Nefes alan bir hafıza albümü

mor ve ötesi, bir eksikle tam olabilmeyi, hata yaparak büyüyebilmeyi, umudu koruyarak yaşamayı ve cesaretin ödül değil, sadece bir ifade olduğunu hatırlattı.
Nefes alan bir hafıza albümü

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Haftanın Albümü: mor ve ötesi, Sirenler

Süre: 52 dakika

Plak Şirketi: Rakun Müzik

Kartonet: En son on yıl önce Güneşi Beklerken bırakmıştık mor ve ötesi’ni. Grup her ne kadar Canlı Senfonik - Aya İrini, Harbiye Açıkhava (Canlı Senfonik) gibi özel kayıtlarla yer yer aramızda ve sahnede olmaya devam etse de içinde dolup taşanları uzun süre kimseyle paylaşmadı. Ta ki geçtiğimiz hafta gün yüzüne çıkan sekizinci albümleri Sirenler’i yayımlayana kadar. 90’lı yılların ortasından bugüne kadar şarkılarını hem tarihin hem de jenerasyonların katmaları arasında dolaştıran mor ve ötesi, belli ki müzisyen kimliklerini ustalığa emanet edip aynı toprakların yaşayanı olarak “başa gelen”in dönüşümünü sindirmeyi ve anlamayı tercih etti. Bu da bazen parçalara ayrılmayı, bazen derinlere inmeyi, bazen durulmayı, bazen de öfkeyle defterleri kapamayı gerektirir. Geçmiş, şimdi ve geleceği taşıyan üç bölüme ve bunları temsil eden mavi, kırmızı ve mor renklerine ayrılan/kavuşan Sirenler, tam da burada kavramlara bölünüp kendince bir oyunda birleşti.

İlk iki albümlerinde yer alan ve uzun süredir yoldaşları olan Volkan Gürkan’la yirmi yıl sonra yeniden prodüksiyon masasında buluşan grup, mikste Dave Bascombe, mastering’de de Joe Laporta’yla çalıştı. Grubun enstrümantal ustalığı her ne kadar temsilcisi oldukları janr içinde sıkışsa da derin ve titiz kurgular sayesinde müzikal kimliklerini istikrarla koruduklarını söylemek mümkün. “mor ve ötesi gitgide genişleyen düşünce ve duygu çeperini müziklerine de yansıtsa nasıl olurdu?” sorusuna hâlâ bir cevabım yok. 11 şarkıdan oluşan Sirenler’de üç farklı sokak ve bu sokakları buluşturan iki farklı meydan var. Sokaklarda üçer kaydın, meydanlarda da bağ şarkılarının temsiliyeti hâkim. Albümün sadece müzikal bir kurgu taşımadığı, buna paralel olarak görsel bir hikâye anlatımını da içselleştirip sunduğunu gözlemlemek mümkün. Burada tasarım direktörü Koray Doyran’ın ve kreatif direktör Sami Basut’un imzası var. Sirenler, her ne kadar hatırlatmak için çalsa da hayatın oyunculuğundan uzaklaşmayan, nefes alan bir hafıza albümü.

mor ve ötesi

mor ve ötesi, Sirenler


Neden dinleyelim? Bir mor ve ötesi albümünde paydaş bulmak kolaydır. İster duygular, ister sözler, ister adresi belli olan müzikal yönelimler olsun hep tanıdık bir yola çıkarsın. İçe kapanarak yalnızlaştıran zamanlarda olan bitene tanı koymak iyi gelir. Harun Tekin’in toplumun nabzına yerleşen sade kelime işçiliği, iki albüm arasında geçen yıllar yerine iyi ve kötüyü ayıran iki dünya arasında dolaştı belli ki. Hayatın mutlak eyleminden güç alan ve tekil gücün temsili olan şarkı sözlerinin yönü albümün başından sonuna kadar belli. Bu bir yandan her geçenin üstüne toprak atmaya çalıştığı albüm formatına da bir hatırlatma. Albümün müzikal yükünü çeken ve “rengi” belli olan şarkıları çok kıymetli. Ancak grubun dertli piyano baladlarıyla dinleyicisine el uzattığı bağ şarkıları Canavar ve Ağrılar, Sirenler’i anılar duvarına asan iki sağlam çivi gibi. mor ve ötesi, bir eksikle tam olabilmeyi, hata yaparak büyüyebilmeyi, umudu koruyarak yaşamayı ve cesaretin ödül değil, sadece bir ifade olduğunu hatırlattı. İyi ki varlar. Kâbusu yendiğimiz günlere.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🚨 mor ve ötesi, Mithat Alam Film Merkezi, Titane

Bu hafta Mithat Alam Film Merkezi'ni konuşuyor, mor ve ötesi'nin yeni albümü Sirenler'i dinliyor, oradan övmelere doyamadığımız Titane'ı seyre dalıyoruz.

