"Ne olursa olsun birlikte ve beraber": Karga 25 yaşında


Bugün gün Garnier ile aydınlanıyor Cilt bakım dünyasının yeni trendi serumlar, bakım rutinimizin de vazgeçilmezlerinden. Mükemmel cilt serumlarıyla güne parlak ve aydınlık bir ciltle başlamak mümkün… Peki, gününüze C vitamini içeren yeni bir ürünle tanışarak başlamaya ne dersiniz? C Vitamini* Parlak Süper Aydınlatıcı Serum ile güne ışıl ışıl bir ‘merhaba’ diyebilirsiniz. C Vitamini içerikli formülden gelen güzellik: Güzel bir cilt, parlak bir cilt diyenlerden misiniz? Öyleyse parlak ve aydınlık bir cilt sağlayan Garnier C Vitamini* Parlak Süper Aydınlatıcı Serum’u cilt bakım rutininizin vazgeçilmezi yapabilirsiniz. Toplamda %3,5 oranındaki Niasinamid, C Vitamini* ve Salisilik Asit içeren Garnier C Vitamini* Parlak Süper Aydınlatıcı Serum, 3 günde eşitlenmiş ve pürüzsüz bir cilt görünümü sağlarken 6 günde koyu leke görünümünü azaltıyor. Vegan** formüle sahip serum; antioksidan ve parlaklık verici özellikleriyle bilinen limon özü içeriyor. Bir başka özel formül de “Neme doymuş ve yumuşak bir cilt nasıl olurdu?” sorusunu soranlara geliyor. Garnier’ın yine en yenilerinden Hyaluronik Aloe Nemle Dolgunlaştıran Süper Serum , tek kullanımda neme doymuş ve daha yumuşak bir cilt sağlıyor. Toplamda %3 oranında Gliserin, Hyaluronik Asit ve Aloe Vera içeren, vegan formüle** sahip ürünle anında daha pürüzsüz, yumuşak ve daha sıkı görünen; 1 ay kullanım sonrasında ise daha canlı ve sağlıklı görünen bir cilt mümkün. Cilt serumunu uygulamadan önce yüzünüzü temizleyiciyle yıkayabilir, temiz cilde nemlendiriciden önce uygulanan serumları sabah ve akşam kullanabilirsiniz. Bir tam dolum damlalığı cildinize uygulayabilir, bu sırada cildinize nazikçe masaj yapabilirsiniz. * C vitamini türevi ** Hayvansal kaynaklı veya türevi bileşenler içermez
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Neler oluyor? İstanbul bağımsız müzik sahnesinin değerli mekânlarından biri olan Karga, geçtiğimiz salı günü 25. yaşını kutladı.
Neden önemli? Kadıköy’deki Kadife Sokak’ın en eski mekânı Karga, 25 yıldır butik sahnesinde konuk ettiği müzisyenlere ve dinleyicilere kendi deyimleriyle “tertemiz lekeler” bırakmaları için alan açtı. Bir arada yaşamanın tüm değerlerini taşıyan Karga, bir mekâna sığan koca bir dünya.
Ne söyledi? 25. yılını dolduran Karga’ya dair merak ettiklerimi mekânın işletme müdürü ve içerik sorumlusu Murat MRT Seçkin’e sordum.

Murat Mrt Seçkin
Bugün Karga’nın sahnesinde metal müzik konseri varken içeride elektronik müzik çalabiliyor. Bunun gibi zamanla oluşan değerlerle birlikte çeyrek asrın mekâna ve size yüklediği sorumluluklar neler?
Yaklaşık 11-12 senedir Karga'dayım, son dört yıldır da hem Oyun Atölyesi hem de Moda Sahnesi’ndeki deneyimleriyle aramıza katılan ortağım Erdal Çiftçi'yle beraber işletmeyi yürütüyorum.
Her ne kadar dünya örneklerini düşündüğümüzde bir pub için 25 sene azmış gibi gözükse de bizimki gibi her şartların oynak olduğu topraklarda bu oldukça iyi bir süre. Karga’nın ayakta kalması motamot bir mekân olmaktan çok zaten işin temelinde varolan insanlarla birebir çalışma kısmını tüm işe dâhil etmiş olmasına dayanıyor.
"...beraber çalıştığımız herkes ayrı birer karakter ve ayrı öneme sahip."
İsterseniz mekândan başlayıp etkinlik alanına doğru çıkarak açıklayayım. İşletmemiz yapay bir misafirperverlik yerine o anda orada çalışan kişilerin (tabii ki hizmet sektörünün getirdiği bazı kurallara dikkat ederek) kişiliği üzerinden ilişki yürütmeyi tercih ediyor.
Barmeninden garsonuna, karşılayıcısından aşçısına herkesin öncelikle kendi kişisel özellikleri yansıtmasını, olmadıkları bir insanmış gibi davranmamasını hedefliyoruz. Bizim için beraber çalıştığımız herkes ayrı birer karakter ve ayrı öneme sahip.
Gelen her müşteri ne kadar ters veya kaba da olsa belli bir “nezaket kotamız” var ve bunu doldurmamak için özellikle çaba harcıyoruz. İşin doğası gereği bazen çocuklar veya direkt biz idareciler öyle karakterlerle karşılaşıyoruz ki aslında içimiz “Yeminimi bozdum!” diye bağırırken dışımız içerdeki huzuru kaçırmamak için inatla sabır gösteriyor. İşte bu sabır 25 senede oluşan bir standart. Üstünüze aldığınız sorumluluk da bu huzuru korumak.
"Bizden öncekilerin yarattığının üstüne kendimizden bir şeyler katarak ilerlemek en mühimi bence."
Başından beri Karga ve Karga’ya dâhil her şeyi canlı bir organizma olarak tanımlamayı uygun buluyoruz. kargamecmua’dan kargART katındaki etkinliklere kadar oluşturduğumuz her içerik ve ilişkiyi de bu canlılık üzerine geliştiriyoruz. Bizden öncekilerin yarattığının üstüne kendimizden bir şeyler katarak ilerlemek en mühimi bence.
Karga’nın kendi doğrusu özellikle “alan açmak” diyebileceğimiz bir gerçek. O an ben veya bir başkası ya da bizden önce çalışanların deneyim, zevk ve bilgileri neredeyse içeriklerde ona doğru evriliyor. Plastik sanatlarla ilgilenen birileri geldiğinde yoğunluk bu yönde olurken müzikle ilgilenen biri geldiğinde içerikler de ona göre değişiyor, zenginleşiyor. Bizim içerik belirlemede dikkat etmemiz gereken şey de bu samimiyeti, çeşitliliği biraz da “bağımsız” duruşu koruyabilmek.

26 Ekim 2021, Karga 25 yaşında
Dip Gürültüsü podcast’inde Artemis Günebakanlı’ya “Bağımsız yerel sahnenin tansiyonunu ölçmeye çalışıyorum," demişsin. Nedir şu an bağımsız sahnede tansiyon?
Hmm, acaba ne demeye çalışmışım? Bağımsız sahne terimi aslında biraz tartışmalı, o nedenle daha çok butik sahne terimini kullanıyoruz bu aralar. Pandemi boyunca tüm müzisyenlerin, daha doğrusu ses/sahne sektörünün yaşadığı sıkıntıları bizler de mekân olarak yaşadık. Birçok dostumuz bu çevreden olduğu ve kendimiz de fiziki olarak 1,5 sene kapalı kaldığımız için bu işin emekçileriyle empati kurmamız daha rahat oldu.
...bir hafta sonu etkinliğinden çok, müzik kültürü içinde herkesin katkıda bulunduğu bir eyleme dönüşmesi gayretindeyim.
Ben, konser serimiz canlıkarga’nın yaratıcısı olan Tayfun Polat'la çalışırken veya sonrasında tamamen devraldığımda da sürekli olarak gözlem yapmaya, sadece içeriğin ve performansın niteliğine değil aynı zamanda kitlenin, türün ya da daha popüler tanımıyla sahnenin de alışkanlıklarını, davranış biçimlerini veya üretim şekillerini gözlemlemeye çalışıyorum. Bu da etkinliklere düz bir sahne performansı olarak değil bir eylem olarak görmemi ve böyle çalışmamı sağlıyor. Soundcheck deneyiminden, merch masasına her şeyi dâhil ederek bir hafta sonu etkinliğinden çok, müzik kültürü içinde herkesin katkıda bulunduğu bir eyleme dönüşmesi gayretindeyim.

