

Fıçı biranın geleceği: Pubinno
Biranın en leziz hâline nasıl ulaşırsın? Tabii ki Pubinno sayesinde.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Schrödinger, ağırlıklı olarak ilaç endüstrisindeki aktörlerden oluşan müşteri portföyüne sunduğu makine öğrenmesi ve fizik temelli yazılım platformu ile yeni ilaç, bileşen ya da materyal keşif sürelerini kısaltma konusunda çalışmakta. 1990 yılında kurulan New York merkezli şirketin 700 tam zamanlı çalışanının 286’sındaysa doktora (PhD) derecesi bulunmakta.
Yatırım turlarına 2012 yılından itibaren Bill Gates ve Gates Vakfı’nın da iştirak ettiği şirket, 2020 yılında gerçekleştirdiği halka arz ile 819 milyon dolar değerleme üzerinden 232 milyon doları kasasına koyma başarısını gösterdi.
Schrödinger, geliştirdiği platform ile molekül sentezleme, test etme ve validasyon süreçlerini başarı oranı düşük 4-6 senelik süreçlerden, başarı oranı yüksek 2-3 senelik süreçlere indirme hedefiyle müşterilerine geleneksel yöntemlere nazaran zaman ve kaynak tasarrufu sağlamaktadır.
Müşterileri arasında Sanofi, Gilead, Takeda ve Lilly gibi büyük farmasötik firmalarının da bulunduğu ve farklı gelir modelleriyle çalışmalarını sürdürmekte olan şirket, 2010 yılına kadar platform sağlayıcısı olarak hayatına devam etmekteyken, 2010’lu yıllardan itibaren ilaç firmalarıyla ortak çalışmaya başlamış, 2020’den itibaren ise kendi ilaçları üzerinde çalışmak amacıyla şirkete ait patentli yazılımlar da geliştirmeye başlamıştır.
Kendi programlarında ağırlıklı olarak onkoloji (kanser tedavisi) alanına yoğunlaşmaktayken ortak programlarında uyku bozukluğu, obezite ve mantar tedavisi gibi farklı alanlarda da çalışmaya devam eden şirket, platform sağlayıcı gelir modeline ek olarak ilaç geliştirme süreci sonrasında ürün ya da patent satışlarıyla elde ettiği gelir sayesinde de çoklu gelir modeline geçmiş durumda. Şu an platform sağlayıcı olarak yaklaşık 1600 müşteriye hizmet veren şirket, ilaç geliştirme programları çerçevesinde ise gerek kendi programları gerekse ortak programlar ile 25 farklı program yürütmektedir.
- Detayları buradan inceleyebilirsiniz.
Veri analizi, kodlama, dizayn vb. bilgisayar teknolojisi dalları ile çeşitli tıp dallarını harmanlayarak multidisipliner bir faaliyet yürütmekte olan Schrödinger; Ivy League olarak ifade edilen Amerika’nın en itibarlı üniversitelerinde ve farklı kıtalarda birçok makale yayımlayan bilim insanları ve profesörleri de gerek bünyesinde gerekse yönetim kurulu ve danışma kurullarında bulundurmaktadır.
Şirketin CEO’su Ramy Farid, PhD, şirkete 2002 yılında katılmış olup 2017 yılında CEO görevini üstlenmiştir. Hakemli dergilerde 70 makalesi yayımlanan CEO’nun farklı biotech şirketlerinin de yönetim ve danışma kurullarında görevleri bulunmaktadır.
Schrödinger, 2022 yılı 2. çeyrek raporlarına göre 557 milyon dolar dönen varlıkları ve toplam 195 milyon dolar borcu ile nakit yakışı yüksek bir şirket için kısa vadede sermaye ihtiyacı doğmayacak bir finansal yapıya sahip gözükmekte. Son yatırımcı toplantısında yönetim de bunu ifade etmiştir. Şirketin zararlarını incelediğimizdeyse yaklaşık 35-45 milyon dolar çeyrek zararı açıklaması itibariyle de bu ifadenin yanlış olmayacağını öngörebiliriz. 2022 için toplam gelir öngörüsü 161-181 milyon dolar seviyesindeki şirketin bugün itibariyle piyasa değeri ise 1,55 milyar dolar seviyesinde bulunmakta.
Şirketin platform gelirleri senelik %11-20 arasında büyürken; şu an gelirden yüksek pay almasa da ilaç keşif gelirlerinin senelik %42-82 arasında büyüme çizgisinde oluşu şirketin ilaç keşifleri için motivasyonunu artırıyor olsa gerek.
Covid-19 salgını nedeniyle artık çoğumuzun aşina olduğu FDA onay yol haritasındaki (Keşif, Klinik Öncesi, Faz 1, Faz 2, Faz 3, FDA Onayı) süreçleri takip ettiğimizdeyse şirketin ortak programları ile 2010’lu yıllardan itibaren başladığı ilaç keşfi serüveninde Agios firması ile geliştirdiği ilaçların aldığı onay sonrası satış ve diğer pipeline ürünlerin bir kısmının da Faz 2 seviyesine kadar gelebiliyor olması, hem insanlık hem de yatırımcılar için umut vadetmekte.
Kıssadan hisse
Schrödinger firmasını klasik bir biotech firmasından ziyade bir teknoloji firması olarak konumlamak daha doğru olur kanaatindeyim. Geliştirdiği platformun müşteriler tarafından kullanımı -çok hızlı büyüme vadetmese de- stabil bir büyüme ile sabit gelir yaratırken, asıl fark yaratacağı alanın özellikle tek başına ve ortak programları ile yürüttüğü ilaç keşifleri olacağı kanaatindeyim. Özellikle tek başına yürüttüğü programların henüz çok erken aşamada oluşu şirket için kısa vadede negatif nakit akışı anlamına gelecektir, fakat ilerleyen yıllarda kuantum bilişimin de gelişmesi ve bilgisayarların verimliliğinin artması sayesinde Schrödinger, geliştirme sürelerini çok daha kısaltarak belki de insanlığın ‘çaresiz’ olarak nitelendirdiği hastalıklara çare bulunabilmesinin yolunu açacaktır.
Gerek maddi imkanlar, gerekse insan kaynağı ihtiyacı nedeniyle ülkemizde Schrödinger modelini benimseyebilecek ölçekte bir firma çıkması belki çok kolay değil; fakat yetişmekte olan insan kaynağımız ile belki biz de bir gün Schrödinger ile ortak programlar geliştirerek insanlığa fayda sağlayacak biotech firmaları yaratabiliriz.
Ülkemizde de data ve yapay zeka odaklı terapi, diyet ve ilaç geliştirme firmalarının adını erken aşamada çokça duymaya başladık. İlk aklıma gelenlerden, mikrobiyom bilimi üzerinden yapay zeka teknolojisi ile çözümler üretmeyi hedefleyen Enbiosis’e bu uzun soluklu yolculuklarında başarılar dilerim.
Son olarak bahsetmeden geçemeyeceğim; Schrödinger firması ismini -bizlerin Schrödinger’in kedisinden tanıdığımız- Nobel ödüllü Avusturyalı fizikçi Erwin Schrödinger’den almıştır. İnsanlık tarihinin kilometre taşlarında isimleri bulunan bilim insanlarının tüzel kişilere de isimlerinin veriliyor olması ile onore edilmelerinin yanı sıra, onları daha da ölümsüzleştirmek yeni nesiller için de belki ilham kaynağı olacaktır. Bu vesileyle matematik literatürüne kazandırdığı terimler ve kuramlar ile insanlığa katkı sağlayan ünlü matematikçimiz Ord. Prof. Dr. Cahit Arf’a ithafen; Türk asıllı girişimcilerin Estonya’da kurduğu İsviçre merkezli fintech firması Arf’a kendi adıma teşekkür eder, onlara da yolculuklarında başarılar dilerim.
Belki de şirketlerimize, apartmanlarımıza, hastanelerimize, mahallelerimize vb. aile soy ismi ya da siyasi figür isimleri yerine bilim insanlarımızın ya da sanatçılarımızın isimlerini daha sık vermek bir gence daha ilham verir ve ülkemizden daha çok evrensel figürler çıkarırız.
Dipnot: Yazarın yukarıda bahsi geçen hiçbir firmada yatırımı bulunmamakta olup önümüzdeki 6 ay içerisinde de olmayacaktır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Kanseri bitirecek ilacı geliştirmeye ne kadar yakınız?
22 Eki 2022

