MICHELIN, yaratıcı endüstriler ve İstanbul’un geleceği

MICHELIN, yaratıcı endüstriler ve İstanbul’un geleceği

12 Ekim - Schweppes - apéro
Schweppes ile birlikte

Ne istediğini bilenlere özel: Schweppes Tonic Water ile Cafe Platonic Schweppes Tonic Water ile Cafe Platonic Bugün apéro’nun mutfağında kahve, dostlar ve sohbet üçlüsüne Schweppes Tonic Water da dâhil oluyor ve sevdiklerimizle geçirdiğimiz güzel anlara Cafe Platonic ile yeni bir yorum katıyor. Cafe Platonic hazırlanışı: Soğuk kahve mevsimi henüz bitmedi, bitemez. Ondandır ki bardağa bolca buz koyarak tarifimize başlıyoruz. Ardından apéro okurunun keşifli tatlar merakına iyi gidecek 10 ml çarkıfelek meyvesi şurubu ve 10 ml karışık kırmızı meyve şurubu ekliyoruz. Hemen ardından kahveyle kuracağı ilişkiye oldukça hazır olan Schweppes Tonic Water önden buyuruyor ve lezzeti taçlandırmak üzere mocktail ’in seyrini değiştiriyor. Schweppes Tonic Water ve ne istediğini bilenlenler olarak yerlerimizi aldığımıza göre, en keyifli anların aranan üçlüsünü tamamlayacak olan 30 ml espresso da karışıma ekleniyor. Unutulmayacak anlara eşlik edecek Cafe Platonic ’ten ilk yudumu aldıktan sonra platonik aşkları yeniden masaya yatırmak için hazırız. Afiyet olsun! Farklı Schweppes lezzetleriyle deneyebileceğin daha pek çok mocktail tarifiyle buluşmak istersen şuraya davetlisin. Evde geçirilecek her anı benzersiz kılmak üzere seni bekliyorlar.

Daha fazlasını öğren

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Renkli, dinamik, son derece aktif ve dünyanın en büyük metropollerinden biri olmasının yanında İstanbul, bir gastronomi tutkununun gezi listesinin en tepesinde yer tutacak birkaç şehirden biri olabilir. Yüzyıllar boyunca gittikçe genişlemiş zengin mutfak kültürü ve tüm klişelerin tam ortasında “batının ve doğunun kesişimini” yalnızca simgelemeyen aynı zamanda yaşatan bir şehir olarak İstanbul’un MICHELIN Guide'ına çok daha erken yıllarda girmesi dünyada kimseyi şaşırtmazdı.

Kültürel zenginliği ve tüm ikilikleri yeniden sorgulamamızı sağlayan heterojenliği bir kenara, İstanbul mutfak kültürünün esnaf lokantalarından fine-dining restoranlara uzanan geniş spektrumunda, şehrin MICHELIN listelerindeki herhangi bir şehirden çok daha farklı bir doğasının olduğunu söyleyebiliriz. Kökenleri 17. yüzyıl Avrupasına dayanan gastronomiyle binlerce yıllık, yüzlerce toplumu bir araya getirmiş bir yemek mirasını nasıl aynı şehirde birleştirebiliriz? İstanbul bu sorunun bazen iyi bazen kötü; bazen açık bazen kapalı; bazen kaotik, bazen de net bir şekilde verilmiş bir cevabı.

MICHELIN yıldızlarının dinamik dünyasından İstanbul’un kolektif lokanta kültürlerine, uluslararası bir “gastronomi statü evreninin” İstanbul gibi bir yerde nasıl inşa edilebileceği oldukça kapsamlı bir soru. Bir yandan kültürün gerçek taşıyıcılarını bir yandan da inovatif, yaratıcı, cesur, genç şefleri; bir yandan gelenekleri bir yandan da Batılı mutfak, pişirme tekniklerini aynı kefeye koyup bir sistem yaratmak İstanbul gibi bir yerde gerçekten güç. TURK’ün 2 yıldızla listeye girmesinin yanında Çiya’nın herhangi bir şekilde listede yer almamasını bu güçlüğün en iyi örneklerinden biri olabilir.

İstanbul’un gastronomi tarihi için kendine has dokusu bir kenara şehirdeki yaşamın her gün şaşırtmaya devam eden çeşitliliği 21. yüzyıl yaratıcı endüstrileri ve ekonomileri için bir kırılma noktasına dönüşebilir. Tamamen Batı merkezli ve çoğunlukla bireysel, neoliberal kökenlerden beslenen yaratıcı ekonomiler, İstanbul gibi kolektif ruhu her an taşıyan bir şehirde kendine yepyeni bir enerji bulabilir. Peru’nun yemek dünyasının merkezlerinden birine, Lizbon’un nomad’lerin yeni buluşma şehri hâline dönüştüğü bir zamanda; İstanbul’un dünyanın en önemli yaratıcı merkezlerinden birine dönüşmesi işten bile değil. Bunun gerçekleşmesi için de özgürlüklere, doğru ve adil teşvik politikalarına, özenli ve adil şehir planlarına ve her şeyden önce iyileşmeye ihtiyacımız var.

