AKDENİZ'İN ÜLKESİ: MEDİTERANA

Akdeniz bir ülke olsaydı: Çıplak ayakla gezerdik sokaklarda; gökdelenler olmazdı görüş açımızda ve özgür olurdu kelimeler, cümlelerden bile bağımsız.
AKDENİZ'İN ÜLKESİ: MEDİTERANA

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

Yazı & Fotoğraf: Hazal Yılmaz


Mediterana’da sıradan bir sabah. Kuşların ötüşüyle uyanıyor doğa. Sıcaklık, havuçların püsküllerini göstermeye başladığı toprakta hissediliyor. Pencere. Açık. Masallar eski dünyada açık pencerelerin haksızlıkları, hırsızlıkları, şiddeti de eve çağırdığını anlatıyor. Mediterana’da dışarıda sadece dalganın sesi ve kahkahalar duyuluyor. Belli belirsiz. Işık girmeyen bodrum katında evler yok burada. Ve gökdelenler. İmha edilmiş. Üst üste değil, yan yana diziliyor. Binalar bile. Yirmi sekiz adımda sokağa, yüz yirmi altıda okula ulaşıyor çocuklar. Bugün derslerden şefkat. Merhametten başka bir duygu olduğu işleniyor. Şefkatin kapsayıcı, merhametin gücü temsil eden bir his olduğu görüşünde Pikaso. İsminin anlamını soranlara resim yapmayı çok sevdiğini, turuncu ve sarının arasında yeni bir renk keşfettiğini anlatıyor. Çocuklar isimlerini kendileri seçiyor. Onlara adanmış, uygun görülmüş, tanımlanmış harf dizilimleri değil. Bir başkasının adı yegropstnka mesela. Küçük harfle yazılması konusunda ısrarcı. Büyük harfler sert geliyor ona. Ve çığırtkan. En çok sevdiği 10 şeyin baş harflerini almış, bir de k’yi eklemiş arasına. Kızartmanın k’si. Patates gibi. 

Okulu "Plastik: Yokoluşun tarihi" dersinde bırakıp, kese kâğıdına doldurduğumuz kirazlarla sahile ilerliyoruz. Mazotla, benzinle çalışan arabaların yerine güneş enerjisiyle çalışanlar var. Korna sessiz. Hayatımızdaki varlığını o kadar normalleştirmişiz ki eksikliğini hissedecek kadar yokluğunu fark edebiliyoruz. Acele yok. Yetişmeye. Sollamaya çalıştığımız insanlar siga siga (yavaş yavaş) diyorlar bize. Şu ileride Mediteranalı Garo’nun yerine uğramamızı söylemişlerdi. Denizi sola alıp, akuamarin vakti yola çıkarsanız iğde kokusu geçmeye yakın ulaşırsınız demişlerdi. Hah. Şurada. Merhaba. Oturduk masalarına. İki dakikaya kalmadan Garo geliyor yanımıza. Taburesini çekiyor. Dik oturmak için. Şimdi diyor, rüzgâr erikleri masamıza düşürüne kadar vaktimiz var. Başlayayım yavaştan anlatmaya, Mediterana’nın öyküsünü.

"Kanındaki değerler değil, gözyaşları analiz edilebiliyor burada. Toz yüzünden göz yaşarma vakalarının artışı sebebiyle temizleme harekâtı başlıyor. Kredi skorunu bankadaki paran, -im ekiyle sahip oldukların değil, kaç kişiye günaydın dediğin, şöyle bir işin ucundan tuttuğun, hiç gereği yokken yardım ettiğin anlar belirliyor. Para? Yok tabii ki. Birileri tekneleri onarırken diğerleri dolmaları sarıyor. Uzunca bir masaya oturuluyor sonra. O teknelerin taşıdığı zeytinyağları, şu yol kenarından toplanan domateslerin üzerine dökülüyor. Şişmanlayan kedilerin damdan düşmemesi için alınacak önlemler konuşuluyor. 

Duvarlar sadece üzerine resimler yapılması, yazılar yazılması için örülüyor. Öteki yok çünkü herkes bizden. Sarılmak kadar evrensel bir dil icat edilmiş. Dinlediğinde kuş şakımasına, rüzgarın uğultusuna benziyor. Plastik kaplar, pipetler, bardaklar, insan hayatını yok edenler başlığıyla müzede sergilenmekte. Gidip görenler, kendinden önce yaşayanları üzüntüyle anıyor. 

Televizyonu tanımıyor kimse, bu yüzden propaganda, kampanya, reklam da hayatımızdan çıkmış. Güneşin günde 12-14 saat arasında doğacına, gecenin bize günü anımsatmak için çökeceğine inanıyoruz. Çıplaklar kamp alanlarında, hamamda buluşmuyor. Dileyen acılarını soyunuyor, isteyen çıplak ayakla geziyor. Sonbahar sarı ve esintili, yazlar içimizi ısıtacak kıvamda. Mediterana'da da insanlar hastalanıyor, ölüyor ve hüzün bırakıyorlar elbette geriye. Ama açlıktan, savaştan değil, zamanları geldiğinden, yerlerini başkalarına bırakabilmek için. Ve bedenleri ağaçlara gübre, çiçeklere tohum olmak için toprağa karışmakta."*


* Hazal Yılmaz - Görülmemiş Mektuplar'dan alıntıdır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

Bize her gün Akdenizliler Günü!

