
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Çoğumuz Vuhan şehrini tek bir şeyle anıyoruz: Covid-19. Bu yılın başında Covid-19 salgınıyla zorlu bir mücadeleye girişmek durumunda olan ilk şehir Vuhan, talihsiz bir şöhrete sahip. Tam da bu nedenle pandeminin merkez üssü ve Hubei eyaletinin başkenti, hem Çin sınırlarının içinde hem de ötesinde tekrar markalaşabilmek için acilen yeni bir hikâyeye ihtiyaç duyuyor.
Lüks markalar Vuhan’a destek olmak için yarışta (?)
Louis Vuitton ve onun gibi lüks markalar, Çin hükümetinin, virüsü yenen Vuhan şehri için yazmaya çalıştığı küllerinden yeniden doğan şehir hikâyesinin bir parçası olmak için yarışıyorlar. Bu çerçevede Fransa merkezli lüks marka Louis Vuitton’un 160 yıllık tarihini gösteren yeni sergisi See LV seyahatine Vuhan'dan başlıyor.
“Re-starting from Wuhan”, Louis Vuitton'un popüler Vuhan International Plaza alışveriş merkezinde yeni sergisi See LV'yi, markanın yeni elçisi oyuncu Zhu Yilong'u eşliğinde sunma hedefiydi. Lansman, sergiyi ziyaret edebilmek için yağmurun altında (üstelik böyle bir dönemde) sırada beklemeyi göze alan yüksek sayıda ziyaretçiyle gayet başarılı(?) olmuşa benziyor.
Uzun bağış listesi: 27 Ocak'ta Louis Vuitton, Christian Dior, Givenchy, Bulgari, Tiffany & Co., Moët & Chandon markaları ve otel zinciri Belmond'un sahibi LVMH, Çin The Red Cross Topluluğu’na, Vuhan’da yaşanan krizi "hafifletmek" için 16 milyon yuan bağış yapmıştı. Aynı şekilde, Cartier ve Van Cleef & Arpels gibi markalardan Chloe ve Dunhill gibi saat ve mücevher markalarını bünyesinde bulunduran firma Richemont, 10 milyon yuan bağışlamıştı. Gucci’nin ana yapı taşlarından Kering’e, Yves Saint Laurent’e, Balenciaga’ya ve nicelerine uzanan bir bağış listesi var.
Biri iyi niyet (fırsatçılık?) mı dedi?
Belli ki Çin hükümeti Pekin ve Şanghay’ın yanı sıra Vuhan’ı da parlayan yıldızlarından birine dönüştürmeyi hedefliyor. Peki, bu aşamada Louis Vuitton ve onun gibi lüks markaların tek hedefi gerçekten pandemiyle sarsılan Vuhan’a destek olmak mı? Soruyu yazarken sarkastik bir tebessüme karşı koyamadım. İlk bakışta Louis Vuitton'un şehirde büyük ölçekli bir sergisinin açılması iyi niyet jesti olarak görülebilir. Vuhan halkıyla dayanışma göstermek ve lüks ürün satışlarının en önemli bölümünü oluşturan Çin'deki tüketicilere melek gibi görünmek, aynı zamanda her büyük uluslararası şirketin ihtiyaç duyduğu Çin hükümetiyle dayanışma içinde olduğunu göstermenin de ince bir yolu. Çin pazarında büyüme hırsı olmasa Louis Vuitton, sergisinin açılışını Vuhan’da yapar mıydı? Çin hükümetiyle iyi niyet, derin bağlantı ve ilişkilerin tek nedeni: “smart business”.
Çin’den gelen turistlerin lüks harcama potansiyeli: Yerel müşterilerin, lüks markaların Paris, Londra, New York ve diğer hedef şehirlerinde alışveriş yapan turistlerden daha az harcama eğiliminde olduğu söyleniyor. Bu, özellikle lüks harcamalarının çoğunu Çin dışındaki gezilerde yapan ve sektörün en önemli müşterileri olarak kabul edilen Çin’den gelen müşteriler için de geçerli görünüyor. Bain & Company'ye göre, Çin’de yaşayan tüketicilerin geçen yıl lüks tüketime harcadıkları 98 milyar avronun üçte ikisinden fazlası yurt dışında harcandı.
Markaların satış ve pazarlama stratejilerini uygulamaya çalışırken girdikleri, girmeye veya büyümeye çalıştıkları pazarlarda sorumlu otoriteler ve müşterileriyle ilişkilerini sıcak tutmaya çalışmaları anlaşılabilir. Ancak, dünyanın hâlâ mücadele vermeye devam ettiği, maddi ve manevi kayıpların yaşanmasına neden olan Covid-19 salgınının kullanılarak, Çin’de yaşayan lüks ürün tüketicilerin hedeflenmesi karşılık beklenen bir yardım ve destek oluyor; hatta bu "sözde yardım", krizi fırsata çevirmekten başka bir şey değil bile diyebiliriz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İndirimler, iyi niyet elçileri... Hepsinin arkasında tek bir sebep var: Daha fazla kâr; o kadar.
15 Kas 2020

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
İnsanın toplulukla birlikte özneleşmesi, topluluğun içinde erimesini gerektirmez. Tersine, kendi sesini koruyabildiği, başkalarının sesini duyabildiği, ortak hayatı dönüştürmeye katılabildiği ölçüde, ben ile biz arasındaki ilişki yeni olanaklarla zenginleşerek güçlenir. Öyleyse birlikte yaşamanın sorusu, birarada kalırken birbirimizin özgürlüğünü nasıl koruyacağımızı yönelik olabilir. "Birlikte yaşamanın arkeolojisi" serisinin ikinci yazısında "kovuk, çember, eşik" kavramlarından hareketle birlikte yaşamanın sınırlarının nasıl çizildiğine odaklanıyoruz.

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.



