Kelimeler kifayetsiz: Hayatımıza giren 10 yeni iklim terimi

İklimle ilgili kriz derinleştikçe, eylem ihtiyacının aciliyetini vurgulayacak yeni terim ve kavramlara ihtiyacımız da artıyor. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir durum için geçen yıl hayatımıza giren 10 yeni iklim terimi.
Kelimeler kifayetsiz: Hayatımıza giren 10 yeni iklim terimi

10 Şubat - Olivacat - Angst
Olivacat ile birlikte

Hem alerji hem çevre dostu: Olivacat Yeni bir iklim kavramından haberdar olduk: İklim gölgesi . “En iyi ihtimalle zaman alıcı, en kötü ihtimalle anlamsız” olduğu savunulan karbon ayak izine odaklanmak yerine daha bütüncül bir yaklaşım sunan iklim gölgesi; klima kullanımınızı veya işe nasıl gittiğinizi ölçmenin ötesine geçerek tüm bireysel tercihlerinizi kapsıyor. Gölgeniz ne kadar büyükse gezegen üzerindeki olumlu etkinizin de bir o kadar büyük olduğu anlamına geliyor. Tamamen bireysel eylemleri teşvik etmek yerine bu eylemler, bilerek veya bir şekilde başkalarına ilham verdiğinde iklim gölgeniz büyüyor. Sizi bugünkü ilhamımız; zeytin çekirdeğinden üretilen ilk kedi kumu olan Olivacat ile tanıştırmak istiyoruz. Neden Olivacat? Aydın’da üretilen Olivacat ; geri dönüştürülebilir ve üretim sürecinin sadeliği nedeniyle çevreci bir ürün olmanın yanı sıra tozsuz ve antialerjik yapısıyla öne çıkıyor. Bentonit kedi kumlarının aksine hem kedinizin hem de sizin sağlığınıza zarar vermeyerek kesin çözüm sunuyor. Kendine has yapısı ve üstün formülasyonu sayesinde hızlı emiş gücüne sahip. Hızlı topaklanıyor ve kokuyu hapsediyor . Otomatik kedi tuvaletleriyle de uyumlu. Dahası: Sizin, kedinizin ve dünyamızın tarafında olan Olivacat ile tanışmak için APOSTO indirim kodunu kullanabilirsiniz. Aktif karbonlu seçeneği olan Olivacat ürünlerine hemen buradan ulaşabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Geride bıraktığımız yıl, sıcaklık rekorlarını altüst etti. Dünyada artan sıcaklıklar anlamında kırılacak rekor kalmadı desek yeridir. 2024 beklentileri açısından da durum pek iç açıcı değil. İçinde bulunduğumuz dönem, iklim olaylarıyla ilgili yeni bir tarihin yazılmasına sahne oluyor. Bu tarihyazımı için de kelime dağarcığımızı güncellemek gerekiyor. Her ne kadar kelimeler kifayetsiz kalsa da… 

İçinde yaşadığımız çoklu krizler çağında elimizdeki mevcut kavramlar, durumun vahametini vurgulamakta yetersiz kalabiliyor; söylediklerimizin eksik kaldığı hissine kapılıyoruz; bir felaketin kapı eşiğinde yeterli duyarlılığı göstermediğini düşündüklerimizi hareket geçirmek için daha güçlü kavramlara ihtiyaç duyduğumuzu düşünüyoruz.

Geçen yıl, BM Kalkınma Programı (UNDP) önemli bir çalışmaya imza atarak, bir İklim Sözlüğü (The Climate Dictionary) oluşturdu. Karmaşık bilimsel jargonla sokak dili arasındaki boşluğu doldurmayı hedefleyen sözlük, aynı zamanda iklim krizini anlamak için de bir rehber niteliğindeydi. Sözlük, hem insanları bilgiyle güçlendirmeyi hem de iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik eylemleri ve kolektif sorumluluğu teşvik etmeyi amaçlıyordu. 

Diğer yandan her yıl, yılın en popüler kelimesini seçen Oxford University Press’in 2023 tercihleri de hatırlamaya değer. Geçen yıl “Yılın Kelimesi” bir kişinin “çekici ve karizmatik” olduğunu ifade etmek için kullanılan “Rizz” oldu ama iklim, 8 kelimelik finalistler listesinde yine kendine yer bulmuştu. Kısa liste içinde yer alan “Heat Dome” (Isı Kubbesi) gelecek yılların potansiyel kazananları arasında. 

İklim krizinin dilde yarattığı en çarpıcı örneklerinden biri de yakın dönemde iklim haberlerine verdiği önemle bilinen The Guardian’da yaşandı. Gazete, 2019’da haber yazım standartlarını düzenleyen editoryal rehberinde değişikliğe giderek, muhabirlerinden “iklim değişikliği” yerine “iklim krizi,” “iklim acil durumu” ve “iklim bozulması” ifadelerini kullanmalarını istedi. Gazete, burada dilin gücüne dayanarak, gezegenin ve insanlığın karşı karşıya olduğu riskleri vurgulamayı hedeflemişti.

Yıllardır iklimdeki değişiklikleri anlatırken “küresel ısınma” diyoruz. Ancak, bilim insanları “küresel ısınma” yerine “küresel ısıtma” ifadesinin teknik olarak daha doğru olacağını söylüyor çünkü ilk kavramın altındaki anlamdan, sanki dünya kendi kendine ısınıyormuş gibi bir sonuç çıkıyor. Halbuki “küresel ısıtma” durumu açık seçik ortaya koyuyor: Bu durumun arkasında insanların eylemleri var. 

Yine bilim insanlarına göre, “küresel ısınma” belirsizlikler içeren bir kavram. Artık belirsizlikler, muğlak terimler, faili meçhul tanımlar yerine riskleri konuşmamız gerektiğini hatırlatıyorlar bize. Zira iklimsel riskler her geçen gün şiddetini artırıyor, boyut değiştiriyor, gündelik hayatımızın giderek daha büyük bir parçası hâline geliyor. Dolayısıyla içinde bulunduğumuz durumu ifadelere dökmek için sürekli yeni kavramlara ihtiyaç duyuyoruz. 

Peki global anlamda son bir yılda iklimle ilgili hangi kavramlar hayatımıza girdi?

1. Hava Kalitesi Endeksi (The Air Quality Index)

Hava Kalitesi İndeksi, belirli bir noktada solunan havanın kalitesini ifade etmek için kullanılan bir kavram. Renk kodlu bir ölçüm olduğu için gösterge sayısındaki artış, hava kalitesinin düştüğünü belirtiyor. Kanada’nın Alberta eyaletinde 78 ayrı noktada çıkan orman yangınlarının dumanının ABD’nin birçok eyaletine ulaşarak hava kalitesinde düşüşe yol açmasının ardından bu durum Amerikalılar tarafından yeni bir tehdit olarak kabul edildi. Orman yangınlarının yaydığı dumanda bulunan partiküllerin solunması kalp krizi, akciğer kanseri ve demans gibi ciddi rahatsızlıklara neden oluyor.

2. Karbon ekleme (Carbon insetting)

Karbon dengeleme politikasına bir alternatif olarak görülen karbon ekleme, bir şirketin neden olduğu sera gazı emisyonlarını azaltmak için yaptığı çalışmalar için kullanılıyor. The Guardian’ın geçen yıl yaptığı bir araştırma, yağmur ormanı projelerinden kaynaklanan karbon dengelemelerinin çoğunun “hayalî krediler” olduğunu ve bunların yüzde 94'ünün dünyanın en büyük sertifika kuruluşu Verra tarafından onaylandığını ve "iklime hiçbir fayda sağlamadığını" ortaya çıkarmıştı. 

Karbon ekleme ile karbon dengeleme arasındaki temel fark şöyle açıklanıyor: Bir şirket karbon dengeleme politikasıyla sera gazı emisyonuna yol açtığı kaynaklardan bağımsız olarak farklı bir alanda dengeleme politikası izleyebilir. Karbon eklemede ise kendi değer zincirinde sera gazı salımını azaltmak için çalışmalar yapabilir. Dengeleme, ekleme ya da adı her ne olursa olsun, ilk etapta daha az karbon salımına odaklanmanın yarattığı faydayı yaratmaz.

3. İklim istifaları (Climate quitters)

İklim değişikliğinin etkilerinden endişe duyan pek çok kişi istifa ederek farklı sektörlerde ve şirketlerde çalışmaya başlıyor. Peki bu insanlar hangi şirketlere yöneliyor? Özellikle iklim kriziyle bağlantısı olan petrol şirketlerinden ayrılan kişiler, çevre dostu firmalarda görev almayı tercih ediyor. ABD ve İngiltere’de bu yıl 4 bin çalışanın katılımıyla yapılan bir ankette, çalışanların yüzde 60’ı şirketlerinin iklim krizine karşı daha güçlü bir duruş sergilemesi gerektiğini düşünürken geriye kalan yüzde 40'lık grup, şirketlerinin kendi değerleriyle örtüşmemesi durumunda istifa etmeyi düşündüğünü belirtti. Bu bir fark yaratabilir mi? Neden olmasın, bir yerden başlamak gerek.

