Megalopolis: 40 yıllık bir kabus

“Francis Ford Coppola’nın 40 yıllık rüyası” Megalopolis, tüm epik ihtişamına rağmen büyük bir hayal kırıklığı olarak nitelendirilebilir.
Megalopolis: 40 yıllık bir kabus

27 Eylül - Odeabank - Duende
Odeabank ile birlikte

Yatırımlarınıza yön vermek için Odea Radyo’ya kulak verin Türkiye’nin 24 saat müzik yayını yapan ilk ve tek banka radyosu Odea Radyo , yatırımlarınızı doğru değerlendirmeniz için rehber niteliğinde programları ve sesli yatırım makalelerini, yerli-yabancı müzik seçkileriyle buluşturuyor. Odea Radyo’da neler var? Berrak Güler ile Sendromsuz Pazartesi : Odea Hazine Operasyon Türev Ürünler Kıdemli Uzmanı Berrak Güler ile her pazartesi 09.00’da yeni haftaya iyi müzikle başlayın. Yatırım Üçgeni : Yatırım dünyasının düşündüğünüz kadar karmaşık olmadığını her pazartesi 17.00’de, deneyimli Odeabank bankacılarıyla keşfedin. Güzem Yılmaz Ertem ile Yatırım Odaklı Podcast : Yeni yatırımlara atılmak ve varolan yatırımlarınızı değerlendirmek için ekonomi gazetecisi Güzem Yılmaz Ertem, uzman konuklarıyla Odea Radyo’da. Murat Babalık ile Muhtelif : Odea’nın Ticari Bankacılık Şube Yönetimi Müdürü Murat Babalık her çarşamba saat 16.00’da indie, soul, jazz ve funk seçkileriyle sizlerle. Sena Durmaz ile Veni Vidi Listen : Odea’nın Kurumsal İletişim ve Pazarlama Müdür Yardımcısı Sena Durmaz, gezip gördüğü yerleri her perşembe 16.00’da sizlerle paylaşıyor. Teoman Aydınlı ile Ne İzlesem? : Odea’nın Operasyon Direktörü Teoman Aydınlı ile haftalık dizi ve film seçkileri her cuma saat 16.00’da. Çiçek Cora ile Klasik Müzik Saati : Odea Hazine Satış Direktörü Çicek Cora’dan klasik müzik seçkisi her pazar 11.00’de. Odea Radyo ’yu Karnaval uygulamasından ve www.odeabank.com.tr’den dinleyebilir, programlarla ilgili detaylı bilgi ve tekrar günlerine buradan ulaşabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Film: Megalopolis

Yönetmen: Francis Ford Coppola

Süre: 138 dakika 

Yapım yılı: 2024

“Francis Ford Coppola’nın 40 yıllık rüyası” Megalopolis, prömiyerini bu seneki Cannes Film Festivali’nde yapmıştı. Sinema tarihinin en popüler yönetmenlerinden Coppola’nın merakla beklenen ve ertelendikçe daha da efsaneleşen yeni filmi, tüm epik ihtişamına rağmen büyük bir hayal kırıklığı olarak nitelendirilebilir. 

Paralel evrendeki bir New York’u kendine mesken tutan film, Roma’nın düşüşü ile ABD’nin geleceği arasında paralellik kuran epik bir bilimkurgu. Filmi ilk olarak 1977 yılında planlamaya başlayan Coppola, yaşadığı finansal sıkıntılar ve gişedeki başarısızlıkları nedeniyle seneler boyunca yapımcı bulamamış ve film ertelendikçe ertelenmiş. 2001’de yeniden canlanan proje, 11 Eylül saldırıları sonrasında yeniden rafa kalkmış. 2019’da bir kez daha gündeme gelen ve pandemi nedeniyle ertelenen film, son olarak 2022 yılında çekilmeye başlamış ve rüya proje nihayet gerçek olmuş. 

İlk tohumları 1977 yılında atılan hikayenin günümüz politik ve kültürel atmosferinde güncelliğini çoktan yitirmiş olmasından mı, yoksa Coppola kendi “büyük yönetmen” kimliğinden sıyrılmayı başaramadığından mıdır bilinmez; film ilerledikçe kendi epikliği altında ezilen, hatta yer yer kendi parodisine dönüşen bir gösteriye dönüşüyor.  

Adam Driver, Megalopolis | Kaynak: Bir Film

Filmin esas kahramanı, Adam Driver’ın canlandırdığı Cesar Catilina, Yeni Roma isimli şehri bir ütopyaya dönüştürmeyi kafasına koymuş bir mimar. Kendi bulduğu Megalon isimli bir madde sayesinde zaman-mekanı kontrol edebilen idealist mimar Catilina, şehirdeki diğer siyasi aktörlerle daimi bir ideolojik ve fikirsel çatışma içinde. 

