İstanbul Modern’in yeni müze binası ziyarete açıldı


Cumhuriyetin 100. yılına armağan: Yaşasın Cumhuriyet! sergisi Yaşasın Cumhuriyet! İş Sanat ’ın koordinasyonunda hazırlanan, küratörlüğünü 19. ve 20. yüzyıl Türkiye iktisadi ve sosyal tarihi, kurum ve girişimcilik tarihiyle ilişkin çalışmalarıyla bilinen Dr. Öğr. Üyesi Murat Koraltürk ’ün üstlendiği Yaşasın Cumhuriyet! Atatürk Döneminde İktisadi Bağımsızlığın İlk Adımları sergisine davetlisin. Nedir? Mustafa Kemal Atatürk’ün “Siyasi ve askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsun, iktisadi zaferle taçlanmazsa sonuç kalıcı olamaz.” sözünden hareketle ve elbette Cumhuriyetin 100. yılını coşkuyla kutlamak üzere hazırlanan sergide iktisadi ve sosyal hayatın kalkınmasına mercek tutuluyor. Nerede? Türkiye İş Bankası Müzesi , Eminönü Ne zaman? Yıl sonuna kadar pazartesi günleri hariç her gün ücretsiz ziyaret edebilirsin. Neden gitmeli? Başta Türkiye İş Bankası Müzesi arşivi olmak üzere pek çok farklı arşiv ve aile yadigârlarından ödünç alınan 2 bini aşkın belge, fotoğraf, film ve nesneyle Cumhuriyetin kuruluş yıllarında sağlık, eğitim, tarım, ulaşım, bankacılık, sanayi gibi konu başlıkları kapsamlı bir şekilde ele alınıyor. Siyasi bağımsızlığını kazanan Türkiye’nin iktisadi bağımsızlığını inşa edişini yakından incelemek için sergiyi ziyaret edebilir ve detaylı bilgiyi burada bulabilirsin. İş Sanat etkinliklerini kaçırmamak için @issanat ’ı takip edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
1998 yılında Pritzker Ödülü’ne layık görülen Renzo Piano’nun kurduğu ve kültür-sanat yapılarıyla tanınan Renzo Piano Building Workshop (RPBW) tarafından tasarlanan İstanbul Modern binası, Boğaziçi ve Haliç’in buluşma noktasında konumlanıyor. Binanın beş katında ve 10.500 metrekarelik kullanım alanında sergi salonlarının yanı sıra çok amaçlı mekânlar ve faaliyet alanları bulunuyor. Renzo Piano’nun Türkiye’deki ilk projesi olan ve şehre nitelikli mekân kazandırma amacıyla tasarlanan binanın yapımına 2016’da başlandı. Açılış töreni ileri bir tarihte gerçekleşecek olsa da müzeyi bugünden itibaren ziyaret etmek mümkün.

İstanbul Modern | Fotoğraf: Deniz Sabuncu
Binaya dair
Üç boyutlu biçimlendirilmiş alüminyum panellerle kaplı cephesiyle güneş ışığı ve Boğaziçi’nin pırıldayan sularından gelen yansımalarla ışık ve gölge oyunları yaratan binanın zemin katı ücretsiz olarak kurgulandı. Ziyaretçilerin Tophane Parkı ve kıyı şeridi arasında güçlü bir bağ kurmasını hedefleyen zemin katı şeffaf bir tasarıma sahip. Bu katta kütüphane, bilgilendirme noktaları, eğitim atölyeleri, kafe ve restoran yer alıyor. Birinci katta fotoğraf galerisi, kısa süreli sergi salonu, eğitim ve etkinlik odaları; ikinci katta ise koleksiyon ve süreli sergi salonları bulunuyor. Müzenin çatısında bir yansıtma havuzu ve üzerine yerleştirilen platform yer alıyor. Böylelikle suyun üstündeki kent yansımaları yapının seyir terasında bütünleşiyor.

