Nedir spor filmi, neden bir spor filmleri festivali?

İlk kez düzenlenen İstanbul Uluslararası Spor Filmleri Festivali’nin direktörü Gökçe Kaan Demirkıran ile spor filmlerine, festival seçkisine, festivalin ilk yılına ve geleceğine dair sohbet ettik.
Nedir spor filmi, neden bir spor filmleri festivali?

8 Mayıs - Logo Yazılım - Gündem
Logo Yazılım ile birlikte

Logo Yazılım’ın bilişim tarihine ışık tutan sergisi açıldı

“Hayalden Gerçeğe: Logo Yazılım’ın 40 Yılı” sergisi, şirketin kuruluşundan günümüze uzanan hikayesini aktarırken teknolojideki büyük dönüşümleri ve bu süreçteki toplumsal gelişmeleri gözler önüne seriyor. 6 Mayıs’ta Tophane-i Âmire Kültür…

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Yıllık sinema üretimini gözler önüne seren, sinema sektörünü buluşturan ve çoğunlukla düzenlendikleri kentlerin ismiyle anılan film festivalleri kadar, seçkisini tamamen belli bir alandaki sinema üretimine ayıran tematik film festivalleri de sinema seyircisi ve kültürü için büyük önem taşıyor. Ülkemizdeki tematik film festivallerinin en yenisi olan İstanbul Uluslararası Spor Filmleri Festivali, 7 Mayıs’ta başladı ve bu hafta sonuna dek sürecek. Festivalde kurmaca ve belgesel kısa filmlerin yarıştığı uluslararası iki yarışmanın yanı sıra uzun metrajlı film gösterimleri ve spor dünyasıyla sinema dünyasını buluşturan söyleşi ve etkinlikler de var. 

Gökçe Kaan Demirkıran | Kaynak: İstanbul Spor Filmleri Festivali

Festival direktörü Gökçe Kaan Demirkıran ile spor filmlerine, festival seçkisine, festivalin ilk yılına ve geleceğine dair sohbet ettik.

Spor filmini nasıl tanımlıyorsun? Bir filme spor filmi demek için ne kadar spora dair olması gerekiyor? 

Bu aslında festivalde tartışılmasını istediğim bir konu. Bir tür olarak spor filmi nedir, neye denir? Benim yaklaşımım şu şekilde: Ben sporu toplumsal arka planı ile önemsiyorum. Elbette rekabet, kazanmak vs. önemli. Ancak toplumsal arka planı kendi filmlerimi yaparken de beni çeken taraf. Bu bir sporcu portresi de olabilir, bir toplumsal olgu veya olay da olabilir. Bireysel bir sporcunun hikayesini izlerken onun yaşamının izini sürmek bence sinema açısından çok önemli bir hikaye hazinesi. Özellikle son yıllarda sinemanın hikaye anlatıcılığı, tekrar eden hikayeler bağlamında çok tartışılıyor. O nedenle spor iyi bir pencere sinema açısından da. 

Spor özelinde tematik bir festival fikri nasıl ortaya çıktı? Tematik film festivallerinin esas hedef kitlesi sizce sadece bu konuyla ilgilenenler mi yoksa sinemayla ilgilenen herkes mi olmalı? 

Ben uzun yıllardır belgesel çekiyorum. Son 10 yıldır da spor belgeselleri çekiyorum. Türkiye’de ve dünyada birçok festivale de katılıyorum. Aslında fikir, gönlüme göre bir festival yapabilir miyim düşüncesinden çıktı. İzlediğim, önemsediğim, konuşulmasını gerekli gördüğüm şeyleri yapabileceğim bir alan açmaya çalıştım. Geldiğim noktada iyi hissediyorum. Çünkü düşüncelerimin büyük çoğunluğunun karşılığını aldım. Hedef kitle işi biraz karışık. Bu biraz Türkiye’deki spor ve sinema kültürü ile ilişkili. Süreçte şunu gördüm ki spor izleyicisinin film festivali alışkanlığı yok. Film festivali takip edenlerin de sporla ilişkisi sınırlı-sorumlu şekilde. Benim hedefim orta vadede bu iki alanı sevenleri bir araya getirmek aslında. Çünkü bana göre sinema ve spor modern zamanların en önemli iki eğlencesi. 