Bu aktörlerin başında ise onu her şeyi yerle bir edecek bir tür “çılgın bilim adamı” olarak gören Belediye Başkanı Franklyn Cicero geliyor. Cesar ile Cicero’nun kızı Julia arasında bir aşkın filizlenmesiyle sarsılan siyasi ilişkiler ağı, olaya Cesar’ın kötücül kuzeni Clodio ile intikam peşindeki eski sevgilisi Wow Platinum’un da dahil olmasıyla daha da karmaşık bir hâle geliyor. 

Filmdeki tüm bu ilişkiler ağının ve iktidar mücadelesinin olabildiğince epik, hatta grotesk bir üslupla aktarıldığını söylemek mümkün. Geçmişin ve geleceğin sayısız sembolünü, farklı dönemlere ait mimari yapıları ve yüksek kültürle popüler kültürü eklektik bir şekilde harmanlayan Coppola, böylece yeni bir sinematik mitoloji yaratmanın peşinde gibi gözüküyor. 

Bir mit yaratma aracı olarak Hollywood sinemasının olanaklarını sonuna kadar kullanan Coppola, sadece ABD’ye değil, dünyayaya da yeni kahramanlar kazandırmanın peşinde gibi gözüküyor. Hatta geçmişteki eserleriyle karşılaştırdığımızda bu filmin en “umutlu” ve hayalperest filmi olduğunu söylemek mümkün. Ancak filmin ortaya koyduğu ve güzellediği kahraman figürü, yani Cesar, oldukça eski moda, derinliksiz ve kendinden menkul bir “klasik kahraman”.

Elbette Cesar’ın klasik oluşu, filmin tam da klasiği yeniden canlandırmaya kalkışan üslubuyla birarada düşünüldüğünde anlam kazanabilir. Ancak hem filmin hem de Cesar’ın ABD’yi, hatta dünyayı kurtaracak olan “ütopya” vaadi, siyasi ve felsefi derinlikten son derece yoksun, çocuksu ve demode bir niteliğe sahip. Film boyunca Cesar’ın kendi kendine ya da etrafındakilere sunduğu, ideal bir yaşam alanı, yaşam ve yönetim biçimi yaratmaya dair fikirlerini dinliyoruz. Kimi zaman eski düşünürlerden alıntılar, kimi zaman ise Şekspiryen görünümlü beylik laflardan oluşan bu replikler, eski ütopya yazınından çok iz taşısa da modern siyasi teorilerden, mimari ve şehir planlama üzerine olan külliyattan ve günümüz yüksek kapitalizminin kendine özgü politik ve ekonomik yapılanmasına getirilen eleştirilerden asla beslenemiyor. Film, geçmişe dair nostaljik bir imge içerisinde sıkışıp kalmış ve günümüze dair yalnızca muhafazakar ve tembel bir eleştiri sunabilen bir anlatı kuruyor böylece. 

Aubrey Plaza, Megalopolis | Kaynak: Bir Film

Moda ve pop müzik gibi çeşitli popüler kültür alanlarının (genellikle de kadınlar üzerinden) oldukça basite indirgenerek bir tür yozlaşma olarak sunulduğu film, kendini herkesten üstün gören dahi erkek kahramanını çapsızca yüceltiyor. Her şeyin cevabını bilen Cesar’ın tek “zayıf tarafı” ise, çok kısa bir sahneyle geçiştirilen madde bağımlılığı, ki bu kötü alışkanlık bile onda sanatsal bir ilham olarak zuhur ediyor. Hatta filmdeki bilimkurgu boyutunun, yani Cesar’ın zamanı ve mekanı kontrol edebilme yetisinin, tam da günümüze dair derinlikli bir politik analiz sunma çabasından kaçmak ve kolay yoldan ütopik ve nostaljik bir kurtuluş anlatısına ulaşmak için kullanıldığını söyleyebiliriz. 

