Lara Özden ile kadrajın dışında kalanlar


Çember Sistemi’yle yeniliğin tohumları Özel Sezin Okulu ’nda İllüstrasyon: İpek Kay Kurumunda çevreci pratikler hakkında çalışmalar mı yapmak istiyorsun? Çocuğun katılım hakkındaki eksiklikleri çalışma arkadaşlarınla tartışmak mı istersin? Tüm çalışanlar ortak bir takvime ihtiyaç duyarken takvimin tasarımı konusunda bir fikrin mi var? Özel Sezin Okulu , çalışma kültürü değişirken, çalışanların ortak fikir ve hayaller etrafında bir araya gelebileceği Çember Sistemi ’ni tasarladı. Sistemde tüm çalışanlar ilgi duydukları konularda inisiyatif alarak okulda çalışma grubu başlatabiliyor, böylece farklı alanlarda yetkin insanlar hiyerarşinin olmadığı yapılarda buluşabiliyor. Tohum Çemberi birimi ise okulun stratejik hedefleri doğrultusunda yeniliklerin keşfi ve uygulanmasına öncülük etmek, yaygınlaştırmak ve değer odaklı sistemler kurmak üzere çok paydaşlı çalışmalar yürütüyor. Çember, farklı birim ve zümrelerden de gönüllülükle Tohum Çemberi’ne katılan elçilerden oluşuyor. Okulda her birey gelişimi desteklenen bir tohum olarak görülüyor. Tohum Çemberi ise tohumların birlikte büyüyebileceği verimli toprağı sağlıyor. Özel Sezin Okulu : 1963 yılında Sabahat Sezin tarafından Erenköy’de bir apartmanda kurulan okul, bugün Çekmeköy’de öğrencilerin ve topluluk üyelerinin ihtiyaç duydukları kaynaklarla desteklendikleri bir ekosistem olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Çember Sistemi’yle ilgili detaylı bilgi için seni buraya bekliyoruz. Belki bir gün bir çemberde karşılaşırız, neden olmasın?
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
- Nedir? Film okuma atölyesi. Belgesel sinema ve toplumsal hareketler arasındaki bağlantıları merak edenlerin buluşması.
- Nerede? Müze Gazhane, T Atölye
- Ne zaman? 5 Ekim
- Neden gitmeli? Belgesel sinemanın tarihi, kurmaca sinemayla ilişkisi ve farklı belgesel biçimlerinin farklı hikâye anlatımları için nasıl kullanıldığı öğrenmek için.
- Not almalı: Atölyede; Agnes’in Plajları (2008), Re-assemblage (1982) ve Act of Killing (2012) filmleri işlenecek. Etkinlik kayıtları Radar İstanbul üzerinden yapılıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta şehrin ajandasında Swing a la Turc, Color Of Sound, Sette Cinayet ve daha nicesi var.
03 Eki 2023

YAZARLAR

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?



