Kalıpların ötesinde: Oturma bankları ve parklar


The Irish Spirit Jam Session’da bu ay: Ikaru ve Islandman Büyük Britanya'nın batısındaki İrlanda Adası'nda; ılıman bir deniz ikliminden, düzlükleriyle ve yeşil doğasıyla öne çıkan bir bölgeden on yıllardır beslenen bir kültür var. Karakterini mutluluk, eğlence, özgürlük, sohbet gibi kavramlardan alan bu kültür ortaya dolu dolu bir yaşam enerjisi çıkarıyor. Kimi anketlerde "Avrupa'nın en mutlu ülkesi" seçilen İrlanda'ya "Avrupa'nın yaşanacak en iyi başkenti" seçilen Dublin'in başkentlik etmesi ve bu şehrin yılda dört milyonun üzerinde ziyaretçiyi ağırlaması bu ruhta keşfedilecek bir şeyler olduğunu ispatlıyor. Edebiyata, müziğe, seyahate kattıklarıyla tanınan İrlanda ruhunu temsil eden The Irish Spirit, bu dünya görüşünü yaygınlaştırmak için şehirlileri şehirde birleştiren etkinlikleri arasında öne çıkan konser serisi Jam Session’a çevrim içi ortamda ara vermeden devam ediyor. The Irish Spirit Jam Session: Pandemiden önce İstanbul'un çok çeşitli noktalarında gerçekleştirdiği konserler, söyleşiler ve performanslarla İrlanda ruhunu şehre yayan Jam Session, 16 Mart'tan bu yana The Irish Spirit enerjisini çevrim içi ortamda düzenlediği canlı performanslarla dijital ortama taşıyor. Daha önce Bant Mag. Havuz / Bina, Ağaç Ev, arkaoda, Karga gibi lokasyonlarda gerçekleştirdiği konser ve söyleşi maratonlarında ağırladığı Lara Di Lara, Ahmet Ali Arslan, Barlas Tan Özemek, Nilipek, Özgün Semerci, Lin Pesto, Jakuzi, Brek, Hedonutopia gibi Türkiye alternatif müzik sahnesinin önemli isimlerini İrlanda ruhunu paylaşanlarla dijital ortamda buluşturan Jam Session, aralık ayına özel iki konserle bu geleneği sürdürüyor. Jam Session’da bu ay: The Irish Spirit Jam Session'ın Salon İKSV'den gerçekleşen yayınlarla izleyiciyle buluşturduğu konser serisi Jakuzi, ELZ AND THE CULT ve Brek'in ardından bu akşam 21.00'de Ikaru ve 13 Aralık 21.00'de Islandman konserleriyle devam ediyor. Bu akşam The Irish Spirit Instagram hesabından canlı yayında olacak isim Ikaru, Cesur Yeni Dünya romanı ütopya klasikleri arasında sayılan Huxley'e referansla "sessizlikten sonra ifade edilemez olanı ifade edebilen" bir müziği peşine düşecek. Gelecek hafta pazar günü, yani 13 Aralık’ta ise prodüktör Tolga Böyük'ün müzik personası olan Islandman; şaman ritimlerle yumuşak elektronik altyapıları bir araya getiren elektro akustik üçlü olarak sahne alacak. Bu akşam ve gelecek hafta gerçekleşecek ücretsiz konserleri izlemek ve yeni etkinliklerinden haberdar olmak için The Irish Spirit Jam Session’ın Instagram hesabını takip etmeyi unutmayın.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Pandemi öncesinde kimi yaşlıların gündelik dinlenme noktaları, kimi gençlerin ilham durağı olan; romantik buluşmaların, sohbetlerin, tesadüfi “merhabaların” ve "iyi günlerin" yaşandığı, güzel bir havada manzaraya bakmanın keyifli olduğu, bir araya gelme alanımız olan kamusal alanlardaki oturma bankları, şu dönemde çok daha farklı bir anlam taşıyor.
Değişen rutinler: İstanbul’da geçtiğimiz günlerde Boğaziçi'nden Bebek Parkı’na yaptığım bir yürüyüş sonrası, “hiçbir şey tüketmeden sadece orada olmanın ve oturmanın kabul edilebilir olduğu” kamusal alandaki banklar üzerine düşündüm. Bankların değişen işlevlerine ve anonim sakinlerine şahit olmak beni oldukça etkiledi. Geçtiğimiz hafta açıklanan pandemi tedbirleriyle hayat tekrar sessize alınınca parklar, hafta içi şehirde temiz hava almak için bir adres, banklar da soluklanma ve etrafı izleme durakları oldu.

İstanbul'u konuşan fotoğraflar serisi
Fotoğraf: Sıla Eser
Daha çok kamusal alan: Tarihte yaşanan küresel salgınlar sonrasında kamusal alan tasarımlarının da değiştiği bir gerçek. Sars, Mers, Ebola gibi salgınlarla de şehirlerde mekânsal rutinlerin değiştiği dönemler yaşandı. Yaşadığımız salgınla parklarda ve parklara erişimi olmayan mahallelerde meydanlarda yer alan oturma banklarının önemini gördük. Dünyanın farklı şehirlerindeki kamusal alanlarda, sosyal mesafenin korunduğu, sakinlerine çeşitli sosyal aktiviteler yapma imkânı tanıyan; modüler, farklı açılı, üniteler içeren, çok çeşitli oturma kombinasyonları oluşturmak için taşınabilir ve yeniden düzenlenebilir esnek, hibrit oturma formlarda banklar var. İstanbul’daki mahallerlerde bu tasarımlara benzer banklar görmek, pandemi ve sonrasında sosyal hayatı nasıl etkilerdi diye düşünüyoruz.
Bank ve park demişken: Fırsat bu fırsat, İstanbul'da sevdiğimiz bazı parkları analım istedik. Bu listeyi aklınızın bir köşesinde tutarken, hayalinizdeki oturma banklarını düşünebilirsiniz: Belgrad Ormanı, Atatürk Kent Ormanı, Kalamış Parkı, Gülhane Park, Maçka Demokrasi Parkı, Etiler Sanatçılar Parkı, Bebek Parkı, Selamiçeşme Özgürlük Parkı, Baltalimanı Japon Bahçesi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İstanbul'u dinliyoruz; gözlerimiz hiç olmadığı kadar açık. Daha çok yeşil, daha çok park, daha çok bank diyor.
06 Ara 2020

YAZARLAR

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?