Filmin farklı siyasi ve ekonomik aktörleri temsil eden diğer karakterleri ise sadece Cesar’ı daha da yüceltmek için anlatıya dahil edilmiş figürler gibi. Cinselliğini kullanarak iktidar elde etmeye çalışan femme fatale Wow, hem sinemasal hem de toplumsal cinsiyet bağlamında oldukça demode bir karakter. Cinselliğin büyük yer kapladığı günümüz medyasını temsil eden, Cesar’a olan takıntısına yalnızca yüzeysel bir şekilde hakim olabildiğimiz, paradan, şöhretten ve iktidardan başka bir derdi olmayan “kötü kadın” Wow’un karşısına ise Julia var. Cesar’ı iyileştirip ona annelik eden, bir yandan ise ona ilham kaynağı olan Julia, Cesar’ın erkekliğini ehlileştirmek ya da eleştirmek bir yana, onu daha da geleneksel ve “makul bir hale” getiriyor. Filme cinselliğini özgürce yaşayan, aykırı ve kural tanımaz bir genç kadın olarak başlayan Julia, Cesar’a yaklaşarak kendisini yozlaşmış ve hedonist arkadaşlarından kurtarıyor ve nihayetinde evlenip çocuk yaparak oldukça geleneksel bir kadın temsilinin içine hapsoluyor. 

Bir diğer karakter ise kötü kuzen Clodio. Siyasi ortamdaki karmaşadan yararlanarak “sokaklara” inen ve alt sınıfın öfkesini popülist bir diskurla örgütlemeye çalışan Clodio, belli ki bir tür Trump alegorisi olarak tasarlanmış. Ancak buradaki popülizm aksı da tıpkı filmin geri kalanında olduğu gibi bir karikatürden ibaret. Shia Lebouf’un oldukça grotesk bir üslupla canlandırdığı Clodio, bir yandan ise klasik bir Brütüs figürü. Cesar’a ihanet ederek onu sırtından bıçaklayan Clodio, yalnızca kişisel hırslarına yenik düşen kıskanç ve iktidarsız bir erkek figürü olarak resmediliyor. Bu iktidarsızlığın ya da zayıflığın, Clodio’nun Wow’la yaşadığı, efendi-köle dinamiğine sahip cinsellik üzerinden verilmesi ise neredeyse komik olarak görülebilecek, yüzeysel bir temsil. 

Shia LaBeouf, Megalopolis | Kaynak: Bir Film

Öte yandan şeytanın avukatlığını yapacak olursak, tüm bu karakterlerin çeşitli sinemasal ve kültürel arketiplere denk geldiğini, filmin zaten bu klasik yapıyı kasıtlı olarak taklit ettiğini söyleyerek işin içinden sıyrılmak mümkün. Fakat günümüzün kaotik görsel dünyasını, hızlı bir kurgu yardımıyla yakalamaya çalışan film, tüm biçimsel karmaşasına ve eklektik estetiğine rağmen, aynı güncellemeyi anlatısına fikirsel ve felsefi olarak getiremiyor. Dolayısıyla karakterler de bu yüzeysellikten nasibini alıyor. Cesar da, Julia da, Wow da üzerine kurulu oldukları arketiplerin tıpatıp aynısı - hiçbiri, hiçbir şekilde eleştirel bir mesafe ya da bir tür parodi işlevi taşımıyor. Coppola, biçimsel ve görsel olarak kalkıştığı neo-klasik yorum/güncellemeyi karakterlerine getiremiyor ve ortada oldukça pahalı fakat içi bomboş bir eser (ya da bir “oyuncak”) çıkıyor. 40 yıllık rüya, gerçek anlamıyla “rüyaların” (ya da kabusların) barındırdığı tüm fikirsel ve duygusal derinlik ve potansiyelden yoksun, yalnızca kendine aşık ve hayran bir yönetmenin nostaljik bir sayıklamasına dönüşüyor. 

Nerede izleyebilirsin? Megalopolis, bugün gösterime giriyor.

Alternatif işler:

  • Metropolis (1927, Fritz Lang)
  • Southland Tales (2006, Richard Kelly)
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🦸 Tarsem söyleşisi, Coppola’nın hayali

The Fall’un yönetmeni Tarsem Singh ile söyleşi, Aslı Ildır'dan Megalopolis eleştirisi.

27 Eyl 2024

Odeabank ile birlikte
Megalopolis | Kaynak: Bir Film

YAZARLAR

Aslı Ildır

Yazar - Bu Hafta Ne İzlesem?

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?

Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Şeyma Ye

·

13 Tem 2026

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?
DuendeDuende

HİKAYE

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Eda Solmaz

·

13 Tem 2026

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'
DuendeDuende

HİKAYE

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.

13 Tem 2026

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi
DuendeDuende

HİKAYE

Max Cavalera: 'İnsanoğlu hatalarından asla ders almadı'

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

Barış Akpolat

·

10 Tem 2026

Max Cavalera: 'İnsanoğlu hatalarından asla ders almadı'
DuendeDuende

HİKAYE

78. Primetime Emmy Ödülleri: Aday listesi bize ne anlatıyor?

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.

Emre Eminoğlu

·

10 Tem 2026

78. Primetime Emmy Ödülleri: Aday listesi bize ne anlatıyor?