"Ne olursa olsun birlikte ve beraber": Karga 25 yaşında

"Her alternatif alan kendi güzel dünyasını yaratacak, bu da çeşitlilik ve bolluk getirecek."
"Ne olursa olsun birlikte ve beraber": Karga 25 yaşında

29 Ekim - Garnier - Duende
Garnier ile birlikte

Bugün gün Garnier ile aydınlanıyor Cilt bakım dünyasının yeni trendi serumlar, bakım rutinimizin de vazgeçilmezlerinden. Mükemmel cilt serumlarıyla güne parlak ve aydınlık bir ciltle başlamak mümkün… Peki, gününüze C vitamini içeren yeni bir ürünle tanışarak başlamaya ne dersiniz? C Vitamini* Parlak Süper Aydınlatıcı Serum ile güne ışıl ışıl bir ‘merhaba’ diyebilirsiniz. C Vitamini içerikli formülden gelen güzellik: Güzel bir cilt, parlak bir cilt diyenlerden misiniz? Öyleyse parlak ve aydınlık bir cilt sağlayan Garnier C Vitamini* Parlak Süper Aydınlatıcı Serum’u cilt bakım rutininizin vazgeçilmezi yapabilirsiniz. Toplamda %3,5 oranındaki Niasinamid, C Vitamini* ve Salisilik Asit içeren Garnier C Vitamini* Parlak Süper Aydınlatıcı Serum, 3 günde eşitlenmiş ve pürüzsüz bir cilt görünümü sağlarken 6 günde koyu leke görünümünü azaltıyor. Vegan** formüle sahip serum; antioksidan ve parlaklık verici özellikleriyle bilinen limon özü içeriyor. Bir başka özel formül de “Neme doymuş ve yumuşak bir cilt nasıl olurdu?” sorusunu soranlara geliyor. Garnier’ın yine en yenilerinden Hyaluronik Aloe Nemle Dolgunlaştıran Süper Serum , tek kullanımda neme doymuş ve daha yumuşak bir cilt sağlıyor. Toplamda %3 oranında Gliserin, Hyaluronik Asit ve Aloe Vera içeren, vegan formüle** sahip ürünle anında daha pürüzsüz, yumuşak ve daha sıkı görünen; 1 ay kullanım sonrasında ise daha canlı ve sağlıklı görünen bir cilt mümkün. Cilt serumunu uygulamadan önce yüzünüzü temizleyiciyle yıkayabilir, temiz cilde nemlendiriciden önce uygulanan serumları sabah ve akşam kullanabilirsiniz. Bir tam dolum damlalığı cildinize uygulayabilir, bu sırada cildinize nazikçe masaj yapabilirsiniz. * C vitamini türevi ** Hayvansal kaynaklı veya türevi bileşenler içermez

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Neler oluyor? İstanbul bağımsız müzik sahnesinin değerli mekânlarından biri olan Karga, geçtiğimiz salı günü 25. yaşını kutladı.

Neden önemli? Kadıköy’deki Kadife Sokak’ın en eski mekânı Karga, 25 yıldır butik sahnesinde konuk ettiği müzisyenlere ve dinleyicilere kendi deyimleriyle “tertemiz lekeler” bırakmaları için alan açtı. Bir arada yaşamanın tüm değerlerini taşıyan Karga, bir mekâna sığan koca bir dünya.

Ne söyledi? 25. yılını dolduran Karga’ya dair merak ettiklerimi mekânın işletme müdürü ve içerik sorumlusu Murat MRT Seçkin’e sordum.

Murat Mrt Seçkin


Bugün Karga’nın sahnesinde metal müzik konseri varken içeride elektronik müzik çalabiliyor. Bunun gibi zamanla oluşan değerlerle birlikte çeyrek asrın mekâna  ve size yüklediği sorumluluklar neler?

Yaklaşık 11-12 senedir Karga'dayım, son dört yıldır da hem Oyun Atölyesi hem de Moda Sahnesi’ndeki deneyimleriyle aramıza katılan ortağım Erdal Çiftçi'yle beraber işletmeyi yürütüyorum. 

Her ne kadar dünya örneklerini düşündüğümüzde bir pub için 25 sene azmış gibi gözükse de bizimki gibi her şartların oynak olduğu topraklarda bu oldukça iyi bir süre. Karga’nın ayakta kalması motamot bir mekân olmaktan çok zaten işin temelinde varolan insanlarla birebir çalışma kısmını tüm işe dâhil etmiş olmasına dayanıyor.

