

Yalınlığa, işlevselliğe ve tipografiye tutkulu bir tasarım stüdyosu: Baht.
O an için hayatınızı değiştirecek bir fikri, hiç ummadığınız bir yerde bulduğunuz oldu mu? Hiç; gayet olağan, gündelik bir sohbette dikkatinizi çeken bir ifade, bir kelime size yeni yollar açtı mı?
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Kripto sanat ve NFT yazı dizimiz tüm çılgınlığıyla devam ediyor. Neden “çılgınlık” kelimesini kullandığımı yazının ilerleyen bölümlerinde verdiğim örnekler ve rakamları gördükçe anlayacağınızı tahmin ediyorum. Kripto sanat serisinin ikinci yazısında bu hafta, kripto sanatın günümüzde neden bu denli popüler hâle geldiği ve çok konuşulan örnekleri üzerinde duracağız.
Şu anda gerek finans tarafından kripto dünyasından gerek sanat sektöründen herkesin gündeminde olan kripto sanat aslında sanıldığı gibi yeni bir teknoloji değil. Peki, ilk örnekleri 2010'ların ortalarında Bitcoin ve Ethereum gibi blokzincir ağlarının gelişimini takiben çıkan kripto sanat neden şu anda herkesin dilinde? Kripto sanatın bu denli konuşulmasının başlıca sebepleri; rekor kıran satış rakamları, insanların NFT üretmenin çok kolay olduğunu fark etmesi ve “ya rekor bir fiyata satılırsa” diye sektöre akın etmesi, iddialı rakamlar sebebiyle kripto sanatın magazinde bile yer bulması. Tüm bunlar ne yazık ki asıl konuşmamız gereken konu olan kripto sanatın sanatçı telif haklarına getirdiği devrim niteliğindeki yeniliklerin önüne geçiyor.

Beeple, Alive
2021’in Mart ayında MakersPlace iş birliğiyle Christie’s’te açık artırmaya sunulan Beeple’ın Everydays: The First 5000 Days isimli eserinin 69,346,250 dolara satılması, çoğunluğun kripto sanatla tanışmasını sağlarken bu dünyadan zaten haberi olan kesime de olayın boyutunun yavaş yavaş değiştiğinin sinyallerini verdi. SuperRare, Foundation, Opensea, Nifty Gateway, Tryshowtime gibi öncü satış platformlarına her gün bir yenisi ekleniyor, yakında NFT üretmeyi denemeyen sanatçı kalmayacak neredeyse. Bir de bir NFT üretmek için sanatçı olmaya gerek olmaması gibi bir konu var ki bu kripto sanat ifadesindeki “sanat” kelimesini sorgulatan büyük bir açmaz. Twitter CEO’su Jack Dorsey’in geçtiğimiz aylarda atmış olduğu ilk tweet’ini NFT olarak satışa çıkarıp 2,9 milyon dolara satması, Cüneyt Özdemir’in bir tweet’ini NFT formatına dönüştürerek 10 bin dolara satması, Gülben Ergen’in ikonik “Bana unutmayın ki hiçbir şey olmaz” sözünü ya da Saba Tümer’in kahkahasını NFT formatında satışa çıkarması gibi magazinsel onlarca örnek var. Merak etmeyin bu dipsiz kuyuda daha fazla ilerlemeyeceğiz. Sektörü tam bir kaos ortamına dönüştüren ve sanatsal değeri olmayan bu örnekleri bir kenara bırakarak bu alandaki öncü sanatsal NFT'lere geçiyoruz.

Ben Lewis, Salvator Metaversi
Beeple ile birlikte kripto sanat dünyasında en konuşulan isimlerden biri olan Pak'ın Sotheby’s iş birliğiyle Nifty Gateway ortaklığında, 12-14 Nisan tarihleri arasında gerçekleşen The Fungible Collection satışı, NFT dünyasının geleneksel sanat sektörüyle kurduğu diyaloğun önemli bir diğer örneği oldu. Satış kapsamında toplamda 16,8 milyon dolar elde edildi. Refik Anadol’un Machine Hallucinations: Nature Dreams - Last Memory adlı eseri Nifty Gateway’de 327 bin dolara alıcı buldu. Eserin gelirinin iklim değişikliğiyle ilgili çalışmalara katkıda bulunmak için kullanılacağı açıklandı. ha:ar’ın (Hande Şekerciler & Arda Yalkın) 26 Mart’ta Cermodern’de açılan sergisinde yer alan eserlerinin aynı zamanda birer NFT versiyonu ise SuperRare’de satışa çıktı ve iddialı rakamlara alıcı buldu. Shepard Fairey ve Damien Hirst gibi tanınmış sanatçılar da NFT dünyasına ilk adımlarını attılar.
Pace Gallery, John Gerrard’ın Western Flag adlı eserini NFT formatında satışa sundu. König Galerie, blokzincir dünyası Decentraland'da bir sergiye ev sahipliği yaparak bir ilke imza attı. 21 Mart’ta başlayan Artist Is Online adlı sergi, geleneksel sanat formlarını yeniden yapılandıran 50 sanatçıyı bir araya getirdi ve sergide yer alan NFT eserler, Anika Meier ve Johann König küratörlüğünde karşımıza çıktı. Yazar ve sanat tarihçisi Ben Lewis, 450 milyon dolar’a satılarak “dünyanın en pahalı tablosu” unvanını alan Leonardo da Vinci’nin Salvator Mundi adlı eserinden ilhamla bir NFT yarattı. Sistemin adaletsizliğine ve sömürücülüğe dikkat çekmek isteyen Lewis'in amacı satıştan elde edilecek geliri, eseri 2005 yılında 1,175 dolara satan ilk sahipleriyle paylaşmak. Tanınmış kripto sanatçısı Beeple’ın Spring/Summer Collection adlı yeni NFT serisi 30 Nisan-2 Mayıs tarihleri arasında Nifty Gateway’de satışa sunulacak. Bu satıştan da dudak uçuklatan rakamlar duyma ihtimalimiz oldukça yüksek.
Henüz hepimiz için yeni olan kripto sanat dünyası raydan çıkmış bir şekilde ilerlemeye devam ederken bir yandan da kendi yolunu bulmaya çalışıyor. Önümüzdeki yıllarda sektörde ağırlıklı olarak nitelikli sanatçıların varlığını görmek dileğiyle.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İçindekiler: Denize bakma duraklarıyla Allie Crow Buckley, çok boyutlu ve çok katmanlı varlığımızın sembolü Lateralus, Berlin’de yalnız kalplerin anlatıcısı Jan-Ole Gerster ve dahası.
30 Nis 2021

YAZARLAR

Burcu Dimili
İletişim danışmanı, editör, sanat yazarı.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




