LUPLEX

Türkiye'nin ilk hayran kurgu (fan fiction) sitesinin kurucularından Dilek Güven'le tanış.
LUPLEX

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

ANGST İnsanları'nda iklim krizi, azınlık hakları, kimlik politikaları, döngüsel ekonomi ve aktivist kültürlerle ilgilenen, bunları kendi meselesi hâline getirenleri yakından tanıyoruz. Beşinci konuğumuz turkfanfiction.net'in kurucularından Dilek Güven.


Röportaj: Alara Demirel (@polyjuicepotion)

Türkiye'deki ilk fan fiction yazarlarından biri, site kurucularından birisin. Bu janr senin için ne ifade ediyordu? Neden kendi deneyiminden yola çıkarak bir site kurma kararı almıştın?

İlk defa internet siteme başladığımda yaptığım şeyin hayran kurgusu (fan fiction) olduğunun farkında değildim. O dönemler piyasada en ünlü olan fandom’lar benim için Lord of the Rings (LOTR) ve Buffy the Vampire Slayer (BTVS)'dı. Her ikisinin de Türkiye’deki hayran sitelerinin öncülerinin yanında forumlarda mesajlaşıp bölüm yorumları yazarak ve sonra kendi fan fiction’larımı yazarak konuya dâhil oldum diyelim.

BTVS, o dönem benim kalbimde büyük yer kaplıyordu — hem dizisi hem siteleri hem de hayran hikâyeleriyle. Üniversiteye hazırlanışım, kazanışım, ilk yıllarım hep o dizinin eşliğinde geçti. Fandom da böyle bir şey zaten, herkes için hayatının önemli bir dönemini temsil eden bir kavram.

Fan fiction benim için bir kaçıştı. Sevdiğim evrenin içinde biraz daha uzun süre kalabilmek, onu kendi hayal gücümle genişletmek ve bitmediği inancıyla kendimi avutmaktı biraz da. O dönemler yabancı dilde bu işi iyice alıp götürmüş fanfiction.net vardı sadece. Orası da samanlıkta iğne aramak gibiydi. 

turkfanfiction.net'i kurma fikrini üstlenemem, o fikir o dönemlerdeki rumuzuyla Glenien’e aitti. Site kurulduktan sonra orasının da bir çeşit “samanlık” hâline gelmesini engellemek için moderatörlük yapısında iş yapmaya başladık. Bir gerçek hayatımız bir de fan fiction hayatımız vardı âdeta. Sabahları finans şirketlerine kod yazıp akşamları Drarry, Dramione, Snarry hikâyeleri onaylıyordum.

Tek başıma moderatörlük yaptığım dönem sanırım daha çok akılda kalmış çünkü ben daha esnek ve kucaklayıcıydım — fan fiction benim için hiçbir zaman mükemmel bir edebiyat eseri çıkarmak değildi. Hayali yaşatmaya devam etmek ve onun keyfini paylaşmaktı. Nitekim yetişkin hayatın curcunası bizi o arenadan uzaklaştırıp yerini diğer gençlere ve büyük oranda da Wattpad’e bırakana kadar uzun yıllar da öyle oldu. 

Bu işi iyi ki yaptık ve iyi ki o dönem “yazmak” kavramını sadece bunu iş olarak yapan basılı yazarlara değil de gönlünü kaptıran herkesin ulaşabileceği bir modele, adeta bir mabede çevirdik. Benim için her zaman öyle kalacak. Kişisel sitem luplex.com'u 13 yıldır kapatmamamın yegâne sebebi de bu. “Gitmesek de kalmasak da o köy bizim köyümüzdür,” diyerek hâlâ orada yolu düşenleri bekliyor.

Fan fiction geniş bir janr olmasına karşın en fazla hikâye gördüğümüz fandom'lar genelde Çocuk ve Genç Yetişkin Edebiyatı ürünlerinin üzerine oluyor. Sence bunun sebebi ne?

Büyüme hikâyesi (coming of age) dediğimiz büyümekle çocuk kalmak arasındaki gençlik maceralarının her zaman daha fazla alıcı bulacağını düşünüyorum — o dönemin hem soluk bir geçmişi hem de son derece şekillenebilir belirsiz bir geleceği var. 

36 yaşında, evli, haftada 40 saat çalışan bir anne olarak gönlüm hâlâ genç yetişkin janrasındaysa sanki bu durumun ölmesi mümkün değil. Fan fiction da işte o soluk geçmişle belirsiz gelecek arasında bir yerde bağ kurmak için var. Şimdiyi eserin kendisinden okuyup geçmişi netleştirmek ve olası gelecekleri kendi zevkimize göre şekillendirmek inanılmaz heyecanlı. 

Yetişkin eserlerde o belirsizlik çok olmuyor, en azından benim şimdiye kadar okuduklarımda öyle. Yaşlar büyüyüp hayatlar biraz daha yerine oturmuş olunca — iyi veya kötü şekilde — devamını getirmek insanın içinden gelmiyor.

Fan fiction doğası gereği temsile açık bir alan. Yetişkin veya yazar tahakkümünden uzak bir memleket. Bu bağlamda özgür bir mecra olduğunu düşünüyor musun?

Bence fan fiction bir terapi aracı ve herkes için herkesin istediği şekilde olmalı. Onları iyileştiren; yer yer kathartik yer yer de özledikleri heyecanları yaşatan; bilmediklerini nispeten öğreten bir doktor, terapist veya öğretmen! 

