Mülkiyetin geleceği NFT mi?


Gedik Yatırım’dan Enerji Sektörü İnceleme Raporu
Küresel ekonomiler, pek çok meseleyi aynı anda yönetmek durumunda kaldığı zorlu bir süreçten geçiyor. Dünyanın önde gelen ekonomileri, 1970'lerden bu yana ilk kez ekonomilerinde bu derece ağır bir 'enerji enflasyonu' baskısıyla karşı…
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İnsanların geçmiş çağlardan bu yana değişmeyen arzularından birini, bir şeye sahip olmak, hatta mümkünse o şeyin tek sahibi olmak oluşturuyor. Bu bir ev, araba, arsa olabilir. Ya da bir çanta, bir tablo, bir müzik CD’si… Ancak değişen dünyada bir şeylere sahip olma anlayışımız da şekil değiştirmeye, dijital varlıklara sahip olmak da fiziksel olanlarına sahip olmak kadar kıymetli hale gelmeye başladı. Dijital varlıklarımızın sertifikası olarak kabul edilen NFT’ler, özellikle 2021’in ilk çeyreğinden beri gündemi epey meşgul ediyor. Birçok sanatçı, marka veya kurum, NFT evrenine dahil olurken Londra merkezli pazar araştırması şirketi Brandessence Market, NFT faaliyetlerinin 2021'in üçüncü çeyreğinde ilk çeyreğe kıyasla %328 büyüme kaydettiğini açıkladı.
Nedir bu NFT?
En basit tabirle NFT yani non-fungible token, blok zinciri tabanlı kendine özgü, değiştirilemez dijital eserler olarak tanımlanıyor. Çevrimiçi olarak alınıp satılan NFT’ler bir tablo, bir video, bir GIF veya bir müzik albümü gibi herhangi bir dijital varlık olabilirken aynı zamanda bu varlığın mülkiyet belgesini temsil ediyor. NFT’ler, genellikle Bitcoin veya Ether gibi kripto para birimleriyle benzer tür programlama kullanılarak oluşturuluyor; ancak benzerlik burada sona eriyor. Çünkü NFT’ler değiştirilemiyor veya takas edilemiyor. 1 dolar her zaman 1 dolara veya 1 Bitcoin her zaman 1 Bitcoin’e eşitken NFT’ler için böyle bir durum söz konusu değil. Her NFT, eşsiz ve tek.
NFT kavramına belki de bir çoğumuz geçen yılın sonlarına doğru aşina olmaya başladık, halbuki bu alandaki ilk hareketlilik 2017 yılında yaşandı. Dijital kedilerin alınıp satılabildiği CryptoKitties isimli oyundaki her kedi kendine özgüydü, yani bir NFT idi. Fakat asıl büyüme, 2020’nin sonlarında görüldü. Bir galeride daha az alıcıya ulaşabilecek sanat eserlerini NFT haline getirip dijital olarak satmaya karar veren sanatçılar başarılı oldu. Hâlihazırda NFT alım satımlarının gerçekleştirildiği en popüler pazaryerlerinin birkaçını Opensea, Rarible, Binance ve Mintable oluşturuyor.
Sanat dünyasında NFT rüzgarı
NFT’lerin popülerliği, 2021’in başında iyice artınca dünyanın her yerinden ünlü sanatçılar, müzayede evleri eserlerini dijital ortamda satışa sunmaya başladı. Türkiye’de satılan ilk NFT ise kentçizer Tarık Tolunay’ın “Pandemi” isimli eseri oldu. Ardından Cüneyt Özdemir, Refik Anadol, Cem Yılmaz gibi ünlü isimler de furyaya katıldı. Dünyada ise Kate Moss, Paris Hilton, Eminem gibi ünlü isimler eserlerini NFT olarak satışa sunarak milyonlarca dolar kazandı. Dünyanın önde gelen müzayede evleri Christie’s ve Sotheby’s dahil birçok kuruluş da koleksiyonlarına NFT’leri eklemiş durumda.
Sanatçıların bu dünyanın bir parçası haline gelmesinin en önemli sebeplerinden biri, ekonomik avantajlar. Blok zinciri üzerinden imzalanan eserin üçüncü şahıslara geçmesi durumunda da sanatçının telif hakkı korunmaya devam ediyor. Fiziksel eserlerden farklı olarak eser, her el değiştirdiğinde veya farklı alanlarda kullanıldığında hak geçerli oluyor ve bu blok zinciri üzerinden takip edilebiliyor. Bütün bu gelişmelerin ışığında ortaya, “Sanat sektörünün geleceği NFT mi?” sorusu çıktı. Bir NFT pazaryeri olan Babylons’un kurucu ortağı ve CSO’su Alp Arda Seyhan bu soruyu şu şekilde cevaplıyor:
“Bence NFT’ler, fiziksel sanatın bir alternatifi değil, paralelde ilerleyen bir alan. 16’ncı yüzyıldan kalma bir tabloyu duvara asıp ona bakmakla, aynı eserin LED ekranda göstermenin kişilerde uyandırdığı zevkler farklı. 16’ncı yüzyıl tablosunu LED ekranda yansıtırsak çok başarılı bir görüntü elde edemeyebiliriz. Aynı şekilde LED ekran için tasarlanmış bir dijital eseri de yağlı boyayla çizersek aynı zevki elde edemeyiz. Bunlar birbirinin alternatifi değil, birbirlerini tamamlıyor. NFT’ler ve geleneksel sanat birbirine zarar vermeyecek, aksine birbirini yükselterek devam edecek. NFT sanatın geleceği değil bir parçası olacak.”
