
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Bu hafta, hibrit çalışma modelini seve seve uygulayanlara, evde çalışmaktan içi sıkılanlara özel "kocaman İstanbul, nerelerde oturup işimi-dersimi rahat rahat çalışabilirim?" rehberi hazırladık. İyi çalışmalar dileriz.
dün, Moda. Sabah saatlerinden akşamüstüne kadar. İnterneti iyi, geleni geçeni izleyebiliyorsun ama çok da işlek bir cadde üzerinde olmadığı için dikkat dağıtmıyor. Günün menüsü her gün aynı şeyleri yemeden aynı yerde takılmak isteyenlere ilaç gibi. İyi yemek, iyi müzik, iş bittiğinde bir bardak house wine.
Starbucks, Bebek. Şaka değil, evet Starbucks. Turistlere aldırmadan kulaklığını takıp balkonlardan birine veya manzarayı gören bir köşeye kurulmak gibisi yok. İstanbul'da olduğunu her an hatırladığın bir ofis ortamı vaadi var. Kahveler tartışmalı (Starbuck kahvesi seven var sevmeyen var). Yiyecekler bildiğin gibi, ortalama lezzet standartlarında. İnternet hafta içi daha iyi. Bu da şaka değil.
Matters, Suadiye. Sabah sahilde şöyle bir yürüyüş yapıp Matters'ın rahat koltuklarında kurulup kendine bir kruvasan söyle. Menüsü gün boyu sağlıklı gıda ihtiyacını da fast food ihtiyacını da karşılayacak nitelikte. İster dışarda havadar rahat koltuklarında otur ister içerde sandalyelerde. Sıkıldın mı kalk önün arkan sağın solun kafe. Otur birine, devam et.
Vacilando, Galata. Hem vegan ve glütensiz seçenekleri bulunan fantastik pastane ürünleri (evet yiyebileceğiniz en kıyır kıyır tartlar ve yumuşacık kekler burada) hem sessiz sedasız bir ortam vadediyor. Sabahın erken saatlerinde Dibek Sokak'tan geçen üç beş mahalleli ve sizden başka kimse yok. Masa sayısı az. Dolayısıyla erken kalkan yol alır. Bizden söylemesi.
Cuma, Çukurcuma. Huzurlu ve sakin iç mekânında tam tıkırında bir yer bulmuşsan ister yan masanın muhabbetine ortak olmalık ister kulaklığı takıp güzel ortamında kendini işine kaptırmalık bir yer. İki toplantı arası keyifli bir kahvaltı vaktinde gitmek isteyene de, son işlerini toparlamak üzere akşamüzeri gidip günü bir bardak bir şeylerle taçlandırmak isteyene de olur. Hem de şahane olur.
naan, Moda. Moda’nın fırından salt işler sunan durağı. Konumu gereği işi gücü bırakıp sahilde bir hava alayım demeye itebilir seni, aman dikkat. Sakinlik ararsan doğru saat sabah saatlerini geçince. Dikkatini uzaklara sürüklemekten uzak, odağına odak katan iç mekân tasarımının keyfini çıkarırken gün boyu doyurucu atıştırmalıklarla zihnini dinç tutabilirsin.
Journey, Cihangir. Sabahtan akşamüzerine kadar turistler ve mahallelilerle bir arada. "Ses bana vız gelir, daha iyi konsantre oluyorum" diyenlere harika lokasyon. Vegan-vejetaryen seçenekleri, iyi hizmeti, ambiyansı ve hızlı interneti için gidilir, masalara kurulunur. (Hem sosyalleşip yan masanda kreatif insanlarla tanışıyorsun hem de müzikleri şahane.)
Blum Coffee House, Akaretler. Beşiktaş’ın kendine has karmaşasından bir tık uzağa kaçmak isteyene altın tepsiyle sunulur bir seçenek. Üstelik, atıştırmalıklar günün her anı vitrinde hazır. Karbonhidratın verdiği mutluluk seni tüm gün alır götürür, işlerin hepsini ne ara bitirmişim diye hayretlere düşürür.
Senin çalışmayı en sevdiğin adresler nereler? Yaz bize.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Bir ocak sabahından herkese merhaba. Bu hafta İstanbul'un ajandasında sahile yakın bir Talent District buluşması, gezip görülesi Hadi Bana Geçelim sergisi ve İstiklâl'i yeniden deneyimleyebileceğin yetişkinlere özel bir oyun var.
16 Oca 2022

YAZARLAR

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Kar-kış demeden güne Boğaz'ın soğuk sularına atlayarak başlayan İstanbulluların sayısı her geçen gün artıyor. Sarayburnu'ndan Suadiye'ye, oradan Bebek'e, şehrin farklı noktalarından denize giren bu cevval yüzücüler arasında Kapalıçarşı esnafından eski bankacılara, lisanslı sporculardan hiç yüzme bilmeyenlere pek çok farklı profil var. Ortak noktaları ise üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede denize sırtlarını dönmeyi reddetmeleri...



