Konser iptallerinin öteki yüzü

Son dönemde ülkemizde yaşanan konser iptalleri bize ne anlatıyor?
Konser iptallerinin öteki yüzü

3 Haziran - Odeabank - Duende
Odeabank ile birlikte

Odeabank’ın Eşit Masallar ’ı Türkiye turnesinde

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 25. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında, " Bu İşte Bir Kadın Var " teması altında ilk kez tiyatro sahnesinde sergilenen Eşit Masallar projesi Türkiye turnesine çıkıyor.

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Ben bu ülkenin kadınıyım. Fikirlerimle, vizyonumla, hayallerimle her yeni gün geleceğe sanatımı işliyorum. Genci yaşlısı milyonlarca sevenim var. Birkaç kendini bilmeze kalmadı benim ahlakımı sorgulamak,kadınlık onuruma laf atmak.

— Melek Mosso 

Çok cici sanatçılar olmamızı istiyorlar. Hiç konuşmayalım, sadece şarkı söyleyelim. ‘Aman çevreymiş, aman barışmış, hiç öyle şeyler yazmayın; sadece şarkınızı söyleyin, her yerde size sahne var,’ diyen durumun karşısındayız. Böyle olduğundan da iptaller oluyor.

— Niyazi Koyuncu

Âşıklar hakikati ispatlayanlardır, biz de bu yolda ilerlemeye devam ediyoruz. Gücümüzün yettiği, sevginizin olduğu her yerde paylaşarak birlikte büyüyeceğiz. Bizler 'kaslarınızı' geliştireceğiniz kum torbası değil, ancak yüreğinizi ve vicdanlarınızı güçlendirmenin fırsatlarıyız."

— Aynur Doğan 

Neler yaşandı?

Geçtiğimiz haftalarda ardı ardına gelen konser iptali haberlerini okuduk. Çok sayıda sanatçı ve müzisyeni etkileyen iptaller, kimi zaman valilik veya belediyelerce kimi zaman organizasyon şirketlerince gerçekleştirildi. Her biri farklı gerekçeler açıkladı ancak kamuoyunun düşüncesi ortaktı: İptallerin gerekçelerinin ardından bir gözdağı vardı.

Yasak haberleri, Eskişehir’de düzenlenmesi planlanan AnadoluFest’in iptaliyle başladı. Eskişehir’de Valilik, etkinliğin düzenleneceği 12-15 Mayıs’ı kapsayan 15 günlük bir etkinlik yasağı başlatmış, festival organizatörleri yeniden 9-12 Haziran tarihlerinde etkinliği sürdürmek istemiş ancak bu talebin de çözümsüz kaldığı bildirilmişti.

Hemen ardından Kocaeli'nin Derince ilçesindeki konseri belediye tarafından yapılan "detaylı inceleme" sonucunda konserin "uygun olmadığı"nın "tespit edilmesi" sonucu iptal edilen Aynur Doğan'ın Bursa'da gerçekleştireceği konserin de haberi geldi.

Daha sonra Metin ve Kemal Kahraman kardeşlerin Muş’taki, Apolas Lermi'yle Mikail Arslan'ın İstanbul Bostancı'daki, Niyazi Koyuncu'nun Pendik’teki, Mem Ararat'ın Bursa'daki konseri iptal edildi. 

Sanatçı Melek Mosso'nun Isparta’da gerçekleştirileceği konserin Millî Gençlik Vakfı ve Anadolu Gençlik Derneği Isparta Şubesi’nin yayımladıkları açıklamada belediyenin "halkın inanç ve gelenekleriyle uyuşmayan" konserler düzenlendiğini iddiası üzerine iptal edilmesi de kamuoyunda büyük tepki topladı. 

Mosso'yla sahneye çıkacak Funda Arar ve Derya Uluğ da sanatçıya destek için konsere çıkmama kararı aldıklarını duyurdu. Isparta’da üç kadın sanatçı yerine Seda Sayan, Niran Ünsal ve Işın Karaca’nın sahne alacağı açıklandı. 

