Okula dönüş: ‘Wednesday’in yaratıcıları ile sohbet ettik

Netflix’in izlenme rekorları kıran dizisi “Wednesday”, 6 Ağustos’ta ikinci sezonunun ilk bölümleriyle geri dönüyor. Dizinin yaratıcıları Al Gough ve Miles Millar ile dizinin yeni sezonunu konuştuk.
Okula dönüş: ‘Wednesday’in yaratıcıları ile sohbet ettik

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Netflix tarihinin en başarılı* projelerinden Wednesday dizisi, gücünü hem televizyon ve sinema dünyasının en sevilen ailelerinden Addams Ailesi’ni geri getiren nostaljisine hem de bunu Wednesday Addams’ı Nevermore Akademi adlı okula yerleştirip burada yaşadıklarına yoğunlaştığı özgün fikre borçlu. 

90’lardaki The Addams Family ve Addams Family Values filmlerinin büyük bir hayranı olarak, Kasım 2022’de dizinin ilk sezonu gündemdeyken Wednesday’i canlandıran Jenna Ortega ve Nevermore’un ilk sezondaki müdüresini canlandıran Gwendoline Christie dahil dizinin altı oyuncusuyla sohbet etmiştik

Şimdi, ikinci sezonun ilk dört bölümü yayımlanmadan hemen önce ise kamera önünden arkasına geçtim: Önceki projeleri Smallville, üniversite yıllarımda iz bıraktığı için müteşekkir olduğum, dizinin yaratıcıları Al Gough ve Miles Millar’a sorularımı yönelttim.

*Wednesday’in ilk sezonu halen Netflix’in İngilizce orijinal yapımları arasındaki ilk hafta (411.3 milyon saat izlenme) ve ilk 91 gün (252.1 milyon görüntülenme) izlenme rekorlarının sahibi. İngilizce dışındaki diller dahil edildiğinde ise her iki rekor Squid Game’in ilk sezonuna ait.

Wednesday dizisinin yaratıcıları Al Gough ve Miles Millar | Fotoğraf: AB+DM/Netflix © 2025

Yıllar önce, Smallville ile çok tanıdık bir hikayeyi, Süpermen’in hikayesini liseye taşıyıp bambaşka bir şeye dönüştürmüştünüz. Aslında Wednesday’de de benzer bir şeyi yapıyorsunuz. Sizi lise dramalarına bu kadar çeken nedir?

Al Gough: Lise yılları, insanların kim olacağını şekillendirmeye başladığı bir dönem. Smallville için kendi aramızda “puberty with superpowers” diyorduk —“ergenlik artı süper güçler”. Clark Kent’in insani yönlerini keşfetmek çok keyifliydi. Wednesday’de ton farklı ama yine tanıdık bir karakterin farklı bir dönemine odaklanıyoruz. Christina Ricci’nin performansıyla akıllara kazınan Wednesday Addams’ı bu kez 16 yaşında, farklı bir dünyada görüyoruz. İkonik karakterlerin anlatılmamış dönemlerine eğilmek çok eğlenceli. Addams Ailesi için de öyle; Nevermore Akademisi ya da dışlanmışlar dünyası önceden yoktu. 90’lar filmlerinde genelde dışarıdan biri gelip paralarını çalmaya çalışırdı. Bizse bu dünyayı genişletiyoruz.

Peki lise draması ile doğaüstü gizem arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?

Miles Millar: Bu konuda matematiksel bir formülümüz yok. Aile bağları, gizem, gençlik dramı ve mizah... Bu malzemelerle doğru tonu yakalamaya çalışıyoruz. Her bölüm kendi hikayesini anlatıyor. Karakterlerin o anki yolculuğu bu dengenin nasıl kurulacağını belirliyor. Yüzde hesapları yapmıyoruz, tamamen hikayenin yönüne göre şekilleniyor.

