Lena Dunham'ın son dizisi 'Too Much': Çok fazla ya da tam kıvamında?

Bir kuşağın sesi olma vaadiyle hayatımıza giren ve efsanevi dizisi Girls’le bu vaadi yerine de getiren Lena Dunham, bu kez çok daha hafif ve eğlenceli bir romantik komediyle karşımızda. Uzun bir ilişkinin ardından yeni bir başlangıç yapmak için Londra’ya taşınan Jessica’nın hikayesini anlatan Too Much, Dunham’ın hayatıyla da paralellikler taşıyor. Jane Austen romanları ve Richard Curtis filmlerinden tanıdığı Londra’ya bir kaçış olarak gelen Jess, gerçek aşkı bulmadan önce kendini sevmeyi öğreneceği ve hayata dair beklentilerini güncelleyeceği bir yolculuğa çıkıyor.
Başrollerini bol ödüllü Hacks dizisiyle tanınan Megan Stalter ve White Lotus’la çıkış yapan Will Sharpe’ın paylaştığı Too Much’ın yardımcı oyuncu kadrosunda Andrew Scott, Stephen Fry, Richard E. Grant ve Emily Ratajkowski gibi isimler yer alıyor. Dunham da Jess’in ablası olarak dizide küçük bir role sahip. Bridget Jones, Notting Hill, About A Boy ve Love Actually gibi klasik filmlerin şirketi Working Title’ın yapımcılığını üstlendiği dizi, romantik komedi izleyicisini sevindirse de Girls hayranlarını pek tatmin etmeyeceğe benziyor.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
YAZARLAR

Zeynep Naz İnansal
Yazar ve kültür sanat profesyoneli. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde sinema lisansı ve Utrecht Üniversitesi’nde Medya, Sanat ve Performans Çalışmaları yüksek lisansının ardından sinema sektöründe çeşitli roller üstlendi. 2014’ten beri editörlük ve yazarlık yapıyor. Yazıları Bant Mag, Trendsetter İstanbul, Dadanizm ve QP Türkiye’nin de aralarında bulunduğu yayınlarda yer aldı.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
“Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar” başlıklı sergi, 212 Photography Istanbul’un 2026 edisyonunda Erbak ailesinin üç kuşağının seyahat tutkusu ve fotoğraflarını biraraya getiriyor. Nuri Z. Erbak (1914), Mehmet H. Erbak (1950) ve Ceylin Erbak Aytekin’in (1988) dünyanın farklı noktalarında çektiği kareler, 1930’ların Mısır ve Japonya’sından Tibet’e, Antarktika’ya uzanıyor. Bu arşivin nasıl oluştuğunu fotoğrafçı, yazar ve Erbak ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi Ceylin Erbak Aytekin ile konuştuk.

Ela Lee, kendi hayatından izler taşıyan ilk romanı Ceyda’da, dışarıdan kusursuz görünen hayatı bir cinsel saldırının ardından parçalanan Türk-Koreli genç avukat Jade’in hikayesini anlatıyor. Rıza, adalet, göçmenlik, aile, başarı baskısı ve suçluluk duygusu etrafında ilerleyen roman, Jade’in başına gelenlerden çok, yaşadıklarının ardından kendisi ve kurduğu hayatla yeniden yüzleşmesine odaklanıyor.

1960’ların başında Sirkeci’den Almanya’ya giden trenlere binenler birkaç yıl çalışıp dönmeyi düşünüyordu. Ama bavullarda yalnızca eşya değil, dil ve kültür de taşındı. Bekir Yıldız’dan Aras Ören’e, ‘Emine’ Sevgi Özdamar’dan Fatma Aydemir’e uzanan 60 yılı aşkın edebiyat geleneği “misafir işçi”nin Almancayı nasıl içeriden dönüştürdüğünü ve sonunda o dili kendi evi hâline getirdiğini anlatıyor.

İsviçreli sanatçı Ugo Rondinone, İstanbul’daki ilk kişisel sergisi "the sun and the mountain"da neon renkli taş heykellerini gün doğumu ve gün batımı suluboyalarıyla buluşturuyor. Dirimart Dolapdere’de 8 Kasım’a kadar görülebilecek sergi, dağların dikeyliğiyle ufkun yataylığını karşı karşıya getirerek insanın doğayla kurduğu ilişkiyi ele alıyor.

Lukas Dhont’un Cannes’ın ana yarışmasında prömiyerini yapan üçüncü uzun metrajı "Korkak", Emmanuel Macchia ve Valentin Campagne’a En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandırdı. Dhont ile festivalde biraraya geldiğimizde ilk kez bir savaş filmi yapmasından, daha büyük bir ölçekte çalışmaktan ve filmin çıkış noktasındaki fikirlerden konuştuk.




