Kimler geldi kimler geçti


İddialı ve Her Açıdan Efsanevi: Galaxy’nin En Yeni Üyeleri Galaxy S21 Serisi 5G Telefon yenilemeye karar vermek kimi zaman bozulan ya da yavaşlayan eski telefonun değişim gerekliliği, kimi zaman da yeni çıkan üst modele geçme isteğinden gelen uzun bir süreç. Bu konuda değişmeyen tek şey ise yeni telefonunuzu elinize aldığınız an gelen sıfırdan başlama heyecanı. Çözünürlüğüyle göz kamaştıran kamerayı ilk kez denediğiniz an, yepyeni bir pil gücü, sonsuza kadar dolmaz hissi veren hafıza ve yeniliği hissettiren o en keyifli anlar. Akıllı telefon pazarının hakimi konumundaki Samsung’un mobil kategorideki ürün grubu Galaxy, geçtiğimiz günlerde lansmanını gerçekleştirdiği en yeni ve iddialı modelleri Galaxy S21 Serisi 5G ile çıtayı en yükseğe çıkarmış durumda. Bahsettiğimiz tüm bu keyifli anları tek bir telefonda yaşamanız için gelin Galaxy S21 Serisi 5G’ye ve göz alıcı hediyelerine biraz yakından bakalım. Galaxy S21 Serisi 5G: Galaxy S serisinin en yeni 3 üyesi Galaxy S21 Ultra 5G, Galaxy S21+ 5G ve Galaxy S21 5G, performansı ve en ileri teknoloji kamera deneyimiyle ön plana çıkıyor. Galaxy S21 Serisi 5G’yi rakiplerinden ayıran en güçlü özelliklerden biri ise şüphesiz kamerası. Harikulade özellikleri ile fotoğraf mı, video mu ikilemi geride kalsın. Galaxy S21 Ultra 5G, 108MP ana kamera , 10MP telefoto kamera ve 12MP ultra geniş açılı kamera sıyla aynı sahneyi 4 farklı açıdan film niteliğinde 8K çözünürlükte videolar çekmeyi mümkün kılıyor. Ayrıca 8K Videodan Fotoğraf özelliği ile, bir 8K videodan, 33MP çözünürlükte fotoğraflar yakalamak ise eşsiz bir kullanım özelliği. Üstelik ilk defa S Pen desteği ile geliyor ve bu da kullanım deneyimini bir adım öteye taşıyor. Galaxy Watch3, Galaxy Buds Pro ya da SmartThings gibi Samsung ekosisteminin diğer akıllı cihazlarıyla bağlantı kurabiliyor. Yeni Galaxy S21 Serisi 5G, üç modeliyle de kullanıcı deneyiminin son noktası. Yeni Galaxy S21 Serisi 5G şimdi ön siparişte ve bu fırsatlar için son günler. Galaxy S21 Ultra 5G’ ye özel Galaxy Buds Pro veya Galaxy S21+ | S21 5G ’ye özel Galaxy Buds Live hediyeleriyle yeni telefonunuz kablosuz kulaklık ile buluşurken, yine tüm modeller için Samsung Online Mağaza’ya özel 1.000 TL hediye çeki de ön sipariş fırsatı olarak ön plana çıkıyor. Samsung: 1938 yılında Güney Kore'de kurulan ve bugünün tüketici elektroniği devleri arasında yer alan Samsung, Statcounter'ın 2020 Aralık istatistiklerine göre Türkiye'deki akıllı telefon pazarının %44,58'i ile hakimiyeti elinde bulunduruyor. Mobil kategoride, Galaxy ürün grubunda sunduğu akıllı telefon, tablet, kulaklık, saat ürünleriyle en son teknolojiyi son kullanıcıya ulaştıran Samsung; akıllı teknolojilerini televizyon, ses sistemi, beyaz eşya ve küçük ev aletleri kategorilerinde de tüketicilerin hayatlarına taşıyor. Galaxy’nin en efsanevi akıllı telefon grubu Galaxy S21 Serisi 5G ile tanışmak için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Kazancı Yokuşu’nun ortasındayım. Sanki bu yollardan ilk defa yürüyormuşum gibi hissetmek istiyorum bugün. Öyle ya, aslında ne çok değişti Beyoğlu zaman içide. Bu hissi yakalamak pek güç olmuyor. Pat pat pat. Ceketimin cebindeki simit her adım attığımda bacağıma çarpıyor.
Bugün cebimde taze simidim, kulağımda Ajda Pekkan’ın Kimler Geldi Kimler Geçti şarkısı bir başka yürümek istiyorum aynı yolları. Eskiden büyük anneannemden dinlediğim Maksim Gazinosu ilk durağım olacak. Bu kararı gördüğüm koca bir ağaçtan esinlenerek alıyorum – ağaç türlerinden pek anlamam ancak koca bir çınar olmalı diye düşünüyorum. Bu çınar bana -şimdilerde otopark olan- bir devrin kültürüne damgasını vurmuş, acılara, sevinçlere, eğlencenin türlü türlü hâline şahit olmuş bir başka çınarı, Maksim Gazinosu’nu çağrıştırıyor. İstiklâl Caddesi’ne vardığımda cebimdeki simitten bir parça koparıp o zamanları düşünmeye başlıyorum.
Her şey gönlünce olmaz demiştim sana
Kaderden kaçılmaz görüyorsun.