Gökçe Kaan Demirkıran | Kaynak: İstanbul Spor Filmleri Festivali

Spor filmlerine yoğunlaşan film festivallerinin dünyada takip ettiğin başka örnekleri var mı?

Dünyada çok örnek var. Spor filmleri deyince, herkesin sevdiği, sevebileceği filmler var. Aslında festival seçkisi, benim sevdiğim filmleri ortaya koyuyor biraz. Ben dünyadaki ana akım sinemadan da, arthouse filmlerden de, kendi sinemamızdan da spor filmleri örnekleri seçtim festivale. Ben Beşiktaşlıyım ama çok önemsediğim bir karakter ve film var: 1965’te Atıf Yılmaz’ın yönettiği, Metin Oktay’ın hayatını anlatan ve başrolde de Metin Oktay’ın kendisinin oynadığı Taçsız Kral festivalimizde olacak. Sonrasında Mustafa Denizli ve Attila Gökçe, Mehmet Ayan’ın moderatörlüğünde konuşmacı olarak bizlerle olacak. Mesela bunun yanında festivalde Rocky 4’ü de gösteriyoruz, Dar Alanda Kısa Paslaşmaları da...

Dar Alanda Kısa Paslaşmalar | Kaynak: İstanbul Spor Filmleri Festivali

Bir ülke sinemasındaki spor filmleri, genellikle o ülkedeki en popüler sporla mı ilgili oluyor? Örneğin Taçsız Kral ya da Dar Alanda Kısa Paslaşmalar dedin; Türkiye sinemasında spor filmleri dediğimizde en çok futbol filmleri mi görüyoruz? 

Dünyada böyle değil ama bizde böyle. Çünkü biz tüketim toplumu olmaya daha yatkınız. Tükettiğimiz şeylerde de kitlesel eğilimler ve trendler çok belirleyici. Entlektüellerimiz de böyle mesela. Mutlaka dünyada da benzer durumlar vardır ama bizdeki kadar belirgin değil diye düşünüyorum. İşin ilginç yanı şu, futbol çok seviliyor gibi görünse de futbol filmlerine o kadar ilgi yok aslında. Yapımcılar ve saloncular bundan çok şikayet ederler. Benim arayışım biraz farklı. Ben nicelik ve kitlesellikten ziyade, dipten ve derinden nitelikli bir kültür alanı açmak istiyorum bu bağlamda. Hemen ilk yıl olabilecek bir şey değil ama 5 yıllık bir kalkınma planımız var. (Gülüyor.) 

Ben de festivalin uzun yıllar devam edeceğine inanıyorum. İleriki yıllar için en büyük hayalin ne olurdu?

Öyle büyük hayaller kurmuyorum. Aklıma geliyor bir anda, düşünüyorum ve hemen deniyorum. Olursa güzel oluyor. Sonra da dönüp, hayal etsem ancak böyle olabilirdi diyorum. Festival biraz böyle şekillendi. O yüzden bu ritmi bozmuyorum. Hayal etmeden, daha iyi nasıl anlatabilirim üzerinden planlamaya çalışıyorum. 

Gökçe Kaan Demirkıran | Kaynak: İstanbul Spor Filmleri Festivali

Jürideki sporcular ve spor yazarları dışında festivalin spor dünyasıyla ilişkisi nasıl? Spor, filmler ve sinema dışında festivalin ne kadar büyük bir parçası olacak?

Çok iyi reaksiyon aldık. Ancak Türkiye’deki spor izleyicisinin sinemayla olan bağına dair sadece gözlemlerimiz var. Festivalde bunu da test etmiş oluyoruz. Aslında festivalin odak noktalarından biri bu ilişkiyi güçlendirmek. O nedenle kısa vadeli düşünmüyorum. Her yıl nitelik ve nicelik olarak üstüne koyan bir festival planlıyorum. Spor dünyasından isimlerle sinema dünyasından isimler festivalde bir araya gelsin istiyorum.

Henüz herhangi bir filme konu olmayan ama keşke filmi çekilse dediğin bir spor olayı ya da biyografisini beyazperdede izlemek istediğin bir sporcu var mı?

Elbette var, çok var. Kendi ülkemizden spor karakterleriyle ilgili çok sayıda filme ihtiyaç duyuyoruz. Ancak Türkiye’deki sinema endüstrisi buna henüz mahir değil. Umarım ilerde olur. Türkiye’de anıt futbol karakterleri var mesela. Onların yaşam öyküleri perdeye yansımalı. Sadece portre olarak da değil, (festival içinde de çok tartıştığımız bir konu olacak) Türkiye’de filmlerin, dizilerin arka planında spora dair temalar, mekanlar pek kullanılmıyor. Oysa şehirlerin, toplumun gündelik yaşamının içinde sporun ağırlığı yadsınamaz.

Son olarak, kişisel olarak favori spor filmini sorayım.

Festivalde çok göstermek istediğim ama bir türlü hak sahipliği meselesini çözemediğimiz Any Given Sunday’i önerebilirim. Bize hem uzak hem de iyi hissettiren bir film. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🏋️ Spor Filmleri Festivali, Avrupa Akademisi üyeleri

İlk kez düzenlenen İstanbul Spor Filmleri Festivali’ni festival direktörü Gökçe Kaan Demirkıran ile konuştuk. Cannes’dan Ankara’ya haftanın gündemine göz attık.

09 May 2025

Logo Yazılım ile birlikte
Rocky 4

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Aristo'nun 'Altın Orta'sından Z kuşağının isyankarlığına: Enes Özel'le 'Normal' üzerine

M. Enes Özel, bir hayli aktif kullandığı Instagram hesabında kendisini "Psikiyatri uzmanı. Kalan her şeyin amatörü, talihli ucube, falsolu kul" olarak takdim ediyor. Özel ile yeni kitabı "Normal" ve farklı kuşakların normali algılama biçimleri üzerine konuştuk.

Soner Can

·

04 Kas 2026

Aristo'nun 'Altın Orta'sından Z kuşağının isyankarlığına: Enes Özel'le 'Normal' üzerine
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Gözünü bile kırpmadan: 'You Can See Everything'in aynalı labirenti

Nathan Fielder ve Lance Oppenheim imzalı Elizabeth Holmes belgeseli "You Can See Everything", son yılların en tuhaf ve katmanlı filmlerinden biri. Filmde herkesin, Nathan dahil, farklı yansımalarını görüyoruz; hem kendilerini gördükleri gibi, hem herkesin onları gördüğü gibi, hem de bizim onları gördüğümüz gibi. Bu ayna labirentinde herkes, herkesi, izleyiciye oynuyor. Ve izliyor.

Aslı Ildır

·

03 Kas 2026

Gözünü bile kırpmadan: 'You Can See Everything'in aynalı labirenti
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Altın Portakal'ın ardından: Türkiye sineması nereye gidiyor?

24-31 Ekim tarihleri arasında düzenlenen 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali, yarışma seçkisi ve Film Forum etrafındaki tartışmalarla Türkiye sinemasının bugününü, geleceğini ve festivalin prestij iddiasını sorgulamaya açtı.

Emre Eminoğlu

·

02 Kas 2026

Altın Portakal'ın ardından: Türkiye sineması nereye gidiyor?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Norm: The Tale of Norm Macdonald: Şakanın sonunu beklerken

"Norm: The Tale of Norm Macdonald" bazen tanıdık görüntülerin rahatlığına fazla güveniyor, bazı güç soruların üzerinde daha uzun durabilecekken yeni bir şakaya geçiyor. Yine de Norm’la vakit geçirme duygusunu yakalıyor.

Ömer Şentürk

·

02 Kas 2026

Norm: The Tale of Norm Macdonald: Şakanın sonunu beklerken
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Sinopale’nin kurucuları, küratörleri ve sanatçılarıyla bienalin kentte yarattığı değişim üzerine

İlki 2006'da düzenlenen Sinopale, yirmi yılda Türkiye’nin en uzun soluklu bağımsız sanat oluşumlarından birine dönüştü. Bienalin kurucuları, küratörleri ve sanatçılarıyla 10. edisyon vesilesiyle biraraya gelerek Sinopale’nin kentle kurduğu ilişkiyi ve yerel bilginin çağdaş sanatla buluşma biçimlerini konuştuk.

Melike Bayık

·

02 Kas 2026

Sinopale’nin kurucuları, küratörleri ve sanatçılarıyla bienalin kentte yarattığı değişim üzerine