‘Korkunçtur yalnızlığımız’: Futbol boykot edilir mi?

Türkiye'de yer yerinden oynarken futbol dünyası kuzular gibi sessizdi. Bugün itibarıyla Süper Lig yeniden başlıyor, "boykot" çağrılarının bu işlevli sessizliği hedef alıp almayacağı merak konusu.
‘Korkunçtur yalnızlığımız’: Futbol boykot edilir mi?

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

Türkiye, Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alındığı 19 Mart’tan bu yana sayısız gözaltı ve tutuklamanın yanı sıra öğrencilerin sürüklediği kitlesel eylemlere tanıklık ediyor. Bu eylemler muhalif siyasi partileri de hareketlendirirken farklı protesto biçimlerinin de gündeme geldiğini görüyoruz. Bunların başında “boykot” geliyor. Gezi Parkı eylemleri sonrası da çağrıları yapılan ama kısıtlı bir etki alanına ulaşan ekonomik boykot bu kez daha etkili olmuşa benziyor. 

Öyle ki CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in açıkladığı liste sonrası başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere önde gelen hükümet sözcüleri boykot çağrılarını neredeyse “terör”le eş tutan açıklamalarla karşılarken bakanların, milletvekillerinin, parti teşkilatlarının da söz konusu markaları koruma seferberliğine başladığını gördük.

Halk ayakta futbolcular kuzu gibi sessiz

Boykot, bir haftadır siyaset sahnesinin baş gündemlerinden biri olurken futbol sahalarına ise sessizlik hâkimdi. Millî maç arası, protestolardan hoşnut olmayan iktidarın imdadına yetişerek tribünlerde on binlerce kişinin biraraya gelmesinin önüne geçti. Galatasaray’ın stadyumunda oynanan millî maçta ise herhangi bir muhalif siyasi mesaja, slogana, pankarta rastlanmadı. Onun dışında futbol dünyası da müthiş bir sessizliğe büründü. 

  • Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşları olduğunu iddia eden İstanbul’un üç büyük kulübü Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray’dan çıt çıkmazken bireysel olarak futbolculardan da bu ülkede yaşadıklarına, bu ülkede olan bitenlere dair sorumluluk hissettiklerine dair bir emare göremedik. 

Meydanlarda tuttukları takımın formasını giyenler, pankartını taşıyanlar, sevdikleri futbolcunun adını haykıranlar var ama bu ilgi tamamen tek taraflı. Ne Gezi’de olduğu gibi üç büyüklerin taraftar gruplarının öncülüğünde oluşturulmuş bir “İstanbul United” mevcut ne de 11 Mart 2014’te Berkin Elvan, 269 günlük yaşam mücadelesini kaybettiğinde resmî açıklama yaparak acıya ortak olan dönemin Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray yönetimleri...

İşin üzücü tarafı borç içinde yüzen, teknik iflas hâlinden sürekli iktidarın yardımıyla kurtarılan bu kulüpler, artık Ankara’nın o kadar avucunda ki bu gündem kendilerine sorulsa “Biz spora siyaset karıştırılmasına karşıyız” klişesine dahi sığınamayacak durumdalar. Maalesef, böyle bir soru gelse—bu soruyu doğrudan muhataba soracak mecra yok tabii—Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın izinden gidip öğrencileri teröristlikle, bozgunculukla, vandallıkla itham edecek, kraldan çok kralcı yönetimlerle karşı karşıyayız.

Futbol imdada yetişiyor

Hâl böyleyken “boykot” çağrılarının bir hedefi de bu kulüpler ve onların başrolü olduğu Türk futbolu olmamalı mı? Bugün itibarıyla yeniden başlayacak Süper Lig, anlamsızca kutuplaşmış ve nefretle dolmuş yukarıdaki üç kulübün taraftarlarının rekabetinden besleniyor. Bu takımların yöneticilerinin kurguladığı komplo teorileri ve rakibe düşmanlıkla şekillenen aynılık hissi, ligin tek reyting getiren unsuru. 

Milyonlarca insan, bu duyguların şişirdiği “hayali cemaat”lerinde gündelik dertlerini, yoksulluğunu, geleceksizliğini unutuyor; kolektif ve diğerlerinden daha erdemli bir yapının parçası olduğu hissine kapılıyor; kazansa da kaybetse de, sevinse de üzülse de hayatına bu yolla anlam katıyor. İsmet Özel’in “Korkunçtur yalnızlığımız, bir oyun oynanır oyalanırız”ındaki “oyun”lardan biri bu. Belki de Türkiye özelinde en etkilisi bu.

Her şeye rağmen megafon halkın elinde

“Sonunda gele gele 'halkın afyonu' muhabbetine mi geldik” diyenler olabilir. O kadar basit değil elbette. 20. yüzyıldan bu yana kitlesel şov araçlarını karşı hegemonik güçler olarak yeniden kurgulamaya, kullanmaya dair sayısız deneyim üretildi. Sporun asla politikadan bağımsız olamayacağı, onun hayatın diğer tüm unsurları gibi politik evrenin bir bileşeni olduğu gerçeği artık samimiyetsiz politikacılar ve bürokratlar dışında kimse tarafından inkar edilemiyor. 

Ama 1960’larda Güney Afrika’daki ırkçı Apartheid rejiminin spor dünyasından uzaklaştırılmasını sağlayan boykotun lideri Dennis Brutus’ün şu düsturu önemli: “Spor devasa bir mücadele alanıdır ve burada söylenmiş her söz megafona söylenmişçesine büyük bir etki yaratır.” Bu yüzden Türkiye’de siyasal iktidar, kulüplerin bir daha asla “Berkin Elvan” mesajı atamayacak şekilde yeniden tasarlanmasına özel önem verdi. Bu yüzden Passolig devreye girdi. Bu yüzden futbol ve futbolcular muhalif siyasetten itinayla uzaklaştırıldı. 

  • Bir adım geriden: 6 Şubat depremleri sonrası halkın tepkisi, "Yalan yalan yalan, dolan dolan dolan, 20 sene oldu, istifa ulan" sloganlarıyla ilk olarak Fenerbahçe-Konyaspor maçında tribünlerden yükselmişti. Protestolar diğer statlara da yayılmış ancak daha sonra taraftarların evlerine giden tebligatların ve kulüp yönetimlerinin tavrıyla silikleşmişti.

Bu akşam oynanacak maçlar itibarıyla halkın gündeminin değişmesi, dikkatinin dağılması arzulanıyor. Bu maçların, gündemin bireysel tavırlarla boykot edilmesi dışında iki senaryo var: Ya halk tepkisini tribünlerden göstermeye devam edecek ya da anlamsız düşmanlıklar, hakem kararları, futbol gevezelikleri dikkatleri tamamen dağıtacak. Çıkan sonuç, şu hâliyle futbolun ülkemizdeki işlevine dair derslerle dolu olacak.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Punto Punto

BÜLTEN SAYISI

🚫 Futbolda boykot, Mille Miglia

İtalya'da faşizmin gözdesi olan Mille Miglia açık yol yarışının kısa tarihine bakıyoruz. Futbol dünyası kuzular kadar sessizken boykot tartışmasını açıyoruz.

28 Mar 2025

Hakan Çalhanoğlu

YAZARLAR

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Punto Punto

HİKAYE

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Alp Ulagay

·

15 Tem 2026

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası
Punto Punto

HİKAYE

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede
Punto Punto

HİKAYE

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Kavel Alpaslan

·

11 Tem 2026

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?
Punto Punto

HİKAYE

Trump, kartallar ve akbabalar: Dünya Kupası’nın siyasi yolsuzluklar tarihi

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.

07 Tem 2026

Trump, kartallar ve akbabalar: Dünya Kupası’nın siyasi yolsuzluklar tarihi
Punto Punto

HİKAYE

Padel efsanesi Fernando Belasteguín: Zirvede 16 yıl insana ne öğretir?

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.

Deniz Kaynak

·

02 Tem 2026

Padel efsanesi Fernando Belasteguín: Zirvede 16 yıl insana ne öğretir?