Kamusal alanı yeniden düşünmek

Kişi başına 1 metrekare yeşil alanın düştüğü İstanbul gibi bir şehirde, psikolojik açıdan iyileştirici sosyalleşme alanlarına dönüşen kamusal alanları koruma görevi artık eskisinden de büyük.
Kamusal alanı yeniden düşünmek

Samsung #n
Samsung ile birlikte

Galaxy’nin en yenisi, en güçlüsü: Samsung Galaxy S21 Serisi 5G

Güney Kore merkezli Samsung'un her yıl düzenlediği Galaxy Unpacked etkinliği, teknoloji meraklıları tarafından ilgiyle takip ediliyor. Samsung'un tüketici elektroniğindeki son güncellemelerini paylaştığı, en yeni ve gelişmiş ürünlerini…

Daha fazlasını öğren →

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

2020’de başımıza gelen pek çok olay, pandemi bağlamında mekânlara, ilişkilere, günlük alışkanlıklarımıza ve hatta kendimize farklı bir gözle bakmamıza sebep oldu. Peki kamusal alan bu dönemden nasıl etkilendi; parklara, sahillere bakışımız, onlarla olan ilişkimiz nasıl değişti?

Pandemi aslında “kamusal alan”a dair birçok tanımı alt üst etti. “Herkese açık ve erişilebilir” olması bir kamusal alanın vazgeçilmez tek özelliğiyken sokağa çıkmak, parklara ve sahillere gitmek yasaklandı. Yani bir anlamda kamusal alana erişim engeli getirildi; virüsle mücadelede bu alanlar karşımıza birer yayılmayı önleme ve kontrol etme aracı olarak çıktı. 

Şehir insan seli: Henüz Covid-19 bizim için uzaklardan yeni gelmiş bir misafirken ve onun hakkında sadece kulaktan dolma bilgilere sahipken dışarı çıkmak herkes için ürkütücüydü, o nedenle herkes evde oturup kendine farklı uğraşlar edinmeyi seçti. Gelgelelim, dışarıya çıkmanın izinli olduğu belirli günlerde ya da normalleşme adımları konuşulmaya ve şehirlerin yeniden açılma stratejileri açıklanmaya başladığında kamusal alanlara doğru neredeyse kitlesel akınlarla karşılaştık. Kısıtlamaların ilk günlerinde güvercinlere, kedi ve köpeklere kalan açık alanlar izin çıkar çıkmaz insan seliyle karşılaştı. Artık Beşiktaş Meydan’da yaya geçidinden yolun karşısına geçmek cesaret gerektiriyordu. Arnavutköy sahili balık tutanlar ve oltalarıyla dolup taştı, Caddebostan’daysa iğne atılsa yere düşmeyecek bir kalabalık vardı.

Verilerle kamusal alan: Nisan ayında Gehl People isimli kentsel strateji ve tasarım şirketinin başta Danimarka olmak üzere farklı ülkelerden 2023 kişiyle yaptığı bir araştırma, kamusal alanla ilgili fikirlerimizi sorgulatma amacında. Araştırmayı, sokağa çıkma yasakları sırasında ve sonrasında kamu koşullarını gözlemlemek için yaptıklarını belirtiyorlar. Sonuçların arasından bazıları şaşırtıcı. Örneğin, katılımcıların %35’i, pandemi boyunca gıda alışverişi gibi zorunlu ihtiyaçlar dışında hiç dışarı çıkmadığını belirtiyor. Katılımcıların kamusal alanlarla ilişki kuran %65’iyse ihtiyaçlarını gidermek dışında yakın çevrelerindeki sokak ve caddeleri, mahallelerindeki parkları ve apartmanlara ait küçük yeşil alanları kullanmış. Kamusal alanları aktif kullanan kitlenin kalabalıktan en çok rahatsızlık duyduğu alanlarsa mahallelerindeki parklar, sokaklar ve özellikle kaldırımlar. 

Post-pandemide şehir: Kaldırımlarda yürümenin insanları rahatsız edebildiği, yeşil alanlarınsa şehrin kaybettiği sosyal ve fiziksel iyi olma hâlini geri kazandırabilecek yegâne mekânlar olarak yeniden doğmaları bize “kentsel dönüşüm”ü sorgulatmalı diye düşünüyorum. Son 20 yılda hızlı ve yıkıcı bir yeniden inşa edilme hâli içindeki İstanbul’da kamusal alanı bu kaygılar bağlamında tasarlamak mümkün olabilir mi? Kişi başına 1 metrekare yeşil alanın düştüğü İstanbul gibi bir şehirde, psikolojik açıdan iyileştirici sosyalleşme alanlarına dönüşen bu mekânları koruma görevi artık eskisinden de büyük önem taşıyor. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul
∙

BÜLTEN SAYISI

Hava, su, toprak, asbest

İstanbul'da bugün kar var. Gündemimizde hava, su ve topraktaki asbest; kuraklık, kamusal alanların değişen anlamı, Balat ve 1960'lar var.

17 Oca 2021

Samsung ile birlikte
Hava, su, toprak, asbest

YAZARLAR

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

‘İstanbul’un Gözü’ Ara Güler'den geriye kalan kent manzaraları

Ara Güler’in objektifinden kalan İstanbul’u bütünüyle geri getirmek mümkün değil. Sokaklar değişti, bazı yapılar ortadan kalktı, kıyılar başka işlevler kazandı. Ara Güler’in ölümünün 8. yılında fotoğraflarına yeniden bakmak, yalnızca eski günleri anmak için değil, yaşadığımız kenti sorgulamak için de bir fırsat.

Vartan Estukyan

·

16 Eki 2026

‘İstanbul’un Gözü’ Ara Güler'den geriye kalan kent manzaraları
Bizi bu şehir sinirlendiriyor olabilir mi?

Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Vartan Estukyan

·

04 Eki 2026

Bizi bu şehir sinirlendiriyor olabilir mi?
Eski Şark Eserleri Müzesi yeniden açıldı: İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin gözden kaçan hikayeleri

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

Deniz Kaynak

·

09 Ağu 2026

Eski Şark Eserleri Müzesi yeniden açıldı: İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin gözden kaçan hikayeleri
İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Şerif Yenen

·

04 Ağu 2026

İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?
Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Zeynep Sipahi

·

22 Tem 2026

Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?