Limon mu sirke mi? C şıkkı: Hiçbiri

Zamanın ihtiyaçlarını gözeten asırlık turşucu Asri’de, üçüncü kuşakla sohbette: Kvass, kimchi, kaya tuzuyla kurulan bamya turşusu ve dahası.
Limon mu sirke mi? C şıkkı: Hiçbiri

5 Nisan - Coffee Department - apéro
Coffee Department ile birlikte

Taze bir bahar seçkisi: Coffee Department Kaliteli ve nitelikli kahvenin peşine düştüğü yolculuğu birbirinden farklı coğrafyalarda sürdüren Coffee Department , Türkiye’deki kahveseverleri dünyanın dört bir yanından tatlarla buluşturmaya devam ediyor. Neler var? Kışı geride bırakarak yeniden canlandığımız bahar aylarında bizleri Afrika kahvelerine doyuran Coffee Department, tıpkı bahar gibi meyvemsi ve tazeleyici iki kahvesiyle güneşi kucaklıyor: Kenya Meru Washed ve Burundi Kiryama Washed . Kenya Meru Washed: Kenya’nın Meru bölgesinde yetişen kahve meyvelerinin işlenmesiyle elde edilen Kenya Meru Washed, mürdüm eriği ve beyaz üzüm lezzetlerini andıran meyvemsi yapısının yanında karanfil aromasıyla dikkat çekiyor. Burundi Kiryama Washed: Ananas ve greyfurt aromasından izler taşıyan, güçlü ama dengeli bir asiditeye sahip, gövdesi siyah çayı andıran Burundi Kiryama Washed, soğudukça katman katman açılarak floral ve zengin bir lezzet sunuyor. Coffee Department ’ın özenle seçilmiş kahvelerden oluşan tüm seçkisini buradan inceleyebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Fotoğraflar: Deniz Sabuncu

Cihangir’in en işlek sokaklarından birinde bordo tenteli dükkânın vitrini rengârenk cam kavanozlarla bezenmiş. İçeride mermerden iki küçük yuvarlak masa ve tezgâh; onun hemen arkasında içi kırmızı, yeşil, turuncu, sarı derin cam kutular.

Parlak pembe turşu suyuna gömülmüş envaiçeşit sebzenin torbalara doluşmayı beklediği ismiyle müsemma Asri, 1913’te Fatih, Edirnekapı’da zeytinci olarak kurulup sonraki kuşağın devralmasıyla 1938’te bugünkü adresine taşınıyor. Mahalle sakinleri Adile Naşit ve Münir Özkul müdavimi oldukları bu dükkâna gide gele işletme sahipleriyle kurdukları diyalog ve parlak pembe turşu sularından aldıkları ilhamla “sirkeyle mi, limonla mı” kavgasıyla bilinen Yeşilçam’ın meşhur filmi Neşeli Günleri bu mekânda çekiyorlar. Üçüncü kuşak temsilci Baran’a filmin evdeki yansımalarını soruyorum: “Hikâyeye aile büyüklerimizden dinlediğimiz kadarıyla hâkimim. O dönemlerde İstanbul’da bilinirliği olan üç turşucu varmış: Çemberlitaş, Beşiktaş ve bizim dükkân. Filmin dükkânın tanınmasına katkısı olmuş fakat filmden önce de dükkânın müşterisi çokmuş. Belirtmek isterim ki bahsettiğimiz zamanlar insanların anlayışı günümüz dünyası gibi değil, aileden kimse bu iş için para istememiş.”

