Nostaljiyi pazarlamak: Müzik endüstrisinin yeni kapısı


Sanat, farklı disiplinlerden ilham alıyor: ‘ODAK’
Decollage Art Space , yeni bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Sanat dünyasında yükselen yeni sesleri duyurmayı amaçlayan multidisipliner sergi ODAK , yarından itibaren kapılarını ziyaretçilere açıyor.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
2024, uzun zamandır sessizliğini koruyan müzisyenlerin uyanış yılıydı. Adeta bir nostalji rüzgarı esti, esmeye de devam ediyor. Asla yeniden birleşmez dediğimiz müzisyenler bile biraraya geliyor. Ergenlik çağlarımızda dinlediğimiz isimler yıllar sonra yeni şarkılar çıkarıyor ya da kült olmuş eski albümleri için turneler düzenliyor. Tüm nostalji turlarının ise ortak bir özelliği var; garantili bilet satışı. Bu turneler ayrıca pandemi sonrası bir türlü ayağa kalkamayan müzik endüstrisi için can suyu olma özelliği de taşıyor. Hayranlar, sevdikleri grupları yeniden birarada görmek için oldukça heyecanlı ve istenilen konser bileti ücretini de vermeye hazır. Birçok sanatçı bu ilgiden dolayı şimdiden hatırı sayılar kazanç elde etti bile.
15 yıl sonra tekrar biraraya gelen İngiliz grup Oasis, dinamik fiyatlandırma nedeniyle 73 sterlinden 506 sterline kadar yükselen bilet fiyatlarına rağmen 2025 yazında vereceği konserlerin tüm biletlerini sattı. My Chemical Romance, önümüzdeki yıl 2006’da yayınladığı The Black Parade albümünün tamamını çalacağı bir turneye çıkacak. Turda kendilerine Evanescence, Devo, Violent Femmes, Pixies, Alice Cooper ve Garbage eşlik edecek. Grubun turne biletleri resmî olarak tükendi.
Creed, sahneye en son 2000’ler biterken çıkmıştı. Grup, şimdilerde tekrardan birleşti ve Ekim ayında “99 Summer Tour” adını verdikleri turneleri kapsamında yeniden yola çıktı. Creed'e bu turnede 90’ların en çok dinlenen rock gruplarından 3 Doors Down eşlik ediyor. Tabii ki konserlerin biletleri bir sonraki durağa geçmeden hemen tükeniyor.
Rap ikonu Nas, Illmatic albümünün 30. yılını kutladığı bir turne gerçekleştirdi. Green Day, yeni bir albüme sahip olmasına rağmen Dookie’nin 30’uncu, American Idiot’un 20’nci yılına özel konserler verdi. Hâlâ da turneleri devam ediyor. Shania Twain, 2003’te lyme hastalığına yakalandıktan sonra neredeyse 10 yıl boyunca hiç şarkı söylemedi, ardından boğazından birçok ameliyat geçirdi ve sesine tekrar kavuştu. Twain, hem sesinin dönüşünü kutluyor hem de 97’deki ikonik albümü Come On Over’ın tüm şarkılarını seslendirdiği konser serisini devam ettiriyor.
Blink-182, 7 yıllık bir ayrılığın ardından Tom DeLonge’un dönüşüyle geçen yıl dünya turnesine çıktı. Konserleri kağıt üzerinde One More Time… adlı yeni albüme odaklansa da şarkı listelerinin neredeyse tamamı eski parçalardan oluşuyor. Slipknot, 1999’da yayınlanan albümü Slipknot’ın 25. yıldönümünü konserler vererek kutladı.
Weezer da Weezer albümünün 30’uncu yılını bir turne ile kutlayacak. Her durakta albümü baştan sona çalacaklar. Grup, 14 yıl önce de benzer bir turne düzenlemiş fakat şu anki kadar etkili bir karşılık alamamıştı. Linkin Park ise 7 yıl sonra yeni vokalleri ile yeni albümünden parçalar ve eski şarkılarından oluşan bir turnede.
Turneler albüm dinleme sayılarını artırıyor
Eski albümleri yeniden canlandırmak 2000’lerin ortalarında müzik endüstrisinin yarattığıı bir konseptti. ABD’de “Don’t Look Back” başlıklı küçük çaplı konserlerden oluşan küratörlü bir seriyle ortaya çıktı ve 10 yıl içinde büyük bir kazanç kaynağına dönüştü. 2016’da Bruce Springsteen, 1980’de çıkan The River albümü kapsamında dünya çapında bir turneye çıktı. Tabii ki U2 da 2017’de 1987 tarihli The Joshua Tree albümünü baştan sona çaldığı devasa bir turneyle bu akıma dahil oldu.
Artık kesin olan bir şey var ki günümüz eğlence sektörünün en önemli para kaynaklarından biri nostalji pazarlamak. Bu sadece müzik alanında yaşanmıyor, kült dizi ve filmlerin yeniden çekilmesini de kapsıyor. Bu ekosistemde yeni nesil de yaşının yetmediği kültürel ikonlarla yeniden bağ kurma şansına sahip oluyor.
Sanatçılar, albümlerinin yıldönümü kutlamaları başlığı altındaki, turnelerde çalınacak şarkılara karar verirken müzik dinleme platformlarında en çok dinlenen çalışmalarını seçmeyi tercih ediyor. İstatistikler bu geri dönüş turnelerininin merchandise satışlarını neredeyse iki kat yükselttiğini ve dinlenme oranlarını da kayda değer derecede artırdığını kanıtlıyor. Örneğin, Oasis biletleri satışa çıktığı an Spotify’da dünya genelinde dinlenme oranı %160’tan fazla artmıştı.
Tarkan da Karma turnesi yapar mı?
Peki sanatçılar, hayranların heyecanları ve anılarını sadece para olarak mı görüyor yoksa onlar da geçmişteki başarılı işlerini hatırlayarak özgüvenlerini geri mi kazanıyor? Yoksa bu tarz turneler yeni sanat üretimin önüne ket mi vuruyor? Aslında hepsine cevabımız ne evet ne de hayır. Sonuçta sanatçılar da bir şekilde para kazanmak zorunda. Bu saydığımız isimlerin eskisi kadar üretim yapma disiplinine de sahip olmadığı aşikar. O zaman neden onların en parlak ve en güçlü dönemlerini yansıtan bu şarkıları canlı bir performansta dinlemeyelim ki?
Günümüz seyircisinin büyük isimlerin sadece hit şarkılarını dinlemek için konserlere para ödediğini düşünürsek eğer, bu denklemde alan da satan da memnun. Ayrıca bu turlar grupların bir sonraki projelerine fon sağlamak için de önemli bir kaynak.
Bu akımın ülkemiz sanatçıları tarafından henüz sahiplenilmemesini şaşırtıcı buluyorum. Hâlâ senfoni orkestrası ile konser vermenin yenilikçi bir yaklaşım olduğunu düşünüyorlar. Mesela Tarkan kült albümü Karma’yı baştan sona çaldığı bir turne düzenlese hiç ummadığınız kişileri bilet alırken görebilirsiniz. Levent Yüksel’in Med Cezir albümü etrafında şekillenen bir konser de iyi olmaz mıydı? Ceza’nın Rapstar albüm turnesine yeniden çıkması... Neden olmasın?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Adamlar üyeleriyle yeni albümleri "Kahırlı Merdiven"in üretim sürecini konuştuk. Duman'ın 11 yıl aradan sonra çıkardığı Kufi'yi dinledik.
16 Ara 2024

YAZARLAR

Eda Solmaz
Müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