Jenna Ortega, Wednesday | Kaynak: Netflix

Üç yıl önce Wednesday dizisini ilk kez duyup da Tim Burton’ın projeye dahil olduğunu öğrenince şaşırmıştım. Sanki o hep orijinal hikayelerle çalışıyor gibi hissetmiştim. Sonra bu düşüncenin ne kadar aptalca olduğunu fark ettim: Batman, Alice, Sweeney Todd... Ama ne demek istediğimi anlıyorsunuzdur; öyle bir stili var ki, uyarlamaları bile özgün kılıyor. Bölümlerin birçoğunun yönetmeni olarak Tim Burton bu yapımda ne kadar özgün bir imza bıraktı, ne kadarını Addams Ailesi’nden aldı?

Al Gough: Biz kendisine gittiğimizde sezonun büyük bölümü yazılmıştı. Tim’le bir tanışıklığımız yoktu ama onun bu projeye çok yakışacağını düşünüyorduk. Eskiden Addams Ailesi filmi teklif edilmişti ona, çünkü dünyaları çok iyi örtüşüyor. Senaryoyu okur okumaz çok beğendi. Gerçek dünyada geçen ama yükseltilmiş bir atmosferi olan hikayeyi sevdi. Önceki film versiyonları ona biraz karikatür gibi gelmişti. Tim’in görselliği zaten çok güçlü ama insanlar onun görsel komediye olan yatkınlığını bazen unutuyor. Korku ve komediyi iç içe geçirebiliyor. Bu dizi de ona Beetlejuice ve 80’ler-90’lar dönemine dönme fırsatı verdi. Bizce onun için de, proje için de kusursuz bir eşleşmeydi.

Netflix, zamanında binge-watching kültürünü başlatmıştı ama artık popüler dizilerin yeni sezonlarını iki veya üç parçaya ayırıyor. Wednesday için böyle bir karar almak hikayenizi nasıl etkiledi? Seyircinin izleme deneyimi açısından nasıl bir fark yaratacak?

Miles Millar: Biz bu sezonu baştan itibaren iki parçalı olarak kurguladık. İlk dört bölüm kendi içinde bir bütün gibi hissettiriyor. Dördüncü bölümün sonunda büyük bir olay yaşanıyor ve sezonun ikinci yarısını başlatıyor. Böylece ortadan kesilmiş gibi değil, bilinçli olarak inşa edilmiş bir yapı oluyor. İlk kısmın finali belirgindi, ikincisi ise başka bir tempo ve başka bir hikaye açıyor.

Steve Buscemi, Wednesday | Kaynak: Netflix

Jenna Ortega kısa sürede neslinin en çok konuşulan isimlerinden biri hâline geldi, özellikle de korku türünde. Wednesday rolüne onu nasıl seçtiniz; ne arıyordunuz?

Al Gough: Oyuncu seçimi gerip bir şey... Doğru kişiyi gördüğünüzde anlıyorsunuz. Miles, Tim ve ben diyorduk ki “Eğer doğru Wednesday’i bulamazsak bu iş yürümez.” Dizi binlerce karardan oluşur ama bazıları hayati olur. Jenna ile ilk Zoom görüşmemiz Yeni Zelanda’dayken oldu. Rolü okuduğunda, ekrandan bile o enerjiyi hissettik. Aynı hissi Smallville’de Tom Welling için yaşamıştık. Odaya girdiğinde “Bu çocuk Clark Kent” demiştik. Tim de Jenna’yla tanışınca aynı şeyi hissetti. Hem görünüşü, hem yeteneği hem de havasıyla tam bir Wednesday.

Yeni sezonda Nevermore’un yeni müdürü olarak da Steve Buscemi’yi görüyoruz. Bu karakter önceki sezonun müdürü Larissa Weems’ten nasıl farklı?

Miles Millar: Tamamen zıt karakterler olmalarını istedik. Weems “normie” dünyayla köprü kurmaya çalışırken, Buscemi’nin karakteri Dore tamamen içe kapanık. “Yalnızız, dışlanmışız, kendi başımızayız.” diyen, normie-karşıtı biri. Ama aynı zamanda Nevermore’u çok seven, okul için pozitif mesajlar veren, biraz da abartılı bir karakter. Steve Buscemi’yi kadroya katmak bizim için büyük şans. Her sahneye özgün bir yorum getiriyor.