Kırmızı, turuncu, yeşil cam kutular


Asri gibi bulunduğu şehrin yeme içme kültüründe yer edinmiş bir işletmenin üçüncü kuşak temsilcisi olmanın yaşattığı duygusal tatminin yanı sıra çağa ayak uydurup başarıyı sürdürme sorumluluğunu hissettirdiği Baran’ın her hâlinden anlaşılıyor. İşi devralmak gibi bir süreç hiç yaşanmamış onların evde. Zaten herkes çekirdekten dükkânda yetişmiş. Genelde yüzyılı deviren işletmelerin kapanma sebebinin devralacak üçüncü ya da dördüncü kuşak olmaması endişesini taşıyan Baran’ın esas çabası ortaya koyduğu yeniliklerle işletmeyi güçlendirip üç kuşak daha devam edebilmesini sağlamak.

“Analiz sonuçlarında gördük ki ne limon ne de sirke turşuya beklenen besleyiciliği kazandırmıyor."

Yeni jenerasyon olarak teknolojiye ayak uydurarak işin prosedürünü değiştirip “limon mu sirke mi” tartışmasına yanıtı bulmak için gıda mühendisleriyle çalıştıklarından bahsediyor: “Analiz sonuçlarında gördük ki ne limon ne de sirke turşuya beklenen besleyiciliği kazandırmıyor. Sonraki aşamada nasıl ilerleyebileceğimizi araştırdığımızdaysa sadece kaya tuzuyla kurulan turşunun antioksidan, mineraller, prebiyotik ve probiyotik açısından daha zengin bir sonuç verdiğini gördük.” diye açıklıyor. “Önceki jenerasyon nasıl yaparmış?” diye sorduğumuzda: “Çoğunlukla limonla ama son on iki yıldır sadece Çankırı’dan getirdiğimiz kaya tuzunu kullanarak lakto fermente turşular yapıyoruz. Tadındaki ekşilikse turşunun kendi ürettiği laktik asitten geliyor.”

Hem dükkân hem üretim kısmıyla ilgilenenler sadece aile üyelerinden oluşan üç-dört kişilik bir ekip: “Aileden olmayanlar maalesef aynı özveriyi göstermiyor.” Geçmişte dükkânın yazları üç ay boyunca kapatılıp sadece o yıl için üretim yapıldığı birçoklarımız tarafından bilinirken Baran bu konuda da değişikliğe gittiklerinden bahsediyor: “Biz bu süreyi bir aya indirdik. Sebze ve meyvelerin nisandan itibaren çıkmaya başlamasıyla biz de üretime koyulup kurulumların büyük kısmını o dönemde yapıyoruz. Farklı ürünler farklı aylarda olgunlaştığı için biz de malzemenin zamanına göre çalışmalara yıl içinde devam ediyoruz.” Turşu kurma zamanının değişmesi gibi oluşum süreci de yine malzemeye bağlı olarak değişkenlik gösteriyor; lahana üç, kornişon dört hafta sürerken en zoru olan sarımsak üç ayı bulabiliyor.

“Dördüncü kuşaktan bahsediyoruz ama belki de iklim değişikliği gibi sebeplerle işi sürdürmek mümkün olmayacak.”

Asri de iklim değişikliğinden nasibini alıyor; ürünlerin sezonu, yapısı ve tatları gitgide değişiyor. Baran tarihlerinde ilk kez 2022 nisan ayında ürünün bitip ne dükkânda ne de üretici de devamı bulunamayınca sezonu erken kapatmak zorunda kaldıklarını trajikomik bir durum olarak özetliyor. “Dördüncü kuşaktan bahsediyoruz ama belki de bu gibi sebeplerle işi sürdürmek mümkün olmayacak.”

Şehrin gelişen ve değişen yapısıyla beraber Asri’nin müşteri profili de her geçen gün değişiyor.

Kavanozlar dolusu turşular ve zeytinyağlılar


"Bir yandan yaptığımız işi kimyasal reaksiyonuna kadar öğrenip anlatabiliyorken diğer yandan farklı işbirlikleriyle viski gibi alkollü içecekler ve kokteyl eşleşmeleriyle turşu alışkanlığının farklı şekillerde de olsa kazanılmasına teşvik ettiğimize inanıyoruz."