“Sonrasında pişmanlık doğuracak politik bir mesele” 

Gazeteci Ozan Gündoğdu, yasakları değerlendirdiği podcast'inde Ahmet Kaya’nın 1990’larda yaşadığı süreci ve maruz kaldığı linci hatırlatarak Kaya’nın başına gelenleri Aynur Doğan’ın ve Melek Mosso’nun yaşadıklarına benzetiyor. Konserlere yönelik verilen iptal kararların gerekçelerinin sağlam bir zeminin olmadığının ve kararların ardından gerekçelere yönelik yapılan açıklamalarda “toplumun tepkisini toplayabilecek nedenlerin gösterildiğinin” altını çizen Gündoğdu, bu tür yasakların sonrasında pişmanlık doğurabileceğini de vurgulayarak şunları söylüyor: 

İki yasak da ülkeyi sıkan ve geren iklimin bir parçası. Aynur Doğan yıllardır Türkiye’de konserler veriyordu ancak iklim değişmişti bir anda, Akdeniz değildi. Kürtçe müzik varoluşsal olarak politikleşti. Aynur Doğan da varoluşsal olarak o konserdeydi. Bu onu ne terörist ne sempatizan yapar. Buna karşın Doğan’ın konserinin iptaline ilişkin kampanyada tam tersi oldu. PKK’nın yaptığı tüm kanlı katliamlar Aynur Doğan’a mâl edildi. Doğan’ın konserlerine devam etmesini savunmak PKK’nın katliamlarına onay vermek anlamına geliyordu. Öyle bir hava estirildi.

“Toplumsal bir kuşatma” 

BirGün yazarı Güven Gürkan Öztan, Gezi Parkı eylemlerinin 9. yılı dolayısıyla kaleme aldığı yazısında yasakları, “toplumu kuşatma” olarak değerlendiriyor. Öztan, şu ifadeleri kullanıyor:

Seçim sathı mailinde iktidar, moda deyimle tüm tuşlara aynı anda basıyor, hem de 2013 öncesinden daha büyük bir iştahla. Hem sosyal ve dijital medyaya pranga vurmaya hem konser-etkinlik yasaklarıyla toplumun büyük bir kısmını kuşatmaya hem de sınır ötesi operasyon aracılığıyla Meclis muhalefetini birbirine düşürmeye çalışıyor.

Gezi Parkı eylemlerinin de bu “pranga vurulmaya karşı gösterilen bir direniş” olduğunu hatırlatan Öztan, “Gezi birikimi, mekânı ve tek tek bireyleri aşarak bugüne dair bir şey söylüyor: Doğrudan demokrasi diyor, laiklik diyor, eşitlik diyor, özgürlük diyor,” cümlelerine de yer veriyor. 

“Tekelleşme ve tek tipleşme”

Daha önce Aposto!'ya Beyoğlu Kültür Projesi için konuşan TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi 2. Başkanı Doç. Dr. Pelin Pınar Giritlioğlu, şu ifadeleri kullanmıştı:

Biraz ondan, biraz bundan anlayışı, iktidarın kapsayıcılık kavramının henüz çok uzağında olduğunu ve sadece bir kolaj ortaya koyduğunu gösteriyor. Kapsayıcı bir anlayış, bir bireyin ve/veya grubun kendini toplumun parçası hissetmesiyle, değer verilme ve saygı görülmeyle açığa çıkan bir yaklaşımı içerir. Kaynakların ve hizmetlerin bu yönde ve adil bir biçimde paylaşımını esas alır.

Çok sesliliğin ve farklı grupların iktidar kanadından maruz kaldığı ayrımcılık, hükümetin tek tipleşme ve tekelleşmeye yönelik bir çabası olduğunu ve farklılıktan mümkün olduğunca uzak kalmaya çalıştığını değerlendirmek yanlış olmaz.

Pandemi gerekçesiyle başlatılan müzik yasağının günümüzde hâlâ farklı nedenlerle devam ediyor olması ve bu konuda sürekli olarak çalışmaların gerçekleştirildiğinin vurgulanması, müziğin “iktidar kanadında politikleştiğinin bir göstergesi” olarak yorumlanabilir. 