İstanbul Modern Seyir Terası | Fotoğraf: Cemal Emden
Özel yapıtlar
Müzede İstanbul Modern’in yeni bina için özel olarak davet ettiği Olafur Eliasson’un mekâna özgü bir yerleştirmesi yer alıyor. İzleyiciye dinamik bir müze deneyimi sunan Senin beklenmedik seyahatin adlı bu yapıt, üç parçadan oluşuyor ve binanın merkezindeki merdiven boşluğunda farklı katlara yayılıyor.
Bir diğer mekâna özgü yerleştirme ise Refik Anadol imzası taşıyor. Refik Anadol’un Sonsuzluk Odası: İstanbul Boğazı adlı mekâna özgü yerleştirmesi İstanbul Boğazı’ndaki anlık meteorolojik dönüşümle ilgili veri ve temalara odaklanıyor. Yapıt, 360° aynalı bir odada anlık verileri dijital teknolojiler kullanarak işliyor ve hareketli görseller yaratıyor.

İstanbul Modern'in girişinde Tony Cragg imzalı Runner yer alıyor. | Fotoğraf: Deniz Sabuncu
Heykel sanatından örnekler
Yeni müze binasının girişinde Tony Cragg’in İstanbul Modern’e uzun süreli ödünç verdiği heykeli Runner bulunuyor. Müzenin Beyoğlu’ndaki geçici mekânında ağırladığı ve 2018’de İnsan Doğası sergisinde yapıtlarından bir seçkiyi izleyiciyle buluşturduğu Cragg, 6 metrelik bu yapıtıyla “katı bir yüzeyin altında içsel bir yaşam olduğunu göstermek, bu enerji ve hareketi algılanabilir kılmak” niyetini taşıyor.
Adrián Villar Rojas’ın 14. İstanbul Bienali kapsamında Büyükada’da sergilendikten sonra İstanbul Modern’in koleksiyonuna dâhil edilen Tüm Annelerin En Güzeli (I) adlı yapıtı ile Richard Deacon’un Ev Modeli, Anselm Reyle’nin Yeraltı Dünyasının Üstünde ve Toz Çökerken, Yılmaz Zenger’in Bence Ayça ve Selma Gürbüz’ün Avrupalılar başlıklı çalışmaları da müzenin ev sahipliği yaptığı heykeller arasında. Zemin kattaki lobide ziyaretçileri Richard Wentworth’ün Sahte Tavan adlı yerleştirmesi karşılıyor.
Yeni sergiler
İstanbul Modern’in yeni müze binası; Yüzen Adalar, Nuri Bilge Ceylan: Başka Bir Yerde, Hep Buradayız, Renzo Piano: Yerin Ruhu ve Mimarinin İnşası sergileriyle açıldı.

Han Kahvesi (1973), Bedri Rahmi Eyüboğlu & Toprak Adam (1974), Neşet Günal | Fotoğraf: Deniz Sabuncu
İstanbul Modern’in dokuzuncu koleksiyon sergisi Yüzen Adalar, 110 sanatçı ve 2 sanatçı ikilisine ait 280’den fazla yapıtı koleksiyon ve süreli sergi salonları ile yeni binanın farklı mekânlarında bir araya getiriyor. Koleksiyon sergi salonunda 1945’ten bugüne Türkiye sanat ortamının gelişim ve dönüşümüne odaklanan müze koleksiyonundan kronolojik bir kesit bulunurken süreli sergi salonunda ağırlıklı olarak 2000 sonrası sanat çalışmaları tematik bir yönelimle ele alınıyor.