YAZARLAR

Sıtkı Kulak
Yazar @ Quando

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
"The Social Reckoning", gücünü bir çalışanın vicdanı ile bir gazetecinin motivasyonları arasındaki gerilimden alıyor. İkisinin işbirliği, başta kimsenin öngöremeyeceği kadar uç noktalara varan sonuçlar doğuruyor. Aaron Sorkin’in iyi yazılmış senaryosu ise bu karmaşık hikayeyi hem sürükleyici hem de neredeyse bir belgesel kadar bilgilendirici kılıyor.

Bugüne dek bir yazılım ürününe “başarılı” denebilmesi için ürünün mümkün olduğunca çok sayıda insana ulaşması gerekiyordu. Fakat yapay zeka, yalnızca bir kişinin, bir ailenin ya da bir arkadaş grubunun kullanacağı uygulamalar geliştirmeyi de artık anlamlı hâle getirdi. Bu sayede kodlama da yalnızca ticari bir süreç olmaktan çıkıp kişisel bir yaratıcılık aracına dönüşmeye başladı.

Bu yıl sonbahar sezonu, teknoloji arenasındaki dev isimleri konu alan bir dizi yapımın gösterime girişine sahne oluyor. Bir zamanlar Hollywood'un komedi unsuru olarak gördüğü bu liderler, bugün neredeyse bir korku filminin başrolüne yerleşiyor. Fakat bu kez korku, teknolojinin uzak bir gelecekte yaratabileceği sorunlara ilişkin kurgusal senaryolardan ziyade, bugün sahip olduğu güçten ve bu gücün yarattığı sonuçlardan besleniyor.

Yapay zekaya ne istediğimizi anlatmaya çalışırken kendi isteğimiz hakkında da bilgi ediniyoruz. Bazen söylemediğimiz bir ayrıntıyı, bazen ise hiç düşünmediğimiz bir soruyu fark ediyoruz. Peki karşımızdaki bizi anlamakta ustalaştıkça bizim de kendimizi daha iyi anlamamız mümkün mü?

Fransa'da bir siber saldırı yüzlerce marketin soğutma sistemlerini uzaktan ısıtarak tonlarca gıdanın çöpe gitmesine neden oldu. Akıllı buzdolaplarından otomobillere, yataklardan su arıtma tesislerine kadar gündelik hayatı internete bağlayan teknolojiler, verimlilik sağlarken yeni bağımlılıklar ve kırılganlıklar da yaratıyor. Peki hayatı kolaylaştırmak için her şeyi birbirine bağlarken neleri gözden kaçırıyor olabiliriz?