"...beraber çalıştığımız herkes ayrı birer karakter ve ayrı öneme sahip."

İsterseniz mekândan başlayıp etkinlik alanına doğru çıkarak açıklayayım. İşletmemiz yapay bir misafirperverlik yerine o anda orada çalışan kişilerin (tabii ki hizmet sektörünün getirdiği bazı kurallara dikkat ederek) kişiliği üzerinden ilişki yürütmeyi tercih ediyor. 

Barmeninden garsonuna, karşılayıcısından aşçısına herkesin öncelikle kendi kişisel özellikleri yansıtmasını, olmadıkları bir insanmış gibi davranmamasını hedefliyoruz. Bizim için beraber çalıştığımız herkes ayrı birer karakter ve ayrı öneme sahip. 

Gelen her müşteri ne kadar ters veya kaba da olsa belli bir “nezaket kotamız” var ve bunu doldurmamak için özellikle çaba harcıyoruz. İşin doğası gereği bazen çocuklar veya direkt biz idareciler öyle karakterlerle karşılaşıyoruz ki aslında içimiz “Yeminimi bozdum!” diye bağırırken dışımız içerdeki huzuru kaçırmamak için inatla sabır gösteriyor. İşte bu sabır 25 senede oluşan bir standart. Üstünüze aldığınız sorumluluk da bu huzuru korumak. 

"Bizden öncekilerin yarattığının üstüne kendimizden bir şeyler katarak ilerlemek en mühimi bence."

Başından beri Karga ve Karga’ya dâhil her şeyi canlı bir organizma olarak tanımlamayı uygun buluyoruz. kargamecmua’dan kargART katındaki etkinliklere kadar oluşturduğumuz her içerik ve ilişkiyi de bu canlılık üzerine geliştiriyoruz. Bizden öncekilerin yarattığının üstüne kendimizden bir şeyler katarak ilerlemek en mühimi bence. 

Karga’nın kendi doğrusu özellikle “alan açmak” diyebileceğimiz bir gerçek. O an ben veya bir başkası ya da bizden önce çalışanların deneyim, zevk ve bilgileri neredeyse içeriklerde ona doğru evriliyor. Plastik sanatlarla ilgilenen birileri geldiğinde yoğunluk bu yönde olurken müzikle ilgilenen biri geldiğinde içerikler de ona göre değişiyor, zenginleşiyor. Bizim içerik belirlemede dikkat etmemiz gereken şey de bu samimiyeti, çeşitliliği biraz da “bağımsız” duruşu koruyabilmek. 

26 Ekim 2021, Karga 25 yaşında


Dip Gürültüsü podcast’inde Artemis Günebakanlı’ya “Bağımsız yerel sahnenin tansiyonunu ölçmeye çalışıyorum," demişsin. Nedir şu an bağımsız sahnede tansiyon?

Hmm, acaba ne demeye çalışmışım? Bağımsız sahne terimi aslında biraz tartışmalı, o nedenle daha çok butik sahne terimini kullanıyoruz bu aralar. Pandemi boyunca tüm müzisyenlerin, daha doğrusu ses/sahne sektörünün yaşadığı sıkıntıları bizler de mekân olarak yaşadık. Birçok dostumuz bu çevreden olduğu ve kendimiz de fiziki olarak 1,5 sene kapalı kaldığımız için bu işin emekçileriyle empati kurmamız daha rahat oldu. 

...bir hafta sonu etkinliğinden çok, müzik kültürü içinde herkesin katkıda bulunduğu bir eyleme dönüşmesi gayretindeyim.

Ben, konser serimiz canlıkarga’nın yaratıcısı olan Tayfun Polat'la çalışırken veya sonrasında tamamen devraldığımda da sürekli olarak gözlem yapmaya, sadece içeriğin ve performansın niteliğine değil aynı zamanda kitlenin, türün ya da daha popüler tanımıyla sahnenin de alışkanlıklarını, davranış biçimlerini veya üretim şekillerini gözlemlemeye çalışıyorum. Bu da etkinliklere düz bir sahne performansı olarak değil bir eylem olarak görmemi ve böyle çalışmamı sağlıyor. Soundcheck deneyiminden, merch masasına her şeyi dâhil ederek bir hafta sonu etkinliğinden çok, müzik kültürü içinde herkesin katkıda bulunduğu bir eyleme dönüşmesi gayretindeyim. 