Karga'nın mimari detayları
Dövizin yükselişi pandemiden çok önce aslında biraz bu sahneye yaramış, büyük salonlar ve kültür merkezleri yurt dışından getirilen sanatçıların artan maliyetleri nedeniyle yüzünü yerli sahneye dönmek durumunda kalmış ve bu da bu sahneleri görmeyi hayal bile etmeyen birçok ekibin önünün açmıştı. Ancak zamanla bu alanda da bir tekelleşme oldu.
Prodüksiyon sahiplerinin sosyal medyada görünürlük kazanma beklentileri nedeniyle yeni bir standart olan izlenme ve takipçi sayısı kriterleri oluşmaya başladı. Bu da pandemi öncesi ve sonrası yapılan programların hep aynı şablondan çıkmasına neden oldu. Bugün baktığımızda sadece etkinlikte kullanılan renkler veya afişteki illüstrasyonlardan bile az çok hangi isimlerin yer alabileceğini bildiğimiz garantici bir hâle dönüştü.
"...bağımsız veya yeraltı sahnesi için performans alanları azaldıkça müziğin tüketimi ve devamlılığı da sıkıntılı bir hâl alıyor."
Bu ve buna benzer nedenler sebebiyle o tansiyon performans açısından oldukça düşük ne yazık ki. Ancak kabul etmek lazım ki üretim açısından ciddi taşikardi yaşadığımız da bir gerçek. Müthiş bir üretim var artık. Niteliği, niceliği ayrıca tartışılır tabii ama özellikle eve kapanmayla birlikte her yerden yeni besteler, yayınlar dökülmeye başladı ve hâlâ da devam ediyor. Ancak başta da söylediğim gibi bağımsız veya yeraltı sahnesi için performans alanları azaldıkça müziğin tüketimi ve devamlılığı da sıkıntılı bir hâl alıyor.
Karga’da bir süredir etkinlikler oluyor. Nedir son durum?
Pandemi boyunca 1,5 yıl kapalı bırakıldıktan sonra 1 Temmuz itibarıyla tekrar çalışmaya, temmuz ortası gibi de etkinliklere başladık. Ancak geçtiğimiz ay yaşadığımız bazı sorunlardan dolayı kısa bir ara vermemiz gerekti. O sorunları hallettik diye düşünüyoruz — yine de temkinli hareket ediyoruz.
Hem bahsettiğim bu problemler yüzünden söz verdiğimiz ekipleri zor durumda bırakmamak için hem de pandemi koşullarında herhangi bir kapatmada yine hizmet sektörünün etkilenmesi, kapanma gibi bir durum yaşama ihtimali yüzünden etkinlikleri kısa vadede tanıtmayı ve duyurmayı tercih ediyoruz. 2022 Mart ayına kadar takvimimin hazır olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Karga kabininden söyleşinin anlam ve önemine uygun detaylar
Birçok insanın “Karga bizim son kalemiz,” demesi bizi tabii ki gururlandırıyor. Ancak son kale olmak sevinlecek bir durum da değil. Biz Karga olarak tabii ki biricik olmaktan keyif alırız ama sosyal ve kültürel alanda çok daha fazla yere sahip olunması bizi daha çok sevindirir. Her alternatif alan kendi güzel dünyasını yaratacak, bu da çeşitlilik ve bolluk getirecek.
“Her ne olursa olsun birlikte ve beraber...”
LGBTİ+'lerin yok sayıldığı, insanların kendi özgün düşünceleri yerine baskın ve çoğunluğun fikrine uymak zorunda kalacağı baskıcı bir ortamda hayat tarzımıza müdahale edildiğini anlamak için illa konserlerin iptal edilmesi gerekmiyor.
Bizlerin yaşadığı bazı sıkıntılar zaten hâlihazırda yaşananların başka bir versiyonu. Önemli olan o yıkılan kalelerin yerine bıkmadan, usanmadan küçüklü büyüklü yeni evler inşa etmek. Kale gibi taştan veya camdan olsun, alanımızı içine düşmanlık ve nefret katmadan, intikam duygusundan uzak bir şeklide korumak. Bunu yaptığımız sürece varız. Çok uzundur Karga’da hep bunu söylemeye, anlatmaya çalışıyoruz: “Her ne olursa olsun birlikte ve beraber.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Karga "Ne olursa olsun birlikte ve beraber" diyerek 25. yaşını kutluyor; My Morning Jacket'tan eve dönüş albümü; Selenay Kıray'la tanış.
29 Eki 2021

YAZARLAR

Taner Turna
grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İlk sezonuyla En İyi Komedi Dizisi dahil 19 dalda Primetime Emmy adaylığı elde eden "Widow’s Bay", eksantrik karakterleri ve her bölüm değişen korku gelenekleriyle türün sınırlarında geziniyor.

İstanbul bu ay adeta konser yorgunu. Temmuz boyunca her gün birden fazla uluslararası yıldız sahnedeydi. Farklı şehirlerden gelen dinleyiciler de büyük fedakarlıklarla bu deneyimin parçası oldu. Konser alanlarındaki müzikseverlerle konuştuk.

Yazar, akademisyen ve arkeolog İsmail Gezgin ile belli başlı kitaplarının ışığında kadim zamanları, yakın geçmişi ve bugünü konuştuk. Sıra kitabı "Ötekilerin Arkeolojisi"ni irdelemeye gelince, İsmail Gezgin "Yoksulluk bir uygarlık icadıdır" diyor ve "modern zamanlar"ı yargılayıp mahkum ediyor.

Oynadığı filmlerin türleri değişir, çalıştığı yönetmenler değişir, sinemasal anlayışlar değişir; lakin “Isabelle Huppert sineması” hep aynı sorunun etrafında döner: İnsan, kendi arzusu, iktidarı, korkusu ve özgürlüğüyle baş başa kaldığında kim olur? Bu yüzden onun filmografisi, son yarım yüzyılın ahlak, arzu, güç, sınıf ve özgürlük üzerine kurulmuş, muazzam bir sinemasal düşünce laboratuvarıdır.

Christopher Nolan uzun süredir merakla beklenen Odysseia uyarlaması "The Odyssey"de hikayeyi sözcüklerden ziyade aksiyonla anlatıyor. Dolayısıyla kitapta çok daha kurnaz, kibirli ve hatta yer yer zalim bir karakter olan Odysseus, filmde içsel çatışma ve çelişkiden yoksun bir kahramana dönüşüyor.




