Kırmızıların efendisi: Valentino Garavani’nin ardından

Modanın son imparatorlarından, imzası olan kırmızı rengin efendisi İtalyan modacı Valentino Garavani, 93 yaşında hayatını kaybetti. Disiplini ve mesafeli duruşuyla kraliyet üyelerinden Hollywood yıldızlarına kadar sayısız ismi giydiren usta tasarımcının neredeyse bir yüzyıla yayılan mirasını hatırlıyoruz.
Kırmızıların efendisi: Valentino Garavani’nin ardından

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

2005 yılında dönemin Roma Belediye Başkanı Walter Veltroni, The New Yorker’a verdiği bir röportajda Valentino Garavani hakkında şunları söylüyordu:

“İtalya’da Papa vardır, bir de Valentino.”

Valentino Garavani, Jackie Kennedy’nin Aristotle Onassis ile yaptığı düğünde giydiği beyaz elbiseden Farah Pehlevi'nin eşi Şah ile birlikte İran’dan ayrılırken üzerinde olan takıma, Hollywood’un efsanevi filmi Spartacus’un galasında Elizabeth Taylor’ın giydiği elbiseden Prenses Diana ve Julia Roberts’ın unutulmaz anlarına kadar pek çok ikonik kadının en önemli anlarına eşlik etti.

Jacqueline Kennedy Onassis, 1968'de Aristoteles Onassis ile evlenirken giydiği Valentino imzalı elbiseyle.

Bir ustanın doğuşu

1932’de İtalya’nın Voghera kentinde doğan Valentino Garavani, gençlik yıllarında izlediği Carmen operasında kırmızının ihtişamıyla ilk kez karşılaştığını anlatıyor. “Locadaki kadınların çoğu kırmızı giyiyordu; balkonlardaki sardunyalar gibi öne eğiliyorlardı” diye hatırlıyor. 

  • Christian Dior ve Guy Laroche gibi usta tasarımcıların yanında çıraklık yapan Valentino, ailesinin maddi desteğiyle 27 yaşında Paris’e taşınıyor. 

Paris’te kurduğu modaevi, ilk yılında beklenen başarıyı yakalayamıyor ancak o dönemki hayat arkadaşı ve iş ortağı Giancarlo Giammetti’nin desteğiyle marka iflasın eşiğinden dönerek yoluna devam ediyor.

Valentino Garavani ve Giancarlo Giammetti
Bu zorlu başlangıcın ardından Valentino, modaevini Roma’da, Via Gregoriana üzerindeki 16. yüzyıldan kalma daha küçük bir palazzoya taşıyor. 1968 yılında sunduğu ve kariyerinin en önemli dönüm noktalarından biri kabul edilen All White haute couture koleksiyonu, markayı uluslararası bir konuma taşıyor. Moda dünyası, 35 yaşındaki bu genç tasarımcının yeteneğini konuşmaya başlıyor; aristokrasiden pek çok önemli figür Valentino giymeye başlıyor.


Ünlü tasarımcı Elsa Schiaparelli’nin torunu Marisa Berenson, Roma’da Valentino’ya ait beyaz elbisesiyle. 

Valentino, tamamen beyaz bir koleksiyonla vizyonunu uluslararası bir konuma taşısa da bugün imzası hâline gelen Valentino kırmızısı, ilk koleksiyonundaki Fiesta adlı elbiseyle sahneye çıkıyor. Berrak, cesur ve bir o kadar da keskin bu kırmızı; Valentino’nun unutulmaz bir dokunuşu olarak moda tarihindeki yerini alıyor.

Valentino’un unutulmaz anları

1970’lerden itibaren Valentino, dünya çapında tanınmaya başlarken İtalyan moda sahnesinde haute couture anlayışını hem yeniden tanımlıyor hem de uluslararası ölçekte görünür kılıyor. 

Elizabeth Taylor, Sophia Loren, Monica Vitti ve Jackie Kennedy gibi ikonlar Valentino giyerken marka aynı zamanda New York’ta mağaza açan ilk İtalyan tasarımcı olarak moda tarihinde önemli bir dönüm noktasına imza atıyor.

