
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Mayıs 2020: Haftalık ekip toplantılarımıza yeni bir heyecan hâkim. Aposto! olarak şehir ve etkinlik bültenimiz Aposto! İstanbul, teknoloji bültenimiz Quando, iş dünyası ve finans bültenimiz Pareto'dan sonra sırada kültür sanat bültenimiz Duende var. İlk sayı 22 Mayıs'ta gitti okuyucularına. Bir hafta sonra, 29 Mayıs'ta da ben, her bültende yeni bir sanatçı tanıtmak için Keşif Sahnesi'yle Duende'de yerimi aldım.
Sıfır Noktası: The Guardian, New band of the week isimli içerik serisini 27 Mart 2017'de sonlandırdığında çok üzülmüştüm. Her hafta "Acaba bu sefer hangi ismi konuk alacaklar?" diye beklemek çok güzeldi. Hatta o dönem yayın yönetmeni olduğum Rave Mag'in ilk ve son basılı sayısına The Future isimli benzer formatta bir seri bile eklemiştim. O da uzun sürmedi. Fakat keşfetme ve paylaşma tutkum beni hiç terk etmedi. Vakti gelince de Duende'de Keşif Sahnesi adıyla yerini buldu.
Keşfe değer 47 müzisyen: İlk konuğum sesi ve bestelerinde deneysel alanlara girmekten korkmayan Josin oldu. Sonrasında yedi yaşında gittiği Buddy Rich konseriyle davulcu olmaya karar veren Richard Spaven, türler arası flört etmeyi seven Bullion, renkler ve seslerin buluşturan Duval Timothy, Parkinson'a yakalanan annesiyle yaptığı dejeneratif hastalık deneyimlerine dayanan röportajı müziğiyle birleştiren Joseph Shabason, anne ve babasından gizleyerek yatak odasına soktuğu radyodan Bob Dylan, The Beatles ve Neil Young şarkıları dinleyerek büyüyen Becca Mancari, klasik ve elektronik müzik arasındaki uçurumu doldurarak iki türü birleştirmeye çalışan elçi Anne Meredith, 47 telli arpından çıkardığı çağdaş seslerle kendi ifadesini yaratan Mary Lattimore ve daha nicesi Keşif Sahnesi'nin konuğu oldu.
Sırada ne var?: En başından beri Duende'nin bir parçası olan Keşif Sahnesi, bir yılı aşkın serüvenin ardından dönüşümünü "şimdilik" tamamladı. Yeniye, yeniliğe, bilinenin öteki yüzüne, bilinmeyenin gizemine, tanıdık olanın samimiyetine, ilk karşılaşmanın heyacanına açılan kapı Duende, artık yoluna Keşif Sahnesi ve Keşif Sineması'yla devam edecek. Artemis Günebakanlı, Emre Eminoğlu ve ben, her hafta müzik ve sinema evreninde dolaşıp konuklarımızla birlikte keşfe çıkacak, hikâyelerin arasına sızacağız. Kalanı da sürpriz olsun. Heyecanlıyız.
Spotify'da: Bugüne kadar 47 müzisyeni ağırlayan Keşif Sahnesi'ndeki her isimle tek tek tanışmak istiyorsanız Spotify'daki çalma listemize kulak verebilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bir son değil, sadece bir başlangıç — huzurlarınızda keşfe değer 47 sanatçı. Dönsün Dursun'da konuğumuz Damla Durakçay.
10 Ağu 2021

YAZARLAR

Taner Turna
grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.