Wednesday | Kaynak: Netflix

İlk sezonda yetişkin Addams Ailesi üyelerini az görmüştük ve açıkçası bu bende biraz hayal kırıklığı yaratmıştı. Çünkü herkes Netflix’inde biraz daha fazla Catherine Zeta-Jones olmasını ister, değil mi? Bu yönde genel bir talep mi oldu; ilk dört bölümden anladığım kadarıyla onları daha çok göreceğiz...

Al Gough: İlk sezonda amacımız Wednesday’in Nevermore’daki hayatını inşa etmekti. Aile ilk bölümde görünüp, veli ziyareti bölümüne kadar yok oluyordu. Var oldukları bölümde de odak daha çok anne-kız ilişkisi üzerineydi. İlk sezonla ilgili gelen geri dönüşlerde seyircinin Addams Ailesi’ni daha çok merak ettiğini fark ettik. Onları sadece silüetleriyle tanıyoruz ama kişiliklerini pek bilmiyoruz. Bunun bir dizi olmasının avantajı, bir film gibi iki saatte değil, geniş bir zamanda karakterleri keşfetme şansı vermesi. Bu sezon aileyi daha çok içine alan bir yapı kurduk. Zaten Pugsley artık Nevermore’da bir öğrenci, Morticia ve Gomez’i de daha çok dahil etmenin bir yolunu bulduk. Catherine [Zeta Jones], Luis [Gúzman] ve Isaac [Ordonez] harika iş çıkarıyorlar.

Sanırım bir anlık da olsa Lady Gaga’yı da gördüm. Sezonun ikinci yarısında bizi nasıl bir karakter bekliyor?

Al Gough: [Gülüyor.] Şimdilik bu konuda pek bir şey söyleyemiyoruz, Netflix basına yansıyanlardan fazlasını açıklamamıza izin vermiyor.

Jenna Ortega, Wednesday | Kaynak: Netflix

Bu sezon müzik kullanımının da çok öne çıktığını düşündüm. Özellikle 90’lar şarkılarının çello ve piyano cover’larını sevdim. Zombie’yi duymak mesela, çok etkileyiciydi. Bu parçalar senaryoda da yazılı mıydı, yoksa sonradan mı karar verildi?

Al Gough: Genellikle istediğimiz şarkıları senaryoya yazmaya çalşıyoruz. Fakat her şarkı enstrümental çello uyarlaması için uygun olmayabiliyor, bu yüzden müzik süpervizörleriyle uzun uzun konuşuyoruz.

Miles Millar: Örneğin üçüncü bölümün sonunda Losing My Religion var. Senaryo taslağında farklı bir şarkı vardı ama görüntülerle hiç uyuşmadı. Sonra bu parçayı denedik ve mükemmel oturdu. Yani süreç içinde şekilleniyor ama %90 oranında şarkılar önceden belirlenmiş oluyor. Zaten cover şarkılar için haklarını alma ve düzenleme süreci zaman alıyor. 

Camp Jericho bölümü bana Addams Family Values filmini anımsattı. Bu bir gönderme miydi?

Al Gough: Kesinlikle. Addams Family Values bizim iki film arasındaki favorimiz. Wednesday’i kampa göndermek çok doğru bir fikirdi. Okul ortamının dışına çıkmak, hem komedi hem de drama açısından verimli oldu. Küçük de bir selam gönderdik diyebiliriz.

Biraz da Moonrise Kingdom havası vardı...

Miles Millar: Kesinlikle! O film de ilham kaynaklarımızdan biri.

Peki son olarak, favori Addams Ailesi üyeniz kim?

Miles Millar: Wednesday’i söylemeden olmaz ama onun dışında Fester Amca derim. Çok anarşik, ne yapacağı belli değil. Hayattan gerçekten keyif alıyor. En kötü durumda bile kıkırdayabiliyor; bu yönünü seviyorum.

Al Gough: Ben de Fester derim ama Thing karakterine de ayrı bir sevgim var. Sadece bir el ama Victor [Dorobantu] karaktere ruh kattı. Seyircilerin de onunla bağ kurması bizi çok mutlu etti. 

Wednesday | Kaynak: Netflix

Nerede izleyebilirsin? Wednesday’in ikinci sezonunun ilk dört bölümü 6 Ağustos Çarşamba, diğer bölümleri ise 3 Eylül Çarşamba günü Netflix kataloğuna eklenecek.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR