
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
📌 El Imparcial: Mil Sayasın Thousand Stripes kitabının sayfalarını karıştırmaya giriyoruz içeri. Her seferinde "Ben hangi şehirde hangi dokuyu yakalamıştım, arkasında ne hikâye vardı?" diye anıyoruz içimizden. Belki bir gün dışarı çıkarırız, belli mi olur? Electra’nın yeni sayısı gelmiş midir komşudan? Portekiz’den? Bugün Toiletpaper alıyoruz. Yukarıda okumaya çıkacağız. Bir kokteyl söyleriz. Gün batımı şenliğine dek buradayız.
Nerede?: Calle del Duque de Alba 4
📌 Pum Pum Bakery: Hemen köşede, sandalyenin üzerinde vazodaki çiçekleri görünce dur. Kokla, burnuna bol tereyağlı kruvasan kokusu gelecek, ardından ağzına tadı. Sıra yoksa ne âlâ. Sokağa bakan masalardan birine otur. Brunch menüsü akşamdan kalma bir sabaha iyi gider. Bir Mimosa'sı eksik ama o da olsun varsın. 09.00’da açılıyor.
Nerede?: Calle de la Esgrima 1
Pum Pum Bakery
📌 El Despertar: Juan Ruiz 40 yıldır caz gig'lerini ağırlıyor burada. Bir de dinlemeyi, görmeyi, koklamayı, dokunmayı, tatmayı; yaşamı sevenleri. Bilirsin o insanları, görünce tanırsın. Çarşambadan pazara akşam 7’den sonra buralardadır onlar. Ya da benzer bir yerde: yaşamın içinde, kulağı müzikte, kalbi ritimde. Irish coffee’si söylenir önce. Sonra bakarız biraz vermut, biraz şarap. Kontrabasçı nereye derse.
Nerede?: Calle de la Torrecilla del Leal 18
📌 Café Barbieri: Travesia de la Primavera’nın köşesinde şehir için vintage sayılmayacak ama gözlere farklı bir zamandan kaldığını romantik hatlarıyla anlatacak illüstrasyonları göreceksin. İşte orası. Barbieri, bir Lavapiés klasiği. Ahşap bar sandalyeleri, ağır ve heybetli masalar, gümüş objeler 1902’den beri taşıdıklarının temsili. Renkleri bugüne ait. Barda oturup kokteyl ya da espresso söyleyip kalkmak gerek. Buralı, oralı gibi.
Nerede?: Calle del Ave María 45
Café Barbieri
📌 Teatro Nuevo Apolo: 80 yılı aşkındır buralarda. Lavapiés’in soylulaştırılma dönemini ya da işgal kültürünü deneyimlemiş diyebilir miyiz? Sanıyorum, evet. Les Miserables ve Chicago’nun Madrid’te sergilendiği bir adres burası. Dagoll Dagom, Tricicle, La Cubana, Sara Baras or Joaquín Cortés’in tozunu yuttuğu sahne.
Nerede?: Plaza de Tirso de Molina 1
📌 Panifiesto: Mahallenin ekmekçisi. Fırını değil, hayır. Sadece ekmek. O da birkaç seçenek. Evine sabah kahvaltısı için ekmek götürenleri izlemek bile romantik. Ilıkken ekmek alıp yolda kemirmek, oradan parka taşımak daha da romantik.
Nerede?: Calle de la Encomienda 5