Geçmişte mahallede daha çok Ermeni ve Rum ailelerle oturmuş kozmopolit bir yapı ve mahalle kültürü varken bugün tek yaşayan genç kuşak daha yaygın. Sabit kırk yedi çeşitlerinin yanı sıra değişen kuşağa ayak uydurabilmek için kaliteyi bozmadan sürekli denemeler yaparak ürünlerine çeşitlilik getirmeye çalışıyorlar; erik, bamya, sarı kiraz, kimchi, sauerkraut gibi. Baran en son denemelerinde Japonya’da daikon olarak bilinen beyaz turp temin edip turşusunu kurduklarını ve bekleme aşamasında olduklarını heyecanla aktarıyor: “Bazı denemeler olumlu sonuç verse de müşteri tarafında istediğimiz karşılığı bulamayınca sürdürmüyoruz. Kimileriyse oldukça seviliyor, zeytinyağlılar gibi. Meze yapımında ya da kahvaltılık olarak servis edilebilecek şekilde turşularımızı kendi usulümüzle zeytinyağı ve baharatlarla lezzetlendirerek kavanozluyoruz.” Asri’de yakın zamanda satışa sunulması planlanan ürünlerden biri de pancar, sarımsak ve acı biberle kurulan, efsaneye göre NBA oyuncularının maç öncesi enerji almak için tercih ettikleri, probiyotik içecek kvass. Fakat farklı hedef kitleleri ve jenerasyonları yakalarken bunlarla da kalmadıklarını anlatıyor: “Yapım tekniğimizdeki ve çeşitlerimizdeki değişikliklerle Y ve Z kuşağına yakınlaştığımızı düşünüyoruz; bir yandan yaptığımız işi kimyasal reaksiyonuna kadar öğrenip anlatabiliyorken diğer yandan farklı işbirlikleriyle viski gibi alkollü içecekler ve kokteyl eşleşmeleriyle turşu alışkanlığının farklı şekillerde de olsa kazanılmasına teşvik ettiğimize inanıyoruz. Bu aktarımı bir noktada misyon olarak da benimsiyoruz.”

Asri sadece Cihangir’in değil İstanbul’un mihenk taşlarından. Aile marka kalitelerini sürdürebilmek için Türkiye içinde şubeleşmeye karşıyken Londra’da bazı planların söz konusu olduğunu paylaşıyor. Düşününce Asri Turşucu Cihangir’in yanında bir de İngiltere yazması hiç fena olmaz sanki.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🫙 Turşulasak da mı saklasak, turşulamasak da mı saklasak?

Limon mu sirke mi? Bu hafta apéro’da; ismiyle müsemma Asri’nin lakto fermente turşu suyuyla fermantasyon dünyasında zaman yolculuğu, malzemeyle doğru sıcaklıkta bir araya gelen tuz, sevgi ve sabrın mucizevi reçetesi.

05 Nis 2023

Coffee Department ile birlikte
Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Reyhan Ülker

İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümü mezunu Reyhan, üniversite hayatı boyunca Mikla ve Ruhun Doysun başta olmak üzere şef Mehmet Gürs’ün çeşitli projelerinde yer aldı. Kopenhag'ta bulunan Noma’da tamamladığı staj programının ardından odağını "yemek hikayeleri"ne çevirmeye karar verdi. 2022 yılı Kasım ayından beri Aposto’da yemek editörlüğü yapıyor.

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro

HİKAYE

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası

Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.

11 Tem 2026

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası
apéroapéro

HİKAYE

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.

04 Tem 2026

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi
apéroapéro

HİKAYE

Hona: Ahıska'dan kalanlar

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Reyhan Ülker

·

27 Haz 2026

Hona: Ahıska'dan kalanlar
apéroapéro

HİKAYE

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.

20 Haz 2026

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra
apéroapéro

HİKAYE

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.

20 Haz 2026

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli