Kültür ekosisteminde değişen koşullar ve artan belirsizlik


Her daim bir adım öteye; cesur ve zamansız: Slush Jobs 2022’den merhabalar sevgili Duende okuyucusu! Yeni yılın ilk bülteninde seni tasarımın yaşamın önemli bir parçası olduğuna inanan, uzun soluklu ve ayakları yere basan tasarımların hayatı anlamlı kıldığı yaklaşımıyla hareket eden Slush Jobs’la tanıştırmak isteriz. Nedir? Moda sektörünün hızına karşılık “canlılığa saygısını yitirmeden, elinden geldiğince” farklı ve farkında olarak yaşamaya ve üretmeye çabalayan Slush Jobs; uzun kullanım için üretilmiş, tarz ve tasarım olarak farklı olmanın yanında kolay tüketilmeyen bir duruşu destekleyen üretimler yapıyor. Slush Jobs, motto ve hikâyelerini ayrı ayrı belirlediği, temalarını detaylandırarak seçtiği ürünlerinin yanı sıra özenle seçilmiş kumaşlarıyla da fark yaratıyor. SlushJobs x ReCharge: Her koleksiyonda mitolojiden ve hayattan tasarımlarıyla sokak tarzı üretimler yapan Slush Jobs, bağımsız DJ’lerin kurduğu bir platform olan ReCharge iş birliğiyle kış sezonu için Parti Koleksiyonu yarattı. Bedeni ısıtırken ruhu da canlı tutmayı hedefleyen Slush Jobs 21-22 kış sezonu, özel tasarlanan Parti Koleksiyonuyla capcanlı ve yine farklı bir tarzı kovalamaya koyuldu. Dahası: Slush Jobs, sosyal farkındalık projesi olan On Yedi Projesi’yle Birleşmiş Milletler 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne dikkat çekmek üzere her kesime hitap edecek ve her kesimi temsil edecek bir sweatshirt tasarladı. Slush Jobs’ı keşfederek cesur ve zamansız parçalarla buluşmak üzere bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Neler oluyor? Kültür ekosisteminin değişen koşulları ve artan belirsizlik, “Her şeye rağmen üretim,” gibi umudu besleyen söylemlerin artmasını sağlıyor. Öyle ki sistematik olarak daraltılan kültür politikalarına direnmenin tek yolu, geçmişin özlemini duyan üreticilerin geleceği hayal ederek üretim devamlılığına tutunmasından geçiyor. Tam bu noktada Dr. Anıl Sayan’ın 2020 yılında yayımladığı “Türkiye'de Alternatif Müzik Sahnesi: Yeni Medya Bağlamında Otoriter Yönelimler ve Ana Akım Müzik Pratikleri ile Müzakereler” başlıklı tezinde konu aldığı ortak söylemler bugün daha da hissedilir bir hâl aldı.
Ne söyledi? Otoriter eğilimler altında Türkiye’de alternatif müzik sahnesinde umut emeğinin yeni medya bağlamında nasıl oluşturulduğuna ve üretildiğine odaklanan Beykoz Üniversitesi Doktor Öğretim Üyesi Dr. Anıl Sayan’ın bugüne dair nedenlerini ve gelecek tahlillerini sorduk.

Dr. Anıl Sayan
1. Türkiye’de alternatif müzik söylemini, “yüksek kültürel sermayenin, düşük sosyal ve ekonomik sermayeye dönüştürülmesi” olarak tanımlamışsın. Burada süreç ne kadar normal olarak görülse de ekonomik sermayeye dönüşümünün bu denli merkezi siyasete bağlı olması sence bir zorunluluk muydu? Yoksa daha farklı yollar izlenerek bu bağlılık azaltılabilir miydi?
Alternatif müzik doğasının günümüzde merkezi siyasetten ziyade, muhafazakâr hassasiyetlerle regüle edilmeye çalışılan neoliberal kültür piyasası koşullarına bağlı olduğunu düşünüyorum. Bu hassasiyetler kültürel girişimciler ve alternatif müzisyenler için baskı ya da zorlaştırıcı etki üretse de gün sonunda “show devam ediyor, etmeli de” çünkü bu ilişkiler 2000’lerden bu yana kültür piyasasındaki bir endüstriyi işaret ediyor. Bu endüstri kültürel girişimcilerin ve müzisyenlerin kariyer arzusunu, alternatif söylemin doğasıyla ilişkilendirerek gerçekleştirdiği bir alan. Bu alanın dinamiklerini kültür piyasasının koşullarından uzak düşünmek pek de mümkün değil.
Elbette 2010’lardan sonra piyasa koşulları değişti ve bu koşullar aktörler için zorlaştırıcı bir etki üretiyor. Gündelik siyasetin belirsizlikleri ve güvencesiz çalışma koşullarıyla mücadele etmek kolay değil. Türkiye’de 2010’lardan sonra artan bir belirsizlik atmosferi hâkim. Bunu toplumsal yaşamın neredeyse her alanında deneyimliyoruz.
Belirsizlik hâli hem şu anı hem de yarını flulaştırıyor. Bu belirsiz atmosfer, kültürel ön takısı olsun olmasın her türden girişimcilik tipi için yüksek derecede risk demek. Üstüne üstlük piyasadaki muhafazakâr hassasiyetler de farklı seviyelerde zorluk ve baskı üretiyor ancak şu da unutulmamalı; hükümetin tek elde toplanan merkezi gücü, kültür piyasasında dönüştürücü bir etki üretemiyor. Bunu birçok hükümet aktörü de ifade etti üstelik. Birçok değerli akademik çalışma da var bu konu üzerine. Dolayısıyla şunu demeye çalışıyorum, kültür piyasası muhafazakâr hassasiyetlerle regüle edilmeye çalışılsa da pandemi gibi bir dönem olmadıkça ve hatta olduğunda bile, show bir şekilde devam ediyor, edecektir de.
Alternatif müzik söylemi sadece endüstriyel ilişkileri anlatmıyor bize, ana akım müzik kültürünün ve kültür piyasasındaki muhafazakar hassasiyetlerin ötesindeki her türlü müzikal girişimi ifade ediyor. Bu müzikal girişimler gerek sahne aktörleri, gerekse de dinleyiciler için alternatif müzik söylemi etrafında şekillenen farklı varoluş biçimleri demek.
Alternatif müzik söylemi günümüzde Batılı ve küreselleşmiş bir müzik endüstrisine işaret ediyor. Bugün uzaklaşılmış olsa da, alternatifin felsefesi, sınıf temelli ideolojilerin sanatsal ve üslup politikaları arasında somutlaşan 70’lerdeki punk kültürüne dayanıyor. Punk, karşı hegemonik ve daha çok sol eğilime sahip kültürel bir mücadele alanıydı. Türkiye’deki alternatif müzik söyleminde de etkiyi görebiliyoruz. Elbette ticarileşme ve otoriter politikalar bu etki alanını azaltsa da, halen bunları gözlemlemek mümkün. Bu etkinin iktidarın ideolojik sosyokültürel pozisyonuna çok da yakın olmadığı bir gerçek.
Alternatif müzik söylemi, muhafazakar bir iktidar altında kendini Batılı ve seküler kültürel hassasiyetlere yakın hisseden girişimcilerin, müzisyenlerin ya da dinleyicilerin ortak noktada buluştuğu bir varoluş biçimi ya da oluşturduğu duygusal ittifak alanı da. Bu varoluş biçimi ya da duygusal ittifak, aktörlerin ülkeleriyle yıpranan ilişkisini toparlama potansiyeline de sahip üstelik.
Şunu demeye çalışıyorum; merkezi siyasete bağlılıktan ziyade, Türkiye’de alternatif müzik söylemi kültür piyasasının koşulları etrafında merkezi siyasetin ya yok sayıldığı ya da ret edildiği bir kaçış alanı.

2. Kültür piyasasının değişen koşulları ve artan belirsizlik, “Her şeye rağmen üretim,”de olduğu gibi umudu besleyen söylemlerin artmasını sağlıyor. Burada korunan umut, sonuç olmak dışında değişimin ve radikal dönüşümlerin başlangıcı da olabilir mi?
Her şeye rağmen üretim ifadesinin sadece içinde bulunduğumuz dönem için geçerli olduğunu söyleyemeyiz. Aksine ifade alternatif müziğin doğası itibarıyla 90’lardan bu yana farklı bağlamlarda sürekli olarak kendine yer buluyor. Dolayısıyla bu ifade biçimi farklı dönemlerde, farklı anlamları ifade ediyor. Günümüzdeki anlamı; muhafazakâr hassasiyetlere, gündelik siyasetin belirsizliğine ve derinleşen güvencesiz çalışma koşullarına karşın müziğe duyulan sevginin ve umudun bir emek biçimine dönüştürülmesini anlatıyor. Şu andaki sıkışıklık, her şeye rağmen üretim ifadesiyle geleceğe erteleniyor.
Literatüre bakındığımızda neoliberal piyasa koşullarının, özellikle müzisyenlerin ya da kültürel girişimcilerin sosyal değişim isteğini engellediğini ya da aşındırdığını gösteriyor. Bahsettiğin umudun sosyal değişimden ziyade, piyasadaki koşullarının değişimine ön ayak olabileceğini düşünüyorum. Pandemide ortaya çıkan direngen tavırda bunun ilk filizlerini görmeye başladık. Bunun için de dayanışmanın sürekli kılınması gerek.
Literatürdeki bir diğer bakış açısıysa, bir gelecek siyaseti olarak umudun baskıcı ortamlarda gerçekleşmemesiyle kademeli olarak insanların umutsuzluğa sürüklenmesi. Beklenen geleceğe ulaşamamak, insanları umutsuzluğa sürükleyebilir ancak bugün Türkiye’den çok daha baskıcı koşullarda ve ülkelerde bile müzik/ kültür sanat bir varoluş alanı olarak kendine yol bulmaya devam ediyor. Türkiye’de alternatif müzik, her şeye rağmen kendine bir yön bulacaktır ancak beni asıl endişelendiren, böylesine bir ekonomik krize kültür piyasasının nasıl bir reaksiyon vereceği.
3. Türkiye’de alternatif müziğin 2020’lerdeki akıbeti artık merkezi siyasetle doğrudan ilişkili durumda. Olumlu yönde bir değişimin başlangıcında atılması gereken öncelikli adımlar nedir sence?
Dayanışma, dayanışma, dayanışma! Gerekirse tüm paydaşları kapsayacak sendikal bir örgütlenme, kolektif bir inisiyatif veya safların sıklaşması olumlu birer başlangıç noktası olabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye'de alternatif müziğe dokunuyor, dönüşlerine ve kesişimlerine tanık oluyoruz. Dardenne Kardeşler'le bir kez daha sinemada işçi sınıfının temsilinde buluşuyoruz. Davetlisin.
07 Oca 2022

YAZARLAR

Taner Turna
grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR



