İstanbul cazının üç kuşağı, İstanbul Caz Festivali'nin 30. edisyonunda buluşacak

Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
30. İstanbul Caz Festivali; İmer Demirer, Can Kozlu, Ali Perret, Selen Gülün Blue Band ve İpek Göztepe Quintet gibi farklı kuşaklardan müzisyenlerin sahne aldığı bir konserle kapanış yapacak. Selen Gülün’ün müzik direktörlüğünde gerçekleşecek konser, 19 Temmuz Çarşamba günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda saat 20.00’de başlayacak. Kapanış gecesinde pek çok farklı kuşağı yetiştiren Can Kozlu’ya İstanbul Caz Festivali’nin Yaşam Boyu Başarı Ödülü verilecek.

İpek Göztepe Quintet | Kaynak: İKSV
Gecenin açılışını Nardis Genç Caz Vokal Yarışması ve Genç Caz gibi etkinliklerde kendini gösteren İpek Göztepe’nin beşlisi yapacak. 1997 doğumlu caz vokalistine yine genç kuşaktan Engin Özşahin, Eren Turgut ve Mehmet Ali Şimaylı eşlik edecek. Gecenin devamında Selen Gülün Blue Band sahnede olacak. Besteci ve piyanist Selen Gülün’ün orkestra için yazdığı müzikleri birlikte seslendireceği kadroda Engin Recepoğulları, Serhan Erkol, Barış Ertürk, Bulut Gülen, Halil İbrahim Işık, Barış Doğukan Yazıcı, Ozan Musluoğlu ve Berke Özgümüş olacak. Gecenin kapanışında İmer Demirer Trio sahne alacak. Trompetçi Demirer’e davulda festivalin bu yılki Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nün sahibi Can Kozlu ve bazı parçalarda caz piyanisti Ali Perret de eşlik edecek. Konser için yerini ayırtmak isteyenleri şöyle alalım.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta şehrin ajandasında Interpol, 30. İstanbul Caz Festivali'nin kapanışı, Kalamış'ta Duvara Karşı ve daha nicesi var.
18 Tem 2023

YAZARLAR

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.