MICHELIN’in 11 Ekim 2022’de İstanbul listesini açıklaması tüm bunların başlangıcında olduğumuzun bir yansıması. MICHELIN’in İstanbul’a gelişi yalnızca şehrin sonraki yıllarda dünyanın en önemli yemek merkezlerinden biri hâline gelmesinin değil, MICHELIN gibi bir organizasyonun da katı Batılı kökenlerinin giderek yeniliklere, çeşitliliklere açıldığının, bunu yaparak da dünyadaki kültürel zenginliği çok daha açığa çıkarabileceğinin bir işareti. Dün gece itibarıyla şehre gelen bu dinamizmin, bir sektörün uluslararası standartlarda dünyada kendine bir yer bulması yalnızca ekonomik anlamda değil, “İstanbullu” olmanın, İstanbul’da üretmenin de anlamını bambaşka bir boyuta taşıyor. İstanbul’da üreten, pişiren ve sokakları, caddeleri, mahalleleri; bu şehri dünyanın en güzel yerlerinden biri hâline getiren tüm yemek sektörü çalışanlarına sevgilerle… 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro

BÜLTEN SAYISI

🌟 MICHELIN Guide İstanbul'da!

Bu hafta menüde yıldızlar var: MICHELIN Guide İstanbul seçkisi dün açıklandı. Peki bu seçki nasıl değerlendiriliyor? MICHELIN'in İstanbul'a gelişi, bundan sonra İstanbul yeme-içme sahnesini nasıl etkileyecek?

12 Eki 2022

Schweppes ile birlikte
MICHELIN Guide

YAZARLAR

Orhun Canca

Aposto'nun kurucu ortağı ve CEO'su.

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro

HİKAYE

Fas günlüğü: Essaouira’da pazardan mutfağa

Fas mutfağı, tek bir tarif ya da birkaç simge yemekle açıklanabilecek bir mutfak değil. Essaouira'da bir sabah pazarda başlayan gün; alışverişten pişirmeye, sofradan gündelik hayattaki rutinlere kadarki küçük ayrıntılarla bunun nedenini kendiliğinden anlatıyor.

01 Ağu 2026

Fas günlüğü: Essaouira’da pazardan mutfağa
apéroapéro

HİKAYE

Fas sokak mutfağının çıtır klasiği: Sebzeli briouates

Fas mutfağında briouates, ince yufkaya sarılan ve üçgen biçiminde hazırlanan en yaygın atıştırmalıklardan biri. Etli, peynirli ya da sebzeli farklı iç harçlarla yapılabilen bu tarif, özellikle aile sofralarında, çay saatlerinde ve ramazan döneminde sıkça yer buluyor. Warqa adı verilen geleneksel Fas yufkasıyla hazırlansa da baklava yufkasıyla da benzer bir sonuç elde edilebiliyor.

01 Ağu 2026

Fas sokak mutfağının çıtır klasiği: Sebzeli briouates
apéroapéro

HİKAYE

Tatlı ve tuzlunun buluştuğu Fas klasiği: Deniz ürünlü pastilla

Pastilla, Fas mutfağının en karakteristik yemeklerinden biri. Geleneksel olarak güvercin ya da tavuk etiyle hazırlanan bu kat kat börek, kıyı şehirlerinde deniz ürünleriyle de yorumlanıyor. İnce yufka, baharatlar ve farklı dokuların biraraya geldiği bu tarif, Fas mutfağının çok kültürlü lezzet anlayışını yansıtan en bilinen örneklerden biri.

01 Ağu 2026

Tatlı ve tuzlunun buluştuğu Fas klasiği: Deniz ürünlü pastilla
apéroapéro

HİKAYE

Geleneksel bir Fas keki: Portakallı meskouta

Meskouta, Fas'ta ev mutfağının en bilinen keklerinden biri. Bölgelere göre limonlu, yoğurtlu ya da portakallı farklı versiyonları hazırlanıyor. Özellikle turunçgillerin bol yetiştiği dönemlerde yapılan portakallı meskouta, çayın yanında ikram edilen klasik ev tatlıları arasında yer alıyor.

01 Ağu 2026

Geleneksel bir Fas keki: Portakallı meskouta
apéroapéro

HİKAYE

Bilginin toprağı: Bilgi neden tarımın merkezinde?

Tarımda kriz çoğu zaman üretim, iklim ya da ekonomi üzerinden tartışılıyor. Oysa gözden kaçan daha temel bir mesele var: Bilginin kim tarafından üretildiği. Tarımsal bilginin köyden laboratuvara, devletten piyasaya ve bugün algoritmalara kadarki süreçlerini izleyerek çiftçinin bu değişimde nasıl edilgenleştiğini ve neden yeniden bilgi üretiminin öznesi olması gerektiğini tartışıyoruz.

25 Tem 2026

Bilginin toprağı: Bilgi neden tarımın merkezinde?