Peki, sadece sanat mı?
Belki de modern zaman koleksiyonları olarak kabul edilen NFT’lerin adını en çok yukarıda bahsettiğimiz tarz haberlerle duyduğumuz için değişmez tokenler kafamızda sanat sektörü ile özdeşleşti. Halbuki NFT’ler sadece sanat eserleri değil herhangi bir dijital içerik olabilir. Örneğin Twitter’ın kurucusu Jack Dorsey attığı ilk tweet’i satışa sunarak milyonlarca dolar kazanmıştı. Bunun yanı sıra NBA tarihinde yaşanan en eşsiz anların NFT’ye dönüşmüş hallerini barındıran Top Shot platformu, en çok talep gören platformlar arasında. Şirketler de bu dönüşümün bir parçası oluyor. Nike, Louis Vuitton gibi küresel markalar, NFT temelli ürün ve hizmetler sunuyor.
Türkiye’de ise sanatçıların, gazetecilerin yanı sıra spor kulüpleri ve markalar, NFT dünyasına katıldı. Örneğin Galatasaray’ın “Ali Sami Yen Koleksiyonu” ismini verdiği NFT’leri piyasaya sürülmesinden dakikalar sonra tükenirken Yapı Kredi, yıllardır reklamlarından tanıdığımız “Vadaa” karakterini NFT olarak satışa sundu.
Öte yandan, NFT deyince adı sanatın hemen arkasından anılan bir sektör var: Oyun. Son dönemde hızla popülerleşen NFT oyunları sayesinde oyun dünyası, oyunların blok zinciri üzerinden de oynanabildiğini ve bu yaklaşımla farklı kitlelere de hitap edebileceğini görmüş oldu. İşin doğası gereği bir oyun, blok zinciri üzerinden oynanacaksa oyundaki varlıklar da NFT olmak zorunda. Peki nedir bu varlıklar? Video oyunlarındaki arazi parçaları, kaleler, karakterlerin kıyafetleri veya hazineler bu varlıkların bir kısmını oluşturuyor. Babylons’un kurucu ortağı Seyhan, oyun dünyasında hızlı bir şekilde yükselişe geçen NFT’lerin sektör için ciddi bir potansiyel taşıdığını, Babylons olarak sadece tek bir oyundan 24 saat içinde 3 milyon dolarlık ticaret hacmi elde ettiklerini söylüyor ve ekliyor:
“Blok zincirinde daha fazla oyun geliştirildikçe, o oyundaki varlıklar NFT olduğu için NFT’lerin kullanım alanı ve kullanıcılar tarafından kabul edilebilirlik oranı artmış olacak. Geleneksel ve büyük oyun şirketlerinin bu alana ilgisini gördükçe daha farklı ve daha geniş kullanım alanları olacağını öngörüyoruz.”
Rakamlarla NFT sektörü, gelecek öngörüsü
Bütün bu alım satımlar akıllara şu soruları getiriyor: Peki, ne büyüklükte bir sektörden bahsediyoruz ve yatırımcılar neden NFT’yi tercih ediyor? NFT pazarı, 2020'de üç katına çıkarak 250 milyon dolara yükselen değeri ile hızlı bir büyüme kaydetti. Litvanya merkezli veri toplama ve analizi şirketi Dapp Radar’a göre NFT satış hacmi, 2021'in üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 8 kattan fazla artarak 10,7 milyar dolara yükseldi.
Yatırımcılar konusuna gelirsek, kimi yatırımcının sanat kaygısıyla kiminin ise ekonomik kaygılarla bu alanda faaliyet gösterdiğini söylemek mümkün. Alp Arda Seyhan'ın şahsi fikri ise NFT yatırımlarında finansal kazancın daha büyük bir motivasyon olduğu yönünde. Motivasyon ne olursa olsun tartışılmayacak bir gerçek var: Yakın bir gelecekte NFT’leri hayatın birçok alanında görmek mümkün olacak. NFT’lerin dönüştüreceği ilk geleneksel sektörün ise emlak olması bekleniyor. Devletler, gerekli yasal ve adli düzenlemeleri yaptığında gayrimenkul alım satımlarında ve tapu, diploma gibi soğuk damga gerektiren belgelerin yerine NFT teknolojisinden yararlanılmasının önünde hiçbir engel kalmayacağı düşünülüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Hangi sektörler, gelecek planlarını NFT evreninde şekillendiriyor? Facebook'un adını Meta olarak değiştirmesiyle gündeme gelen metaverse internetin geleceği mi?
26 Kas 2021

YAZARLAR

İrem Özbay
Writer @ Pareto

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.
12 Eki 2026

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.