Nuri Bilge Ceylan: Başka Bir Yerde | Fotoğraf: Deniz Sabuncu
Nuri Bilge Ceylan’ın daha önce gösterilmemiş fotoğraflarına ev sahipliği yapan Nuri Bilge Ceylan: Başka Bir Yerde sergisinde yönetmenin seyahat ettiği ülkelerin, yani “başka yer”lerin yanı sıra filmlerinde sıkça karşımıza çıkan “başka bir yerde” olma arzusuna gönderme yapan 22 portre yer alıyor. Ceylan’ın Türkiye, Hindistan, Gürcistan, Çin, Fas ve Rusya’da çektiği fotoğraflarda sanatçının biçimsel diline ve farklı coğrafyaların insanlarının ortak duygularına bakıyoruz.

Akıntıya Karşı (2013), Güneş Terkol | Fotoğraf: Deniz Sabuncu
Feminist sanat tarihçisi Linda Nochlin’in 1971 yılında Artnews dergisinde yayınlanan “Neden Hiç Büyük Kadın Sanatçı Yok?” makalesine atıfta bulunan Hep Buradayız’da İstanbul Modern Kadın Sanatçılar Fonu’yla müze koleksiyonuna eklenen yapıtlar bir araya geliyor. Hep Buradayız; farklı kuşaklardan Türkiye sanat tarihinde önemli yere sahip kadın sanatçıların araştırdığı beden politikaları, bellek ve tarih yazımı gibi temalar çerçevesinde bir kurgu sunuyor.
Müzenin ücretsiz erişime açık olan zemin katında bulunan kütüphanenin girişinde ziyaretçileri Renzo Piano: Yerin Ruhu sergisi karşılıyor. Sergide Pritzker Ödüllü mimar Renzo Piano’nun kurucusu olduğu Renzo Piano Building Workshop (RPBW) tarafından tasarlanan İstanbul Modern’in yeni müze binasının hikâyesi ve Renzo Piano Building Workshop’ın öne çıkan diğer kültür-sanat yapılarının mimarisini görme şansı yakalıyoruz.

Mimarinin İnşası | Fotoğraf: Deniz Sabuncu
İstanbul Modern’in yeni müze binasının yapım sürecine odaklanan bir diğer sergi de Cemal Emden’in fotoğraflarından oluşan Mimarinin İnşası sergisi. Emden’in seçkisinde Renzo Piano imzalı yeni müze binasının inşa sürecinden fotoğraflar yer alıyor.
Ziyaret
The New York Times editörlerinin hazırladığı “2023’te görülmesi gereken 52 yer” haberinde Feshane, Yedikule Gazhanesi, Botter Apartmanı ve Haliç Tersanesi’nin yanı sıra İstanbul Modern’in yeni müze binasına da yer verilmiş; Fahrelnissa Zeid ve Erol Akyavaş’ın eserlerinin bulunduğu müze koleksiyonundan bahsedilmişti. Ziyaret etmek isteyenler için birkaç pratik bilgi verelim: Salıdan pazara ziyaret edebileceğin müzenin 120 TL olan giriş ücreti öğrenci, öğretmen, emekli ve 65 yaş üstü vatandaşlar için 80 TL olacak. Salı günleri 14.00 - 18.00 saatleri arasında 18 - 25 yaşında ve Türkiye’de ikamet eden gençlere, perşembe günleri ise Türkiye’de ikamet eden tüm ziyaretçilere giriş ücretsiz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu ay şehri saran sergiler arasında Arter'de SONSUZ, Anna Laudel'de Görünmez Kentler, Pilot Galeri'de Niyet Dalgaları ve daha niceleri var.
07 May 2023

YAZARLAR

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Kar-kış demeden güne Boğaz'ın soğuk sularına atlayarak başlayan İstanbulluların sayısı her geçen gün artıyor. Sarayburnu'ndan Suadiye'ye, oradan Bebek'e, şehrin farklı noktalarından denize giren bu cevval yüzücüler arasında Kapalıçarşı esnafından eski bankacılara, lisanslı sporculardan hiç yüzme bilmeyenlere pek çok farklı profil var. Ortak noktaları ise üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede denize sırtlarını dönmeyi reddetmeleri...