Karga'nın mimari detayları


Dövizin yükselişi pandemiden çok önce aslında biraz bu sahneye yaramış, büyük salonlar ve kültür merkezleri yurt dışından getirilen sanatçıların artan maliyetleri nedeniyle yüzünü yerli sahneye dönmek durumunda kalmış ve bu da bu sahneleri görmeyi hayal bile etmeyen birçok ekibin önünün açmıştı. Ancak zamanla bu alanda da bir tekelleşme oldu. 

Prodüksiyon sahiplerinin sosyal medyada görünürlük kazanma beklentileri nedeniyle yeni bir standart olan izlenme ve takipçi sayısı kriterleri oluşmaya başladı. Bu da pandemi öncesi ve  sonrası yapılan programların hep aynı şablondan çıkmasına neden oldu. Bugün baktığımızda sadece etkinlikte kullanılan renkler veya afişteki illüstrasyonlardan bile az çok hangi isimlerin yer alabileceğini bildiğimiz garantici bir hâle dönüştü. 

"...bağımsız veya yeraltı sahnesi için performans alanları azaldıkça müziğin tüketimi ve devamlılığı da sıkıntılı bir hâl alıyor."

Bu ve buna benzer nedenler sebebiyle o tansiyon performans açısından oldukça düşük ne yazık ki. Ancak kabul etmek lazım ki üretim açısından ciddi taşikardi yaşadığımız da bir gerçek. Müthiş bir üretim var artık. Niteliği, niceliği ayrıca tartışılır tabii ama özellikle eve kapanmayla birlikte her yerden yeni besteler, yayınlar dökülmeye başladı ve hâlâ da devam ediyor. Ancak başta da söylediğim gibi bağımsız veya yeraltı sahnesi için performans alanları azaldıkça müziğin tüketimi ve devamlılığı da sıkıntılı bir hâl alıyor.  

Karga’da bir süredir etkinlikler oluyor. Nedir son durum?

Pandemi boyunca 1,5 yıl kapalı bırakıldıktan sonra 1 Temmuz itibarıyla tekrar çalışmaya, temmuz  ortası gibi de etkinliklere başladık. Ancak geçtiğimiz ay yaşadığımız bazı sorunlardan dolayı kısa bir ara vermemiz gerekti. O sorunları hallettik diye düşünüyoruz — yine de temkinli hareket ediyoruz. 

Hem bahsettiğim bu problemler yüzünden söz verdiğimiz ekipleri zor durumda bırakmamak için hem de pandemi koşullarında herhangi bir kapatmada yine hizmet sektörünün etkilenmesi, kapanma gibi bir durum yaşama ihtimali yüzünden etkinlikleri kısa vadede tanıtmayı ve duyurmayı tercih ediyoruz. 2022 Mart ayına kadar takvimimin hazır olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Karga kabininden söyleşinin anlam ve önemine uygun detaylar


Birçok insanın “Karga bizim son kalemiz,” demesi bizi tabii ki gururlandırıyor. Ancak son kale olmak sevinlecek bir durum da değil. Biz Karga olarak tabii ki biricik olmaktan keyif alırız ama sosyal ve kültürel alanda çok daha fazla yere sahip olunması bizi daha çok sevindirir. Her alternatif alan kendi güzel dünyasını yaratacak, bu da çeşitlilik ve bolluk getirecek.

“Her ne olursa olsun birlikte ve beraber...”

LGBTİ+'lerin yok sayıldığı, insanların kendi özgün düşünceleri yerine baskın ve çoğunluğun fikrine uymak zorunda kalacağı baskıcı bir ortamda hayat tarzımıza müdahale edildiğini anlamak için illa konserlerin iptal edilmesi gerekmiyor. 