Valentino, New York’un ikonik mekanı Studio 54’te 46. yaş gününü kutlarken.

1980’lerde Valentino, en parlak dönemlerinden birine giriyor; bir moda markası olmanın ötesine geçerek bir lifestyle evreni inşa etmeye başlıyor. Bu dönemde markanın ilk parfümü ve ilk denim koleksiyonu tanıtılarak Valentino’nun estetik dili daha geniş bir dünyaya taşınıyor.

  • Aynı yıllarda, Los Angeles Olimpiyat Oyunları'nda İtalyan takımının üniformalarını tasarlıyor; ilk erkek koleksiyonunu ise Milano’da tanıtıyor.

1990’lı yıllarda moda dünyasında güçlü bir minimalizm akımı öne çıkarken Valentino Garavani kendine özgü duruşunu ve ihtişam anlayışını koruyor. “Mutlak güzellik” fikri olarak tanımladığı perspektifi sürdürüyor; bu dönemde pek çok önemli isim, kariyerlerinin en unutulmaz anlarında Valentino tasarımlarını üstlerinde taşıyor.

1996 yılında İtalyan devlet nişanıyla onurlandırılıyor. Bu dönemin sonlarına doğru Valentino markası yeni bir evreye giriyor; 300 milyon dolar karşılığında satılıyor ve Valentino, uluslararası ölçekte bir lüks moda devi hâline geliyor. Aynı yıllarda, AIDS'e karşı farkındalık yaratmak amacıyla L.I.F.E. Vakfı’nı kuruyor.

Gianni Versace, Valentino Garavani, Giorgio Armani ve Gianfranco Ferré, 11 Haziran 1992’de Milano’da düzenlenen Convivo for AIDS yardım etkinliğinde.

1990’ların sonunda, bugün moda dünyasının en etkili karakterlerinden Maria Grazia Chiuri ve Pierpaolo Piccioli, Valentino’ya aksesuar tasarımcıları olarak katılıyor. Bu dönem, Valentino mirası açısından en çok saygı duyulması gereken anlardan birine de işaret ediyor. Aynı sene Roma Piazza di Spagna’da 40 kırmızı elbiseyle 40. yıl kutlaması yapılıyor. 

  • Maria Grazia Chiuri, uzun yıllar Dior’un kreatif direktörlüğünü üstlendikten sonra bugün Fendi’de çalışıyor. Pierpaolo Piccioli ise yaklaşık 25 yıl boyunca Valentino’nun kreatif direktörlüğünü üstlenerek Valentino’nun çağdaş kimliğini inşa ediyor; geçen yıl itibarıyla bu yolculuğunu Balenciaga’nın kreatif direktörlüğüyle sürdürüyor.

Valentino kırmızısından sonra Piccioli, ustasının izinden giderek PP pembesini moda dünyasının imza kavramlarından biri hâline getiriyor.

Valentino Garavani, ihtişamını ve karakteristik duruşunu korurken yetiştirdiği isimler sahnenin merkezine geçtikçe zarifçe geri plana çekilmeyi de biliyor. 2007’de son haute couture defilesiyle modaya resmî olarak veda etmesine rağmen Maria Grazia Chiuri ve Pierpaolo Piccioli’den desteğini hiç esirgemiyor.

  • Onu sık sık Paris’teki Hôtel de Rothschild’in ön sırasında Pierpaolo Piccioli ve Maria Grazia Chiuri’nin en yeni koleksiyonlarını izlerken görüyoruz. Hatta Piccioli’nin 2018-19 Sonbahar/Kış Haute Couture koleksiyonu izledikten sonra gururla gözyaşlarıyla öğrencisini ayakta alkışlıyor.

19 Ocak Pazartesi günü, Roma’daki evinde 93 yaşında aramızdan ayrılan usta tasarımcı Valentino Garavani, ardında yalnızca güçlü bir estetik miras değil, moda dünyası için yetiştirdiği pek çok karakter ve yeri doldurulamayacak bir vizyon da bıraktı. Lokal bir markayı, zamanında attığı doğru adımlarla uluslararası bir moda evine dönüştüren Valentino; disiplinini ve çalışma tutkusunu hayatının sonuna kadar korudu.