Birinci durak Maksim Gazinosu: Bir zamanların ihtişam ve statü sembolü olan Maksim’i oldukça ilginç bir geçmişe sahip. Bu geçmişi üç dönemde incelemek sanıyorum yanlış olmaz:
- 1921-1927 “Siyah Rus” Dönemi: Maksim’in hikâyesi “Siyah Rus” diye anılan Çarlık Rusyası'nda bir bar sahibi olan Frederick Bruce Thomas ile başlar. Çarlık döneminde Moskova’da kulüp işleten Thomas, Ekim Devrimi’yle elindekileri kaybedince sıfırdan başlayacak gücü, karısıyla birlikte kaçtığı İstanbul’da bulur. Maksim; zengin mönüsü, içkileri, şahane orkestrası ve sahne şovlarıyla en beğenilen gece kulübü olur ve o dönemin bir numaralı mekânı hâline gelir ancak Thomas'ın 1928'de hayatını kaybetmesi üzerine Maksim çöküşe geçmeye başlar.
- 34 yıllık uyku dönemi: Thomas’nın 22 Aralık 1927’de Maksim’i borçlarının bir kısmına karşılık devretmesi ve bir yıl sonra da vefat etmesiyle bir devir kapanırken Maksim efsanesi 34 yıllık bir uykuya dalar.
- 1961-2005 “Gazinocular Kralı" dönemi: Maksim’i en baştan düzenleyen “Gazinocular Kralı” Fahrettin Aslan ile Maksim Gazinosu, 34 yıllık uykusundan uyanır. Taksim’deki Maksim; Müzeyyen Senar, Zeki Müren, Bülent Ersoy, Emel Sayın ve İbrahim Tatlıses gibi sesleri bir araya getirerek, gösterişli dekoru, seçkin mutfağıyla “Büyük Maksim” adını alır. 1970’li ve 80’li yıllarda da rağbet görmeye devam etse de televizyonların evlere girmesiyle eğlence anlayışı yavaş yavaş değişir ve radyodan ya da plaklardan tanınan sanatçıları canlı dinleyebilmek eskisi kadar çekici gelmemeye başlar.
Kaynak: Hürriyet
Kimler geldi kimler geçti…
İkinci durak Pathé Sineması: Kazancı Yokuşu’ndan çıkmak mı yoksa Maksim Gazino’su anı rüzgârı mı çarptı beni bilmem, biraz yorgun hissediyorum. Ellerim cebimde, cebimdeki yarım simitle oynayarak İstiklâl Caddesi’nde yavaş yavaş yürüyorum.
Yakın zamana kadar koca bir açık hava şehir müzesine benzetilen Beyoğlu’nun sinemalarını anıyorum şimdi de. Çok uzak değil, birkaç yıl öncesinde Beyoğlu sinemalarıyla aklımıza gelirken şimdi varolamayanın sadece binalar değil, toplumsal belleğimizi zedeleyen simgeler olduğunu fark ediyorum. Pathé Sineması, İstanbul’un ilk sinema salonuydu örneğin. 1908'de Sigmund Weinberg tarafından Meşrutiyet Caddesi (eski adı Mezarlık Caddesi), 17 numaralı adreste faaliyete başlayan Pathé Sineması, tarih içinde farklı adlar alarak uzun süre sinema salonu olarak kullanılmış. Daha sonra Şehir Tiyatroları Komedi Bölümü olan İstanbul’un ilk sabit sinema salonu, 1958'de kullanılmayacak denli yıprandığından yıkılmak zorunda kalmış.
İçmeden hatıralardan sarhoş musun?
Üçüncü durak Markiz Pastanesi: İstiklâl Caddesi boyunca yürürken cebimdeki simitle fazla oynamış olacağım bütün cebim susam içinde, ellerim hafif yağlı.
Büyük anneannemin sözlerini hatırlıyorum yeniden, nedensiz: “Dedeni görsen kravatsız, eldivensiz hatta şapkasız gezmezdi o zamanlar Beyoğlu’nda.” Bu cümleler kafamda, yağlı ellerime bakınca utanıyorum. Ayıp geliyor yağlı ellerimle Beyoğlu’nda eski Markiz Pastanesi’nin önünden geçmek.
Markiz’i eski zamanlarda görmeyi diliyorum iç çekip. Şapkasız girilmediği için pastanenin hemen yanında şapka kiralayan bir dükkân bulunduğu zamanları. Duvarlara Fransa’dan getirilen ve dört mevsim temasını işleyen Art Noveau tarzı panoları ve vitrayla süslenen camları görebilmeyi diliyorum.
1970’li yıllarda Markiz’in bulunduğu binanın satışa çıkması, Markiz’in sonunun başlangıcı olmuş. 2003 yılında ise yeni bir işletmeyle Markiz bu sefer yeni bir tarzda ancak dekoru bozulmadan tekrardan hizmete girmiş ve Namık Kemal, Tevfik Fikret, Abidin Dino, Orhan Veli, Mina Urgan, Haldun Taner ve daha nice isimler bu mekânın müdavimleri olmuş.
Yağlı ellerimle bakışıyoruz bir süre. Beyoğlu’nun zaman içide varolamayan mekânlarının yağlı ellerimden akıp gidişini izliyorum sessizce. Varolamamanın dayanılamaz ağırlığıyla yaşayamadığım eski Beyoğlu anılarını özlüyorum.
İllüstrasyon: Ece Tugay
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Hafta sonu haritası: İstanbul'da nostaljik bir yürüyüş, İstanbul eko haritası, Yalıköy'ün meşhur fabrikası, Nimet abla efsanesi.
31 Oca 2021

YAZARLAR

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.



