, Lufthansa’dan Emirates’e dünyanın tüm büyük hava yolları, sundukları uçak içi Wi-Fi hizmetiyle haklı olarak övünüyor.
- Farklı internet paketleri sunuyorlar: 3-5 avro veya biraz mil karşılığı sınırsız mesajlaşma, birkaç GB veri kullanımı, ücretsiz sosyal medya ve e-posta erişimi gibi alternatifler var.
Lufthansa Grubu, 2025 yazında tüm uzun menzilli uçuşlarında ücretsiz mesajlaşma hizmeti sunacağını; Türk Hava Yolları, tüm yolculara yönelik ücretsiz, sınırsız ve yüksek hızlı internet erişimiyle uçak içi bağlantı hizmetlerinde devrim yaratacak planlarını duyuruyor. GlobeTrender’a göre bayrak taşıyıcı, 2025 sonundan başlayarak iki yıl içinde bu hedefi hayata geçirmeyi planlıyor.
35.000 fitte Slack bildirimi
Bu gelişmelerin devrim niteliğinde olduğu ve olası faydaları su götürmez. Öte yandan gökyüzünde Slack bildirimlerinin durmadığı, patrondan ya da partnerden gelen WhatsApp mesajlarına ara vermediğimiz “kesintisiz” bir evren göz korkutuyor. Trump’ın ani çıkışları, tutuklama haberleri veya “must have” tişört linkleri 35.000 fitte de yakamızı bırakmıyor.
Dünya artık her zamankinden küçük; her an 10.000’e yakın uçak havada, 1.2 milyon insanı ülkeler ve kıtalar arasında saatte 800 km hızla taşıyor. Pasaport sıraları, daralan diz mesafeleri ve ücretli sandviçlerin gölgesinde uçak yolculuğunun büyüsü zaten kaybolmuş olsa da, Türkçeye “beyin fesadı” olarak çevirmeyi sevdiğim “brain rot” hâli, bulutların üstünde de bizimle olacak gibi görünüyor.
Hiçbir şeye tutunmadan var olabilmek: ‘Raw-Dogging’
5.5 milyarlık internet kabilemizden uzaklaşıp sessizce uykuya ya da kendi düşüncelerimize dalmak şu sıra, keşişlere özgü bir disiplin gerektiriyor. Yine de umutsuzluğa kapılmaya gerek yok. Financial Times yazarı Robert Shrimsley’nin alaycı bir dille anlattığı “raw-dogging” akımıyla bitirelim: Uçuş boyunca film izlememek, müzik dinlememek, oyun oynamamak, hatta kitap bile okumadan yalnızca boşluğa bakarak seyahat etmek...
Telefonu kapatıp sadece bulutlara dalmak, birkaç saatliğine hiçbir bildirim almamak; bir zamanlar doğal olan bu anlar bugün neredeyse kahramanca eylemler sayılıyor. Daha da ileri giden meraklılar, uçakta yemek yemeyi bile reddediyor.
Her ne kadar “raw dog” ifadesi kulağa bir menü seçeneği gibi gelse de burada anlatılan tam anlamıyla hiçbir şeye tutunmadan var olabilmek. Belki de bu yüzden, uçakta internet bağlantısının kopabildiği o birkaç dakika, zihnimizin son özgür alanı olarak korunmayı hak ediyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Gizem Sevinç Selvi
Editör ve yazar.

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bazen birini o an biraz tedirgin etmek ya da yüzleşmekten çekindiği bir gerçeği sakince paylaşmak, uzun vadede hem ona hem de ilişkiye sunulabilecek en içten ve yapıcı katkı oluyor. Belki de esas mesele, ne patavatsızca her şeyi ortaya dökmek ne de çekinip sessizliğe gömülmek… Nezaket görüntüsü altında kendi rahatımızı mı, yoksa karşı tarafın ve ilişkinin gerçek gelişimini mi düşündüğümüzü kendimize dürüstçe itiraf edebilmemiz gerekiyor.

Tıp, uzun yıllar erkek bedenini temel alarak araştırdı, hastalıkları tanımladı ve teşhis kriterleri geliştirdi. Bunun sonucun ise kadınların özellikle bazı hastalıklarda daha geç veya yanlış teşhis alması, tedaviye erişimde eşitsizlik ve yalnızca kadınları etkileyen sağlık sorunlarının yeterince araştırılmaması oldu. "Ölümcül Körlük" dizisinin ilk yazısı, tıbbın cinsiyet körlüğünün nasıl oluştuğunu ve bunun kadın sağlığı üzerindeki sonuçlarını inceliyor.

Greenpeace Türkiye’nin 5 büyük market zincirinden aldığı 20 ürünün 3’ünde mevzuata aykırı pestisit kullanımı, 7’sinde ise 3’ten fazla pestisit tespit edildi; birinde 15 yıl önce yasaklanan etken madde bulundu. Daha 2021’de pazarın yüzde 60'ını yönettiği belirlenen zincir marketler, tarladaki üretim standartlarını da belirleme gücüne sahip. Market zincirlerinin elindeki bu gücün yanında ilgili kanunlar gıda kodeksine aykırı ürün satmama sorumluluğu da yüklüyor. Pazarı kontrol edenler, pestisit kullanımın da kontrol edebilir.

Kareem Rahma’nın metroda karşısına aldığı konuklardan bir iddia ortaya atmalarını istediği ve ardından bu fikri birkaç dakikalık bir tartışmaya dönüştürdüğü Subway Takes formatı, kısa videonun da güçlü bir editoryal dünyaya sahip olabileceğini gösteren nadir örneklerden. Kısa videoyu platformun değil, editoryal aklın merceğinden görmenin zamanı gelmiş olabilir mi?

Doğal yapıyı parçalayan ve bozan Avrupa nehirleri üzerindeki 1,2 milyondan fazla baraj, bent ve menfez kaldırılıyor. Bariyerlerin kaldırılmasıyla yeniden birbirine bağlanan 3 bin 740 kilometrelik Avrupa nehirleri, AB’nin “2030’a kadar 25 bin kilometrelik nehri doğal hâline döndürme” hedefine bir adım daha yaklaştırıyor. Şu ana kadar 603 bariyer kaldırılırken Tuna ve Ren gibi büyük nehirlerdeki su seviyelerinin azalması Avrupa ekonomilerini zorluyor.