Geniş pencerede bu politiklik yalnızca müziği değil, eğlence sektörüne dâhil olan her alanı kapsıyor. Kesin bir gerekçelendirmenin olmamasıyla birlikte hükümetin eğlence sektörüne karşı net olumsuz tavrı ve bu tavır bağlamında aldığı yasak kararları yaşam tarzını müdahaleyi gözler önüne seriyor. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

🚩 75. Cannes Film Festivali, Türkiye'de konser iptalleri

75. Cannes Film Festivali çıktıları; Yola Devam incelemesi; Florence + The Machine'in yeni albümü Dance Fever; Türkiye'de konser iptalleri.

03 Haz 2022

Odeabank ile birlikte
🚩 75. Cannes Film Festivali, Türkiye'de konser iptalleri

YAZARLAR

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Roger Crowley: 'Portekiz'in kurduğu imparatorluk, kendi yoksulluğunun ürünüydü'

Roger Crowley, "Deniz Canavarları" kitabında Portekiz’in küçük bir donanmayla Hint Okyanusu’nda nasıl kalıcı bir imparatorluk kurduğunu, deniz ticaretinin küresel güç ilişkilerini nasıl dönüştürdüğünü ve bu sürecin sömürgecilik tarihindeki yerini anlatıyor. Yazarla küreselleşmenin başlangıç dönemindeki ticaret, askerî güç ve şiddet arasındaki ilişki üzerine konuştuk.

Ömer Çeşit

·

29 Eki 2026

Roger Crowley: 'Portekiz'in kurduğu imparatorluk, kendi yoksulluğunun ürünüydü'
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Clayface: Kendini yontan bir süper kötü

DC’nin yeni filmi "Clayface", bir süper kötünün hikayesinden yola çıkarak beden, kimlik ve bilinç arasındaki sınırları sorguluyor. DC'nin daha karanlık sularda yüzdüğü "Joker" ve "The Batman" ile aynı damarda ilerleyen film, Matt Hagen isimli bir aktörün yüzü parçalandıktan sonra dönüştüğü "Kil Adam"ın izini sürüyor.

Aslı Ildır

·

27 Eki 2026

Clayface: Kendini yontan bir süper kötü
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Ramize Erer'in 'Séparation' sergisi Paris'te: 44 numaralı odada ayrılık

Ramize Erer’in "Séparation" sergisi, Paris’in tarihî atmosferini günümüze taşıyan Hôtel Langlois’nın 44 numaralı odasında sanatseverlerle buluştu. Ramize Erer ve küratör Nazlı Pektaş’la resimlerdeki hüznü, geçiciliği ve mekanın sergiye kattıklarını konuştuk.

Burcu Dimili

·

26 Eki 2026

Ramize Erer'in 'Séparation' sergisi Paris'te: 44 numaralı odada ayrılık
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Kitapların izinde Almanya’da misafirlikten söz sahipliğine: Neresi sıla bize, neresi gurbet?

1961’den itibaren Almanya’ya giden işçiler, oy kullanmak için beklediler ama siyaset yapmak için sandığı beklemediler. Nermin Abadan-Unat, Gündüz Vassaf, Ayhan Kaya, Fatma Aydemir ve Ece Temelkuran’ın kitaplarının izinde, Ford grevinden Cem Özdemir’in eyalet başbakanlığına, vatandaşlık reformlarından AfD’nin yükselişine uzanan altmış beş yılı okuyoruz. Aynı sorular hâlâ gündemde: Kim “Alman”? Neresi “vatan”?

Kitapların izinde Almanya’da misafirlikten söz sahipliğine: Neresi sıla bize, neresi gurbet?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Edebiyatçıların kedileri: Bir kediye nasıl veda edilir?

Zamanın sevgi ve acının mekanı olduğunu söylüyor Ursula K. Le Guin. Bilge Karasu ise o ölümün adını anmadan yazdığı değiniler, öyküler ve masallardan oluşan tuhaflıklar kitabı "Göçmüş Kediler Bahçesi"nde birkaç kez kaçınılmaz olana dair uyarıyor bizi: "Kedinizi bir insanı sever gibi sevmeye çalışmayın!" Benimse diyeceğim şu: Kaç insan kendisini bir kedi gibi sevdirmeyi başarabilmiş ki!

Soner Can

·

26 Eki 2026

Edebiyatçıların kedileri: Bir kediye nasıl veda edilir?