Panifiesto
📌 Mercado Antón Martín ve Mercado San Fernando: Mercado, yemeğin kutlandığı bir yerdir. Öyle şaşalısından değil, mütevazı. Sık sık ama ufak ufak. Her lokma, her alışveriş, her sohbet, her gün aynı ve başkadır. San Fernando, mahallenin çeşitliliğini kutlar. Perulu bir ısırığa vermut eşlik eder. Tapas’a şarap. İspanyolundan. El Guaje de Lavapiés’e uğranır. Mahalleliyle hoşsohbete. Antón Martín’in güzelliği dışındadır. Bir ilkbahar ve sonbahar gününü önündeki masalarda kutlarsın. Masada eşlikçi tapas. Dahasına ne gerek?
Nerede?: Calle de Sta. Isabel 5 (Mercado Antón Martín), Calle de Embajadores 41 (Mercado San Fernando)
📌 Plantate Café: Üçücü dalga kahveci ve bitki dükkânı. Bir arada hiç sırıtmıyorlar, değil mi? Kendi çekirdeklerini kavurmasa da geri kalan her şeyiyle üçüncü dalga. Lavapiés’in bir başka köşe dükkânı Plantate — buraya saatin kaç olduğundan bir haber birkaç saat kitap okumak ve Madrid’in uluslararası lokalleriyle tanışmak için gidilir. Brunch ya da kahvaltı saatlerine denk gelirsen avokadolu ekmek üstü lezzetleri iyi bir tercih. 08.30’da açılıyor.
Nerede?: Calle de Mesón de Paredes 28
Calle de Mesón de Paredes 28
📌 Bodegas Alfaro: Menüde patatas bravas ve rosso vermut var. Arkada y créeme’ler, he estado haciendo’lar, geçmişler ve efsaneler var. Olur da sohbet etmek istersen her geldiğinde aynısı sipariş eden gri ve parlak saçlı hanımefendiyle, öğrenmek gerek İspanyolca, un poco… Ya da bırak hayalgücün anlatsın sana o sohbeti. Kurmaca ve gerçek iç içe, bir başka yer de burası işte.
Nerede?: Calle Ave María 10
Bodegas Alfaro
📌 El Rastro: Plaza del Cascorro’dayız. Bir pazar sabahı. Madrid’in süzgecinden geçip ehlileştirdiği güneşinin ışığı, şehirde önce burada dans ediyor. Saat 8.53 civarı. Stantlar kurulmuş, bir saatten sonra güneş kontrolden çıkmış. Köpeklerini gezdirenler ikinci turda. Bu defa alışveriş için. El Rastro’dayız. Madrid’in turist mıknatısı. Yine de en iyi ikinci el pazarı. Deri ceketler, el emeği göz nuru kıyafetler için cennet. Plaklar, kitaplar, objeler nadir.
Nerede?: Plaza del Cascorro
📌 La Tabacalera Cultural Center: Lavapiés’in ruhunu anlatan, “kendi kendini yöneten ve organize eden” bir kültür merkezi burası. 10 yıl terk edilen bu karakteristik ve yaşayan bina, eski tütün fabrikası, bugün Lavapiés’in en güzel dışarı vurumlarından birinin temsili. Şimdilik kapalı fakat binanın etrafını gezmek bile bu satırları anlamak için yeterli.
Nerede?: Calle de Embajadores 51
La Tabacalera Cultural Center
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Burası Lavapiés. Küçük küçük meydanların birine açıldığı, renklerin en canlılarının duvarlarına boyandığı, ruhu dans eden insanların yaşadığı mahalle.
15 May 2022

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaz tatilleri yalnızca deniz, kum ve gün batımından ibaret değil. Kıvrımlı yolları, tepelerin ardında açılan panoramik manzaraları, tarihî yapıları, doğa koruma alanları ve sahil rotalarıyla Avrupa’nın bazı adaları, direksiyon başında yavaşlamayı sevenler için eşsiz bir keşif deneyimi sunuyor. Farklı beklentilere göre roadtrip yapmaya en uygun Avrupa adaları…

Tarih boyunca siyasi mültecilerin ve savaşın parçası olmak istemeyen entelektüellerin yuvası hâline gelen Zürih'te Fransız likörlerinden "boivre et vivre" mottosuyla yapılan kokteyllere, uluslararası biralardan absinthe'lere uzanan bir tura çıkıyoruz.

Vancouver kültürel açıdan çok yeni bir şehir fakat ağaçların tarihini düşününce ya da Hot Springs Cove’u keşfedince kültürünün çok daha eski ve doğasının her şeyin üstünde olduğu ortaya çıkıyor. İlk halkların mitlerini az da olsa takip etmek orada insana doğanın kadim bilgisinin rehber olabileceğini gösteriyor.

Türkiye'nin belki de en sevilen tatil destinasyonu Kaş, bu yıl 28-30 Ağustos'ta sekizinci kez Kaş Caz Festivali'ne ev sahipliği yapıyor. Odağına cazın evrensel dili üzerinden aidiyet, yolculuk, kültürel etkileşim ve ortak hafıza kavramlarını alan festivalin hikayesini ve Kaş'ta oluşan festival kültürünü festival direktörü Serdar Karatepe'den dinledik.

Halihazırda yoğun ilgi gören tatil beldelerine “instagramlanabilir” yeni keşiflerin de eklenmesiyle özellikle yaz aylarında dünyanın dört bir yanındaki dingin kasabalar turist akınına uğruyor. Peki popüler tatil destinasyonlarında düzeni sağlamak adına alınan yaratıcı (ve kimi zaman oldukça katı) önlemler neler?