Bugün 27 Haziran Akdenizliler Günü! İçimiz içimize sığmıyor. Radyoda "Voyages" çalıyor. Ritim tutuyor dalgalar, rüzgâr oralı değil - herhâlde akşam eşlikçimiz olacak.

27 Haz 2021

İllüstrasyon: Yeraz Gökbaş

YAZARLAR

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR

SoliSoli
∙

HİKAYE

Devir deneyim devri: Etkinlik ekonomisi kent hayatını nasıl etkiliyor?

Etkinlikler, şehrin farklı aktörlerini buluşturan, boş alanları görünür kılan, mahallelerin hikayesini değiştiren ve ekonomik hareket yaratan; üstelik bütün bunları ölçülebilir ve programlanabilir bir yapıya dönüştüren kullanışlı formatlar. Ancak bir şehrin “etkinlik sahnesi” olarak tasarlanması, her zaman doğru cevabı vermiyor. Etkinlik bittiğinde geriye ne kalıyor? Yaratılan değer, kültürel ekosistemin yanı sıra kamusal alanlara erişime, yerel işletmelere ve mahallelerin gündelik yaşamına da katkıda bulunuyor mu?

Elif Bayram

·

13 Eki 2026

Devir deneyim devri: Etkinlik ekonomisi kent hayatını nasıl etkiliyor?
SoliSoli
∙

HİKAYE

Hayalî etkinlikler, sahte manzaralar, on yıllık antik tiyatrolar: Turizmde sahtecilik nasıl yükseliyor?

İtalya'da sıfırdan inşa ettiği sözde 2.000 yıllık amfitiyatroya giriş için ziyaretçilerden 40 avroya kadar ücret alan 69 yaşındaki Franco Malosso 28 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu akıl almaz olaydan hareketle yapay zeka halüsinasyonları sonucu yaygınlaşan, var olmayan turizm atraksiyonlarını inceledik.

Deniz Aytekin

·

11 Eki 2026

Hayalî etkinlikler, sahte manzaralar, on yıllık antik tiyatrolar: Turizmde sahtecilik nasıl yükseliyor?
SoliSoli
∙

HİKAYE

Kendi sınırları içinde sınırsız bir vizyon: Miuccia Prada

Miuccia Prada ve Raf Simons’ın 2027 İlkbahar/Yaz koleksiyonu, yeniden eteğe dönüyor. Moda sürekli yeniyi talep ederken Miuccia Prada’nın gücü, geçmişini reddetmeden değişebilmesinde yatıyor. Yıllar önce kurduğu bir fikri bugün yeniden yorumlayabilmesi, yaratıcılıkla tutarlılığın birbirine engel olmadığını; aksine aynı çizgiyi koruyarak da sürekli yenilenmenin mümkün olduğunu gösteriyor.

Asena Sarıbatur

·

04 Eki 2026

Kendi sınırları içinde sınırsız bir vizyon: Miuccia Prada
SoliSoli
∙

HİKAYE

George Lucas’tan Fellini’ye: Sinemanın hafızasını taşıyan müzeler

George Lucas’ın 1970’lerden itibaren toplamaya başladığı sanat eserleri ile Mellody Hobson’ın koleksiyonunun biraraya gelmesiyle oluşan Lucas Museum of Narrative Art, 20 yıllık bekleyişin ardından Los Angeles’taki Exposition Park’ta ziyarete açıldı. Açılıştan hareketle dünyanın dört bir yanındaki film müzelerini keşfediyoruz.

Deniz Aytekin

·

04 Eki 2026

George Lucas’tan Fellini’ye: Sinemanın hafızasını taşıyan müzeler
SoliSoli
∙

HİKAYE

Anavarza’da uzak zamanın yakın nöbeti: ‘Rüyalarımda kralın kızını görüyorum’

Adana’nın Dilekkaya köyünde Şükriye Arıkanlı, her sabah eline süpürgesini ve plastik hortumunu alıp aile evinin avlusundaki Roma lahitlerini temizliyor. Bu, annesi Hatun Dilci ile babası Amber Dilci’nin definecilere karşı tüfekle koruduğu Anavarza Antik Kenti için onlarca yıldır süren bir aile nöbetinin bugünkü hâli. Yaşar Kemal’in de bir dönem konuk olduğu bu evde gerçek, efsane ve binlerce yıllık tarih iç içe yaşarken Şükriye Hanım’ın aklında artık başka bir soru var: Gençlerin terk ettiği köyde, kendisinden sonra Anavarza’ya kim sahip çıkacak?

Nimet Kıraç

·

01 Eki 2026

Anavarza’da uzak zamanın yakın nöbeti: ‘Rüyalarımda kralın kızını görüyorum’