4. Tersine influencer’lar (Deinfluencers)

Fenomenler tarafından bir reklam ekosistemi gibi kullanılan sosyal medya, diğer kullanıcıların sürdürülebilir tüketimden uzaklaşmasına neden oluyor. Fenomenlerin önerdiği ve reklamını yaptığı ürünlere rağbet gösteren milyonlarca kişi her gün ihtiyacı olmamasına rağmen aşırı tüketime yöneliyor. 

Sürdürülebilirliği tehdit eden hızlı tüketim alışkanlığını tersine çevirmek isteyen “Deinfluencer”lar ise sosyal medya üzerinden çağrıda bulunmaya başladı. Tüketicileri, ihtiyaçları olmayan ürünleri satın almaktan vazgeçirmeye çalışan bu kişiler, #deinfluencing etiketini kullanarak kitlelere ulaşmayı hedefliyor.

5. El Niño

Ortalamanın üzerinde sıcaklıklarla karakterize edilen El Niño, normal koşulları bozan bir iklim modeli olarak tanımlanıyor. Pasifik Okyanusu’nun tropikal orta ve doğu bölümünde her 2-5 yılda bir oluşan El Niño hava olayı, daha sıcak ve yağışlı koşullar oluşturuyor. Okyanusların ısınmasına yol açarak bulaşıcı hastalık taşıyan patojenlerin, bakterilerin ve alglerin sayısında artışa neden oluyor; salgın hastalık riskini yükseltiyor.

6. Küresel kaynama (Global boiling)

Küresel ısınmaya benzeyen küresel kaynama kavramının, kesinlikle daha endişe verici bir çağrışımı var. İlk olarak BM Genel Sekreteri António Guterres'in kullandığı kavram, aslında küresel ısınmanın sona erdiğini ve daha sıcak günlerin görüleceği kaynama döneminin başlayacağının habercisi olarak algılanıyor. Bu sırada bilim insanları, 2023'ün tarihteki en sıcak yıl olarak kayıtlara geçmesini bekliyor.

7. Yeşil sessizlik (Greenhushing)

Yeşil sessizlik, şirketlerin çevresel taahhütleri konusunda sessiz kalması anlamına geliyor. İklim taahhütlerini küçülten şirketler, kendilerine bu konu hakkında yorum yapan veya eleştirileri yönelten kişi veya kurumlara geri dönüş yapmayarak bir nevi kendilerini koruma çabasına giriyor. Bu sayede marka değerini düşüren gereksiz ithamlardan kaçınabilecekleri fikrine kapılan şirketler, sessiz kalmanın güvenli bir seçenek olduğunu savunuyor.

8. Gökyüzü kederi (Noctalgia)

Gökyüzü kederi veya "noktalji" kavramı, karanlık gökyüzüne duyulan özlemi ifade ediyor. Kentleşmenin artmasıyla gökdelenlerin gökyüzünü kaplaması ve yapay ışıklandırmaların kullanılması, gökyüzünün karanlık görüntüsüne adeta ışıktan bir gölge indirerek zaman zaman yıldızları bile sönük bırakıyor. Bu durum sadece ışık kirliliğine değil, gece uçan kuşların gökdelenlere çarparak hayatını kaybetmesine de neden oluyor.

9. RICO (The Racketeer Influenced and Corrupt Organizations Act)

Mafya ve organize suç örgütleriyle mücadele için 1970'te ABD'de çıkarılan RICO Yasası'nın halkı manipüle eden petrol şirketlerine de uygulanması gündemde. 2022'de Porto Riko'daki 16 bölgede alınan ortak kararla Chevron, ExxonMobil, Shell ve diğer fosil yakıt şirketleri yasayı ihlal etmekle suçlandı. Yasanın yürürlüğe girmesinin ardından petrol, doğalgaz ve kömür şirketlerine karşı açılan davalarda belirgin bir artış kaydedildi.

10. Beyaz hidrojen (White hydrogen)

Havacılık başta olmak üzere metal ve çelik üretimi gibi pek çok endüstride kullanılan hidrojenin gelecek yıllarda fosil yakıtların yerini alması bekleniyor. Yenilenebilir kaynaklardan yeşil hidrojen, metan gazından gri hidrojen, kömürden kahverengi hidrojen elde edilirken beyaz hidrojen doğada saf hâliyle bulunuyor. ABD, Avustralya, Mali, Umman ve Avrupa'nın bazı bölgelerinde henüz kullanılmayan hidrojen rezervlerinin büyük ölçekte temiz enerji sağlayabileceği ihtimali üzerinde duruluyor. Avustralya merkezli Gold Hydrogen ise beyaz hidrojen çıkarılması için ilk sondaj kuyusunun açılmasına yönelik çalışmalara kısa süre önce başladı.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

🔎 Kelimeler kifayetsiz: 10 yeni iklim terimi

Global anlamda son bir yılda iklimle ilgili hangi kavramlar hayatımıza girdi?