28 Oca 2022

🚨 mor ve ötesi, Mithat Alam Film Merkezi, Titane

YAZARLAR

Taner Turna

grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

32. Saraybosna Film Festivali: Balkanlar sineması ve Cannes’ın öne çıkanları

Saraybosna Film Festivali’nin 32. yılında yarışmanın öne çıkanlarına, Balkan sinemasının yakın geçmişle ilişkisine ve festivalin en iyi filmlerine yakından bakıyoruz.

Emre Eminoğlu

·

24 Ağu 2026

32. Saraybosna Film Festivali: Balkanlar sineması ve Cannes’ın öne çıkanları
DuendeDuende

HİKAYE

The Invite: Bir ilişkiyi ayakta tutan nedir?

Olivia Wilde’ın "The Invite"ı, boşanmanın eşiğindeki bir çiftin evlerine misafir olan başka bir çift üzerinden arzuyu, evliliği, kadınlık deneyimlerini ve birlikte yaşamanın performatif hâllerini didikliyor. Tek mekana sıkışan film, seksin bir ilişkinin nedeni değil semptomu olduğunu söylerken asıl soruyu sonu bırakıyor: Bir ilişkiyi ayakta tutan şey arzu mu, alışkanlık mı, yoksa ilişkinin içinde kendin olabilmek midir?

Aslı Ildır

·

24 Ağu 2026

The Invite: Bir ilişkiyi ayakta tutan nedir?
DuendeDuende

HİKAYE

Caz Datça’nın ritmine karışırken: DatJazz'da Melina ile Doğu Akdeniz müziği üzerine

Datça’nın doğası ve Akdeniz ruhunu cazla buluşturan DatJazz’ın ilk yılında festivaldeydik. Yunan ve Fransız kültürü arasında büyüyen genç sanatçı Melina ile buluştuk ve geleneksel ile moderni buluşturan Doğu Akdeniz müziği üzerine konuştuk.

Eda Solmaz

·

24 Ağu 2026

Caz Datça’nın ritmine karışırken: DatJazz'da Melina ile Doğu Akdeniz müziği üzerine
DuendeDuende

HİKAYE

Kurgunun tasfiyesi: Otobiyografik anlatı edebiyatı nasıl istila etti?

Otobiyografik kurgu, memoir ve “dolaysızlık” estetiği çağdaş edebiyatın merkezine yerleşirken kurgu, hayal gücü ve başka dünyalar kurma iddiası giderek geri çekiliyor. Édouard Louis’den Karl Ove Knausgård’a uzanan bu yeni gerçekçilik, edebiyatı bir “otantiklik piyasası”na dönüştürürken okuru başka dünyaları tahayyül etmeye değil ona yalnızca empatiyle yaklaşmaya çağırıyor. Politik ve kültürel olarak alternatifsiz bırakılmış dünyanın edebiyattaki semptomları.

Enes Köse

·

21 Ağu 2026

Kurgunun tasfiyesi: Otobiyografik anlatı edebiyatı nasıl istila etti?
DuendeDuende

HİKAYE

Kazdağları'nın geçmişine uzanan bir köprü: Doğaya Sanat programı

Kazdağları’nın ekolojik kırılganlığı ile Mehmetalan Köyü’nün Tahtacı kültürü, sözlü hafızası, mitoloji ve tarih anlatılarıyla ilişki kuran Doğaya Sanat programı ekoloji, yerel kültür ve sanat arasındaki bağı; araştırma, karşılaşma, birlikte düşünme ve üretme pratiği üzerinden ele alıyor. Programın kurucuları Barış Atağ, Oğuzhan Taflı ve program direktörü Derya Yücel ile bu uzun soluklu ilişkinin nasıl kurulduğunu konuştuk.

Melike Bayık

·

21 Ağu 2026

Kazdağları'nın geçmişine uzanan bir köprü: Doğaya Sanat programı