Bizlerin yaşadığı bazı sıkıntılar zaten hâlihazırda yaşananların başka bir versiyonu. Önemli olan o yıkılan kalelerin yerine bıkmadan, usanmadan küçüklü büyüklü yeni evler inşa etmek. Kale gibi taştan veya camdan olsun, alanımızı içine düşmanlık ve nefret katmadan, intikam duygusundan uzak bir şeklide korumak. Bunu yaptığımız sürece varız. Çok uzundur Karga’da hep bunu söylemeye, anlatmaya çalışıyoruz: “Her ne olursa olsun birlikte ve beraber.” 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🪶 Karga 25 yaşında, My Morning Jacket, Bal Ülkesi

Karga "Ne olursa olsun birlikte ve beraber" diyerek 25. yaşını kutluyor; My Morning Jacket'tan eve dönüş albümü; Selenay Kıray'la tanış.

29 Eki 2021

Garnier ile birlikte
Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Taner Turna

grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Ayvalık Uluslararası Film Festivali: Ayvalık’ı farklı kılan nedir?

14–20 Eylül tarihleri arasında düzenlenen ve medya sponsorları arasında yer aldığımız Ayvalık Uluslararası Film Festivali’ne; değişen alışkanlıkları, süren samimiyeti ve bu yılın filmleri üzerinden baktık.

Emre Eminoğlu

·

25 Eyl 2026

Ayvalık Uluslararası Film Festivali: Ayvalık’ı farklı kılan nedir?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Büyük yaslara sessizce eşlik edecek kitaplar

Bazen insanın ihtiyacı, acısına bir cevap bulmak değil, o acının içinde bütünüyle yalnız olmadığını bilmektir. Belki kitapların yapabileceği şey de tam burada başlıyor. Acıyı dindirmek değil, çünkü bazı acılar dindirilemeyebilir. Bir kaybı anlamlandırmak ya da ona teselli olacak birkaç güzel cümle bulmak da değil; yalnızca insanın acısının yanında sessizce bulunmak.

Aslı Perker

·

25 Eyl 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Büyük yaslara sessizce eşlik edecek kitaplar
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Arkas Sanat ve Centre Pompidou’nun beş yıllık işbirliği: Lumina: Renk ve Işık Sanatı

Arkas Sanat ve Centre Pompidou işbirliğinin ilk sergisi “Lumina: Renk ve Işık Sanatı”, 26 Eylül’de Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde açılıyor. Beş yıllık işbirliği kapsamında düzenlenecek 10 serginin ilkini ve bu uzun soluklu buluşmayı Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, Arkas Sanat Direktörü Müjde Unustası ve Centre Pompidou Başkanı Laurent Le Bon’dan dinledik.

Burcu Dimili

·

25 Eyl 2026

Arkas Sanat ve Centre Pompidou’nun beş yıllık işbirliği: Lumina: Renk ve Işık Sanatı
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Yıldız Tozu | Sinemanın emekçisi, filozofu ve delisi: Werner Herzog

“Verilere dayalı gerçek, muhasebeciler içindir” diyen ve sadece nesnel gerçeği beyazperdeye yansıtmakla yetinen sinema anlayışını aşağılayan Werner Herzog'un çektiği tüm filmlerde, kurgu ve belgesel iç içe geçer. Her bir film projesi, lideri Herzog olan ekibin görevidir ve görev yerine getirilecektir. Görev süresince tüm ekip “dışarıdan gangsterler gibi görünüp, içlerinde papaz cübbesi giymiş azizler gibi” adanmış olacaktır.

Mehmet Sindel

·

24 Eyl 2026

Yıldız Tozu | Sinemanın emekçisi, filozofu ve delisi: Werner Herzog
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Camilla Barnes ile sohbet: Korkuyla başa çıkmanın zarif yoludur mizah

Filozof Jonathan Barnes'ın kızı ve İngiliz yazar Julian Barnes'ın yeğeni Camilla Barnes, ilk romanı "Her Zamanki O Öldürme Arzusu"nda İngiltere'den Fransa'ya göç etmiş bir ailenin üç kuşaklık öyküsünü anlatırken zarif ve alabildiğine mizahi bir dil kullanıyor. Barnes’la, bu güçlü edebiyat ve felsefe geleneğinin içinde kendi sesini bulmayı, İngiltere’den Fransa’ya göçü, aile içindeki iktidar ilişkilerini, kuşak çatışmalarını ve yaş almayı konuştuk.

Soner Can

·

24 Eyl 2026

Camilla Barnes ile sohbet: Korkuyla başa çıkmanın zarif yoludur mizah