İzleme önerisi: Valentino’nun hayatını, yaratıcı yolculuğunu ve perde arkasındaki dünyasını daha yakından keşfetmek isteyenler, 2009 yılında Matt Tyrnauer yönetmenliğinde çekilen Valentino: The Last Emperor'a da göz atabilir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

YAZARLAR

Yaren Serra Akgün

İstanbul Üniversitesi’nde Halkla İlişkiler, Reklamcılık ve Uygulamalı İletişim ile Kültürel Miras ve Turizm alanlarında lisans eğitimi aldı. Università Bocconi’de Art and Heritage Management eğitimi gördü. Aposto’da kreatif marka iş birliklerini yöneten Akgün; kültür, sanat, moda, seyahat ve yaratıcı endüstriler alanlarında editoryal içerik ve yaratıcı projeler üzerine çalışıyor.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Gözünü bile kırpmadan: 'You Can See Everything'in aynalı labirenti

Nathan Fielder ve Lance Oppenheim imzalı Elizabeth Holmes belgeseli "You Can See Everything", son yılların en tuhaf ve katmanlı filmlerinden biri. Filmde herkesin, Nathan dahil, farklı yansımalarını görüyoruz; hem kendilerini gördükleri gibi, hem herkesin onları gördüğü gibi, hem de bizim onları gördüğümüz gibi. Bu ayna labirentinde herkes, herkesi, izleyiciye oynuyor. Ve izliyor.

Aslı Ildır

·

03 Kas 2026

Gözünü bile kırpmadan: 'You Can See Everything'in aynalı labirenti
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Altın Portakal'ın ardından: Türkiye sineması nereye gidiyor?

24-31 Ekim tarihleri arasında düzenlenen 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali, yarışma seçkisi ve Film Forum etrafındaki tartışmalarla Türkiye sinemasının bugününü, geleceğini ve festivalin prestij iddiasını sorgulamaya açtı.

Emre Eminoğlu

·

02 Kas 2026

Altın Portakal'ın ardından: Türkiye sineması nereye gidiyor?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Norm: The Tale of Norm Macdonald: Şakanın sonunu beklerken

"Norm: The Tale of Norm Macdonald" bazen tanıdık görüntülerin rahatlığına fazla güveniyor, bazı güç soruların üzerinde daha uzun durabilecekken yeni bir şakaya geçiyor. Yine de Norm’la vakit geçirme duygusunu yakalıyor.

Ömer Şentürk

·

02 Kas 2026

Norm: The Tale of Norm Macdonald: Şakanın sonunu beklerken
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Sinopale’nin kurucuları, küratörleri ve sanatçılarıyla bienalin kentte yarattığı değişim üzerine

İlki 2006'da düzenlenen Sinopale, yirmi yılda Türkiye’nin en uzun soluklu bağımsız sanat oluşumlarından birine dönüştü. Bienalin kurucuları, küratörleri ve sanatçılarıyla 10. edisyon vesilesiyle biraraya gelerek Sinopale’nin kentle kurduğu ilişkiyi ve yerel bilginin çağdaş sanatla buluşma biçimlerini konuştuk.

Melike Bayık

·

02 Kas 2026

Sinopale’nin kurucuları, küratörleri ve sanatçılarıyla bienalin kentte yarattığı değişim üzerine
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Liz Harris’in solo projesi 'Grouper' üzerine: Müzikte gizem hâlâ mümkün mü?

Amerikalı sanatçı Liz Harris’in solo projesi "Grouper", 4 Kasım’da Fiba Salon İKSV sahnesinde. Sanatçı ile konser öncesi Zoom’da biraraya geldik; günümüz müziğini ve karanlıktan nasıl beslendiğini konuştuk.

Eda Solmaz

·

02 Kas 2026

Liz Harris’in solo projesi 'Grouper' üzerine: Müzikte gizem hâlâ mümkün mü?