

Dijital Türkiye Platformu ve KPMG ‘Dijitalleşme Yolunda Türkiye 2021’ raporunda dijitalleşme trendlerini inceliyor Dijital Türkiye Platformu KPMG Türkiye tarafından yayımlanan ‘Dijitalleşme Yolunda Türkiye 2021’ raporu, ‘Modern İş Gücü’ başlığı altında dijitalleşme ve pandemi ile değişen iş hayatına kapsamlı bir perspektif sunuyor. Rapora göre; insanların işlerle eşleştirildiği bir dünyadan yeteneklerin görevlerle eşleştirildiği bir dünyaya yol alınıyor. Peki, korkmalı mıyız? Nobel kazanan ilk kadın fizikçi Marie Curie’nin dediği gibi “Hayatta hiçbir şey korkmayı gerektirmez, sadece anlamak gerekir. Şimdi daha fazla anlamalı ve daha az korkmalıyız” . Rapordan; Şirketler için kilit kavramlar ‘iş gücünü şekillendirmek’ ve ‘yeteneği yönetmek’. Dijitalleşmeye adapte olabilen ve onu yönetebilen ekipler yaratmak giderek önem kazanıyor. Çevik şirket kültürünü geliştirmek, daha yaygın hale getirmek artık bir zorunluluk. Çalışanlar arasında ayrımcılık konuları için yeni politikalar hayata geçirmek de yetenek riskini önlemek amacıyla öncelik verilmesi gereken konular arasında. Yeni ürün ve hizmetlerin ortaya çıkmasının yanı sıra baş döndürücü hızdaki teknolojik gelişmeler, çalışanlara yeni yetenekler kazandırılmasını zorunlu hale getiriyor. İki yıl içinde çalışanların yüzde 35’inin yeteneklerinin yenilenmesi gerekiyor. Çalışanların yüzde 39’unun iki yıl içinde uzaktan çalışmaya devam etmesi ve hibrit modele geçilmesi bekleniyor. Uzaktan çalışanların ve uzaktan çalışmanın desteklenmesi, yetenek kazanımı için görülmemiş yatırımlar yapılıyor. Yeteneklilerin çalışmak isteyeceği, başarılı, yenilikçi şirketler olmak için geleceğin teknolojisinden yararlanmak İK birimlerinin en zorlu görevi, aynı zamanda da şirket için en değerli fırsat olacak. Rapora ulaşmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Pandemi döneminde tedarik zincirinde yaşanan sıkıntılar, kısıtlamaların hafiflemesi ve aşılama çalışmalarının hızlanmasına rağmen perakendeden enerjiye birçok sektördeki şirketleri olumsuz etkilemeye devam ediyor. Bu hafta; Nike tedarik krizi nedeniyle 2022’ye dair gelir beklentilerini düşürdüğünü açıklarken ABD merkezli perakende zinciri Costco, müşterilerin satın alabileceği tuvalet kâğıdı ve diğer temizlik ürünlerinin sayısına kısıtlama getireceğini duyurdu. Birleşik Krallık’ta ise BP, tanker şoförü bulmakta yaşadığı sıkıntılar nedeniyle bazı benzin istasyonlarını geçici olarak kapatma kararı aldı.
Arka plan: Pandemi döneminde vaka sayılarının arttığı bölgelerde üretimin durdurulması ve fabrikalarda olası Covid-19 vakaları nedeniyle çalışan sayısının düşürülmesi, 2020’nin ikinci yarısından itibaren artan talebe karşılık verilememesine neden oldu. Buna ek olarak; limanlarda yaşanan gecikmeler, konteyner kıtlığı, çeşitli hammadde ve bileşenlerde yaşanan kıtlıklar ve iş gücü maliyetinin artması tedarik zincirindeki krizin büyümesine sebep oldu.
Rakamlar: Günümüzde dünya çapında malların %90’ı deniz yoluyla taşınıyor ve bunların neredeyse %60’ının taşınma sürecinde konteynerler kullanılıyor. Pandemi döneminde, Uzak Doğu-Avrupa hattında gemilerin yük taşıma ücretleri (navlun) 2 bin dolardan 20 bin dolara çıktı. Öte yandan malları Asya’dan Kuzey Amerika’ya gönderme süresi; konteyner kıtlığı, demiryolu sıkışıklığı ve istihdam sıkıntılarından dolayı 40 günden 80 güne çıktı.
Şirketler ne durumda? Ulaşım süreleri ve maliyetlerdeki artışın yanı sıra yerel hükümetlerin aldığı önlemler de tedarik krizini körüklüyor. Nike, hâlihazırda Vietnam’da kapanan fabrikalar nedeniyle 10 haftalık üretim kaybı yaşadığını ifade ediyor.
- Nike CFO’su Matheww Friend, tedarik zincirindeki sıkıntıların son birkaç ayda daha da kötüleştiğini iddia ederken “Ürünlerin dünya çapında imalatını ve hareketini zorlayan küresel tedarik zinciri krizine karşı bağışıklığımız yok. Tüm bölgelerin bu faktörlerden etkilenmesini bekliyoruz,” dedi.
- Costco CFO’su Richard Galanti ise “Büyük markalar, daha uzun teslim süreleri talep ediyor ve kısa sürede sürücü ve tır bulmakta zorlanıyorlar. Satın almada uygulanan sınırlamaların etkisiyle özellikle tedarik zinciri krizinin farkına varan tüketiciler, panik alımına yönelebilir," ifadelerini kullandı.
Birleşik Krallık’a gelecek olursak; ülkede pandemi ve Brexit sonrası geçiş döneminin yaşattığı aksaklıklara, enerji fiyatlarındaki artış ve son olarak BP’nin benzin istasyonlarını kapatmasının eklenmesi tüketicilerde paniğe neden oldu. Benzin istasyonlarının önünde uzun kuyruklar oluşurken tüketiciler, restoran ve market zincirlerinde de rafları boşalttı.
- Başbakan Boris Johnson’ın sözcüsü, ülkede yakıt kıtlığı olmadığını belirtirken “Sektörün karşılaştığı zorlukların farkındayız ve desteklemek için adımlar atıyoruz,” dedi.
- Ulaştırma Bakanı Grant Shapps ise sürücülerin ihtiyaçları olduğu kadar benzin almaları halinde yeteri kadar stok bulunduğunu söyledi. Birleşik Krallık'ta 6 rafineriyle 47 depolama tesisinin bulunduğunu kaydeden Shapps, ülkede benzin açığı sorunu olmadığını tekrarladı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, artan gıda fiyatlarından 5 zincir marketi sorumlu tuttu. Birleşik Krallık'ta BP, tanker şoförü bulmakta yaşadığı sıkıntılar nedeniyle bazı benzin istasyonlarını kapattı. Çin, kripto para işlemlerini yasakladı.
27 Eyl 2021

YAZARLAR

Nurefşan Kutlu
Business Editor

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Shein, Londra ve New York’taki halka arz girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bu hafta nihayet Hong Kong borsasında halka açıldı. Birkaç yıl önce hızlı modanın yükselen yıldızı olarak görülen şirket, yatırımcıların karşısına zirve döneminden çok daha farklı bir tabloyla çıktı. Analistlere göre bu tablo, şirketi 100 milyar dolar değerlemeye taşıyan ekonomik koşulların artık ortadan kalktığını da kanıtladı.

Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.

Yapay zeka, artık yazılımı ucuzlatmanın ötesinde, hizmet sektörünün ekonomisini de değiştiriyor. Yeni nesil “AI-native” ajanslar, müşteriye bir araç verip işi ona bırakmak yerine operasyonun tamamını üstleniyor ve ajans hizmetini platform fiyatına sunuyor.

Yıllarca raporlar, hedefler ve uyum kriterleri üzerinden ele alınan sürdürülebilirlik, 2026’nın çoklu kriz ortamında kabuk değiştiriyor. Çevresel ve sosyal riskler büyürken, şirketlerin sürdürülebilirliği ana iş kollarından ayrı, ikincil bir alan olarak görmesi giderek daha işlevsiz hâle geliyor. Yeni dönemin sorusu artık ne kadar sürdürülebilir göründüğümüz değil, sürdürülebilirliği finansal performansa, büyümeye ve organizasyonel dayanıklılığa ne kadar entegre edebildiğimiz.

Güvenin ve itibarın göstergelerini, güven ve itibarın kendisiyle karıştırdığımızda her şeyi “parasını bastırarak” çözebileceğimizi düşünüyoruz. Oysa göstergeleri satın almak kolay, güvenin kendisini satın almak ise mümkün değil. Çünkü sahici güven; strateji, sabır, emek ve zamana yayılan bir tutarlılık gerektiriyor. Kestirmeler ise yalnızca sahnedeki kağıttan kaplanı parlatıyor; işler ters gittiğinde o kaplan kimseyi korumuyor.




