Piknik mi yürüyüş mü? Manolya mı açelya mı?

Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Seksen günde devriâlem kolay ama İstanbul’da bir gün bir ilçeden diğerine gitmek, yeşile doyacağın bir nokta bulmak zor sevgili İstanbullu. Bunu bilir, bunu söyleriz. Bundan mütevellit bir filmde celallenen başrol edasıyla sorarız: “Nerede bu yeşil, nerede bu ağaçlar?”. Sesimizi duyan Mert, pek sevgili arkadaşımız yanımıza yanaşır “Beni takip et”. Hemen peşine takılırız. Biliriz ki İstanbul’da yeşil, ondan sorulur.

Orman içi bir yürüyüş arası
Kimdir bu Mert? Mert, bir kova burcu. Özgürlüğüne düşkün, doğadostu. Kendini gökyüzünü görebileceği bir yere atmazsa çok huzursuz olur. Parklar, bahçeler, yeşillik yerlerdir müdavimi olduğu mekânlar, favori rengini söylemeye lüzum bile yok. Bir de gölge buldu mu demeyin keyfine kendisinin. İyi müzik yumuşak karnı desek tam yeri. Cıvıl cıvıl yaz festivalleri, açık havada konserler ve gösterimlerde de ön sırada, ağaçlar altında aylaklık etmediği zamanlarda. Şişli’de, Fatih’te, Sarıyer’de: biz de takıldık peşine. Her güne bir ilçe, bir bahçe.
İstanbul’un kurtarılmış bölgeleri:
- Maçka Parkı: Şişli’de, “Gençliği hissetmek, iki adım sonra konsere gitmek istiyorum” diyene.
- Atatürk Arboretumu: Sarıyer’de, tamamı insan eliyle oluşturulmuş 1500’ü aşkın bitki türüne sahip harika bir tabiat içinde olma hayalinde olana.
- Belgrad Ormanı: Sarıyer’de, “Mangalcılara inat orman kokusunu içime çekebilirim!” ya da “Ben sabah insanıyım, kimsecikler gelmeden gölgede bir koşar dönerim,” diyene
- Baltalimanı Japon Bahçesi: Baltalimanı’nda, Japon Kamelyası, Alev Ağacı Japon Akçaağacı, Hosta, İris, Nandina, Hibericum Çalı ve dahası. Yakın ama egzotik bir bahçe deneyimi arayana. Üstelik Boğaz havası alma fırsatı da varken.
- Yıldız Parkı Korusu: Beşiktaş’ta, sürgün edilen heykellerle tanışmak isteyene. Sürgün edilen heykel ne demek sürpriz faktörünü korumak adına açıklamıyoruz.
- Otağtepe Fatih Korusu Tema Vehbi Koç Doğa Kültür Merkezi: Beykoz’da, “Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve Boğaziçi Köprüsü’nü aynı anda görmek nasıl bir his?” diye sorana, her mevsim başka İstanbul görmek isteyene.
- Atatürk Kent Ormanı: Sarıyer’de, Hacıosman metro durağının hemen karşısında, şehrin göbeğinde, kuğularla iç içe bir yürüyüş hayal edene. Hayal gibi değil mi?
- Aydos Ormanı: Kartal’da, çam ağaçları arasında kano yapmak isteyene. Evet, doğru duydun İstanbul’da kano.
- Gülhane Parkı: Fatih’te, Tanzimat Fermanı’nın açıklandığı, Atatürk’ün başöğretmenlik sıfatını aldığı, Nazım Hikmet’in uğruna şiir yazdığı yeri ve Türkiye’de dikilen ilk Atatürk heykelini görmeden edemeyene. Bir taşla çok kuşluk bahçe.
- Polonezköy Tabiat Parkı: Beykoz’da, İstanbul’un en büyük tabiat parkında kızıl geyik, karaca, gelincik, sansar, saka, üveyik gibi çeşitli hayvanlarla tanışıp kaynaşmak isteyene.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İstanbul'da yazın hangi deli dolaşır dedik, dört İstanbullu arkadaşımızı hayal ettik. Şikemperver, doğadostu, sukuşu ve kitapkurdu. Biri ya da hepsinden bir parça olabilirsin. Keşfetmek için bizimle gelmeye ne dersin?
10 Ağu 2022

YAZARLAR

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Kar-kış demeden güne Boğaz'ın soğuk sularına atlayarak başlayan İstanbulluların sayısı her geçen gün artıyor. Sarayburnu'ndan Suadiye'ye, oradan Bebek'e, şehrin farklı noktalarından denize giren bu cevval yüzücüler arasında Kapalıçarşı esnafından eski bankacılara, lisanslı sporculardan hiç yüzme bilmeyenlere pek çok farklı profil var. Ortak noktaları ise üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede denize sırtlarını dönmeyi reddetmeleri...