Kendi adıma fan fiction’da kurallar olmasını asla kabul edemiyorum. “Şu karakterle bu karakter beraber olamaz,” veya “Şu karakter böyle davranamaz,” kalıpları benim lügatımda yok. O karakteri o şekilde okumak istemiyorsanız buyrun sıradakine alalım sizi!

İfade özgürlüğü, en çok fan fiction’da geçerli olmalı. Ne okuyan ne de ona konu olan orijinal eserin sahibinin bu konuda bir fikir belirtmesi, kendine göre bir takım kurallar koyması ve herkesin buna uymasını beklemesi bana Kuzey Kore’deki tek tip saç kesimlerini hatırlatıyor. Okuduğun veya yazdığın şey de en az saç kesimin kadar sana has ve biricik olmalı. Yüreğinde ne varsa o yazmalı orada; illa arkasında bir okuyucu kitlesi olmasına veya sitelerde görüntülenme rekorları kırmasına gerek yok. Yazmak iyileştirir ve özgür olduğu sürece iyi gelir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst
∙

BÜLTEN SAYISI

📓 ANGST 10: ÇOCUKLAR NE OKUSUN?

Çocuk ve Gençlik Edebiyatı'nda temsil özgürlüğü ne durumda? Yetişkin tahakkümü nedir? Hayran kurgusu okuyor musun?

09 Kas 2021

📓 ANGST 10: ÇOCUKLAR NE OKUSUN?

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst
∙

HİKAYE

Yapay zeka çağında ödev: Disiplin ritüeli mi, epistemik imkan mı?

Okullar açıldı; artık akşamlar, hafta sonları ve evler yeniden ödevle dolacak. “O ödevler yapılacak!” Peki neden? Çocuğun ilgileriyle konuşuyor mu? Ona beceri kazandırıyor mu? Kendi başına bir şeyin peşine düşmesini sağlıyor mu? Uğraş edinmesini destekliyor mu? Eğitimin öğretmeni, okulu, sınavı, müfredatı hatta okulun kendisini tartışmaya açtığımız bir dönemde, okulun en görünmez kurumlarından ödev üzerine düşünüyoruz.

Metin V. Bayrak

·

27 Eyl 2026

Yapay zeka çağında ödev: Disiplin ritüeli mi, epistemik imkan mı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Ölümcül körlük #3 | Menopoz: Kadınların 30 yılı nasıl tıbbın dışında kaldı?

Kadınların hayatının yaklaşık üçte birine yayılan menopoz, yüzyıllar boyunca doğurganlığın kaybı ve toplumsal değerin azalması üzerinden konuşuldu; sağlık boyutu ancak son yüzyılda görünür olmaya başladı. Bugün hormon tedavisinden osteoporoza, çalışma hayatından ayrımcılığa uzanan etkileri daha fazla tartışılsa da birçok kadın hâlâ ne yaşadığını anlamak, doğru teşhisi almak ve tedaviye ulaşmak için kendi başlarına bırakılıyor.

Ayça Örer

·

20 Eyl 2026

Ölümcül körlük #3 | Menopoz: Kadınların 30 yılı nasıl tıbbın dışında kaldı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Süheyla Doğan: 'Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim'

2026 Uluslararası Hrant Dink Ödülü sahibi Süheyla Doğan’a bu ödül başta Kazdağları olmak üzere pek çok yerde ekoloji mücadelesini cesaretle sürdürdüğü, doğayı ve yaşamı savunmaktan vazgeçmediği, kadın hakları için mücadele ettiği, devlet destekli ekokırım projelerine karşı ısrarla ses çıkardığı ve doğayla birlikte yaşam hakkını savunduğu için verildi. Doğan, “Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim. Baskıların da bir sonu olacak. Geleceğe dair umutlarımı da kaybetmiyorum” diyor.

Pelin Cengiz

·

19 Eyl 2026

Süheyla Doğan: 'Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim'
AngstAngst
∙

HİKAYE

Moda ve benlik: Giyinmek neden sadece giyinmek değildir?

Sabah dolabın karşısında “Bugün bunu mu giysem?” diye düşündüğümüzde aslında yalnızca kıyafet seçmiyoruz; kendimizi nasıl hissetmek, nasıl algılanmak ve hatta kim olmak istediğimize dair de bir karar alıyoruz. Moda bireysel görünür ama kolektif olarak öğrenilir: Kendimizi göstermek isteriz ama bazen başkalarının bakışından saklanmak da, değişmek isteriz ama aynı zamanda ait olmak da. Moda, bütün bu çelişkileri aynı anda taşıyabilen nadir alanlardan...

Nazlı Tan

·

16 Eyl 2026

Moda ve benlik: Giyinmek neden sadece giyinmek değildir?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Milenyallerin seçenek krizi: İradece özgür müyüz, ihtimallerce tutsak mı?

Y kuşağından önceki kuşakların takip ettiği "eğitim, iş, terfi, evlilik, çocuk, ev, emeklilik" senaryosu çökeli çok oluyor; yerine yeni bir senaryo da konmadı. Milenyaller, yetişkinliğin her şeyi çözmek ve garanti bir hayat kurmak olmadığını deneyimleyerek öğrenen, aynı anda sonsuz seçenekli bir dünyaya uyum sağlamaya çalışan ilk kuşak oluyor. Peki çok seçenek gerçekten özgürlük mü? Yaşanan ne kararsızlık ne de kimlik krizi; bildiğiniz seçenek krizi.

Elif Bayram

·

16 Eyl 2026

Milenyallerin seçenek krizi: İradece özgür müyüz, ihtimallerce tutsak mı?