10 Şub 2024

Olivacat ile birlikte
Kelimeler kifayetsiz: Hayatımıza giren 10 yeni iklim terimi

YAZARLAR

Pelin Cengiz

Gazeteci. Gazete ve televizyonlarda muhabir, editör, ekonomi müdürü, yazar ve programcı görevlerini üstlenen Cengiz, makroekonomi ve iş dünyası alanlarında haberler üretiyor. İkinci bir uzmanlık alanı olarak ekoloji alanında enerjinin finansmanı, iklim krizi, çevre mücadeleleri ve tarım ekonomisi üzerine çalışıyor.

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Alev püskürten ejderha: Ateş bulutları orman yangınlarını nasıl büyütüyor?

Fransa ve İspanya’da etkili olan orman yangınları sadece aşırı sıcaklık ve güçlü rüzgarla değil, alevlerin oluşturduğu sıra dışı bir hava olayıyla da büyüyor. NASA’nın “ateş püskürten ejderha” olarak tanımladığı, bilimsel adı “pyrocumulonimbus” olan ateş bulutları, çok büyük ve yoğun yangınların oluşturduğu aşırı sıcak hava, duman, kül ve nemin atmosferin üst katmanlarına doğru hızla yükselmesiyle oluşuyor. Prof. Dr. Doğanay Tolunay, “Bu bulutlar, büyük yangınlarda 12 kilometreye kadar yükselebilir. Bu kritik bir eşik çünkü uçaklar da o seviyelerden geçiyor” diyor.

Pelin Cengiz

·

29 Tem 2026

Alev püskürten ejderha: Ateş bulutları orman yangınlarını nasıl büyütüyor?
AngstAngst

HİKAYE

Kumardan alışverişe: Görünmez bağımlılıklar neyi görünür hâle getiriyor?

Bağımlılık denince ilk akla gelenlerden biri alışveriş değil şüphesiz. Ya da spor. Bazen bir hafta boyunca oyun oynamak. Çoğumuz sosyal medyada geçirdiğimiz saatleri sorun olarak bile görmüyoruz. Oysa bağımlılık artık kendini pek çok farklı alanda gösteriyor ve işsizlik, gelecek kaygısı, anksiyete arttıkça bağımlı olduğumuz şeylerin sayısı ve çeşidi de artıyor.

Ayça Örer

·

25 Tem 2026

Kumardan alışverişe: Görünmez bağımlılıklar neyi görünür hâle getiriyor?
AngstAngst

HİKAYE

Büküldüğümüz yerden buluşmak: Anksiyete politik mi?

Travma sadece olayın içinde olanların değil, ona tanık edilenlerin de bedenine yerleşir. Çünkü güven duygusunun yıkılışını görmek de insanın sinir sistemine yazılır. Bu yüzden bazı anksiyeteler kişisel değil; toplumsal ve politiktir. Çünkü sürekli alarmda yaşamak politiktir.

Nis Tuğba Çelik

·

25 Tem 2026

Büküldüğümüz yerden buluşmak: Anksiyete politik mi?
AngstAngst

HİKAYE

Olgunluktan itaate: Liseyi ne zaman kaybettik?

Farklı politikaları aynı şekilde uygulayarak liseyi kendi başına değer taşıyan bir yaşam alanı olmaktan çıkarıp üniversitenin bekleme salonuna dönüştürdük. Şimdi çocuklara hangi liseye gireceklerini soruyoruz; dört yıl sonra da hangi üniversiteyi kazanacaklarını soracağız. Déjà vu! Peki üniversite, bu bekleyişin sonunda başlayan bir başka bekleme odası olmasın?

Metin V. Bayrak

·

19 Tem 2026

Olgunluktan itaate: Liseyi ne zaman kaybettik?
AngstAngst

HİKAYE

Geri dönüşümle imtihanımız: Ambalaj tasarımından bağımsız ambalaj atığı sistemi işler mi?

1 Temmuz’da başlayan "Depozitosu Olan Ambalajlar" uygulamasıyla iade edilen her plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajı için vatandaşlara 1 TL ödeniyor. Ancak uygulama ile tekrar kullanılabilen ambalajlar sistem dışına itilirken tek kullanımlık ambalajlar yaygınlaşıyor. "Ambalaj tasarımından bağımsız olarak ambalaj atığı sistemi tasarlanamayacağını" belirten Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre 1 TL iade çok düşük, üretilen ürünün yüzde 20’sine yakın bir ödeme yapılması gerekiyor.

Pelin Cengiz

·

12 Tem 2026

Geri dönüşümle imtihanımız: Ambalaj tasarımından bağımsız ambalaj atığı sistemi işler mi?